© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2014. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme’nin İçtihatlarına İlişkin Bilgi Notu No. 165
Temmuz 2013
Vona - Macaristan - 35943/10
Karar 9.7.2013 [II. Bölüm]
Madde 11
Madde 11-1
Dernek özgürlüğü
Roman aleyhtarı toplantılar ve paramiliter askeri törenler yapan derneğin feshedilmesi: ihlal yok
Olgular – Başvurucu, Macar gelenekleri ve kültürünü korumak hedefiyle, Daha İyi Macaristan Hareketi olarak isimlendirilen bir siyasi partinin on üyesi tarafından 2007’de kurulan, Macar Muhafızlar Derneğinin (“Dernek”) başkanıdır. Dernek, 2007’de, amacı, “savunmasız Macaristan’ı maddeten, manen ve entelektüel olarak savunmak” şeklinde tanımlan Macar Muhafızlar Hareketi’ni (“Hareket”) kurmuştur.
Hareket kuruluşundan kısa süre sonra, Ağustos 2007 tarihinde Buda Kalesi’nde elli altı muhafızın yemin törenini organize etmeleri de dahil olmak üzere, tüzüğü ile uyumlu olmayan faaliyetler yürütmeye başlamıştır. Yetkililer, Dernekten hukuka aykırı faaliyetlerini sonlandırmasını istemiştir. Kasım 2007’de, başvurucu hukuka aykırı faaliyetlerin durdurulduğunu ve Dernek tüzüğünün buna göre değiştirileceğini yetkililere bildirmiştir. Öte yandan, üniforma giyen Hareketin üyeleri sonradan, büyük Roman nüfusu olan köyler de dahil olmak, üzere tüm Macaristan’da toplantılar ve gösteriler yapmış ve “etnik Macarlar”ın sözde “Çingene suçluluğu”na karşı savunulması çağrısı bulunmuşlardır. Polisin, yürüyüşün Roman ailelerin oturduğu bir cadde boyunca yapılamasına izin vermediği Aralık 200’deki olay sonrasında, yetkililer Derneğin feshedilmesini amaçlayan bir mahkeme emri almak için başvuru yapmışlardır. Derneğin feshedilmesi kararı Aralık 2009’da verilmiştir ve Temmuz 2009’da Hareket tarafından organize edilen iki diğer gösteri sonrasında, fesih kararının kapsamı, Yüksek Mahkeme tarafından onaylanan bir kararla, Hareket’i de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Karar
(a) Kabul edilebilirlik – Madde 17: Hükümet, 17. madde ışığında Sözleşme’nin hükümleri ile konu bakımından bağdaşmazlık nedeniyle, başvurunun kabul edilemez ilan edilmesi gerektiğini, çünkü Derneğin Yahudi ve Roman vatandaşlara karşı ırksal nefretin açıklanmasında, kurumsal bir çerçeve sağladığını iddia etmiştir. Öte yandan Mahkeme, başvurucunun şikayetinin esas olarak, bir derneğin, iç hukuk düzeyinde hukuka aykırı ilan edilmemiş olan ve herhangi bir şiddet eylemine yol açmayan bir gösteri nedeniyle feshedilmesi ile ilgili olduğunu not etmiştir. Bu faaliyetler, Sözleşme’de düzenlenen herhangi bir hak ve özgürlüğün tahrip edilmesini amaçlayan herhangi bir eylemi veya başvurucu tarafından totaliter görüşleri savunma veya propagandasını yapma niyetini ilk bakışta ortaya çıkarmamaktadır. Dolayısıyla, başvuru 17. maddenin amaçları bakımından dilekçe hakkının kötüye kullanılmasını oluşturmaz.
Sonuç: ilk itiraz reddedildi (oybirliği).
(b) Esas – Madde 11: Başvurucu tarafından yönetilen Dernek ile daha sonra Hareket’in feshedilmesi, başvurucunun dernek özgürlüğü hakkına bir müdahale oluşturmuştur. Müdahale kanunla öngörülmüş ve kamu güvenliği, düzensizliğin önlenmesi ve başkalarının haklarının korunması amaçlarını izlemiştir.
Dava, bir siyasi partiden ziyade, bir dernek ve bir hareketin feshedilmesi ile ilgili olmasına karşın, Mahkeme, başvurucunun derneği gibi sosyal örgütlerin siyasetin ve politikaların biçimlenmesinde önemli bir rol oynayabileceklerini kabul etmektedir. Mahkeme, bir Devletin, müdahale etmeden önce, siyasi bir hareketin şiddete başvurmasını beklemek zorunda olmadığını tekrarlamıştır. Hatta siyasi hareket yönetimi ele geçirmek teşebbüsünde bulunmasa ve politikasının riskleri yakın olmasa dahi, böyle bir hareketin, Sözleşme standartları ile bağdaşmayan politikaları uygulamak için kamusal yaşamda somut adımlar atmaya başladığı saptandığı sürece, Devlet demokrasiyi korumak için önleyici tedbirler alma yetkisine sahiptir.
Toplantılar süresince fiili hiçbir şiddet meydana gelmemiş olmasına karşın, eylemciler askeri benzeri üniformalar giyerek, askeri benzeri bir düzen içinde, selamlar vererek ve askeri türde emirler vererek köylerde yürümüşlerdir. Bu toplantılar, toplantıyı organize edenlerin amaçlarını gerçekleştirmek için paramiliter örgütlenmeye başvurmaya istekli ve yeterli oldukları mesajını iletme kapasitesine sahiptir. Ek olarak, paramiliter biçimlenme, Macaristan’da, Roman’ların kitlesel yok edilmesinden sorumlu rejimin bel kemiği olan, Macar Nazi (Arrow Cross) hareketini hatırlatmaktadır. Macaristan’ın Arrow Cross iktidar dönemi izinden gidildiği gibi, tarihsel deneyimin ışığında, bir derneğin, ırksal ayrımlar beyan eden paramiliter gösterilere dayanması ve dolaylı olarak, ırka dayanan eylem çağrısı, ırksal azınlığın üyeleri üzerinde korkutucu bir etkiye sahip olmuş olmalıdır, bu nedenle, ifade özgürlüğü veya toplanma özgürlüğünün Sözleşme kapsamındaki koruma alanını aşmıştır. Gerçekten de, organize eylemcilerin tehditkar grubunun fiziksel mevcudiyeti dikkate alındığında, bu tür bir paramiliter yürüyüş sadece rahatsız edici veya incitici ifade açıklamasının ötesine geçmiştir.
Derneğin feshedilmesi bakımından, tek başına alındığında, gösterilerin illegal olmaması önemsizdir; çünkü, bir derneğin gerçek niteliği ve amaçları, belki sadece bu tip gösterilerin gerçek idaresi ışığında ortaya çıkabilir. Gerçekten de, sözde “Çingene suçluluğunu” köşeye sıkıştırıp orada tutmak iddiasıyla bir dizi toplantı düzenlemek, bir ırk ayrımcılığı politikasının uygulanmasına yol açmış olmalıdır. Anti-demokratik fikirlerin savunulması, bir siyasal partinin kapatılmasını haklı kılmak için bizzat yeterli olmamasına, bir dernek durumunda daha da az yeterli olmasına karşın, koşulların bütünü – özellikle Hareket’in eşgüdümlü ve planlanmış eylemleri – bu tedbir için yeterli ve ilgili gerekçeleri oluşturmuştur. Bu nedenle, Macar yetkililerinin argümanları, feshin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını göstermek bakımından ilgili ve yeterli olmuştur.
Hareket’in yansıttığı tehdit, sadece Derneğin Harekete sağladığı kurumsal desteğin kaldırılmasıyla etkili bir şekilde bertaraf edilebilir. Yetkililer, hukuki varlıklarını onaylayarak, Hareket’in ve Derneğin faaliyetlerine devam etmesini kabullenirlerse, halk bu onayı, böyle bir tehdidinin Devlet tarafından meşrulaştırılması olarak algılayabilir. Bu, Derneğin yasal olarak tescil edilmiş bir oluşum olma imtiyazlarından yararlanarak Hareketi desteklemeye devam etmesine imkan verme ve Devletin de miting kampanyalarının yönetilmesini dolaylı olarak kolaylaştırması anlamına gelecektir. Son olarak, Dernek veya Hareket ya da siyasi faaliyetlere başka biçimde devam etmeleri hiçbir şekilde engellenmeyen üyeleri üzerinde hiçbir ek yaptırım uygulanmadığı için, Mahkeme feshin orantısız olmadığı sonucuna varmıştır.
Sonuç: ihlal yok (oybirliği).
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2014.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy