AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
YAŞAR/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 40381/10)
KARAR
STRAZBURG
23 Haziran 2020
İşbu karar, kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Yaşar/Türkiye davasında,
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine bir Türk vatandaşı olan Edip Yaşar’ın (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 31 Mayıs 2010 tarihinde yapmış olduğu başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi kararını göz önüne alarak,
Tarafların beyanlarını göz önüne alarak,
26 Mayıs 2020 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
1. Başvuran, 1968 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran, Ankara Barosuna bağlı Avukat S. Karaduman tarafından temsil edilmiştir.
2. Hükümet, kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. 2007 yılında, bir basın açıklamasında, Abdullah Öcalan için bir saygı ifadesi olan “Sayın” ifadesini kullanması sebebiyle başvuran aleyhinde ceza yargılamaları başlatılmıştır.
5. Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesi, 24 Aralık 2009 tarihinde, nihai kararda, Ceza Kanunu’nun 215. maddesi uyarınca başvuranın suçunu sabit bulmuş ve yirmi beş gün hapis cezasına mahkûm etmiştir. Ceza Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, başvuranın hapis cezası para cezasına çevrilmiştir.
İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
6. İlgili iç hukukun tam açıklaması, Yalçınkaya ve diğerleri/Türkiye (no’lar 25764/09 ve diğer 18 başvuru, §§ 12‑13, 1 Ekim 2013) kararında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
7. Başvuran, mahkûmiyetinin, Sözleşme’nin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiği şikâyetinde bulunmuştur. İlgili madde aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon veya sinema işletmelerini bir izne tabi tutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
8. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
9. Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
10. Davanın esası ile ilgili olarak, Mahkeme, daha önce, Yalçınkaya ve diğerleri/Türkiye (no’lar 25764/09 ve diğer 18 başvuru, §§ 26-38, 1 Ekim 2013) davasında benzer bir şikâyeti incelediğini ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini yinelemektedir. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel sebep görmemektedir.
11. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
12. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
13. Başvuran, herhangi bir destekleyici belge sunmaksızın, maddi tazminat olarak 500 avro ve manevi tazminat olarak 5.000 avro talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, Ankara Barolar Birliğinin ücret tarifesine atıfta bulunarak, masraf ve giderlere ilişkin olarak 4.000 avro talep etmiştir.
14. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
15. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında herhangi bir nedensellik ilişkisinin bulunmadığı kanısına varmıştır. Bu nedenle Mahkeme, söz konusu talebi reddetmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuranın ihlal tespitiyle yeterince telafi edilemeyecek derecede manevi zarara uğradığı kanaatindedir. Hakkaniyet temelinde değerlendirmesini yapan ve içtihadını göz önünde bulunduran Mahkeme, bu başlık altında başvurana 2.000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
16. Masraf ve giderler ile ilgili olarak, Mahkeme’nin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu gösterebiliyorsa, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Herhangi bir destekleyici belgenin bulunmaması karşısında Mahkeme, bu talebi reddetmiştir.
17. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden hesaplanmasını uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
(a) (a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 2.000 avro (iki bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 23 Haziran 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy