Y.Y. / Türkiye – 14793/08 - 10.3.2015 [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, Y.Y.’nin cinsiyeti, başvuru sırasında kadın olarak kaydedilmiştir. Y.Y., anatomik özelliklerine rağmen genç yaşta kendisini bir kızdan ziyade erkek olarak hissettiğini fark etmiştir. Bu nedenle, Y.Y., cinsiyet değişikliği ameliyatı olmak için izin istemiş, ancak bu talep 2006 yılında yerel mahkeme tarafından Medeni Kanun’un 40. maddesi uyarınca sadece Y.Y.’nin kalıcı bir şekilde doğurganlık özelliğini kaybetmemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Başvuran, ilk talebi reddedildikten beş yıl ve yedi ay sonra 2013 yılında söz konusu ameliyatı olma iznini alabilmiştir. Yerel mahkemeler bu kez başvuranın kalıcı bir şekilde doğurganlık özelliğini kaybedip kaybetmediğini değerlendirmemişlerdir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 8: Transseksüellerin cinsiyet değiştirme ameliyatı olma olanakları, yeni cinsel kimliklerinin yasal olarak tanınmasında olduğu gibi Avrupa Konseyi’ne üye Devletlerin birçoğunda bulunmaktadır. Bazı Devletlerde, yeni cinsel kimliğin yasal olarak tanınması, cinsiyet değişikliği ameliyatına ve/veya doğurganlığı yitirme koşullarına bağlıdır. Birçok Devlette, kısırlık veya doğurganlık cinsiyet değişikliği ameliyatından sonra değerlendirilmektedir.
Mevcut davada, doğurganlığın olmamasının cinsiyet değişikliği ameliyatı için zorunluluk olduğuna ve bu nedenle ilgili ameliyatın önkoşulu olduğuna hükmedilmiştir. Yerel mahkeme, başvuranın cinsiyet değişikliği ameliyatına ilişkin talebini bu gerekçeyle reddetmiştir. Ancak, başvuran, devam eden psikolojik destek ve erkeksi sosyal davranışlarından anlaşıldığı üzere, hâlihazırda cinsiyet değiştirme sürecine girmişti.
Mahkeme, cinsiyetini değiştirmek isteyen bir kişinin fiziksel cinsiyet değişikliği süreci başlamadan önce, neden doğurgan olmadığının belirlenmesi gerektiğini anlayamamaktadır.
Hükümet, yerel mahkeme kararlarının hukuka uygun olması gerektiğini savunurken, söz konusu mevzuattan ve başvuranın kısırlık operasyonuna veya hormon tedavisine tabi olmadan önce yerine getirmesi gereken koşullardan bahsetmemiştir. Mahkeme, kısırlık operasyonu dışında, başvuranın, doğurganlık özelliğine biyolojik olarak sahip olmasına rağmen, kalıcı kısırlık gerekliliğini nasıl yerine getirebileceğini anlayamamaktadır.
Her durumda, Mahkeme, başvuranın söz konusu şartı yerine getirmesini sağlayacak operasyona erişimine ilişkin olarak değerlendirme yapmamıştır. Mahkeme, her halükarda, başvuranın fiziksel bütünlüğüne saygı ilkesinin söz konusu kalıcı kısırlık operasyonuna maruz kalmaktan muaf tutması gerektiği görüşünü benimsemiştir.
Davanın koşulları ve başvuranın şikâyetinin lafzı dikkate alındığında, Mahkeme, başvuranın hem yerel mahkemeler hem de Mahkeme önünde, mevzuatta bulunan cinsiyet değişikliği ameliyatı izninin alınabilmesi için kalıcı olarak kısır olması gerekliliğine itiraz ettiğini gözlemlemektedir.
Söz konusu ön koşul, Hükümet’in belirttiği gibi, kamu yararının ve kişinin kendi çıkarlarının korunması amacıyla cinsiyet değişikliği ameliyatını gerekçelendirmek için gerekli değildir. Sonuç olarak, söz konusu ameliyata ilişkin olarak istenen iznin reddedilmesinin ilgili bir gerekçesi olsa bile, bu gerekçe yeterli değildir. Başvuranın özel hayatına saygı hakkına müdahale edilmesi, bu nedenle, demokratik bir toplumda “gerekli” olarak nitelendirilemez.
2013 yılının Mayıs ayında, yerel mahkemelerin benimsediği farklı yaklaşım sonucunda, başvuranın hala doğurganlık özelliğine sahip olmasına rağmen, cinsiyet değişikliği ameliyatı olmasına izin verilmesi bu durumu desteklemektedir.
Bu nedenle, Devlet, yıllarca başvurana söz konusu ameliyatı olmasına izin vermeyerek başvuranın özel hayata saygı hakkını ihlal etmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: manevi tazminat olarak 7.500 avro
(Mevcut dava, cinsiyetini değiştirmek isteyen bir kişiye uygulanan koşulların 8. maddeye uygunluğuna ilişkindir. Mahkeme’nin transseksüellerin 8. maddeden doğan haklarını kısıtlamaların gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğini belirlediği benzer davalar için; bk., örneğin, ChristineGoodwin / Birleşik Krallık [BD], 28957/95, 11 Temmuz 2002, 44 sayılı Bilgi Notu; Van Kück / Almanya, 35968/97, 12 Haziran 2003, 54 sayılı Bilgi Notu; ve Hämäläinen / Finlandiya [BD], 37359/09, 16 Temmuz 2014, 176 sayılı Bilgi Notu.)
Full & Egal Universal Law Academy