Karar 12.2.2013 [Birinci Daire]
Olaylar – 2001 yılında, başvuran, cinayet şüphesiyle yakalanmıştır. Başvuranın davası, iki asistan yargıç tarafından eşlik edilen bir profesyonel yargıcın başkanlık ettiği asliye mahkemesine yargılama için sevk edilmiştir. Başvuran, asistan yargıçların katılımına, Asistan Yargıçlar Yasasının ihlaline sebebiyet verdikleri gerekçesiyle 1998 ve 2002 yılları arasında yılda bir kereden fazla itiraz etmiştir. İtirazı reddedilmiş ve 24 Nisan 2003 tarihinde mahkeme tarafından mahkûm edilmiştir. Eylül 2009 tarihinde, Yüksek Mahkeme, teftiş-inceleme işlemlerinin ardından mahkûmiyeti iptal etmiş ve dava zamanında asliye mahkemesindeki asistan yargıç oturumunun listeleriyle ilgili belirli usulsüzlükler olduğunu belirttikten sonra başvuranın yeniden yargılanmasına hükmetmiştir. Yüksek Mahkeme’ye başkanlık eden heyet daha sonra kararı onamış, ancak değişen şartlar altında, başvuranın davasındaki asistan yargıçların, asistan yargıçlar listesinde bulunduğunu gösteren bir bulgu olmadığı için, mahkemenin kanuna uygun olarak kurulmadığını belirtmiştir. Başvuranın on dokuz yıl altı ay hapis cezası almasıyla sonuçlanan yeniden yargılaması sürecinde, tutukluluğu devam etmiştir.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, diğerlerine ilaveten, asıl duruşma hükmü uyarınca tutuklu bulunduğu sürenin, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin gereklilikleriyle uyuşmadığını iddia etmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 5 § 1 (a): Mevcut davada bir karara varmanın, ilke olarak asliye mahkemesinin yetkisinde olduğu ortak bir görüştür. Ancak başvuran, duruşma süresince ve sonrasında, mahkemenin oluşumuna ilişkin Asistan Yargıç Yasası’nın ihlal edildiği iddiasının tasdikini edinmeye ve ispatlamaya çabalamıştır. Başvuranın iddialarına ilişkin, olağan temyiz duruşmalarında, zamanında ve yeterli bir düzeltme elde edemediği için, duruşmaların yürütüldüğü mahkeme tarafından 24 Nisan 2003 tarihinde verilen hapis cezasının infazı gerekli olmuştur. Ancak, duruşmadan yıllar sonra Yüksek Mahkeme tarafından yapılan teftiş-inceleme işlemlerinde kabul edildiği üzere, iki yargıç hususunda mahkemenin oluşumu, “kanunen öngörülmemiştir”. Ağır hapis cezasıyla sonuçlanan başvuranın davasında, asistan yargıç oturumu için yetki alındığını gösteren herhangi bir delil bulunmamıştır. Bundan dolayı, 24 Nisan 2003 tarihli hüküm gereğince uygulanan başvuranın tutukluluk süresine ilişkin açık ve bariz usulsüzlükler bulunmaktadır. Bu yüzden, Sözleşme’nin 5 § 1 (a) maddesi uyarınca, başvuranı mahkûm eden mahkeme “yetkili” değil ve başvuranın tutukluluğu “kanuni” değildir. Mahkeme, ihlalin ciddiyetini, yeterli kabul ve tazmininin bulunmayışını göz önünde bulundurarak, başvuranın tutukluluğuna ilişkin mahkeme hükmünün 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği kararına varmıştır.
Sonuç: ihlal (bir oya karşılık altı oy)
Mahkeme ayrıca, Sözleşme’nin 3, 8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine ve davalı devletin, 34. madde uyarınca gerekli yükümlülükleri yerine getirmediğine oybirliğiyle karar vermiştir.
41. madde: Manevi tazminat olarak 20,000 Avro
Full & Egal Universal Law Academy