Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/37
ZAYIDOV v. AZERBAIJAN
(11948/08, 20/2/2014)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS 5
Hak ve Özgürlükler
Özgürlük ve güvenlik hakkı
Anahtar Kelimeler
Kişi güvenliği, tutukluluk, tutma.
Davanın Özü
Ulusal makamların yaptıkları tutma işlemleri “ilgili” ve “yeterli” bir sebebe dayanmalıdır.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular
Başvurucu Bakü doğumlu bir Azerbaycan vatandaşıdır. Azerbaycan da basılan Azadlık Gazetesi baş editör olarak çalışmakta iken, 7 Kasım 2007 tarihinde Azerbaycan Yayınevi binasının önünde karşılaştığı Bayan S.Q, tarafından kendisine tacizde bulunmakla suçlanmış ve ağız dalaşında bulunmuştur. Tam bu sırada S.Q’nun bir arkadaşı V.H olay yerine gelmiş ve başvurucu ile önce ağız dalaşında bulunmuş ardından ise aralarında fiziki müdahaleye varan bir kavga gerçekleşmiştir. Daha sonra V.H polis merkezine giderek, gazetede resmini görüp teşhis ettiği başvurucu hakkında şikayette bulunmuştur. Ayrıca V.H adli tıptan bir rapor almış ve raporda vücudunda çeşitli yerlerinde çürükler ve yaralar olduğu ancak bunların hayati tehlike içermediği belirtilmiştir. Bunun yanında görgü tanıkları da yaşanan olayı doğrulamışlardır. Daha sonra 10 Kasım 2007 tarihinde başvurucu kendi isteği ile teslim olmuş ve gözaltına alınmıştır. Başvurucu hakkında ölümcül olmayan yaralamaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle 24 saatlik bir gözaltı süresi çıkarılmıştır.
Ertesi gün yerel mahkemeye başvuran savcı, başvurucunun kaçma ve soruşturmayı karartma olasılığının varlığının dikkate alınarak tutuklanması talebinde bulunmuştur. Mahkeme bu talebi yerinde bularak, başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. 14 Kasım günü başvurucu kararı temyiz etmiş, bu kararın, yeterli delil olmaksızın verildiğini, ayrıca ikametinin ve mesleğinin belli olduğunu, ileri sürüldüğü gibi kaçmasının veya soruşturmayı karartmasının mümkün olmayacağını belirtmiş ancak temyiz başvurusu reddedilmiştir. Söz konusu red kararının Bölge Mahkemesine temyiz eden başvurucu, tutukluluğunun soruşturma açısından zorunlu olmadığını ifade ederek, önceki gerekçelerini tekrarlamış, ayrıca kefaletle serbest bırakılma talebinde bulunmuştur. Ancak bu başvurusu da kabul edilmemiştir. 11 Aralık 2007 tarihinde başvuru hakkında dava açılmış, 7 Mart 2008 tarihinde ise başvurucu dört yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. 17 Mart 2011 tarihinde çıkarılan Başkanlık Affı ile serbest bırakılmıştır.
İddialar:
Başvurucu 2007 yılındaki tutukluluğun hukuksuz olduğu ve meşru bir temele dayanmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 5. maddesinin ihlal edildiğini, ayrıca yapılan yargılamanın adil olmadığı gerekçesiyle 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hükümetin savunması gerekli olduğu ölçüde hukuki değerlendirme kısmında ele alınacaktır.
Hukuki Değerlendirme:
5/3. madde yönünden
Mahkeme, 5. madde yönünden yaptığı değerlendirmede, öncelikle hem derece mahkemesinin hem de temyiz mahkemesinin, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerinin kaçma riski ve soruşturmayı karartma vb. Genel ifadelere dayandırdığını oysa olayın şartlarına dayalı olarak spesifik bazı gerekçeleri göstermeleri gerektiğinin altını çizmiştir. Bunun yanında başvurucunun kefaletle serbest bırakılma talebinin yeterli gerekçelere dayanmadığı için reddederken bunu neden yeterli bulmadığını da belirtmemiştir.
Tüm bunlardan yola çıkıldığında ulusal makamların gerçekleştirdikleri tutma işlemini “yeterli “ve “ilgili” bir temele dayandırmadıklarını bu nedenle Sözleşme’nin 5. maddesinin ihlal edildiğini ifade etmiştir.
6. madde yönünden
Mahkeme başvurucunun bu iddiasını, 5. maddeye ilişkin yaptığı açıklamalar dikkate alındığı, değerlendirmeyi gerekli görmemiştir.
Davalı devleti 5,000 Avro tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy