Vrountou/Kıbrıs – 33631/06 - 13.10.2015 tarihli karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, savaş mağdurları ve Türk silahlı kuvvetleri tarafından işgal edilmiş olan alanlardan çıkarılmış veya Milli Muhafız Teşkilatının ihtiyaçları doğrultusunda tahliye edilmiş kişiler hakkında 1974 yılında düzenlenmiş olan bir tasarı uyarınca, mülteci kartı başvurusunda bulunmuştur. Söz konusu tasarı gereğince, mülteci kartına sahip olan kişilere, mesken yardımı dâhil olmak üzere çeşitli imkânların sağlanması öngörülmüştür. Başvuranın talebi, annesinin mülteci olup, babasının mülteci olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuranın sonrasında başvurmuş olduğu yasal yollar başvuranın lehine bir sonuç doğurmamıştır.
Başvuran Avrupa Mahkemesine başvurduktan sonra, 1974 tasarısı değiştirilmiş ve 2013 tarihi itibarıyla, annesi mülteci olan çocuklara da, babası mülteci olan çocuklar gibi mesken yardımı yapılması öngörülmüştür.
Hukuki Değerlendirme – 1 No’lu Potokol’ün 1. maddesi ile bağlantılı olarak, Sözleşme’nin 14. maddesi: 2003 yılında mesken yardımı sağlanması için ön koşul, başvuru yapan kişinin mülteci kartına sahip olmasıydı. Bu bağlamda, başvurana ilgili zamanda mülteci kartı verilseydi, iç hukuk uyarınca mesken yardımı hakkı da verilmiş olacaktı. Dolayısıyla, mesken yardımı, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin amaçları doğrultusunda bir “menfaat” teşkil etmiş olup, mevcut davaya konu olaylar bu madde kapsamına girmektedir.
Mahkeme ayrıca, mülteci kartı almaya hak kazanma (bununla bağlantılı olarak mesken yardımına) konusunda, mülteci erkeklerin çocuklarına mülteci kadınların çocukları karşısında ayrıcalık tanındığını tespit etmiştir.
Muameledeki bu farklılık konusunda makul, tarafsız ve haklı bir gerekçenin bulunup bulunmadığı konusunda Hükümet, tasarının yürürlüğe girdiği zamanda Kıbrıs’ta kadın ve erkek arasında bulunduğu iddia edilen sosyoekonomik farklılıkları öne sürmüştür. Ancak Mahkeme, “geleneklerin, genel varsayımların veya yaygın sosyal tutumların” öne sürülmesinin, cinsiyet nedeniyle farklı muamelede bulunmayı yeterince haklı göstermediğine vurgu yapmıştır. Ayrıca, 1974 yılında Kıbrıs’ın taşra kesimindeki ekonomik yaşamın genel niteliğini yansıttığı varsayılsa dahi, tüm mülteci erkeklerin aileyi geçindirdiği veya tüm mülteci kadınların bu yeterlikte olmadığı kanısına varılması için haklı bir gerekçe mevcut değildir. Bunun yanı sıra, mülteci erkeklerin çocuklarına tanınan hakkın mülteci kadınların çocuklarına tanınmamasının da haklı bir gerekçesi yoktur. Kaldı ki, mülteci erkeklerin çocuklarına sağlanan çoğu ayrıcalık, devlet desteği sağlanması için maddi durumun ortaya konulmasına yönelik bir araştırmaya da dayandırılmamıştır. Bunların yanı sıra, farklı muamelede bulunma hususu, 1974 istilasının hemen ardından kaynakların öncelik sırasına konulması gerektiği gibi bir görüşle gerekçelendirilemez.
Devletin 1974 tasarısını mülteci kadınların çocuklarını da kapsayacak şekilde genişletmeye yönelik zamanı ve yöntemi seçmedeki takdir yetkisi ile ilgili olarak Mahkeme, söz konusu tasarının yaklaşık kırk yıldır mülteci kadınların çocuklarını kapsamadığını kaydetmiştir. Özellikle de 1974 ve 2013 yılları arasında tasarıda ardı ardına gelen genişlemelerin maddi sonuçlar doğurduğu dikkate alındığında, bütçe hususları kendi başına, yalnızca cinsiyete dayalı olarak farklı muamelede bulunmayı haklı gösterememiştir. Ayrıca, tasarının uzun süre yürürlükte kalmış olup, yalnızca 1974 yılında olduğu gibi geleneksel aile rollerine dayandırılmaya devam etmesi, Devletin bu alanda kullanmış olduğu takdir yetkilerini aşmış olduğu anlamına gelmektedir. Bu kadar uzun süren bir ayrımcılığın haklı gösterilmesi için çok sağlam gerekçelerin sunulması gerekmektedir. Ancak bu yönde herhangi bir makul gerekçe gösterilmemiştir. Dolayısıyla da, farklı muameleyi haklı gösteren tarafsız ve makul herhangi bir gerekçe görülmemiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, başvuranın tasarının ayrımcı niteliğine itirazda bulunabilmesine olanak tanıyan etkili başvuru yollarının bulunmadığı gerekçesiyle, oybirliğiyle, Sözleşme’nin 13. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetmiştir.
41. madde: 4.000 avro manevi tazminata ve 21.500 avro maddi tazminata hükmedilmiştir.
(Ayrıca bk. Konstantin Markin/Rusya [BD], 30078/06, 22 Mart 2012, 150 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy