© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme’nin İçtihatlarına İlişkin Bilgi Notu No. 165
Temmuz 2013
Vinter ve Diğerleri – Birleşik Krallık [BD] - 66069/09, 130/10 ve 3896/10
Karar 9.7.2013 [BD]
Madde 3
Aşağılayıcı muamele
İnsanlık dışı muamele
Sadece ölümcül hastalık veya ciddi kısıtlılık durumlarında tahliyesi mümkün olan müebbet hapis cezası: ihlal
Olgular – İngiltere ve Galler’de insan öldürme zorunlu bir hapis cezasını gerektirir. 2003 Ceza Yargılaması Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, zorunlu müebbet hapis cezası mahkûmlarının, erken şartlı tahliyeye liyakat kazanmadan önce çekmeleri gereken asgari süreyi gösteren tarife sürelerini belirlemekle Devlet Bakanı yetkili kılınmıştı. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana, bu yetki artık dava yargıcı tarafından kullanılmaktadır. Önceki uygulama çerçevesinde tarifeleri belirlenmiş olan Mahkûmlar Yüksek Mahkemeye gözden geçirme için başvurabilmekteydiler.
Üç başvurucuya da, insan öldürme suçundan dolayı mahkûm edilmelerinin ardından “şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis kararı” verilmiştir. Böyle bir karar suçlarının yaşamları boyunca cezaevinde kalmalarını gerektirecek kadar ciddi olarak değerlendirildiği anlamına gelmektedir, meğerki Devlet Bakanı, istisnai durumların – uygulamada, ölümcül hastalık veya fiziksel kısıtlılık – varlığına ikna olursa, insani nedenlerle bunların serbest bırakılmalarına karar verme takdirini kullansın. İlk başvurucu, Bay Vinter’in davasında şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasına 2003 Kanunu çerçevesinde dava yargıcı tarafından karar verilmiştir ve cezası, Bay Vinter’in zaten daha önceden de insan öldürmeden dolayı bir mahkûmiyetinin bulunduğu gerekçesiyle İstinaf Mahkemesi tarafından onaylanmıştır. İkinci ve üçüncü başvurucuların davasındaki şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasına önceki uygulama çerçevesinde Devlet Bakanı tarafından karar verilmiş, fakat bu kararlar, 2003 Kanunu çerçevesinde, kararları daha sonra temyizde onaylanan Yüksek Mahkeme tarafından yapılan gözden geçirme ile teyit edilmiştir. İkinci başvurucunun, Bamber’ın davasında, insan öldürmelerin kasıtlı ve çok sayıda mağdur içerdiği not edilmiştir; bu nedenler cinsel tatmin saiki ile birlikte üçüncü başvurucu Bay Moore’ın davasında da mevcuttu.
Avrupa Mahkemesine başvurularında, başvurucular şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasının verilmesinin aslında 3. maddeye ihlal eden indirim yapılamaz anlamına gelmesinden şikâyet etmişlerdir.
17 Ocak 2012 tarihli bir kararla (bakınız Bilgi Notu 148), Mahkemenin bir Dairesi dört oya karşı üç oy ile başvurucuların cezası insanlık dışı veya ağırlaştırıcı muamele oluşturmadığı için Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalinin bulunmadığına karar vermiştir. Özellikle, başvurucular, devam eden tutulmalarının artık meşru cezalandırma amacı taşımadığını gösterememiştir. Daire aynı zamanda, başvurucuların şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis kararlarının ya kısa zaman önce bir dava yargıcı tarafından verildiği (Bay Vinter’in davasında) ya da yakın zamanda Yüksek Mahkeme tarafından gözden geçirildiği (Bay Bamber ve Bay Moore’ın davalarında) olgusuna vurgu yapmıştır.
Karar – Madde 3: Büyük Daire, her ne kadar test sadece “nadiren ve benzersiz durumlarda” yerine getirilse de, Dairenin büyük orantısız bir cezanın Sözleşmenin 3. maddesini ihlal edeceği bulgusunu kabul etmekte ve onaylamaktadır. Mevcut davada, başvurucular kendilerine verilen şartlı tahliye içermeyen müebbet hapis cezalarının büyük orantısız olduklarını tartışmamışlardır; aksine, gözden geçirme amaçlı bir dâhili prosedürün eksik olması, Dairenin saptadığı gibi, sadece devam eden hapsi haklı kılan cezalandırma amaçları ortadan kalktığı zaman değil, fakat kararın verildiği andan itibaren kötü muamele oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mahkeme, bazı suçlardan dolayı uygun hapis cezasının süresine karar verirken bir Sözleşmeci Devletlere takdir marjı tanınması gerektiğini ve özellikle ciddi suçlardan dolayı yetişkin suçlulara müebbet hapis cezaları vermekte serbest olmaları gerektiğini tekrarlar. Öte yandan, bir yetişkine indirim yapılamaz bir hapis cezasının uygulanması 3. madde kapsamında bir sorun ortaya çıkabilir. Bir müebbet hapis cezasının belli bir davada indirilebilir nitelikte görülüp görülemeyeceğinin saptanmasında, Mahkeme bir müebbet hapis mahkûmunun bir serbest bırakılma ümidine sahip olduğunun söylenip söylenemeyeceğini ortaya çıkarmaya çalışacaktır. Ulusal hukuk bir müebbet hapis cezasının hafifletilmesi, affedilmesi, sonlandırılması veya şartlı tahliye edilmesi amacıyla gözden geçirilmesi ihtimalini sağlamışsa, 3. maddeye uymak için bu yeterli olacaktır
Bir müebbet hapis cezasının 3. maddeye uygun olması bakımından, hem serbest bırakılma şansının hem de cezanın gözden geçirilme ihtimalinin neden olması gerektiğinin çok sayıda gerekçesi vardır. İlk olarak, Bir mahkûmun, hapsetmenin cezai temelleri olmadıkça, hapsedilemeyeceği sorgulanamaz. Hapis bakımından bu haklı sebepler arasındaki denge mutlaka değişmez değildir ve ceza süresince yer değiştirebilirler. Sadece bu cezanın uygun bir noktasında, devam eden hapsin haklılığının gözden geçirilmesiyle, bu nedenler veya değişimler tam anlamıyla değerlendirilebilir. İkinci olarak, şartlı tahliye içermeyen bir müebbet hapis mahkûmu, serbest bırakılma ümidi veya cezasının gözden geçirilmesi ümidi olmadan hapsedilirse, cezaevinde ne yaparsa yapsın, rehabilitasyon yoluyla gelişimi ne kadar olağanüstü olursa olsun suçunu asla telafi edememe riski bulunmaktadır. Üçüncü olarak, en azından bir gün özgürlüğünü tekrar kazanma şansını vermeden, zor kullanarak bir kişiyi özgürlüğünden mahrum etmek, Devlet açısından insan onuru ile bağdaşmaz olacaktır. Bundan başka, müebbet hapis cezasından yatanlar dâhil, bütün mahkûmlara rehabilitasyon sağlanması ve bu rehabilitasyon başarıyla sonuçlanırsa serbest bırakılma şansının sunulması ilkesine Avrupa ve uluslararası hukukta artık açık destek vardır.
Bu nedenle, 3. madde, müebbet hapis mahkûmunda meydana gelen herhangi bir değişikliğin devam eden tutulmanın artık meşru cezalandırma amaçları ile haklı gösterilemeyeceği anlamını verecek kadar kayda değer olup olmadığını ve rehabilitasyon yoluyla sağlanan bu iyileşmenin ceza çekilirken yapılıp yapılmadığını iç hukuk makamlarının değerlendirmesine olanak verecek bir gözden geçirme mekanizması çerçevesinde cezalarının indirilebilir olmasını aradığı biçiminde yorumlanmalıdır. Bu gözden geçirmenin hangi biçimde (idari veya yargısal) yapılması gerektiğini tanımlamak veya ne zaman yapılması gerektiği saptamak Mahkemenin görevi olmasa da, Mahkemedeki karşılaştırmalı ve uluslararası hukuk materyallerinin, müebbet hapis cezasının uygulanmasından sonra yirmibeş yılı geçmeyecek bir gözden geçirme ile sonrasında da periyodik gözden geçirmeyi güvence altına alan özel bir mekanizma kurulmasına açıkça desteklediğini göstermiştir. İç hukukun bu tip bir gözden geçirme ihtimalini düzenlemediği durumda, bir müebbet hapis cezası Sözleşmenin 3. madde standartları ile aynı düzeyde olmayacaktır. Son olarak, gerekli gözden geçirme, zorunlu olarak hükmün verilmesinden sonra ileriye dönük bir olgu olmasına karşın, bir müebbet hapis cezası mahkûmu, cezasına eklenen hukuki koşulların 3. madde gereklerini bu açıdan yerine getirmediği şikâyetini ileri sürebilmeden önce, süresi belli olmadan yıllarca beklemek ve cezasını çekmek yükümlülüğünde olmamalıdır. Müebbet hapis cezası mahkûmları, ceza hükümlerinin başlangıcında, serbest bırakılmaları için cezalarının ne zaman gözden geçirileceği veya geçirilmesinin istenebileceği dâhil, hangi şartlar altında ne yapmaları gerektiğini bilme hakkına sahiptirler. Sonuç olarak, iç hukuk şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasının gözden geçirilmesi için herhangi bir mekanizma veya imkân sağlamazsa, 3. madde ile bu nedenle ortaya çıkacak bağdaşmazlık, sonraki hapsedilme aşamasında değil, şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasının hükmedilmesi zamanında hâlihazırda ortaya çıkar.
Hükümet Mahkemede, 2003 Kanunun amacının yürütmeyi müebbet hapis cezaları ile ilgili karar alma sürecinden tamamen çıkarmak olduğunu ve bunun, önceden mevcut olan 25 yıllık gözden geçirmenin İçişleri Bakanı tarafından yürürlükten kaldırılmasının nedeni olduğunu ileri sürmüştür. Öte yandan, Mahkeme yirmibeşinci yıl gözden geçirilmesinin tamamen bertaraf edilmesindense, bu gözden geçirmenin yargısal çerçevede yürütülmesini öngören yasama amacının çok daha tutarlı olacağı görüşündedir.
Mahkeme aynı zamanda, İngiltere ve Galler’deki müebbet hapis mahkûmlarının serbest bırakılma umuduna ilişkin mevcut kanunların belirsiz olduğunu da saptamıştır. 1997 Kanunun 30. bölümü Adalet Bakanına, şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis kararından yatan dâhil, herhangi bir mahkûmu serbest bırakma yetkisi vermiş olmasına karşın, yürürlükteki Cezaevi Hizmet Kararnamesi tahliyeye ancak bir mahkûm ölümcül hasta veya fiziksel olarak kısıtlı olması durumunda karar verilebileceğini öngörmektedir. Bunlar oldukça sınırlayıcı koşullardır ve Mahkemenin görüşüne göre, bu çeşit bir insani nedenle serbest bırakma Kafkaris davasındaki "serbest bırakılma umudu” ile kastedilen şey değildir.
Bundan dolayı, şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis kararlarının gözden geçirilmesine özgülenmiş herhangi bir mekanizmanın yokluğuna ek olarak, 30. bölümün genel ifadesi ile Cezaevi Hizmet Kararnamesinde açıklanan tüketici koşullar arasındaki bu çelişki ışığında, Mahkeme, hâlihazırda, başvurucuların müebbet hapis cezalarının 3. maddenin amaçları bakımından indirilebilir olarak görülebileceğine ikna olmamıştır. Bu nedenle bu maddenin gerekleri üç başvurucunun hiçbirisi bakımından yerine getirilmemiştir.
Öte yandan Mahkeme, başvurucuların davalarındaki bir ihlal bulgusunun onlara derhal salıverilme umudu verecek şekilde anlaşılamayacağının altını çizmiştir. Serbest bırakılıp bırakılmamaları, örneğin, devam eden tutulmalarının meşru cezalandırma amaçlarıyla hala haklı görülüp görülemeyeceğine ve tehlikelilik nedeniyle tutulmaya devam etmelerinin gerekip gerekmediğine bağlı olacaktır. Bu sorular bu davada sorun oluşturmamıştır ve Mahkeme önünde tartışma konusu olmamıştır.
Karar: ihlal (On altıya karşı bir oy).
Madde 41: İlk başvurucunun maruz kaldığı manevi zarar bakımından ihlal bulgusunun kendisi adil karşılık oluşturur. Diğer başvurucular tarafından herhangi bir talep yapılmamıştır.
(Aynı zamanda bakınız Kafkaris - Kıbrıs [GC], 21906/04, 12 Şubat 2008, Bilgi Notu 105; Iorgov - Bulgaristan (no. 2), 36295/02, 2 Eylül 2010, Bilgi Notu 133; Schuchter - İtalya (karar), 68476/10, 11 Ekim 2011, Bilgi Notu 145 ve Harkins ve Edwards - Birleşik Krallık, 9146/07 ve 32650/07, 17 Ocak 2012, Bilgi Notu 148)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Kayıt Müdürlüğü’nün bu özeti Mahkeme’yi bağlamaz.
İçtihat Bilgi Notları İçin Tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy