Z.H. ve R.H. /İsviçre - 60119/12
08.12.2015 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar — Afgan vatandaşı olan başvuranlar, İtalya’da sığınmacı olarak kabul edilmelerinin ardından, İsviçre’de sığınma talebinde bulunmuşlardır. İsviçre’de sığınma talepleriyle ilgilenen makamlara kendilerini evli bir çift olarak tanıtmışlar ve İran’da dini bir törenle evlendiklerini belirtmişlerdir. Evlendikleri sırada, birinci başvuranın 14 ve eşi olan ikinci başvuranın ise 18 yaşında olduğunu beyan etmişlerdir. Evlilik belgesi ibraz etmemişlerdir. Sığınma talepleri reddedilmiştir. İkinci başvuran İtalya’ya gönderilmiş, ancak üç gün sonra yasadışı yollarla geri dönmüş ve İsviçre’de kalmasına izin verilmiştir. Başvuranların talebinin reddine yönelik itiraz sürecinde, yerel mahkemeler, diğer hususların yanı sıra, 14 yaşından küçük bir çocukla cinsel ilişki yaşamanın İsviçre kanunlarına göre suç sayılması nedeniyle, başvuranların evliliğinin kamu politikasına uygun olmadığını tespit etmişlerdir. Bu nedenle, başvuranların Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında aile hayatına saygı haklarına ilişkin herhangi bir iddia ileri süremeyeceklerini belirtmişlerdir.
Başvuranlar, Sözleşme kapsamındaki yargılama sürecinde, ikinci başvuranın 2012 yılında sınır dışı edilerek İtalya’ya gönderilmesinin Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlaline neden olduğunu ve tekrar sınır dışı edilmesi halinde yeniden bir ihlalin söz konusu olacağını ileri sürmüşlerdir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 8: Mahkeme, başvuranların dini evliliklerinin Afgan kanunları uyarınca geçersiz olduğunu ve her halükarda birinci başvuranın yaşının küçük olması nedeniyle İsviçre kamu düzenine uygun olmadığını değerlendiren İsviçre Federal İdare Mahkemesinin tespitlerinden farklı bir tespitte bulunmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı kanaatine varmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesi, Sözleşme’ye taraf bir Devlete, 14 yaşındaki bir çocukla dini veya başka bir şekilde gerçekleştirilen bir evliliği tanıma yükümlülüğü yüklediği şeklinde yorumlanamaz. Böyle bir yükümlülük, Sözleşme’nin 12. maddesinden de kaynaklanamaz. Sözleşme’nin 12. maddesinde, evliliğin ulusal kanunlarla düzenlendiği açıkça öngörülmektedir ve Mahkeme, söz konusu olan hassas ahlaki seçimler ve çocukların korunması ve güvenli aile ortamlarının geliştirilmesi hususlarına verilecek önem dikkate alındığında, ulusal makamların yerine karar vermemelidir.
Dolayısıyla, Mahkeme, ulusal makamların, bu nedenle, başvuranların, dini evliliklerinin İsviçre’de tanınmasını sağlamak için herhangi bir adım atmamış olmaları nedeniyle evli olmadıkları kanaatine varmakta haklı olduklarını belirtmiştir.
Her halükarda, başvuranların ilişkileri Sözleşme’nin 8. maddesinde belirtilen “aile hayatı” kapsamına girse bile, ikinci başvuran, İsviçre’ye sadece üç gün sonra geri dönmüş ve kendisine İsviçre’de kalma ve sığınma başvurusunun yeniden incelenmesini talep etme imkânı tanınmıştır ve sonuç olarak bu başvurusundan sonuç almıştır. Ayrıca, birinci başvuranın, ikinci başvuranın sınır dışı edilerek İtalya’ya gönderilmesinin ardından kendisiyle bir araya gelmesine de engel konulmamıştır.
Göçmenlik konularında Devletlere tanınan takdir yetisi dikkate alındığında, başvuranların birinci başvuranın sığınma başvurusunun sonucunu beklerken İsviçre’de birlikte kalma konusundaki kişisel menfaatleri ile İsviçre Hükümetinin göçmenliğin kontrol altına alınmasını sağlama konusundaki menfaatleri arasında adil bir denge kurulduğu söylenebilir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy