Olaylar ve Olgular – Başvuran Yunanistan’da bir banka hesabı açtırdıktan sonra uzun yıllar boyunca ülkeden ayrı kalmak zorunda kalmıştır. Döndüğünde bankası bakiyesindeki parayı vermeyi, yirmi yılı aşkın süredir hesabın faal kullanılmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. 2003 yılında başvuran, söz konusu meblağı (30.550 AVRO) geri almak için hukuk mahkemelerinde dava açmıştır. Mahkemeler, başvuranın banka aleyhine açtığı davalarda Medeni Kanun’da belirtilen zaman aşımı süresinin dolduğu ve söz konusu meblağın uzun süre kullanılmayan banka hesaplarının lehtarı olarak Devlet’e ait olduğu görüşündedirler. Ocak 2009 tarihinde Temyiz Mahkemesi başvuranın itirazını hukuki bakımdan reddetmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi: Şubat 2003 tarihinde başvuran, bankasını hesapları hakkında soru sormak için ziyaret ettiğinde, 1981 yılının ikinci yarısından beri hiçbir faaliyet kaydedilmediğinden, bütün haklarının zaman aşımına uğradığını görmüştür. Yerel mahkemenin kararından da anlaşılabileceği gibi hesabını açarken bankayla depozito hesabı açmak için sözleşme imzalamıştır. Bu anlaşma bağlamında başvuranın hakları Medeni Kanun gereğince yirmi yıllık bir zaman aşımı süresine tabiidir. Başvuranın dava için müracaat ettiği yerel mahkemeler bankadaki nakit depozitoların ve bunların üzerine işleyen faizin hesap sahibinin almadığı veya hesapta faal hiçbir işlem yapmadığı durumlarda geri dönüşümsüz olarak Devlet’e aktarılmasını öngören kanunu uygulamışlardır. Ayrıca, Yargıtay başvuranın hesabında biriken faizin banka kayıtları geçen süre boyunca işlenmeye devam ettiğinden ve başvuranın iddia ettiği gibi zorlayıcı nedenlerden dolayı askıya alınmadığından zaman aşımı süresinin bölünmediğine hükmetmiştir.
Başvuranın banka hesabına ilişkin haklarına zaman aşımı süresi uygulaması mal varlığından huzur içinde yaralanma hakkına müdahaleye neden olmuştur. Zaman aşımı süresi ile halkın çıkarına ilişkin olarak meşru bir hedef güdülmektedir: “ekonomik etkinlik ile ilgili nedenlerden dolayı kurulmalarının üzerinden çok uzun zaman geçen ve bu nedenle varlıkları belirsizleşen hukuki ilişkilerin sona erdirilmesi hedefi.” Süre uzun olduğundan ve hesap sahipleri için bu süreyi doldurmak zor veya imkânsız olmadığından zaman aşımı süresi makuldür. Fakat bankanın işlediği faizin zaman aşımı süresini bölen bir hesap hareketi olmadığını belirten içtihatla birlikte, uzun bir süredir kullanılmadığı gerekçesiyle bir banka hesabına sahip olmaktan doğan hakların zaman aşımına uğraması gibi radikal bir önlemin uygulanması hesap sahiplerini, özellikle medeni hukuk veya banka hukuku hakkında bilgisi olmayan sıradan vatandaşlar olduklarında, bankayla veya hatta Devlet ile ilgili olarak uygunsuz bir duruma sokmaktadır. Medeni Kanun uyarınca, bir kişinin bir bankaya bir miktar depozito yatırması ona bu parayı kullanma hakkı verirken, bankanın aynı parayı koruması beklenmektedir ve parayı kendisi için kar amaçlı kullandığı takdirde sözleşmeye uymadığı gerekçesiyle hesap sahibine eşit miktardaki parayı iade etmek zorundadır. Bu nedenle hesap sahibi, iyi niyetle, özellikle faiz kazandığı durumlarda, bankadaki parasının güvende olduğuna inanmaktadır. Hesap sahibinin anlaşmasının özünü ve finansal çıkarlarını tehlikeye atan bir durumun kanunlara uygun olarak önceden hareket edip önlem alması ve mülkiyetinin korunması hakkını muhafaza etmesi için ona haber verilmesini beklemesi hesap sahibinin yasal hakkıdır. Böyle bir güven ilişkisi bankacılığın ve bankacılık hukukunun ayrılmaz bir parçasıdır. Devlet, böyle bir zaman aşımı süresinin sonucu olarak yaşanılan talihsizliklerle ilgili olarak vatandaşlarını korumak ve bankalardan zaman aşımı süresinin işlediği pasif hesaplarla ilgili bilgi vermesini talep etmek ve böylece hesapla ilgili bir işlem yaparak zaman aşımı süresini durdurmasını sağlamak gibi pozitif yükümlülüklerine tabidir. Bu bilginin talep edilmemesi, toplumun çıkarının gerektirdikleri ve kişilerin temel haklarını koruma zorunluluğu arasındaki adil dengeyi tehlikeye atmaktadır. Bu bilginin verilmeyişi başvurana varlığı belirsizleşen bir hukuki anlaşmayı sonlandırma veya bankacılık sisteminin gerektiği gibi işlemesini sağlamak amacından doğan bir gerekliliğin mazur gösteremeyeceği kadar ağır ve orantısız bir yük meydana getirmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
41. Madde: Maddi ve manevi tazminat ile ilgili olarak 15.000 AVRO.
Full & Egal Universal Law Academy