AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ZÜLFİKARİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 6372/05 ve 52543/07)
KARAR
(Adil tazmin)
STRAZBURG
13 Ekim 2020
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Zülfikari / Türkiye davasında,
Başkan,
Valeriu Griţco,
Yargıçlar,
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 22 Eylül 2020 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, Kazım Zülfikari ve Gökhan Pekcan (“başvuranlar”) adlı iki Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uyarınca, sırasıyla 11 Ocak 2005 ve 26 Kasım 2007 tarihlerinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan iki başvuru (no. 6372/05 ve 52543/07) bulunmaktadır.
2. 19 Mart 2019 tarihinde verilen bir kararla Mahkeme başvuruları birleştirmiştir ve başvuranların bankadaki (“Yaşarbank”) hisselerine Devlet tarafından el konulması sebebiyle mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi haklarına yapılan müdahalenin Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında kanun uygun olduğunun düşünülemeyeceğini ifade etmiştir (bk. Zülfikari ve Pekcan / Türkiye no. 6372/05 ve 52543/07, §§ 31 ve 51-57, 19 Mart 2019).
3. Sözleşme’nin 41 maddesi uyarınca başvuranlar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmesinden dolayı gördükleri zarar için adil tazmin talebinde bulunmuştur.
4. Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususu karara bağlanması için henüz uygun olmadığından dolayı bunu saklı tutarak Mahkeme, Hükümetten ve başvuranlardan altı ay içerisinde konuya ilişkin yazılı görüşlerini sunmalarını ve özellikle anlaşmaya varılması halinde Mahkemeyi haberdar etmelerini talep etmiştir (agy. § 64 ve hüküm kısmının 4. maddesi).
5. Zülfikari (“birinci başvuran”) Mahkeme’nin Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına yönelik incelemeyi saklı tutmasından dolayı tespit edilen ihlale yönelik yeterli telafi sağlanmadığını ileri sürerek 18 Haziran 2019 tarihinde davanın Büyük Daire’ye gönderilmesini talep etmiştir. Ayrıca adil tazmin taleplerini sunmuştur.
6. Pekcan (“ikinci başvuran”) 21 Ağustos 2019 tarihinde görüşlerini bildirmiştir.
7. Birinci başvuranın Büyük Daire talebi 9 Eylül 2019 tarihinde bir Büyük Daire Kurulu tarafından reddedilmiştir. Dolayısıyla, 19 Mart 2019 tarihli karar kesinleşmiştir.
8. Hükümet 17 Aralık 2019 tarihinde Tazminat Komisyonunun Sözleşme’nin 41. maddenin uygulanması hususunu saklı tuttuğu başvurularda adil tazmin talepleri hakkında karar verme yetkisine sahip olduğu gerekçesiyle Mahkemeyi söz konusu başvuruları kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
9. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil tazmin verilmesine hükmeder.”TazminatTarafların beyanları
(a) Başvuranlar
(i) Başvuru no. 6372/05
10. Birinci başvuran, 12.000.000 avro maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuran talebini desteklemek üzere hisselerinin Haziran 2018 tarihinde maksimum 10,460,164 avro değerinde olduğunu belirten bir bilirkişi raporu sunmuştur.
11. Birinci başvuran, manevi tazminat olarak 10.000 avro talep etmiştir.
(ii) Başvuru no. 52543/07
12. İkinci başvuran, maddi tazminat olarak 1.427.734 avro talep etmiştir. İkinci başvuran söz konusu miktarı Banka’nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği 22 Aralık 1999 tarihinde Yaşarbank’ıın piyasadaki hisse değerleri üzerinden hesaplamış ve Türkiye banklarına ilişkin ağırlıklı ortalama faiz oranı ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranını eklemiştir.
13. İkinci başvuran, 56.731 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
(b) Hükümet
14. Hükümet bu tazminat taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir. 17 Aralık 2019 tarihli bir yazı ile Hükümet artık Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmesine yönelik olarak iç hukukta telafinin mümkün olmasından dolayı başvuranların Tazminat Komisyonuna tazminat için başvurabileceğini belirterek Mahkemeyi söz konusu başvuruları kayıttan düşürmeye davet etmiştir.İlgili İç Hukuk ve Uygulama
15. Tazminat komisyonu, adli yargılamaların uzunluğuna ve yargı kararlarının icra edilmemesine veya geç icra edilmesine ilişkin olarak Mahkemeye yapılan başvuruların tazminat yoluyla çözümünü öngörmek amacıyla 6384 sayılı kanunla kurulmuştur. İlgili iç hukukun tam açıklaması, Turgut ve Diğerleri / Türkiye, ((k.k). no.4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında bulunabilir.
16. 8 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 7 Mart 2019 tarihli ve 809 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Tazminat Komisyonu’nun yetkileri genişletilmiştir. Bu itibarla Tazminat Komisyonu artık Mahkeme’nin Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin ihlal bulup tazminat kararı vermediği ya da 41. maddenin uygulanması hususunu saklı tuttuğu davalarda başvurunun Mahkemenin kesin kararının bildirilmesinin ardından bir ay içerisinde yapılması kaydıyla inceleme yapıp başvuranlara tazminat verme yetkisine sahiptir (bk. Kaynar ve Diğerleri / Türkiye, no. 21104/06 ve 2 diğer başvuru, § 24, 7 Mayıs 2019).Mahkeme’nin Değerlendirmesi
17. Mahkeme, birçok defa Mahkeme’nin ihlalin olduğuna hükmettiği kararların davalı Devletler için ihlalin sona erdirilmesi ve ihlalin sonuçlarının mevcut durumun mümkün olduğu ölçüde, ihlalin gerçekleşmesi öncesindeki haline iadesinin sağlanacağı bir şekilde giderilmesi yönünde hukuki bir yükümlülük getirdiğine hükmetmiştir (bk. latridis/Yunanistan (adil tazmin) [BD], no. 31107/96, § 32, AİHM 2001-XI). Davaya taraf olan Sözleşmeci Devletler ilke olarak Mahkeme’nin ihlal tespit ettiği karara uyma yolunu seçmede serbesttirler. Bir kararın icra edilme yoluyla ilgili tanınan bu takdir yetkisi, Sözleşme kapsamındaki güvence altına alınmış hak ve özgürlükleri sağlamakla ilgili Sözleşmeci Devletlerin birincil yükümlülüğü ile bağlantılı olarak tanınan tercih özgürlüğünün bir yansımasıdır (Madde 1). Eğer ihlalin niteliği söz konusu durumun ihlalden önceki haline getirilmesine izin veriyorsa, bu Devletin görevidir ve Mahkeme bu hususta ne yetkiye ne de bunu gerçekleştirecek imkanlara sahiptir. Diğer taraftan, ulusal hukukun ihlalin sonuçlarının giderilmesine olanak sağlamadığı ya da yalnızca kısmen giderilmesine olanak sağladığı hallerde, Sözleşme’nin 41. maddesi, zarar gören tarafa uygun gördüğü şekilde bu türden bir tazmin sağlaması açısından Mahkeme’ye yetki vermektedir (bk. Guiso-Gallisay/İtalya (adil tazmin), [BD], no. 58858/00, § 90, 22 Aralık 2009).
18. 19 Mart 2019 tarihli kararda Mahkeme Yaşarbank’ın Devlete devredilmesinin ardından başvuranların hisselerine el koyulmasının kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir. Buna karar verirken Mahkeme, banka hisselerinin devredilmesine imkan tanıyan değişikliğin yürürlüğe girmesinin ardından hemen iki gün içinde uygulanmasından dolayı dava konusu devir işlemine temel oluşturan hükmün öngörülebilir olmadığı sonucuna vardığı ana hissedarlara ilişkin önceki kararını göz önünde bulundurmuştur (bk. Yaşar Holding A.Ş. / Türkiye, no. 48642/07, §§ 91-101, 4 Nisan 2017). Mahkeme özellikle başvuranların bankanın yönetiminde yer almayan ve hisselerini İstanbul borsası üzerinden alan azınlık hissedarlar olması göz önüne alındığında mevcut davada farklı bir sonuca varmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığına karar vermiştir (bk. Zülfikari ve Pekcan / Türkiye, yukarıda, § 53). Ardından Mahkeme, Yaşar Holding A.Ş. davasında da aynı şekilde saklı tutulduğunu dikkate alarak Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun karara bağlanması için henüz uygun olmadığı sonucuna vararak saklı tutmuştur (yukarıda, § 108).
19. Yaşar Holding A.Ş. davası Sonuç olarak, başvurana yeni bir bankacılık lisansı veren protokol kapsamında tarafların anlaşmaya varmasını göz önüne alarak Mahkeme başvurunun kalan kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir (bk. Yaşar Holding A.Ş. / Türkiye (adil tazmin – kayıttan düşme), no. 48642/07, §§ 7-9, 22 Ekim 2019). Söz konusu davada ulaşılan kesin kararı dikkate alarak Mahkeme, mevcut davada başvuranların maddi hasarını objektif bir şekilde belirlemek için yeterli bilgiye sahip olmadığı görüşündedir.
20. Mahkeme, artık Tazminat Komisyonunun Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin ihlal bulup 41. madde kapsamında başvuranın adil tazmin talebine ilişkin karar vermediği ya da 41. maddenin uygulanması hususunu saklı tuttuğu başvurularda adil tazmin talepleri hakkında karar verme yetkisine sahip olduğunu kaydetmiştir (bk. yukarıda § 16). Ek olarak Mahkeme, başvuranları arazilerini tescil ettirme fırsatından mahrum bırakan mevzuat kaynaklı müdahaleden dolayı Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiği yakın tarihli Kaynar ve Diğerleri / Türkiye (yukarıda alıntılanan) davasında Tazminat Komisyonunun daha iyi bir karar verebileceğine dayanarak başvurunun Sözleşmenin 41. maddesine ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir (bk. adı geçen yerde, §§ 76-78). Sözleşme’nin 41 ve 46 maddeleri kapsamında insan haklarının korunmasına ilişkin Sözleşme sisteminin ikincil niteliğini ve Mahkemenin ve Bakanlar Komitesinin ilgili görevlerini yerine getirmesini sağlamanın önemini vurgulayarak Mahkeme, söz konusu davada tazminat konusunda uzman ulusal makam olan Tazminat Komisyonunun uygun yasal ve teknik araçlara sahip olması sayesinde tazminat konusunda daha iyi bir hesaplama yapacağı sonucuna varmıştır.
21. Ek olarak Mahkeme, maddi tazminatın hesaplanmasında zorluk yaşadığı benzer davalarda aynı yaklaşımı tercih ederek adil tazmine ilişkin kısmın kayıttan düşürülmesine karar verip bu kısmı tazminata karar vermek üzere Tazminat Komisyonu’na sevk ettiğini kaydetmiştir (bk. Gümrükçüler ve Diğerleri / Türkiye (adil tazmin), no. 9580/03, §§ 36-43, 7 Şubat 2017; Silahyürekli / Türkiye (adil tazmin), no. 16150/06, §§ 16-20, 29 Ekim 2019; ve Dürrü Mazhar Çevik ve Münire Asuman Çevik Dağdelen / Türkiye (adil tazmin), no. 2705/05, §§ 14-19, 29 Ekim 2019).
22. Dolayısıyla, Mahkeme, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin tespit edilen ihlal bakımından tazmin sağlayabildiği sonucuna varmıştır. Mevcut davada başvuranların görmüş olduğu maddi hasarı belirleme konusunda karşı karşıya kaldığı zorlukları dikkate alarak Mahkeme Kaynar ve Diğerleri (yukarıda alıntılanan) kararında varmış olduğu sonuçtan ayrılmak için herhangi bir gerekçe görmemektedir ve başvuruların bu kısmının (37 § 1 (c) maddesi) incelenmeye devam edilmesi için bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir. Ek olarak, yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygının, başvuruların incelenmeye devam edilmesini gerektirmediği inancındadır (37 § 1 maddesi, son). Bu kapsamda Mahkeme eğer gerekirse, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca başvuruların tekrar listeye alınabilineceğini vurgulamıştır (bk. Gümrükçüler ve Diğerleri, yukarıda alıntılanan, § 42, ve Cıngıllı Holding A.Ş. ve Cıngıllıoğlu / Türkiye (adil tazmin), no. 31833/06 ve 37538/06, § 47, 28 Ocak 2020).
23. Sonuç olarak davanın Sözleşme’nin 41 maddesi kapsamında başvuranların maddi tazminat talebine ilişkin olan kısmı kayıttan düşürülmelidir (bk. Kaynar ve Diğerleri, yukarıda alıntılanan, § 78).
24. Ayrıca Mahkeme, söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre Tazminat Komisyonunun manevi tazminat taleplerine yönelik inceleme yapabildiğini ve karar verebildiğini gözlemlemiştir. Dolayısıyla, maddi tazminat talebine ilişkin varılan sonuç ışığında davanın başvuranların manevi tazminat talebine ilişkin kısmı da kayıttan düşürülmelidir (agy., § 82).Masraf ve giderler
25. Birinci başvuran, yerel mahkemeler önünde oluşan masraf ve giderleri için 23.259 Türk Lirası ve Mahkeme önündeki masraf ve giderleri için ise 16.100 Türk Lirası talep etmiştir. Yerel mahkemeler önünde oluşan masraf ve giderlere ilişkin olarak, 21 Şubat 2000 tarihinde mahkeme giderleri için 23.259.940.000 eski Türk Lirası ödediğini gösteren resmi bir fatura örneği sunmuştur. Başvuran, Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderlere ilişkin talebini desteklemek amacıyla, İstanbul Barosunun asgari ücret baremine atıfta bulunmuştur.
26. İkinci başvuran, Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderleri karşılığında 10.000 Türk lirası ve 222.229 avro talep etmiştir. Bu kapsamda avukatıyla 5 Ağustos 2007 tarihinde imzaladığı anlaşmayı sunmuştur. Bu anlaşmaya göre aynı tarihte 10.000 Türk Lirası ödemiş ve Mahkeme tarafından hükmedilecek tazminatın %15’ini ödeyeceği taahhüt etmiştir.
27. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
28. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu gösterebiliyorsa, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Mevcut davada elindeki belgeleri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde bulundurarak Mahkeme birinci başvuranın yerel mahkemeler önünde oluşan masraf ve giderlerine ilişkin talebini kabul ederek 13.000 avro ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderlere ilişkin talebi hususunda Mahkeme birinci başvuranın sadece İstanbul Barolar Birliğinin ücret baremine atıfta bulunduğunu ve herhangi bir destekleyici belge ibraz etmediğini kaydetmektedir. Mahkeme, bu şartlar altında ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60 § 2 ve 3 maddesinde belirtilen şartları dikkate alarak birinci başvuran tarafından talep edilen Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderlere ilişkin olarak başvurana herhangi bir meblağın ödenmemesine karar vermiştir (bk. Hasan Döner/Türkiye, no. 53546/99, §§ 59-61, 20 Kasım 2007 ve Yılmaz Yıldız ve Diğerleri/Türkiye, no. 4524/06, § 57, 14 Ekim 2014).
29. Mahkeme ikinci başvurana bu başlık altında 5.000 avro ödenmesine karar vermiştir.Gecikme Faizi
30. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden hesaplanmasını uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,Başvuruların Sözleşme’nin 41. maddesi kapsamındaki maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin diğer kısımlarının kayıttan düşürülmesine;
(a) Davalı Devlet tarafından, başvuranlara üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderler için aşağıda verilen miktarların ödenmesine:
(i) Birinci başvuran Zülfikari’ye 13.000 avro (on üç bin avro);
(ii) İkinci başvuran Pekcan’a 5.000 avro (beş bin avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
3.Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 13 Ekim 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy