Olaylar ve Olgular – Bir insan hakları Sivil Toplum Kuruluşu olan başvuran, Lviv Belediye Başkanı’na savcılık hizmetlerindeki yolsuzluklar hakkında farkındalık yaratmak için birkaç ay boyunca bir dizi gösteri düzenleyeceğini bildirmiştir. 12 Ekim 2010 tarihinde başvuran barışçıl bir gösteri düzenlemiştir; başvuran bu gösteri sırasında polis memurları tarafından kenara çağrılmıştır ve neticede polis memurları başvuranın gitmesine izin vermişlerdir. Ertesi gün, belediyenin şikâyeti üzerine, İdari Mahkeme 19 Ekim 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, önceden ilan edilmiş gösterilerin düzenlenmesini yasaklamıştır. Başvuran davet edildiği bölge polis karakolunda özellikle gösteri düzenleme usulünü ihlal etmiş olmakla suçlanmıştır. Bir sonraki gün başvuran Bölge Mahkemesi huzuruna çıkarılmış ve mahkeme başvuranı, isnat edilen suçlardan suçlu bulmuş ve başvuran hakkında üç günlük idari tutuklama cezası vermiştir. Cezasını çektikten sonra başvuran, Bölge Temyiz Mahkemesine başvuruda bulunmuştur fakat temyiz kabul edilmemiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 11. Madde: Başvuranın yakalanmasının yasal dayanağı, gösteri düzenleme usulü ihlalleri hakkında yükümlülükleri belirleyen ve yeterince erişilebilir olduğu değerlendirilen İdari Suçlar Kanunu olmuştur. Fakat Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Ukrayna’da gösteri düzenlemeye ilişkin açık ve öngörülebilir bir usul mevcut olmamıştır. Açıkçası, Ukrayna Anayasası’nda gösteri yapma özgürlüğüne ilişkin muhtemel kısıtlamalar hakkında konulan genel kurallarının yine de iç hukukta daha fazla detaylandırılmış olması gerekirdi. Anayasa Mahkemesi 2001 tarihli bir kararında hususi olarak, barışçıl gösterilerin Ukrayna yetkililerine bildirilmesine ilişkin usulün yasal düzenlemeye tabi bir konu olduğuna karar vermiştir. Ayrıca bu tür bir usulü tesis eden tek mevcut belge, 1988 yılında, artık mevcut olmayan bir ülke olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından kabul edilmiş olan ve yerel mahkemeler tarafından genellikle hala uygulanabilir kabul edilmeyen bir kararnamedir. Dolayısıyla, İdari Suçlar Kanunu’nda atıfta bulunulan “usulün”, başvuranın şartlar dâhilinde makul bir dereceye kadar eylemlerinin sonuçlarını öngörebilmesini sağlayacak şekilde, yeterli kesinlikte formüle edilmediği sonucuna varılmıştır. Aynı sebepten ötürü yerel yetkililerin kendi bölgelerindeki gösterilerin düzenlenmesini ve tertiplenmesini düzenlemek üzere uygulamaya koydukları usullerin yeterli bir yasal dayanağı olduğu görülmemiştir. Ukrayna’nın söz konusu zamanda geçmekte olduğu gibi bir geçiş döneminde, bir ülkenin yasal çerçevesini oluşturmasının zaman alabileceğini kabul etmesine rağmen Mahkeme, özellikle de barışçıl gösteri gibi temel bir hak söz konusuyken, yirmi yıldan fazla bir gecikmenin mazur görülebilir olduğunu kabul etmemiştir. Dolayısıyla başvuranın barışçıl gösteri düzenleme özgürlüğü hakkına yapılan müdahale, yasalar tarafından öngörülmemiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
7. Madde: Barışçıl gösteriler düzenleme usulünün ihlal edilmesi suçunun İdari Suçlar Kanunu’nda öngörülmesine rağmen, bu usul yerel mevzuatta yeterli kesinlikle belirlenmemiştir. Barışçıl gösteriler düzenlemeye ilişkin kurallar koyan, açık ve öngörülebilir bir mevzuat bulunmadığından, başvuranın mevcut olmayan bir usulü ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılması 7. maddeye aykırı olmuştur.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
6§§1 ve 3 Maddeleri: Polis memurlarının idari suç tutanağını tutması ve davanın İlk Derece Mahkemesi tarafından incelenmesi arasında sadece birkaç saat geçmiştir. Bunun bir sonucu olarak başvuran kendisine isnat edilen suçu değerlendirememiş ve savunmasını buna uygun bir şekilde hazırlayamamıştır. Ayrıca, başvuran İdari Suçlar Kanunu’nda öngörüldüğü üzere yasal temsilci talebinde bulunmuş olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesi başvuranın bir insan hakları savunucusu olarak yasal geçmişi nedeniyle bu talebi reddetmiştir. Bu gerekçelere dayanarak talebin reddedilmesi hem yasaya aykırı hem de keyfi olmuştur. Üçüncü olarak, İlk Derece Mahkemesi’nin, başvuranın talebine rağmen herhangi bir tanığı sorgulamaksızın, verdiği kararlarının başlıca dayanağı polis tutanakları olmuştur. Ayrıca Temyiz Mahkemesi’nin davayı incelemeyi bitirdiği sırada başvuranın idari tutukluluk cezasını zaten çekmiş olmasından dolayı mahkeme ihlalleri gidermemiştir. Son olarak, başvuranın iddialarının, konuyla alakalı olmasına rağmen, yerel mahkemeler tarafından tamamen göz ardı edilmiş olmasına bağlı olarak, yerel mahkemelerin kararlarında tam bir uygun gerekçelendirme eksikliği sergilenmiştir.
Sonuç: ihlaller (oybirliğiyle)
46. Madde: Mevcut davada saptanan 11. ve 7. madde ihlalleri, Ukrayna hukuk sisteminde yirmi yıldan fazla kalmış olan, gösteri yapma özgürlüğüne ilişkin yasal boşluktan kaynaklanmıştır. Ukrayna mevzuatının ve idari uygulamalarının Mahkeme’nin mevcut kararındaki çıkarımlarla uyumlu hale getirilmesini ve 7. ile 11. maddelerin gerekliliklerine riayet edilmesini sağlamak için Ukrayna’nın, sorunun yapısal niteliğini dikkate alarak, mevzuatında ve idari uygulamalarında ivedilikle belirli reformları gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
41. Madde: Manevi tazminata karşılık olarak 6,000 Avro (EUR) ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy