Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/45
W v. SLOVENYA
(24125/06, 23/2/2014)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS, 3, 6/1 ve 13
Hak ve Özgürlükler
İşkence yasağı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkı
Anahtar Kelimeler
Devletin pozitif/usulü sorumluluğu, uygun ve etkili giderim/tazmin.
Davanın Özü
Cinsel saldırıya uğranıldığı iddiasıyla şikâyet eden reşit olmayan kişiler açısında devletin sorumluluğunun daha geniştir. bu tür davaların uzun sürmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca tazminatın uygun giderimi sağlayacak düzeyde olması gerektiğini vurgulamıştır.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucu yedi kişilik bir grup içinde tecavüze uğradığını, gruptan bazılarının tecavüzü fiilen gerçekleştirirken diğer bazılarının bu fiile yardım ettiklerini ve diğer bazılarının ise cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etmiştir. Bu iddia üzerine ulusal hukukta ceza davası açılmış, bu dava yaklaşık 13 yıl sürmüş, dava sırasında yargılanan sanıklardan bir kısmına ulaşılamamış ve mahkeme önüne çıkarılamamışlardır., Diğer bazı sanıklar için uluslararası yakalama emri çıkarılmış, sonuçta sanıklar hapis cezasına çaptırılmıştır. Başvurucu ayrıca sanıklar ve aileleri aleyhine ulusal hukukta manevi tazminat davaları da açmıştır.
İddialar:
Başvurucu, AİHS’in 3, 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, başvuru ile ilgili olarak; 1. şikayetinAİHM’in zaman bakımından yetkisi dışında olduğunu, zira başvuruya konu olayların ve ceza soruşturmasının Sözleşme’yi imza tarihinden önce gerçekleştiğini 2. başvurucunun tazminata ilişkin iç hukuk yollarını tüketmediğini 3. başvurucunun mağdur statüsünde olmadığını, zira sanıkların ceza aldıklarını ve başvurucunun da ayrıca manevi tazminat kazandığını 4. başvurunun 6 aylık sürede yapılmadığını iddia etmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, hükümetin iddialarını yerinde görmeyerek başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir Gerekçesinde 1. AİHM’e göre başvuru konusu olay ve ceza soruşturması her ne kadar Sözleşme’yi imza tarihinden önce gerçekleşmişse de devletin pozitif sorumluluğunun devam eden bir sorumluluk olduğunu ve imza tarihinden sonra ceza soruşturmasının devam ettiğini dolayısıyla da pozitif sorumluluğunun geçerliliğini koruduğunu belirtmiştir. 2. Tazminata ilişkin ulusal hukuktaki başvuru yolunun etkili bir yol olarak görülemeyeceğini, zira söz konusu bu yol başvurucu açısından başarı şansı sunmadığını 3. Ulusal hukukta başvurucuya sunulan giderimlerin etkili olup olmadığını yani gerçekten ihlali ortadan kaldırıp kaldırmadığının inceleme yetkisine sahip olduğunu, 4. başvurunun süresinde yapıldığını ifade etmiştir.
Mahkeme ayrıca başvuruyu sadece 3. madde açısından değerlendireceğine karar vermiştir.
3. madde yönünden;
Mahkeme; ilk olarak 3. madde kapsamında devletin pozitif sorumluluğunu ifade ettikten sonra özellikle reşit yaşta olmayanların maruz kaldığı cinsel suçlar ve saldırılarda devletin sorumluluğunun daha da hassas olduğunu, somut başvuruda sanıkların yargılama sonunda çeşitli cezalar aldığını ancak, ceza davasının çok uzun sürdüğünü ve bu süre zarfında başvurucunun zihinsel ve fiziksel olarak acı çektiğini ifade ederek sonuçta ulusal hukukta etkili bir ceza soruşturmasının yürütülmediğine karar vermiştir.
Mahkeme ayrıca başvurucunun ulusal hukukta belli bir tazminat aldığını, ancak başvurucunun maruz kaldığı fiilin ciddiyeti ve çektiği sıkıntılar göz önüne alındığında bu tazminatın uygun ve etkili bir giderim/telafi sunmadığını ve bu sebeple başvurucunun mağdurluk statüsünün kendi önüne devam ettiğini ifade etmiştir.
Mahkeme yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Sözleşme’nin 3. maddesinin usuli yükümlülük yönünden ihlal edildiğine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy