© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme’nin içtihatları hakkında Bilgi Notu 185
Mayıs 2015
Y./Slovenya - 41107/10
Karar 28.5.2015 [Daire V]
Madde 8
Pozitif yükümlülükler
Madde 8-1
Özel hayata saygı
Müştekinin cinsel tacizle ilgili davada kişisel bütünlüğünün korunamaması: ihlal
Olaylar – 2001 yılında, başvurucu 14 yaşındayken iddiaya göre bir aile dostu tarafından defalarca kez cinsel taciz mağduru olmuştur. Başvurucunun annesinin yaptığı suç duyurusu üzerine 2003 yılında soruşturma açılmış ve 2007 yılında X aleyhine ceza davası açılmıştır. Yapılan toplam 12 duruşmanın ardından 2009 yılında yerel mahkemeler X hakkında beraat kararı vermiştir. Gerekçesi ise, başvurucunun X’in fiziksel durumu ile ilgili bazı iddialarının bir bilirkişi tarafından çürütülmesiyle, yerel mahkemenin görüşüne göre X’in suçunun makul şüphenin ötesinde ispatlanması imkansız hale gelmiştir. Savcının karara karşı yaptığı itiraz 2010 yılında reddedilmiş, ve ondan bir kaç ay sonra da başvurucunun hukuka uygunluğun korunması için üst derece savcıya yaptığı talep reddedilmiştir.
Hukuk – Madde 8: Mahkeme davalı devletin, başvurucunun özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına ve özellikle iddia edilen cinsel taciz eyleminin faili karşısında ceza davasında sorgulanma şekline ilişkin olarak kişisel bütünlüğüne yönelik yeterli koruma sağlayıp sağlamadığını incelemesi gerekmiştir. Bunu yaparken, ceza davasında mağdur olarak ifade vermesi için çağırılan başvurucunun madde 8 kapsamındaki hakları ile savunmanın yani sanığın madde 6 § 3 (d)’de düzenlenen tanıkları çağırma ve çapraz sorgu yapma hakkı arasında adil bir denge kurması gerekmekteydi. Mahkeme nezdinde geçmişte incelenen, tamamı sanıklar tarafından getirilmiş olan diğer benzer davalardaki durumdan farklı olarak mevcut davada Mahkeme bu sorunu iddia edilen mağdurun açısından incelemesi gerekmiştir.
Mevcut davada, adil yargılanma hakkının garanti altına alınması X’in başvurucuya çapraz sorgu yapma imkanının tanınmasını gerektirmiştir. Özellikle başvurucunun ifadesi, davadaki tek doğrudan delili oluşturmaktaydı ve sunulan diğer deliller çelişkiliydi.
Ancak cinsel suçlara ilişkin ceza davalarının, mağdurlar tarafından son derece rahatsız edici ve uzayan bir deneyim olarak algılanmasından ve cinsel taciz suçuyla itham edilenler ile onların iddia edilen mağdurlarının doğrudan yüzleştirilmesi mağdurlar açısından travmanın derinleşmesi riskini barındırmasından ötürü, sanığın şahsi olarak yapacağı çapraz sorgunun ulusal mahkemeler tarafından azami düzeyde dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekirdi. Gerçekten de, aralarından Avrupa Birliği mevzuatı da dahil olmak üzere pek çok uluslararası belge, inter alia, cinsel taciz mağdurlarına belirli hakların tanınması gerektiğini düzenlemiştir. Bunlar, tacizle ilgili ifade verilirken, sindirme ve mağduriyetin tekrar etmesine karşı devletin koruma yükümlülüğünü de kapsamaktadır.
Bu bakımdan, Mahkeme başvurucunun sorgusunun yedi ayda yapılan dört duruşmaya yayılmış olduğuna işaret etmektedir. Bu uzun süre, özellikle duruşmalar arasındaki uzun sürenin görünen bir gerekçesinin olmaması sebebiyle başlı başına sorun teşkil etmektedir. Ayrıca, duruşmalardan ikisinde X başvurucuya şahsi olarak çapraz sorgu yapmış, sorgu sırasında başvurucunun yanıtlarının doğruluğuna sürekli itiraz etmiş ve kişisel nitelikli sorular sormuştur. Mahkeme’nin görüşüne göre, bu sorular başvurucunun güvenilirliğine saldırmayı ve aynı zamanda kişiliğini aşağılamayı hedeflemekteydi. Ancak, adli makamların X’in sorularının ve yorumlarının şeklini ve içeriğini izleme ve gerekli olması halinde müdahale etme sorumluluğuna rağmen, mahkeme heyeti başkanının müdahalesi başvurucu için ızdırap verici olan deneyimin hafifletilmesinde yeterli olmamıştır.
Olayların gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra başvurucunun cinsel saldırı olaylarıyla ilgili X’in avukatından görüş almış olmasından dolayı X’in avukatının davadan azledilmesi gerektiğine yönelik başvurucunun iddiasına ilişkin olarak Mahkeme, uygulanabilir yerel hukukun veya bunun mevcut davaya uygulanma şeklinin başvurucunun menfaatlerini yeterince dikkate almadığını tespit etmiştir. Çünkü X’in avukatı tarafından çapraz sorguya tabi tutulmanın olumsuz psikolojik etkisi, başvurucunun başka bir avukat tarafından sorgulanması durumunda yaşayacağı endişeyi önemli ölçüde aşmıştır. Buna ek olarak, avukat sıfatıyla başvurucudan edinmiş olabileceği her bilgi gizlilikle ele alınmalı ve aynı konuda karşıt menfaatlere sahip bir kişinin yararına kullanılmaması gerekirdi.
Mahkeme ayrıca bölge mahkemesinin olay tarihinde başvurucunun cinsel ilişkiye girip girmediğini tespit etmek için tayin ettiği jinekoloğun başvurucuya sorduğu soruların uygunsuzluğuna işaret etmiştir. Bu açıdan, yetkili makamların kendilerine soruşturmada ve karar verme aşamasında yardım etmeleri için çağırdıkları davadaki her katılımcının, mağdurlara ve diğer tanıklara haysiyetle davranmalarını ve gereksiz rahatsızlığa sebebiyet vermemelerini sağlamakla yükümlüdür. Ancak, tayin edilen jinekolog yalnızca cinsel istismar mağdurlarıyla yetersiz görüşme tecrübesine sahip olmamakla beraber aynı zamanda başvurucuya görev sınırlarını ve tıbbi uzmanlığını aşan suçlayıcı sorular ve yorumlar yöneltmiştir. Sonuç olarak, başvurucu ceza yargılamasının stresini gereksiz yere arttıracak şekilde kendini savunma durumunda bırakılmıştır.
Her ne kadar yerel makamlar başvurucunun travmasının ağırlaşmaması için çeşitli önlemler almış da olsalar, bu önlemlerin nihayetinde başvurucunun madde 8 kapsamında korunan hakları ve menfaatleri ile X’in madde 6 kapsamında korunan savunma hakları arasında uygun bir denge kurulması için gereken korumayı sağlamada yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır.
Sonuç: ihlal (altıya bir oy)
Mahkeme ayrıca oy birliği ile, davalı devletin yetkili makamlarının başvurucunun cinsel istismar şikayetine ilişkin hızlı bir soruşturma ve kovuşturma yapılmasını temin edemediği için 3. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Madde 41: manevi tazminat olarak EUR 9,500.
(Ayrıca bakınız S.N./İsveç, 34209/96, 2 Temmuz 2002, Bilgi Notu 44; Aigner /Avusturya, 28328/03, 10 Mayıs 2012; ve Kadına Karşı Şiddete dair Temel Veriler)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy