Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-2-46 (Devralma)
Karar Sayısı : 10-56/1089-411
Karar Tarihi : 26.08.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ Mehmet Akif ERSİN, , Doç. Dr. Cevdet 10
İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Barış EKDİ, Sinan ÇÖRÜŞ, Esma GÜNDOĞDU
C. BİLDİRİMDE :- Gizlilik talebi bulunmaktadır.
BULUNAN
D. TARAFLAR : - CEGEDIM S.A. (Group)
127-137 rue d'Aguesseau 92100 Boulogne-Billancourt
FRANSA 20
- Cegedim Bilişim ve Danışmanlık Ticaret A.Ş.
Meclisi Mebusan Cad. Mebusan Yokuşu Abisa İş Merkezi
No:16 Kat:4 Beyoğlu/İstanbul
- Dendrite Turkey Inc (Merkezi:ABD) Türkiye-İstanbul Şubesi
Esentepe Kasap Sok. Altınay İş Merkezi No.10 Kat:3
Şişli/İstanbul
- Boğaç GİRİTLİOĞLU
Vişne 3 Mah. 1. Sok. No:24 Zekeriyaköy/İstanbul
- Sinan Reşit ÇİLESİZ
Maya Sitesi Yolu Rapsodi Evleri Melodi 4B Daire 2 30
Çekmeköy/İstanbul
- Mehmet Kerim KAHYAGİL
Özengi Sok. No:3 Etiler/İstanbul
- Jülide Handan ÇİLESİZ
Maya Sitesi Yolu Rapsodi Evleri Melodi 4B Daire 2
Çekmeköy/İstanbul
- Ayşe İdil GİRİTLİOĞLU
Vişne 3 Mah. 1. Sok. No:24 Zekeriyaköy/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Cegedim Bilişim ve Danışmanlık Tic. A.Ş.’nin Ultima 40
Bilgisayar ve İletişim Teknolojisi A.Ş. ve Dendrite Turkey Inc.’yi Rekabet
Kurulu’nun izni olmadan devralmak suretiyle piyasayı kapattığı iddiası.
2
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 23.1.2010 tarih ve 603 sayı ile intikal eden
başvuru üzerine hazırlanan 19.2.2010 tarih ve 2010-2-46/BN-10-SÇ sayılı Bilgi
Notunun değerlendirilmesi sonucunda, Kurul’un 4.3.2010 tarih ve 10-21/269-M sayılı
kararı ile dosya konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (1997/1 sayılı Tebliğ) kapsamında bir
birleşme/devralma işlemi olup olmadığının tespiti amacıyla, aynı Kanun’un 11. 50
maddesi çerçevesinde Cegedim, Ultima ve Dendrite hakkında re’sen inceleme
başlatmıştır. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 19.8.2010 tarih ve 2010/2-
46/Öİ-10-131.BE sayılı Ön İnceleme Raporu, 20.08.2010 tarih ve REK.0.06.00.00-
120/400 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-56 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; bildirim konusu devralma
işlemlerinin 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında olduğu, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi anlamında, bir hâkim durum yaratmaya
veya mevcut bir hâkim durumu güçlendirmeye yönelik olarak rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucu doğurmayacağı, işlemlere izin verilmesinde bir sakınca 60
bulunmadığı; bununla birlikte, söz konusu işlemlerin, Rekabet Kurulunun izni
olmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle Cegedim Bilişim ve Danışmanlık Tic. A.Ş.’ye
Dendrite Turkey Inc. devralması ile ilgili olarak 2007 yılında yürürlükte bulunan 4054
sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 2007/1 sayılı “4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16. ve 17. Maddelerinde
Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 31.12.2007 Tarihine Kadar Geçerli Olmak
Üzere Artırıldığının Duyurulmasına İlişkin Tebliğ” uyarınca 1.716 TL; Ultima
Bilgisayar ve İletişim Teknolojisi A.Ş. devralması ile ilgili olarak 4054 sayılı Kanun’un
23.1.2008 tarih 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16. maddesinin birinci
fıkrası ve bu fıkranın (b) bendi ile 2010/1 sayılı “4054 sayılı Rekabetin Korunması 70
Hakkında Kanunun 16 ncı Maddesinin Birinci Fıkrasında Öngörülen İdari Para
Cezası Alt Sınırının 31/12/2010 Tarihine Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına
İlişkin Tebliğ” uyarınca 11.446 TL idari para cezası verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Devralan Taraf: Cegedim
Cegedim 1969’da Fransa’da kurulmuş ve özellikle Müşteri İlişkileri Yönetimi1 (MİY)
çözümleri başta olmak üzere sağlık sektörüne yönelik yazılım uygulamaları ve IT
hizmetleri sunan bir şirkettir. Merkezi Fransa’dadır. İlaç firmaları için satış ve
pazarlama bilgisi tedariki konusunda Avrupa’da lider konumda olduğu ifade edilen 80
Cegedim, uluslararası ilaç endüstrisine satış ve pazarlama etkinliği çözümleri
sağlamakta ve 2006 yılı itibarıyla 75 ülkeye satış yapmaktadır. Anılan grubun
Türkiye’deki iştiraki 1998’de kurulmuş olup, İstanbul’da bulunmaktadır.
H.1.2. Devralınan Taraflar
H.1.2.1. Dendrite
1987 yılında kurulan Dendrite, merkezi Amerika’da olan ve farmasötik endüstrisine
yönelik satış ekipleri otomasyonu çözümleri sunan ve 50’den fazla ülkede faaliyet
1 MİY terimi İngilizce’deki “CRM – Customer Relationship Management” teriminin karşılığı olarak
türetilmiştir.
3
gösteren bir şirkettir. 2003 yılında farmasötik alana dönük MİY ve biorfarmasötik
endüstrisine yönelik entegre pazarlama hizmetleri alanlarında dünya çapında lider
olduğu belirtilen Synavant Inc.’yi satın almıştır. Dendrite’nin bu devralmadan sonra 90
Türkiye’deki faaliyetlerini Türkiye’de 2001’den beri faaliyet gösteren Synavant Turkey
Inc. (Merkezi ABD/Delaware) Türkiye Şubesi aracılığıyla gerçekleştirdiği
anlaşılmaktadır. Anılan şubenin ismi 2007 yılında değiştirilmiş olup hâlihazırda
Dendrite Turkey Inc. ismi ile ticaret sicilde kayıtlıdır.
H.1.2.2. Ultima
Ultima 1995 yılında İstanbul’da kurulmuş bir şirkettir. Bilgisayar teknolojisi ile ilgili
yazılımların üretimi ve pazarlaması ile bilgisayar teknolojisi ve telekomünikasyon
ortamlarının kurulması, kullanılması, organizasyon ve yönetimi konularında
danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. 25.3.2010 tarihi itibarıyla Cegedim’le olan
birleşme sözleşmesinin beyanı neticesinde ve tasfiyesiz infisahla söz konusu şirketin 100
sicil kaydı kapanmıştır. Raportörler tarafından Cegedim’de yapılan görüşmede
Cegedim Genel Müdürü, Ultima’nın, Dendrite’nin Türkiye distribütörü olarak faaliyet
gösterdiğini ifade etmiştir.
H.2. İlgili İşlemler
H.2.1. Dedrite’nin Cegedim Tarafından Devralındığı İddiası
Dosyanın konusunu iki ayrı şirketin Rekabet Kurulu izni olmaksızın devralındığı
iddiası oluşturmaktadır. Bu bağlamda dosya konusu işlemlerden ilki Dendrite’in
Cegedim tarafından devralınması işlemidir.
Söz konusu işlem neticesinde Dendrite’nin tek kontrolünün Cegedim’e geçtiği2 ve
Cegedim’in Cegedim Dendrite markasıyla faaliyet göstermeye başladığı 110
görülmektedir.
İşlemin gerçekleşme sürecine bakıldığında, taraflar arasındaki sözleşme ve birleşme
planının 2.5.2007 tarihinde duyurulduğu, satın almanın Dendrite hissedarları
tarafından 4.5.2007’de onaylandığı ve gerekli yasal onaylar da alındıktan sonra
Dendrite’nin 9.5.2007 itibarıyla tamamıyla Cegedim’in kontrolünde bir teşebbüs
haline geldiği anlaşılmaktadır3. Öte yandan Cegedim’in Dendrite’yi devralmasının
ardından Dendrite’nin Türkiye şubesinin hala ticari sicil kaydının kapanmadığı tespit
edilmiştir. Cegedim’de yapılan yerinde incelemede elde edilen e-posta
yazışmalarında ayrıca Cegedim’in Genel Müdürü tarafından da Dendrite’nin Türkiye
bürosunun kapatılması gerekmekle beraber, henüz bu işlemi yapabilecek bir yetkili 120
bulunamadığından bu durumun gerçekleşmediği ifade edilmiştir.
H.2.2. Ultima’nın Cegedim Tarafından Devralındığı İddiası
Dosya konusu ikinci işlem Ultima’nın Cegedim tarafından devralınması işlemidir.
İnceleme sırasında elde edilen belgelerden tarafların 8.2.2008 tarihinde bir Hisse
Alım Sözleşmesi akdettikleri anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşme Ultima’nın
kontrolünün Cegedim’e geçmesi sürecini düzenlemektedir. Anılan sözleşmenin 1.4.6.
maddesinde işlemin kapanışın, 3. maddede belirtilen şekilde hisselerin satıcılardan
2 Portekiz Rekabet Otoritesi’ne yapılan bildirim sonucu alınan karara ilişkin basın duyurusu için bkz.
3 Cegedim’in konuya ilişkin açıklamaları için bkz.
[tt_news]=1312&tx_ttnews[backPid]=129&cHa
sh=3ee3a8f437.
4
alıcılara mülkiyetinin devrinin gerçekleşmesi ve ödemenin de sözleşmenin 1.3.
maddesinde belirtildiği şekilde yapılması neticesinde gerçekleşeceği ifade edilmekle
beraber, kapanışı düzenleyen maddede net bir tarihin zikredilmediği görülmektedir. 130
Bununla birlikte Cegedim’in Fransa Başbakanlığı’na bağlı Yasal ve İdari Bilgi Birimi
bilgi tabanına kayıtlı 2008 yılı yarıyıl raporunda4 “2008 Yılı Birinci Yarısının Önemli
Olayları” Başlığı Altında Cegedim Türkiye’nin, 8.2.2008 tarihinde farmasötik müşteri
ilişkileri yönetimi (MİY) alanında faaliyet gösteren Ultima’yı devraldığı ifade edilmiştir.
Ayrıca Cegedim tarafından Nisan 2009’da hazırlanan Basın Özeti’nde aynı
devralmaya dair aşağıdaki ifadelerin de kullanıldığı görülmektedir5:
“Şubat 2008’de Cegedim bir CRM ve SFA sağlayıcısı konumundaki Ultima’yı satın
almak, Ultima veri tabanını bünyesine katmak ve böylece kendisini bu ülkede önde
gelen oyunculardan biri konumuna getirmek suretiyle OneKey ürünün gücünü daha
da arttırmıştır.” 140
Cegedim’de yapılan yerinde incelemede alınan 15 Şubat 2008 tarih ve 4040 sayılı
noter onaylı belgede ise Cegedim’in 8.2.2008 tarihli yönetim kurulu kararıyla
Ultima’nın yönetim kuruluna Cegedim’in temsilcisi olarak Cegedim yönetim kurulu
başkan yardımcısının atanmasına karar verildiği belirtilmektedir.
Öte yandan Cegedim’de yapılan yerinde incelemede elde edilen belgeler arasında
şirketin Genel Müdürü’nün 2008 yılına ilişkin bir ajandasında,
- Ultima ile olan randevulara,
- Ultima çalışanları ile ilgili sözleşmelerinin toplanmasına,
- Ultima personeli için kartvizit bastırılmasına,
- Bazı eski Ultima çalışanlarının teknik kapasite ve yeterliliklerine dair bilgiler ile 150
kişisel özelliklerine,
- Ultima’nın çalışma sistemine ve iş tanımlarına,
- Ultima’yla ilişkili bazı işlemlerle ilgili kasa giriş çıkışlarına,
- Ultima’nın Dendrite Türkiye’ye ayda bir fatura keseceğine,
- Satışların merkezileştirildiğine ve bütünleşmenin tamamlandığına
ilişkin birtakım notların alındığı görülmektedir.
Son olarak 23.12.2009 tarih ve 7464 sayılı ticaret sicil gazetesinde Cegedim’in
20.11.2009 tarihli genel kurul toplantısında Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
29.9.2009 tarih ve 2009/50 D.İş. sayılı bilirkişi raporlarını müteakiben, Cegedim ile
devralınan Ultima arasında imzalanan ve birleşme prosedürünün şartlarını kesin bir 160
şekilde belirleyen birleşme sözleşmesinin kabulüne tescil ve ilanına karar verildiği ilan
edilmiştir. Bunun dışında Ultima’nın devralınmasının kabul edilmesi itibarıyla söz
konusu genel kurul tutanağının ticaret sicil gazetesinde ilanından itibaren Ultima’nın
ticaret sicil kaydı terkin edilinceye kadar, devrolan şirketin borçları tediye veya tevdi
edilinceye kadar, şirketin mallarının, ayrı olarak Cegedim yönetim kurulu tarafından
idare edilmesine karar verilmiştir.
4
5
[tt_news]=1312&tx_ttnews[backPid]=129&cHa
sh=3ee3a8f437
5
Daha önce ifade edildiği üzere Ultima’nın devralınması işlemi açısından hisse alım
sözleşmesinde net bir kapanış tarihi verilmemektedir. Ancak, bilindiği üzere rekabet
hukukunda devralma işleminin gerçekleşme anı açısından kontrolün ele geçirilme anı
önem taşımaktadır. 170
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2.2. maddesine bakıldığında, kontrolün hukuken veya fiilen bir
teşebbüs ve bu teşebbüsün ticari politikaları üzerinde belirleyici etki uygulama
olanağı sağlayan haklar ve sözleşmeler aracılığıyla tesis edilebildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, Cegedim’in 8.2.2008 tarihli yönetim kurulu kararıyla Ultima’nın yönetim
kuruluna Cegedim’in temsilcisi olarak Cegedim yönetim kurulu başkan yardımcısının
atanmasına karar verildiğine ve Cegedim’in internet sitesinde yayınladığı 2008 yarıyıl
raporu ve Nisan 2009 basın özetinde 2.8.2008 tarihinde Ultima’nın satın alındığının
duyurulduğuna dikkat çekmek gerekmektedir. Bunların dışında 8.2.2008 tarihli hisse
alım anlaşması her ne kadar Cegedim’in genel kurulunda 20.11.2009’da onaylanmış
olsa da Şubat 2008-Mayıs 2008 arasında Cegedim’in Ultima’nın faturalama 180
işlemlerine müdahale ettiği, çalışanlarına ilişkin sözleşmelerini incelediği ve bu
kişilere ilişkin bilgi toplandığı ve onlar için kartvizit bastırılmasının zikredilmiş olması
dikkate alındığında devralma işleminin fiiliyatta hukuki tamamlanma anından daha
önce gerçekleştiği izlenimi doğmaktadır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında Ultima’nın kontrolünün Cegedim
tarafından devralınmasının 2008 yılı içinde 8.2.2008 sonrasında gerçekleştiği
kanaatine varılmıştır.
H.3. İlgili Pazar
H.3.1. İlgili Ürün Pazarı Hakkında Genel Bilgiler
İnceleme konusu işlem, MİY alanında gerçekleştirilmiş iki devralma işlemini 190
kapsadığından, işlemi ve bu işlemin olası etkilerinin anlaşılabilmesi için öncelikle
yazılım sektörüne ilişkin bilgi verilmiştir.
Yazılım, donanımın belirlenen görevleri yapmasını sağlayan program, prosedür ve
dokümantasyon bütünü olarak tanımlanmaktadır. Yazılımlar ilk etapta bireysel ve
kurumsal kullanıcılara dönük yazılımlar olmak üzere farklılaşmaktadır. Kurumsal
yazılımlar, altyapı yazılımları (infrastructure software) ve uygulama yazılımları
(application software) olarak iki gruba ayrılabilir. Uygulama yazılımlarının başlıca
çeşitleri Word işleme, kişisel veri sistemi idaresi, hesap çizelgeleri, grafik sunumları
gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine imkan veren kişisel verimlilik uygulamaları
(personel productivity applications) ve temel ticari fonksiyonların etkin bir şekilde 200
yerine getirilmesini sağlayan kurumsal uygulama yazılımlarıdır. Kurumsal uygulama
yazılımları kendi içerisinde yerine getirdiği işlev dikkate alınarak daha alt gruplara
ayrılmaktadır. Aşağıdaki şekilde kurumsal yazılım türleri ve bu yazılım türleri
arasındaki hiyerarşik ilişkiye yer verilmektedir6.
6 Case No: COMP/M.3216 - ORACLE/PEOPLESOFT, 26.10.2004, prg. 15-18.
6
Şekil – 1: Kurumsal yazılım türleri arasındaki hiyerarşik yapılanma
Şekilden de anlaşılacağı üzere, tarafların temel faaliyet konularını teşkil eden MİY
çözümleri, satış ekiplerinin, pazarlama stratejilerinin, tüketici hizmetleri ve teknik
desteğinin otomasyonuna yönelik uygulamalarıdır. Bu çözümler aracılığıyla;
siparişlerin işlenmesi ve takip edilmesi, sözleşme takibi yapılması, birimler arası bilgi 210
akışının sağlanması, stok kontrolü ve yönetiminin gerçekleştirilmesi, satış öngörüleri
ve analizleri yapılabilmesi kolaylaşmaktadır7. Oracle Ankara’da gerçekleştirilen
görüşme sırasında kullanılan ifadeler, MİY çözümlerinin fonksiyonlarını kavramak
açısından faydalı olacaktır.
“CRM uygulamaları (…) doğası itibariyle geniştir. Temelde CRM uygulamalarını çağrı
merkezi kurma ve bu merkeze gelen şikayetleri takip etme seviyesinde de tutmak
mümkündür – ki bunun tek başına CRM çözümünü tanımlamak için yeterli olduğunu
düşünmemekteyiz. Bunun çok ötesinde kullanıcıların sistemleri CRM uygulamalarıyla
tam bir şekilde harmonize ve entegre edilebilmektedir.
Bu kapsamda, bir müşterimiz olan Türk Telekom için sunduğumuz hizmet bir örnek 220
olarak gösterilebilir. Bir abone veya abone adayı Türk Telekom ya da Türk
Telekom’un herhangi bir iştirakiyle ilk temasa geçtiğinde kişisel bilgileri rızasıyla kayıt
altına alınmaktadır. Bu kişi, daha sonra tüm birim ya da iştirakler tarafından aynı kişi
olarak görülür. Türk Telekom’un her bir birim veya iştirakindeki hedef kullanıcılar
kolaylıkla bu bilgiye ulaşır. Burada amaçlanan tüketicinin alım, satım, tercih
paternleriyle ilgili olarak bazı tahmin ve öngörüler yapabilmek ve satışları
mükemmelleştirmektir.
7 Case No COMP/M.3978 - ORACLE/SIEBEL, 22.12.2005, prg. 7.
Kurumsal Yazılımlar
Altyapı Yazılımları
Uygulama Yazılımları
Kurumsal Uygulama
Yazılımları
Kişisel Verimlilik Araçları
Kurumsal Kaynak Yönetimi
Varlık, iş gücü, finansal
olanaklar gibi şirket
kaynaklarının yönetimi
Müşteri İlişkileri Yönetimi
Satış, pazarlama ve müşteriye
yönelik diğer hizmetlerin
sunulması
Arz Zinciri Yönetimi
Planlama, üretim ve teslimat
süreçlerinin otomasyonu
7
Bunun ötesinde (…) bazı uygulamalarımız, satış yapılması muhtemel olan bir
müşterinin nitelikleri temel alınarak, bu kişi ürünlerimizi kullanan bir firma ile iletişim
haline geçtiği anda analitik bir çıkarım yapma imkanı sağlamaktadır. Daha önce 230
çeşitli zamanlarda, farklı noktalardan o müşteriye dair elde edilmiş bilgiler temel
alınarak oluşturulan (cinsiyet, yaş gurubu, gelir grubu, kişisel tercihler, medeni hal
v.b.) bir bilgi seti vasıtasıyla tüketicinin ilgilenebileceği temel satış imkanlarının,
tüketici irtibata geçtiği anda pazarlanması mümkün olabilmektedir. Bu gibi
uygulamalar, müşteri memnuniyetine ve mevcut müşterilere yeni satışlar yapılmasına
katkıda bulunmaktadır.”
Diğer kurumsal uygulama yazılımlarına benzer şekilde, müşteri ilişkileri yönetimi
uygulamaları da ya genel geçer müşteri ihtiyaçları ve sektör gereklilikleri dikkate
alınarak hazırlanan bazı ‘kalıp programlar’ ya da kurum içinde çalışanların
geliştirmesi veya dışarıdan hizmet alımı neticesinde ortaya çıkan bazı çözümler 240
aracılığıyla oluşturulmaktadır8. Kalıp programların şirketlere uyarlanması bir süreç
gerektirebilmekte ve ne kadar uyarlanırsa uyarlanılsın şirket ihtiyaçları tam olarak
karşılanmayabilmektedir. Öte yandan, şirket içi çözümler tercih edilmesi halindeyse;
daha az nitelikli çözümler kullanılmak durumunda kalınması, düzenli bir şekilde ürün
yenileme ve geliştirme hizmetlerinden gereğince faydalanılamaması gibi risklerle
karşı karşıya kalınabilmektedir.
H.3.2. AB Uygulamaları Işığında Kurumsal Uygulama Yazılımları (KUY) ve
Müşteri İlişkileri Çözümleri
Yazılım alanına dönük olarak alınmış Komisyon kararları incelendiğinde sektörün
karmaşık, değerlendirilmesi ve geleceğe dönük tahmin yapmayı oldukça güçleştiren 250
doğası dikkat çekmektedir. Komisyon, IBM/Telelogic kararında9 ilgili ürün pazarındaki
ürünlerin çeşitliliğine dikkat çekmekte benzer fonksiyonları yerine getiren benzer
uygulamaların tüketici nezdinde gerçekçi alternatifler oluşturamadığını belirtmektedir.
Komisyon’a göre böyle bir pazarda ilgili ürün pazarı değerlendirme için ancak geniş
bir çerçeve sağlayabilecektir.
Komisyon kararları incelendiğinde, pazar tanımı yapmaktan kaçınılabilindiği ölçüde
kaçınıldığı, kaçınılamayan durumlarda ise oldukça detaylı ve karmaşık pazar
tanımları benimsendiği görülmektedir. Bu durum KUY10 alanında faaliyet gösteren
Peoplesoft’un, Oracle tarafından devralınmasının değerlendirildiği Oracle/Peoplesoft
kararında açıkça görülmektedir. AB Komisyonu yaptığı incelemeler neticesinde, 260
kurumların özellikle finansal kaynaklarının yönetimi ve insan kaynaklarının yönetimi
ihtiyaçlarına hitap eden yazılımların, kurum büyüklüğü, ihtiyaçların kapsamı ve
derinliği, yazılımın hizmet ettiği amaçlar gibi unsurlar uyarınca üst segment yazılımlar
ve orta segment yazılımlar olmak üzere farklılaştığı sonucuna varmıştır. Bu noktada
üst segment yazılımların; yapıları, kapsamı, işlevi, derinliği, fonksiyonelliği,
hedeflediği kullanıcı sayısı, lisanslama sonrası sunulan ürün desteğinin niteliği, işlem
hacmi potansiyeli gibi niteliklerinin orta segment yazılımlardan farklılaştığına dikkat
çekilmiştir11. Kararda detaylı bir şekilde değerlendirmesi yapılan bu hususlar yazılım
8 Case No: COMP/M.3216 - ORACLE/PEOPLESOFT, 26.10.2004, prg. 17, 19.
9 Case No COMP/M.4747 - IBM/ TELELOGIC, 5.3.2008. prg. 122-123.
10 Söz konusu kararın mevcut dosyada değerlendirmesi yapılan MİY yazılımlarının hiyerarşik olarak bir
üstündeki KUY alanıyla ilişkili olması, kararın bu dosya açısından önemini daha da arttırmaktadır.
11 Case No: COMP/M.3216 – ORACLE/PEOPLESOFT, 26.10.2004, prg. 55-85. Kurumsal yazılımların
kararda yer verilen bir başka niteliği, özellikle büyük kurumlar açısından fiyatın alım tercihlerinde büyük
bir belirleyiciliği olmayabilmesidir. Yazılımın sunduğu işlevsellik ve derinlik daha ön plana çıkabilmekte,
8
sektörünün yapısının ne derece karmaşık olduğunu ve birçoğu soyut olan çok sayıda
faktörün değerlendirmelerde nasıl belirleyici olabileceğini ortaya koymaktadır12. 270
Komisyon uygulamalarında ilgili ürün pazarı tanımlanmasında, yazılımın hitap ettiği
sektörün13 de önem kazanabileceği düşüncesinin de dikkate alınabildiği
görülmektedir. Yazılımın hedef sektörünün pazar tanımı açısından belirleyici olduğu
bir karar öne çıkmasa da, hedef sektörün ne olduğunun inceleme sırasında
değerlendirildiği görülmektedir. Bunun temelinde sektörlerin gittikçe karmaşıklaşan
spesifik ihtiyaçlarının, sektörler arasında farklılaşmayı kaçınılmaz kılabileceği
düşüncesinin yattığı anlaşılmaktadır. Hewlett Packard/Triatron14, IBM/PWC
Consulting15 kararlarında bu yaklaşımın izlerini görmek mümkündür.
İlgili ürün pazarının belirlenmesinde sektörel bir ayrıştırmaya gitmenin tartışıldığı ve
bir başka karar da Oracle/Siebel kararıdır16. Temel faaliyet konusu MİY’ne dönük 280
çözümler üretmek olan Siebel’ın, kurumsal yazılım alanının tamamında faaliyet
göstermekte olan Oracle tarafından devralınmasına ilişkin bu kararda, MİY çözümleri
alanına dönük önemli değerlendirmelere yer verilmektedir.
Komisyona göre;
MİY uygulamaları tek başına kurumsal uygulama yazılımlarından ayrı bir pazar
teşkil etmektedir.
Her ne kadar bazı sağlayıcılar bazı sektörlerde şu ya da bu nedenle ağırlıklı
olarak bulunuyor olsa da, MİY uygulamalarının sektöre özgü versiyonlarını
türetme sürecinde, uygulamaların temel konfigürasyonları değişmediğinden, ilgili
ürün pazarını sektörel bazda tanımlamak gerekli gözükmemektedir. 290
MİY çözümleri kullanan teşebbüsler, özelleştirilmiş çözümleri, kalıp uygulamalara
bir alternatif olarak görmemektedirler.
MİY çözümleri her segmentten kullanıcı tarafından tercih edildiğinden, daha önce
bazı içtihatlarda benimsenen yaklaşımın aksine; piyasadaki çözümlerin ‘yüksek
segment’ ve ‘orta segment’ olmak üzere farklılaştığını söylemek güçtür.
yazılımı sunan sağlayıcının kim olduğu ve sunulan uygulamanın kurumun karmaşık yapısına ne
ölçüde uyarlanabildiği gibi hususlar da önem kazanabilmektedir. Doğal olarak bu durumun geçerliliği,
uygulamanın organizasyon için önemi arttıkça artmaktadır (Bkz. prg. 37, 74).
12 Oracle savunmasında (prg. 61) Komisyon’un ilgili pazarı “dairesel nitelikteki bazı tanımlamalar
dışında net bir şekilde tanımlamadığını, soyut ve belirsiz kavramlara dayandığını ve [böylesi bir pazar
tanımının] sektörde herhangi bir anlamı olmadığını” öne sürmüştür.
AB Komisyonu’nun bu kararda ortaya konan ilgili ürün pazarının müşterilerin ihtiyaç ve taleplerine ya
da sunulan ürünün niteliğine göre segmentlere ayrıştırılması olasılığı başka kararlarda da
değerlendirilmiştir. Business Solutions/IBM Italia, Hewlett-Packard/Triatron ve IBM/PWC Consulting
kararlarında, son kullanıcı konumundaki kurumların büyüklüğünün, bu kurumların alım paternleri
açısından büyük bir önemi olduğu öne sürülmekttedir. Özellikle büyük kuruluşların dışarıdan hizmet
alımı yolunu seçtikleri, KOBİ’lerin ise daha ziyade iç çözümler ürettikleri, dışarıdan hizmet alımını ya
hiç gerçekleştirmedikleri ya da birkaç uygulamayla sınırlı tuttukları ifade edilmekte, bu durumun pazarı
tüketici niteliğine göre ayrıştırmayı gerektirebileceği belirtilmektedir.
13 Bazı uygulamalar piyasaya telekomünikasyon, finans, kamu, sanayi gibi bazı belirli sektörlere
yönelik olarak sürülebilmektedir.
14 Case No COMP/M.3398 – HEWLETT-PACKARD/TRIATON, prg. 8, 14.
15 COMP/M.2946 - IBM/PWC CONSULTING, prg. 8-11.
16 Case No COMP/M.3978 - ORACLE/SIEBEL, 22.12.2005.
9
Komisyon bu kararında, değerlendirmelerini bir bütün olarak ‘MİY çözümleri’ pazarı
üzerinden yapacağını ifade etmekle beraber, değerlendirme açısından hiç bir tanım
altında işlemin rekabet düzeni açısından bir risk taşımamasından hareketle, MİY
uygulamalarının alt segmentlerinin ayrı pazarlar teşkil edecek kadar farklılaşmadığı
noktasında kesin bir yargıda bulunmadığını da vurgulamaktadır. 300
Özetlemek gerekirse; AB içtihatlarına bakıldığında
Kurumsal yazılım alanında pazar tanımı yapmanın oldukça zor olduğunun
vurgulandığı,
Bu zorluğun pazar tanımı yapmaktan mümkün olduğunca imtina etme, mümkün
olmadığı durumlarda ise karmaşık pazar tanımları yapmak şeklinde aşılmaya
çalışıldığı,
Pazar sınırları çizilirken, yazılımların ne amaçla kullanılacağının, hangi sektöre
yönelik olduğunun ve hangi kullanıcı segmentine yönelik olduğu gibi faktörlere
önem verilebildiği,
İncelemeye konu pazar olan MİY pazarı açısındansa, kesin bir yargı vermemekle 310
beraber, mevcut bulguların böylesi bir ayrıştırmanın varlığını desteklemediğinin
düşünüldüğü
görülmektedir.
H.3.3. Farmasötik Alana Dönük MİY Çözümleri
Önceki kısımlarda da ifade edildiği üzere, inceleme konusu işlemde gerek devralınan
şirketler konumundaki Dendrite ve Ultima, gerek devralan şirket konumundaki
Cegedim, MİY alanında çözümler sunmaktadır. Tarafların ürünleri farmasötik alanda
faaliyet gösteren şirketlere dönük çözümler olup, dolayısıyla müşterileri de bu
alandaki şirketlerdir. Farmasötik alana yönelik çözümler sunan bu şirketlerin, genel
itibariyle iki tip ürünleri bulunmaktadır. Bunlar MİY yazılımları sağlanması ve bu 320
yazılımların etkileşim halinde çalıştığı, doktorlara dair güncel kartvizit bilgilerini içeren
veritabanlarını kullanma hizmeti sunulmasıdır.
Daha önce de ifade edildiği üzere tüm MİY yazılımları gibi farmasötik alana dönük
MİY yazılımları da satış ekiplerinin, pazarlama stratejilerinin, tüketici hizmetleri ve
teknik desteğinin otomasyonunun sağlanması gibi amaçlar çerçevesinde
kullanılmaktadır. Bu uygulamalar aracılığıyla; siparişlerin işlenmesi ve takip edilmesi,
sözleşme takibi yapılması, birimler arası bilgi akışının sağlanması, stok kontrolü ve
yönetiminin gerçekleştirilmesi, satış öngörüleri ve analizleri yapılmasını
kolaylaşmaktadır.
Çoğu alanda olduğu gibi farmasötik alanda da pazarlama faaliyetleri önemli bir yere 330
sahiptir. Ancak, farmasötik ürünlerin pazarlanmasında bu ürünlerin bir özelliği önem
kazanmaktadır. Alışılagelmiş pazarlama metotları genellikle tüketicinin alım
tercihlerini bir şekilde etkilemek üzerine kurulmuş olup, tüketicinin bir ürünü daha
fazla, daha sık ve daha sadık bir şekilde tüketmesini temin etmeyi amaçlamaktadırlar.
Bu uygulamalarda tüketici hem pazarlama faaliyetlerinin yöneltildiği kişi, hem de
ürüne ilişkin tüketim kararını veren otorite konumundadır.
Öte yandan, bilindiği üzere farmasötik alanda tanıtım faaliyetleri ağırlıkla ilaç
şirketlerinin temsilcileri (tıbbi mümessiller) tarafından sürdürülmektedir. Bu
faaliyetlerin alışılagelmiş pazarlama faaliyetlerinden farkı; ürünün tüketimini
gerçekleştiren tüketici ile pazarlama faaliyetlerinin hedeflediği kesim olan ve tüketime 340
10
ilişkin kararı veren otoritenin (doktor ve/veya eczacılar) tamamen ayrı birimler
olmasıdır. Gerek mevzuat zorunluluklarından, gerekse tüketimi gerçekleştiren
kesimin kullanmak durumunda oldukları ürünlere dair çok sınırlı bir bilgiye sahip
olmalarından ötürü bu kesime yönelik pazarlama faaliyetleri ihmal edilebilecek
düzeydedir.
Yukarıda ortaya konulduğu üzere, tıbbi mümessiller, farmasötik alanda faaliyet
gösteren firmaların pazarlama stratejileri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu
durum ilk etapta tıbbi mümessillerin faaliyetlerini etkin bir şekilde gerçekleştirmeleri
için uygun şartların sağlanmasını, daha sonra ise bu faaliyetlerin bir şekilde
denetlenmesini gerektirmektedir. Bu noktada farmasötik alana özgü MİY çözümleri 350
devreye girmektedir.
Farmasötik alana yönelik tasarlanan MİY çözümleri firmalara faaliyetlerinin
otomasyonu ve satışların analizini sağlayan bir yazılımın ötesinde Türkiye’deki tüm
doktorların, uzmanlık alanlarını iletişim bilgilerini içeren güncel bir veri tabanından
faydalanma imkanı da sağlamaktadır. Dendrite firmasının Pharbase, Kuşman
firmasının Havuz ve Cegedim firmasının Onekey ürünleri bu nitelikte bazı
uygulamalardır. Bu uygulamalar sayesinde ilaç şirketlerinin bir bölgede yapılan
tanıtım faaliyetlerinin ne kadarının kendileri tarafından yapıldığını görme imkanı
olmaktadır. İlaç firmaları görece az tanıtım yaptıkları bölgelerde tanıtım faaliyetlerini
arttırmak imkanına kavuşmaktadır. Ayrıca tıbbi mümessillerinin faaliyetlerine ilişkin 360
raporlar, faaliyetleri sırasında katlandıkları masraflar, çalışmaları sırasında elde
ettikleri primler de bu uygulamalarla takip edilebilmektedir. Özetle, pazarlamanın
etkin ve denetimli bir şekilde gerçekleştirilmesi kolaylaşmaktadır.
Cegedim ve Dendrite gibi farmasötik alana dönük çözümler sunan markalar
münhasıran, bu alanda faaliyet göstermekte, bu alan dışında telekomünikasyon,
finans, enerji gibi diğer sektörlerde çözüm sunmamaktadırlar.
Bu firmalar dışında Oracle’ın Siebel, Microsoft’un ise Microsoft CRM markalı MİY
uygulamaları farmasötik alanda faaliyet gösteren şirketlerce tercih edilebilmektedir.
Ayrıca, S ve StayinFront gibi markalar da potansiyel bazı diğer
alternatiflerdir. 370
Temelde bu markalar faaliyetlerini bir kalıp uygulamanın farklı müşterilere
uyarlanması yoluyla gerçekleştirmektedirler. Ancak zaman içerisinde sektörlerin
kendi içerisinde standart olan bazı fonksiyonların uygulama modüllerine girmesi ile bu
firmalardan bazıları uygulamalarının sektörel modüllerini pazarlama yolunu
seçmişlerdir. Bu durumun, yapılması gereken uyarlamanın maliyetini azalttığı ancak
sıfırlamadığı belirtilmelidir.
Cegedim, Dendrite, Ultima ve Kuşman’ın faaliyetlerinin farmasötik alan ile
özdeşleşmesi, öte yandan Siebel, Microsoft CRM, S ve StayinFront gibi
markaların ise daha geniş bir pazar yelpazesine hitap ediyor olması, farmasötik MİY
alanının, MİY uygulamaları genelinden ayrı bir pazar olup olmadığının ortaya 380
konmasını gerektirmektedir.
H.3.4. İlgili Ürün Pazarına Dair Tespit ve Değerlendirmeler
Cegedim’de raportörlerce gerçekleştirilen yerinde incelemeler sırasında piyasadaki
gelişmelere dair değerlendirmeleri içeren raporlar, rakiplerin faaliyetlerine, ürün
tanıtımlarına, reklam ve pazarlama stratejilerine dair bilgiler içeren broşürler,
kataloglar ve makaleler ve çeşitli notlar elde edilmiştir. Bunun yanı sıra raportörlerce
piyasada yer alan oyucularla görüşülmüş, gerekli görüldüğünde bu kuruluşlara bilgi
11
isteme yazıları gönderilmiş ve cevaplar alınmıştır. Aşağıdaki kısımda pazar tanımı
açısından önem teşkil edebilecek bazı bulgulara ve bu bulguların değerlendirmesine
yer verilmektedir. 390
1. Raportörlerce 15.4.2010 tarihinde Cegedim’de gerçekleştirilen görüşmede
aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“Şirketimizin 3 temel faaliyet alanı bulunmaktadır. Bunlar, ilaç sektörüne yönelik
CRM ve veritabanı hizmeti, ilaç sektörüne yönelik danışmanlık hizmeti, stratejik
data dediğimiz, ilaç sektörüne yönelik pazar araştırma hizmetleridir.
CRM altında 3 ana ürünümüz bulunmaktadır. Bunlar, Teams, Trends, Mobile
Intelligence’dır. Bu ürünlerle ilaç şirketlerinin hedefledikleri kişilere hedefledikleri
hizmetleri götürüp götürmediklerini anlamalarını sağlıyoruz. Sistemlerimiz
aracılığıyla satış temsilcilerinin faaliyetlerinin görülebilmesi, satış sonuçlarıyla
hedeflerinin uyumlaştırılmasının sağlanması daha kolay hale gelmektedir. (…) 400
CRM konusunda bizim alanımızda ve diğer sektörlerde aynı anda faaliyet
gösteren bazı firmalar Oracle/Siebel, Symantec, Veribase, Pivotal, Microsoft CRM
olarak gösterilebilir.
Bildiğimiz kadarıyla bu firmalar da, biz de ürünlerimizi yarı paket denilebilecek,
gerektiğinde bireyselleştirilebilecek şekilde sunmaktayız. Oracle ve Veribase’in de
ilaç sektörüne yönelik özel olarak tasarlanmış bir yazılımı bulunmaktadır. Kuşman
ise bizim gibi sadece ilaç alanında faaliyet göstermektedir. Sadece Roche
tarafından kullanılan StayinFront ürünü de piyasada kullanılmaktadır.
Her sektörün kendine has özellikleri ve uygulamaları bulunmaktadır. Sektör
spesifik yazılımların sektöre daha iyi hitap etmesi beklenir. Ancak, Siebel gibi 410
firmalarda görüleceği üzere, yazılımları bireysel ihtiyaçlara göre özelleştirme
süreci daha uzun sürebilse de, sektör spesifik olmayan firmaların ürünleri de tüm
sektörlerde kullanılabilmektedir.
İlaç/sağlık sektörü dışında herhangi bir sektörde CRM ürünü satmamaktayız.”
2. Raportörler tarafından 16.4.2010 tarihinde Novartis’te gerçekleştirilen görüşmede
aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“CRM pazarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini düşünmekteyiz.
Farmasötik CRM, CRM’in bir alt branşı olarak görülebilir. Ancak farmasötik alanda
kullanılacak genel bir CRM yazılımının büyük ölçüde özelleştirilmesi
gerekebilecektir. Bu nedenle bu alana özgü yazılımların kullanılmasında maliyet 420
avantajından söz edilebilir. “
3. Raportörlerce 16.4.2010 tarihinde Kuşman’da gerçekleştirilen görüşmede
aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“Biz bir yazılım satmamaktayız. Biz sistemimizi kullandırmak için hizmet satıyoruz.
Temel işlevimiz veri tabanı kullanımından ibaret olduğundan bizi firmanın hangi
yazılımı kullandığı pek ilgilendirmiyor. Firmalara bunu açıkça da söylüyoruz.
Bizden veritabanı ve yazılım alınmasıyla sadece veri tabanı kullanımının maliyeti
aynıdır. Oracle’ın Siebel yazılımı ise veri tabanını dışarıdan alarak müşteri
özelinde çözümler bulmaktadır. Bir müşteri Siebel’a geçse de veri tabanı olarak
biz ya da Cegedim’i seçmek durumunda kalıyor. Esasen biz Oracle’i bir rakip 430
olarak görmeyiz. Ancak in-house (şirket içi çözümler) bizim için büyük bir rakip
konuma gelebiliyor. Çünkü bu firmalar kendi veritabanını kullanıp, kendi
12
hizmetlerini sunabiliyorlar. Bu durumda bizim hizmetlerimize ihtiyaç
duymayabiliyorlar.”
4. Raportörlerce 16.4.2010 tarihinde Oracle’da gerçekleştirilen görüşmede aşağıdaki
ifadeler kullanılmıştır:
“Farmasötik alanda (…..TİCARİ SIR…..) İlaç Siebel ürününü kullanan firmalardır.
Bu firmalar kendi küresel faaliyetleri kapsamında CRM alanında alacakları
kararları belirlerler. Bu kararlar neticesinde bu firmalarla Siebel’in ilişkisi Siebel’in
Oracle tarafından devralınmasının öncesinde oluşturulmuş olup, satışları bizim 440
üzerimizden gerçekleştirilmemiştir. Bu firmalar ile Oracle Türkiye’nin mevcut
durumda da herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. Şu anda ticari önceliklerimiz
arasında Farmasötik CRM alanına dönük satışlar gelmemektedir. Türkiye’de
henüz bize gelen bir talep doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz bir satış
bulunmamaktadır.”
5. Oracle tarafından bilgi talebine cevaben Kurumumuza gönderilen yazılardan
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Şirketimiz ABD’de kurulu olan Oracle Corp.’un dolaylı bir iştirakidir. Şirketimiz
tarafından talep kapsamında farmasötik alanda Türkiye’de faaliyet gösteren
herhangi bir şirkete doğrudan satış yapılmamıştır. Ancak şirketimizin yurtdışında 450
bulunan bazı iştirakleri tarafından, farmasötik alanda faaliyet gösteren ve son
kullanıcısı Türkiye’de bulunan şirketlere küresel sözleşmeler kapsamında kimi
CRM yazılım ve programları satılmaktadır. Şirketimiz yalnızca küresel olarak
akdedilen söz konusu sözleşmeler çerçevesinde teknik destek sunabilmektedir;
ancak talep kapsamında böyle bir hizmet sunumuna da rastlanmamıştır.
(…)
Yukarıda da belirtildiği üzere, şirketimiz tarafından farmasötik alanda faaliyet
gösteren firmalara doğrudan yapılan bir CRM satışı yoktur. Oracle Corp.’un
yurtdışındaki iştirakleri tarafından, farmasötik alanda faaliyet gösterdiği ve son
kullanıcıların Türkiye’de bulunduğu saptanan iki şirkete satış yapıldığı 460
anlaşılmıştır. Bu şirketler (…..TİCARİ SIR…..) şirketleridir.”
6. Raportörlerce 9.7.2010 tarihinde Oracle’ın Ankara ofisinde gerçekleştirilen
görüşmede aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır
“Siebel’ın yaptığı AR-GE yatırımların büyüklüğü dikkate alındığında, herhangi bir
yerli yazılımın bu yatırımları gerçekleştirmesi ve Siebel’a anlamlı rakip olmasının
mümkün olamayabileceği söylenebilir. Ancak yerli firmalar basit uygulamaları
güzelce paketleyip müşterilere sunabilmektedirler. Bizim sunduğumuz çözümü,
çok daha ucuza aynı nitelikte gerçekleştirdiklerini iddia edebilmektedirler.
Oracle’ın gerçekleştirdiği AR-GE yatırım büyüklüğü dikkate alındığında bu
durumun gerçekle bağdaşmadığı ileri sürülebilir. 470
Sektörde, en büyük rakibimiz kod yazarak uygulama geliştirme kararı veren IT
departmanlarıdır. Ancak kullanıcılar yazılım ihtiyaçlarını iç çözümler üreterek
karşılama yolunu seçtiklerinde, ürünlerin zaman içerisinde demode olması, teknik
bakımlarının gerçekleştirilememesi, gerekli uyumlaştırmaların yapılamaması gibi
bazı sıkıntılar yaşayabilmektedirler.
Siebel açısından SAP, Curam, Sales-Force gibi firmalar rakip olarak
algılanabilmektedir. Kamu sektöründe Microsoft CRM rekabeti ile çok fazla
karşılaşılmamaktadır.
13
Bu durum, bizim çalışma prensibimize de yansımaktadır. Biz, ilk etapta müşteriyi
bir şekilde nitelendirmeye çalışmaktayız. Bu nitelendirme sırasında tüketici 480
ihtiyaçları ve ne gibi bir çözümün istendiğine dikkat edilmektedir. Eğer müşteri bizi
custom yazılmış uygulamalarla yarıştırıyorsa, fiyat açısından rekabet etmemizin
pek mümkün olmadığı bu durumlarda fiyat teklifi vermeyebilmekteyiz.”
Raportörler tarafından Cegedim’de yapılan yerinde incelemede elde edilen bir
belge silsilesinde 6.1.2010 tarihinde Cegedim Genel Müdürü tarafından Cegedim
çalışanlarına gönderilen bir e-posta ve bu e-postaya ilişkin çalışanların ayrı ayrı
görüşleri yer almaktadır.
490
(…..TİCARİ SIR…..)
500
7. Raportörler tarafından Cegedim’de gerçekleştirilen yerinde incelemede elde
edilen “Türkiye 2008 Yılı İş Planı: Piyasa Analizi/Cegedim Dendrite Durumu –
Gelecek 3 yılın stratejisi” başlıklı sunumda ‘Rakiplerin durumları, evrimleri ve
stratejileri’ başlığı altında Kuşman, Siebel ve Probil’e dair bilgiler yer almaktadır.
“Kuşman: Kuşman hala ilaç firmaları tarafından tercih edilmektedir. Çözümünü
(…..TİCARİ SIR…..)’a çok düşük bir fiyata sattı. (…) Veritabanı için çok düşük
fiyatlar veriyorlar ve potansiyel doktor bilgilerini de sunuyorlar (düşük kalitede de
olsa). (…) 510
Oracle-Siebel: Büyük ilaç şirketlerine CRM yanında ERP gibi diğer kurumsal
çözümler aracılığıyla girmeye çalışmaktalar. (…..TİCARİ SIR…..)’e bir sunum
yaptılar ve diğer büyük ilaç şirketlerine de açık kapı bırakmak istiyorlar.
Probil: Rekabetleri ilaç sektöründeki tüm müşterilerini kaybettikten sonra
zayıfladı. İyi bir kalitede front-end’leri17 olmasına rağmen, veritabanları olmadığı
ve satış sonrası destekleri zayıf olduğundan Türk farmasötik sektöründe SEO
uygulamaları geliştirmelerinin imkansız olduğunu anladılar.”
17 ‘Arayüz’ kavramına ilişkin teknik bir terim.
14
8. Raportörler tarafından Cegedim’de gerçekleştirilen yerinde incelemede elde
edilen “Türkiye 2009 Yılı İş Planı” başlıklı sunumda ‘Rakiplerin durumları, evrimleri
ve stratejileri’ başlığı altında aşağıdaki yorumlara yer verilmektedir. 520
“Kuşman: Müşteri kaybetmeye başladı. Önemli müşterilerini tutmak için bunlara
büyük önem veriyor. Ayrı kulvarlardayız.
In-house: Çok tercih edilen bir yol. (…..TİCARİ SIR…..)gibi gerçekten başarılı
örnekler var.
S: İyi ürün demoları ve kuvvetli teklifleri ile şirketlere saldırıyor.
StayinFront: Küresel bir anlaşmayla Türkiye’ye girdi. Türkiye’de 1 müşterisi var.
(…..TİCARİ SIR…..) Türkiye StayinFront’un bölgesel merkezi konumunda.
Microsoft CRM: (…..TİCARİ SIR…..)ile olan küresel anlaşması uyarınca bir tek
müşterisi var.”
9. Raportörler tarafından Cegedim’de yapılan yerinde inceleme sırasında elde 530
edilen rakiplerin faaliyetlerine dair bilgiler içeren el yazısı notlar, e-posta ve bazı
broşür ve dokümanlar elde edilmiştir. Bunların bazılarına dair bilgilere aşağıda yer
verilmektedir:
Cegedim Genel Müdürü’nün ofisinde Dendrite, Kuşman, Probil Pivotal ve Siebel
firmalarına ve bu firmaların faaliyet ve hareketlerine dair bilgiler veren çok sayıda
makale, tanıtım yazısı, broşür ve ilan elde edilmiştir.
Cegedim Genel Müdürü’nün el yazısı notlarında şu ifadeler yer almaktadır:
“competititon info (rekabet bilgisi) topladım: Kuşman, Dendrite, Update.”
17.6.2005 tarihinde Cegedim Genel Müdürü tarafından (…..TİCARİ SIR…..)’ya
gönderilen, Kuşman firmasının çalıştığı ilaç şirketlerine ve bu şirketlerden 540
hangisinin Cegedim ile çalışmaya başlayabileceğine dair bazı bilgi ve
değerlendirmeler içeren bir e-posta elde edilmiştir.
Cegedim’in Siebel ve Dendrite markalarına karşı üstünlük ve eksikliklerine dair
değerlendirmeler içeren bir belge elde edilmiştir.
Türkiye piyasanın aylık bir değerlendirmesinin yapıldığı ‘Yönetim Raporları’ndan
2003 yılı Kasım ile 2004 yılı Mart ve Aralık aylarında hazırlanan raporun rekabet
kısmında rakip olarak sadece Dendrite, Kuşman, Pivotal ve Siebel’e dönük
yorumların yapıldığı görülmektedir.
Yukarıda bir numaralı belge olarak yer verilen Cegedim’de yapılan görüşme
tutanağında yer alan ifadelerde, Kuşman ve Cegedim gibi firmaların aksine hem 550
farmasötik sektörde hem diğer sekörlerde faaliyet gösteren firmaların varlığına dikkat
çekildiği görülmektedir. Teşebbüs yetkilisince her sektörün kendine has uygulamaları
olduğu ve sektöre özgü yazılımların sektör ihtiyaçlarını daha uygun bir şekilde
karşılamasının bekleneceği kabul edilmekle beraber, Siebel gibi firmaların
benimsediği kalıp yazılımların bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanması gibi yöntemlerin
de tüm sektörlerde tercih edilebildiği vurgulanmaktadır. İfadelerden kesin bir çıkarım
yapmak güç olsa da MİY alanında faal olan şirketlerin bazı modifikasyonlarla tüm
sektörlerde yer alabilmesine yapılan vurgunun, MİY çözümleri hizmetlerinin bir bütün
olarak ele alınması yönündeki bir düşünceyi yansıttığı görülmektedir. Cegedim
tarafından ortaya konulan bu iddiayı Novartis yetkililerinin iki numaralı belgede yer 560
verilen ifadeleri de desteklemektedir. Gerçekleştirilen görüşmede MİY çözümleri
15
pazarının bir bütün olarak ele alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak şirket
yetkililerinin farmasötik alanda faaliyet gösteren bir şirketin genel bir MİY uygulaması
kullanmaya karar vermesi halinde büyük ölçekli uyarlamalar gerekebileceğine vurgu
yaptığı da dikkat çekmektedir.
Kuşman ve Oracle yetkililerinin ifadelerinin ise Novartis ve Cegedim yetkililerinin MİY
alanının sektörel bir şekilde alt pazarlara ayrıştırılmasının piyasa dinamiklerini
yansıtmayabileceği düşüncesi ile çeliştiği görülmektedir. İlk etapta Kuşman’ın temel
ticari faaliyetlerinin doktorlara dair bilgiler içeren veritabanını satmak olduğu,
bu noktada kendileri için kullanıcı tarafından hangi programın kullanılacağının önemli 570
olmadığı hatta kendilerinden veritabanı ve yazılım hizmetinin beraber talep edilmesi
ya da sadece veritabanın talep edilmesi arasında bir fiyat farkı uygulamadıkları üç
numaralı belgede ifade edilmektedir. Bu düşünceler ortaya konduktan sonra da
kendilerinin “Oracle’ı bir rakip olarak görmedikleri” de açık bir şekilde ifade
edilmektedir.
Oracle’ın yaklaşımını ise dört, beş ve altı numaralı belgeler olarak yer verilen Oracle
İstanbul ve Ankara ofislerinde yapılan görüşmeler ile bilgi taleplerine cevaben
gönderilen yazılar ortaya koymaktadır.
Oracle Türkiye’de yapılan görüşmede Siebel markasına yapılan AR-GE yatırımlarının
büyüklüğüne dikkat çekilmektedir. Yerli yazılımların hitap ettikleri yerli pazarın sığlığı 580
dikkate alındığında, yerli yatırımların Oracle’ın yaptığı yatırımlar ile
karşılaştırılabilir bir büyüklükte yatırım yapmasının imkansızlığı vurgulanmakta
ve bu nedenle herhangi bir yerli firmanın Siebel kalitesinde ürün sunmasının
beklenemeyeceği ifade edilmektedir. Siebel yetkileri rakip olarak SAP, Curam ve
Salesforce gibi firmaları gördüklerini ifade etmektedirler. Yetkililerin rekabet
algılarına ve bu algılarının ticari politikalarına yansımasına dair ifadeleri oldukça
çarpıcıdır. Tutanaklarda bir ürün satılırken ilk etapta müşterinin değerlendirilmeye
çalışıldığı ve bu safhada çözümlerinin kendilerince makul kabul edilmeyen
uygulamalarla yarıştırıldığını hissettiklerinde teklif dahi verilmeyebildiği ifade
edilmektedir. 590
Oracle Türkiye tarafından ifade edilen bir ikinci husus, Türkiye’de farmasötik alanda
sadece üç firmanın Siebel ürünü kullandığının tespit edildiği, bu satışların Siebel’ın
Oracle tarafından devralınmasından önce gerçekleştirildiği, bu satışlara dair kararın
yurtdışında gerçekleşen görüşmeler neticesinde, kullanıcı şirketlerle Oracle’ın
yurtdışındaki merkezi arasında varılan bir anlaşma dahilinde gerçekleştiğidir. Oracle
yetkilileri çalıştıkları firmalarla Oracle Türkiye’nin mevcut durumda bir ilişkisi
bulunmadığını vurgulamış, Oracle Türkiye’nin, bu alanda henüz kendilerine yönelen
bir talep doğrultusunda gerçekleşen bir satışı olmadığını belirtmiş ve “ticari
öncelikleri arasında Farmasötik CRM alanına dönük satışların gelmediğini” açık
bir şekilde ifade etmiştir. 600
Bu durum Oracle’ın müşteri portföyüne bakıldığında da görülmektedir. İncelemeler
sırasında, Oracle’dan Türkiye’deki en büyük on müşterisi hakkında bazı bilgiler talep
edilmiş, Oracle tarafından gönderilen bilgiler temel alınarak aşağıdaki tablo
oluşturulmuştur. Görüldüğü üzere, Oracle’ın en büyük on müşterisi şirketin bu
alandaki cirosunun neredeyse tamamını oluşturmaktadır. Türkiye’nin en büyük dört
telekomünikasyon şirketi Oracle ile çalışmaktadır. Ayrıca listede üç finans kuruluşu,
bir bilişim şirketi ve bir kamu teşekkülü yer almaktadır. Bahse konu ilaç şirketlerinden
hiçbirinin Oracle’ın en büyük on müşterisi arasında yer almadığı, bu üç şirketten elde
edilen cironun marjinal düzeyde kaldığı dikkat çekmektedir.
16
Tablo 1: Oracle’ın en büyük on müşterisi ve bu müşterilere yapılan satışların fatura bilgileri 610
Sıra Firma Satış Tutarı (TL)
1 (……..) (……..)
2 (……..) (……..)
3 (……..) (……..)
4 (……..) (……..)
5 (……..) (……..)
6 (……..) (……..)
7 (……..) (……..)
8 (……..) (……..)
9 (……..) (……..)
10 (……..) (……..)
İlk 10 Toplam (……..)
Genel Toplam (……..)
Oracle Türkiye’nin ifade ettiği üç şirketin (…..TİCARİ SIR…..), Oracle ürünleriyle
ilişkisinin tesis ediliş biçiminin dosya kapsamında yapılacak değerlendirmelerde
önemli bir yer teşkil edeceğinden aydınlatılması gerekmektedir.
Küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketler tüm dünyada çok sayıda ülkede birbirleriyle
etkileşim halinde olmak durumundaki iştirakler aracılığıyla faaliyet göstermektedirler.
Yazılım gibi her iştirak tarafından kullanılan bir unsurun bu iştiraklerin tamamında
uyumlaştırılması özellikle iş akışının harmonize edilmesinin önem kazandığı kurumlar
açısından önem kazanabilmektedir. Bu sebeple kuruluşlar, tüm iştiraklerinin aynı
yazılımı kullanması gibi ilke kararları alabilmektedir. Tercih edilen yazılım, kuruluş ile
yazılımı üreten firma arasında küresel boyutta varılacak bir anlaşma neticesinde tüm 620
ülkelerdeki iştiraklere ve bu iştiraklerdeki kullanıcılara lisanslanabilmektedir. Ayrıca,
bu yol tercih edildiğinde kullanıcı sayısı küresel ölçekte belirlendiğinden pazarlık gücü
yükselmekte, bu durum birim alım maliyetlerinde ciddi tasarruflara imkan
verebilmektedir. Bilgi talebine cevaben gönderilen yazılar incelendiğinde (…..TİCARİ
SIR…..) gibi firmaların bu yolu tercih eden bazı firmalar olduğu görülmektedir. Ayrıca
dokuz numaralı belgede yer alan S ile (…..TİCARİ SIR…..) ve
Microsoft CRM ile (…..TİCARİ SIR…..) arasındaki ilişkiler bu durumun başka
örnekleridir.
Öte yandan, MİY çözümlerinin şirketlerin pazarlama ve satış stratejilerini
şekillendirmekte ve mükemmelleştirmekte kullandıkları bir araç olduğu 630
unutulmamalıdır. Satış ve pazarlama stratejileri, hedefleri ve araçları piyasa
yapısından ve piyasanın kurumsal öğelerinden ciddi ölçüde etkilenebilmektedir. Bu
yüzden herkese uyacak tek bir tasarım yerine teşebbüsler farklı ülkelerdeki
iştiraklerini, seçilecek müşteri ilişkileri çözümleri konusunda bölgesel koşullara daha
kolay uyum sağlayabilmeleri gerekçesiyle serbest bırakmayı da tercih
edebilmektedirler.
Burada önem kazanan husus ilk politikanın benimsenmesi halinde satın alma
sürecinin yurtdışında alınacak kararlar uyarınca ve küresel bir rekabet neticesinde
gerçekleşeceğidir.
Bunun yanı sıra yedi ve sekiz numaralı belgede (…..TİCARİ SIR…..) 640
17
ifade edilmektedir.
Ürünlerin farklı kulvarda olduğu yönündeki kanıya rağmen, on numaralı belgeden de
görüleceği üzere, Kuşman’ın faaliyetlerinin sıkı bir şekilde takip edildiği,
ürünlerinin nitelikleri hakkında sık sık bilgi toplandığı, Kuşman kullanıcısı kurumların
satış faaliyetlerinin üzerinde yoğunlaşması gereken potansiyel müşteriler olarak
görüldüğü anlaşılmaktadır. Bunun ötesinde farmasötik CRM alanında faaliyetleri
bulunan Siebel, Probil, StayinFront, Pivotal, Salesforce, Probil ve Dendrite gibi
firmaların da, bu firmalarının ürünlerinin de, gerek müşterilerden alınan bilgiler, 650
gerek bu firmaların ürünlerine dair bilgiler içeren tanıtım dökümanları
aracılığıyla takip edildiği görülmektedir. Tüm sektörler genelinde MİY’e dair
çözümler sunan, ancak Farmasötik CRM alanında faaliyette bulunmayan, bu alanda
herhangi bir kuruma ürün satmamış herhangi bir firmanın rakip olarak takip edildiğine
dair bir bulgu elde edilmemiştir.
Tüm bulgular bir arada ele alındığında farmasötik MİY çözümleri alanında iki farklı
uygulamanın varlığı dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki farmasötik ürünler sektörü
haricinde diğer sektörlerde de görülen MİY’e dönük yazılımların kullanılması, diğeri
ise farmasötik ürünler sektörünün bir parçası olan ürün pazarlama ve promosyonu
için gerekli olan Türkiye’de faaliyet gösteren doktorların kartvizit bilgilerini içeren bir 660
veritabanının kullanılmasını sağlamaktır.
MİY yazılımları açısından farmasötik alanda faaliyet gösteren kuruluşların alım
saikleri incelendiğinde temel olarak iki ayrı tip kuruluşun varlığı dikkat çekmektedir.
Bir kısım kuruluş, faaliyetlerini tek tipleştirmek adına kullanacakları MİY çözümlerini
küresel bazda standartlaştırmayı tercih etmektedir. Bir firma bu yolu tercih ettiğinde
gerçekleştirilecek alım, küresel bazda tüm iştiraklerin kullanıcıları üzerinden
yapılacağından, satış anlaşmasının ölçeğindeki bu büyüme faaliyetlerini farmasötik
alana odaklamış Cegedim ve Dendrite gibi şirketlerin dışında, tüm sektörlere MİY
çözümleri sunan SAP, Siebel, StayinFront gibi çok sayıda ve çok çeşitli gibi firmayı
teklif vermek noktasında cezbedebilmektedir. AB Komisyonu’nun Siebel18 kararında 670
MİY çözümleri alanında sektörel bir ayrıma gidilmesinin gerekli olmadığı yönündeki
intibasının temelinde de bu durumun yattığı görülmektedir.
Öte yandan daha önce de bahsedildiği üzere küresel alanda faaliyet gösteren ilaç
şirketlerinin bir kısmı MİY yazılımı alanında kullanıcılarını serbest bırakmayı
seçmektedirler. Bunun ötesinde Türkiye’de yurtdışındaki herhangi bir gruba bağlı
olmadan faaliyet gösteren yerli ilaç şirketleri de bulunmaktadır. Bu gruptaki şirketlerin
alım kararları Türkiye’de alınmakta, bu da alım ölçeğini ciddi ölçüde düşürmektedir.
Hal böyleyken bu alımlar Siebel, SAP gibi firmalar için çekiciliklerini kaybetmektedir.
Oracle Türkiye ofisi yetkilileri de farmasötik alana yönelik satışlar yapmanın ticari
öncelikleri arasında yer almadığını açıkça belirtmişlerdir. 680
İkinci gruptaki ilaç şirketlerinin bir kısmı şirketlerindeki bilişim departmanlarınca
geliştirilen uygulamalarını kullanırken, bir kısmı ucuz uygulamaları düşük fiyatla
beraber sunan Kuşman’ın uygulamalarını diğer bir kısmı ise görece daha pahalı
çözümler olan Cegedim veya Dendrite’in uygulamalarını tercih etmektedirler. Bu
firmalar farklı kullanıcı kitlelerine hitap etse de ciddi ölçüde rekabet içerisinde
oldukları görülmektedir.
18 Case No COMP/M.3978 - ORACLE/SIEBEL, 22.12.2005.
18
Veritabanı kullanımı açısından bir değerlendirme yapıldığında ise şirketlerin kendi
mümessillerinin çabalarıyla oluşturacakları kendilerine ait veritabanlarını kullanmaları
her zaman mümkün olmakla beraber, ihtiyaçlarını daha profesyonel bir şekilde
karşılamak isteyecek firmalar açısından Cegedim, Dendrite ve Kuşman firmalarının 690
ürünlerinin alternatif teşkil ettiği, Siebel, SAP gibi firmaların bu alanda herhangi bir
ürünü olmadığı dikkat çekmektedir. Bu durum, farmasötik alana özgü çözümler sunan
ve tüm sektörler genelinde çözümler sunan firma gruplarını ayrıştıran bir başka unsur
olarak öne çıkmaktadır.
Bunun yanı sıra, alternatif firmalarca kullanılan veritabanları tüm yazılımlarla uyum
sağlayabildiğinden, yurtdışında alınan bir karar neticesinde Siebel yazılımı kullanan
bir firma, Türkiye’de veritabanı hizmeti kullanmayı tercih etmesi durumunda Kuşman
ya da Cegedim’in çözümlerini tercih edebilmektedir. Bu durum, fiyat politikaları ve
ticari stratejileri dikkate alındığında, veritabanı kullanımı açısından da farklı kullanıcı
kitlelerine hitap ediyor olarak değerlendirilebilecek Cegedim ve Dendrite ile Kuşman 700
arasındaki rekabeti yoğunlaştıran bir başka unsur olarak değerlendirilmelidir.
İlgili ürün pazarının sınırları çizilirken tüm bu bulguların dikkate alınması
gerekmektedir. AB Komisyonu’nun önceki kararlarında yazılım sektörü genelinde
sektörel pazar tanımlarının yapılmasının bir olasılık olabileceği ifade edilmesine
rağmen inceleme konusu alanda gerçekleştirilen Oracle/Siebel kararında MİY
çözümlerinin bir bütün olarak ilgili ürün pazarı olarak benimsendiği görülmektedir19.
Benzer şekilde, açık bir çıkarım yapmak güç olsa da Cegedim yetkililerinin
düşüncelerinin de ilgili ürün pazarının belirlenmesinde sektörel değil, genel bir
yaklaşım benimsenmesinin doğru olacağı yönünde olduğu görülmektedir. Bununla
beraber 710
Farmasötik alanda MİY çözümleri sunan firmaların, bir yazılımın yanı sıra
doktorlara ilişkin güncel bilgiler içeren bir veritabanı da sunuyor olması, tüm
sektörlere yönelik çözümler sunan firmaların ise sadece yazılım sunması,
Tüm sektörlere dönük MİY çözümleri sunan markaların Türkiye’ye ağırlıkla
farmasötik alanda faaliyet gösteren şirketlerin yurtdışı merkezlerinin kararıyla
küresel düzeyde varılan lisanslama anlaşmaların bir sonucu olarak gelmesi,
Cegedim’in rakiplerinden
Kuşman’ın
Temel ticari faaliyetlerinin doktorlara dair bilgiler içeren veritabanını satmak
olduğu, 720
Oracle’ı bir rakip olarak görmedikleri,
Oracle’ın
Kendilerinin rakip olarak SAP, Curam ve Salesforce gibi firmaları
gördükleri,
Oracle’ın Türkiye’de farmasötik alanda gerçekleştirdiği satışlara dair
kararların yurtdışında gerçekleşen görüşmeler neticesinde alınmış olduğu,
19 Komisyon sektörel bazda bir pazar tanımının uygun olmayacağı konusunda kesin yargısını, bu yargı
işlemin değerlendirmesini etkilemeyeceğinden yapmamıştır. Ancak, kararda piyasa incelemelerinin
sonuçlarının sektörel bir pazar tanımını pek desteklemediğini de belirtilmektedir.
19
Oracle’ın ticari öncelikleri arasında Farmasötik CRM alanına dönük
satışların gelmediği,
Yerli firmaların Oracle’ın yaptığı yatırımlar ile karşılaştırılabilir bir
büyüklükte yatırım yapmasının imkansız olduğu, 730
yönündeki ifadeleri,
Cegedim’de yapılan yerinde incelemelerde piyasadaki faaliyetleri takip edilen
firmaların farmasötik alanda çözüm sunan ya da sunmuş firmalar olduğu, bu
alanda herhangi bir aktif faaliyeti bulunmayan firmaların rakip olarak takip
edildiğine yönelik bir bulgu elde edilememesi,
hususları dikkate alındığında “MİY çözümleri” gibi pazar tanımının pazardaki rekabet
dinamikleriyle piyasanın gerçekleriyle bağdaşmayacağı anlaşılmıştır. Bu durumun,
Türkiye’de farmasötik alanda faaliyet gösteren firmaların mevcut kullanıcı sayılarıyla
büyük ölçeklere ulaşmamaları göz önüne alındığında anlaşılır olduğu kanaatine
varılmıştır. 740
Mevcut bilgi ve belgeler ışığında yapılan değerlendirmeler neticesinde, ilgili ürün
pazarı “farmasötik alanda faaliyet gösteren firmalara sunulan MİY çözümleri” olarak
belirlenmiştir.
H.3.5. İlgili Coğrafi Pazar
İncelemeye konu olan faaliyetlerin tüm Türkiye çapında gerçekleştirilmesi ve ülke
içerisinde rekabetin farklılaşmasına neden olacak bir unsurun bulunmaması
sebebiyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.4.1. İşlemin Niteliği Bakımından Yapılan Değerlendirme
Dosya konusu işlemler, 2007 yılında Dendrite’nin ve 2008 yılında ise Ultima’nın 750
hisselerinin tamamının Cegedim tarafından satın alınması yoluyla gerçekleşen
devralma işlemleridir.
4054 sayılı Kanun’un birleşme ve devralmaları düzenleyen 7. maddesinde “Bir […]
teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hakim durumlarını güçlendirmeye yönelik
olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki
rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya
herhangi teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını
ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları […] devralması
hukuka aykırı ve yasaktır” hükmü getirilmiştir.
1997/1 sayılı Tebliğ’in birleşme ve devralma sayılan halleri düzenleyen 2. maddesinin 760
(b) bendinde de benzer biçimde “herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir
teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da
kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisini veren araçları devralması veya kontrol
etmesi” Tebliğ kapsamında bir devralma olarak düzenlenmiştir.
Dosya konusu işlemler neticesinde devralınan teşebbüsler Dendrite ve Ultima’nın
ortaklık payları ve kontrolleri tamamıyla Cegedim’e geçmiş olduğundan, söz konusu
işlemlerin her ikisinin de 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi anlamında birer devralma
işlemi olduğu sonucuna varılmıştır.
770
20
H.4.2. İşlemin 1997/1 sayılı Tebliğ Kapsamında Bildirime Tabi Olması
1997/1 sayılı Tebliğ'in 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4. maddesinde “birleşme veya
devralma sonucunda birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin,
ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar
paylarının, piyasanın % 25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam
cirolarının yirmibeş trilyon Türk Lirası’nı aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin
almaları zorunludur” ifade edilmektedir. Bu bağlamda, söz konusu maddede belirtilen
ciro ve pazar payı eşiklerinin aşılıp aşılmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Cegedim’in 2007, 2008 ve 2009 yıllarındaki Türkiye cirosu sırası ile (…..) TL, (…..)
TL ve (…..) TL olarak gerçekleşmiştir. 780
“Farmasötik alanda faaliyet gösteren firmalara sunulan MİY çözümleri” pazarında
faaliyet gösteren teşebbüslerin 2007-2009 yılları arasındaki kullanıcı sayısı ve ciro
bazında ayrı ayrı hesaplanan pazar payları ise aşağıdaki tabloda sunulmuştur
Tablo 2: 2007-2009 Yılları Arasındaki Kullanıcı Sayısı Bazlı Pazar Payları (%)
2007 2008 2009
Pazar Payı (1)
Pazar Payı
(2)
Pazar Payı
(1)
Pazar Payı
(2)
Pazar Payı
(1)
Pazar Payı
(2)
Cegedim (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Dendrite (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Ultima (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kuşman (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Siebel (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
StayinFront (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer Çözümler (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0 100,0
Yukarıda daha önce yer verilen açıklamalarda belirtildiği üzere Cegedim’in
Dendrite’yi devralma işlemi 2007 yılında gerçekleşmiştir. Kullanıcı sayısı bazlı pazar
paylarını yansıtan Tablo 2’ye bakıldığında, 2007 yılında şirket içi çözümlerin dahil
edilmediği pazar payı (1) açısından Cegedim’in pazar payının %(…..), Dendrite’nin 790
ise %(…..); şirket içi çözümlerin de dahil edildiği pazar payı (2) açısından ise
Cegedim’in pazar payının %(…..), Dendrite’nin ise %(…..) olduğu görülmektedir. Bu
bağlamda devralma işleminin taraflarının toplam pazar payının pazar payı (1)
bakımından %(…..), pazar payı (2) için ise %(…..) olarak gerçekleştiği görülmektedir.
Tablo 3: 2007-2009 Yılları Arasındaki Ciro Bazlı Pazar Payları (%)
2007 2008 2009
Cegedim
(…..) (…..) (…..)
Dendrite
(…..) (…..) (…..)
Ultima
(…..) (…..) (…..)
Kuşman
(…..) (…..) (…..)
Toplam 100,0 100,0 100,0
21
Ciro bazlı pazar paylarını yansıtan Tablo 3’te ise Cegedim’in 2007 yılında ciro bazlı
pazar payı %(…..), Dendrite’nin ise %(…..) olarak görünmekte, söz konusu 800
teşebbüslerin toplam pazar payı %(…..) olmaktadır.
Pazar paylarının doğru bir şekilde hesaplanması, tarafların bildirim yükümlülüğü
açısından belirleyici nitelikte olmakla birlikte, 1997/1 sayılı Tebliğ’de pazar payının ne
şekilde hesaplanacağına dair ayrıntılı bir bilgi yer almamaktadır. Ancak, teamül
olarak pazar payının hesaplanmasında ilgili ürün piyasasında faaliyet gösteren
aktörlerin yaptıkları satışların hacminin (adedinin) ya da satış miktarının
(cironun) dikkate alındığı görülmektedir. Nitekim, Rekabet Kurulu’nun 10.01.2008
tarih ve 08-04/56-M sayılı kararı ile kabul etmiş bulunduğu “İlgili Pazarın
Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz” (Kılavuz)’un “Pazar Payının Hesaplanması” başlıklı 810
kısmında;
“(41) İlgili ürün pazarı ile ilgili coğrafi pazarın tanımlanması, o pazarda aktif
durumda bulunan tedarikçi ve alıcı/tüketicilerin tespitine olanak sağlar. Bu
noktadan hareketle tedarikçilerin ilgili bölgede ilgili ürüne ilişkin satışları esas
alınarak toplam pazar büyüklüğü ve her tedarikçinin pazar payı hesaplanabilir.
(…)
(43) Kural olarak, hem hacim cinsinden satış, hem de değer cinsinden satış
rakamları yararlı bilgiler sağlar. Farklılaştırılmış ürünler söz konusu olduğunda,
çoğu zaman değer cinsinden satış rakamları ve bunlara bağlı pazar paylarının,
tedarikçilerin birbirlerine kıyasla durumlarını ve pazar güçlerini daha iyi 820
yansıttığı kabul edilebilir.”
ifadelerine yer verilerek, pazar payının ilgili pazardaki aktörlerin yaptıkları satışlardan
hareketle hesaplanacağı ve farklılaştırılmış ürünler söz konusu olduğunda ise hacim
cinsinden satış yerine değer cinsinden satışın pazar paylarını daha iyi yansıttığı
vurgulanmıştır.
Cegedim’in iç yazışmalarından elde edilen bilgilerden, anılan teşebbüsün kendi pazar
payını ve rakiplerin pazar payını hesaplarken, pazarın gerçek durumundan yola
çıkmak yerine potansiyel müşterileri de hesaba kattığı ve şirket içi çözümleri “rakip 830
ürünler” olarak algıladığı görülmektedir. Bir başka deyişle, asıl faaliyet konusu ilaç
üretim ve satışı olan, kendi çalışanları için hizmet veya yazılım satın almak yerine bu
ihtiyacı kendi bilgi işlem birimleri vasıtasıyla karşılayan ilaç şirketlerinin, ilgili pazarda
“farmasötik alanda faaliyet gösteren firmalara sunulan MİY çözümleri” tedarikçisi
olarak faaliyet göstermedikleri, ancak potansiyel alıcı durumunda bulundukları
anlaşılmaktadır. Şirket içi çözümlerin dâhil edildiği pazar payı hesaplamaları
teşebbüsler açısından potansiyel büyüme alanlarını gösterse de, teşebbüslerin
pazardaki fiili konumlarını yansıtması açısından kabul edilebilir nitelikte değildir.
Bu nedenle, bildirim yükümlülüğü açısından kullanıcı sayısı bazlı pazar payına 840
bakıldığı takdirde, şirketi içi çözümlerin dahil edilmediği pazar payı (1)’in dikkate
alınması gerektiği kanaatine ve gerek kullanıcı sayısı bazlı pazar payı gerekse ciro
bazlı pazar payı açısından söz konusu işlemin taraflarının pazar payları toplamının
1997/1 sayılı Tebliğ’de belirtilen pazar payı eşiğini aştığı ve işlemin anılan Tebliğ
kapsamında izne tabi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
22
Dosya konusu işlemlerden ikincisi olan Ultima’nın devralınması ise “Ultima’nın
Cegedim Tarafından Devralındığı İddiası” başlığı altında yapılan açıklamalarda
belirtildiği üzere 2008 yılının 8.2.2008 tarihinden sonraki döneminde gerçekleşmiştir.
Tablo 2 ve Tablo 3 incelendiğinde 2008 yılında şirket içi çözümlerin dahil edilmediği 850
kullanıcı sayısı bazlı pazar payı (1) açısından Cegedim ve onun kontrolündeki
Dendrite’nin %(…..); Ultima’nın ise %(…..); ciro bazlı pazar payı açısından ise
Cegedim ve onun kontrolündeki Dendrite’nin %(…..), Ultima’nın ise %(…..) pazar
payına ulaştığı görülmektedir.
Söz konusu tarafların toplam pazar paylarının kullanıcı sayısı bazlı pazar payı (1)‘de
%(…..), ciro bazlı pazar payında ise %(…..) olarak gerçekleşmesiyle 1997/1 sayılı
Tebliğ’de öngörülen eşiğin aşıldığı anlaşıldığından bahse konu devralma işleminin de
izne tabi olduğu sonucuna ulaşılmıştır20.
860
H.4.3. İşlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Önceki kısımlarda da ifade edildiği üzere, farmasötik alanda faaliyet gösteren
teşebbüslerce tercih edilen başlıca MİY yazılımları Cegedim, Dendrite, Kuşman,
Siebel, Microsoft CRM, StayinFront ve S markalı uygulamalardır. Bu
uygulamalardan Siebel, Microsoft CRM, StayinFront ve Siebel sadece farmasötik
ürünlere değil, tüm sektörlere dönük olup, bu markalar Türkiye’deki kullanıcılara
küresel düzeyde alınan kararlar neticesinde ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra Cegedim,
Dendrite ve Kuşman’ın MİY yazılımı dışında, doktorların güncel kartvizit bilgilerine
erişim sağlayan bazı uygulamaları da bulunmaktadır. 870
İşlemler neticesinde ilk etapta daha öncesinde ayrı gruplar tarafından kontrol
edilmekte olan Cegedim ve Dendrite’in birleştiği, daha sonra ise Dendrite’in dağıtıcısı
olarak faaliyet göstermekte olan Ultima’nın da Cegedim tarafından devralındığı
görülmektedir. Bu işlemler neticesinde Türkiye’de Cegedim ve Dendrite markalı
çözümlerin kontrolü tek bir grupta toplanmıştır.
Tablo 2 ve 3, işlemlerin öncesinde ve sonrasında kullanıcı sayısı ve ciro temel
alınarak hesaplanan pazar paylarının seyrini göstermektedir. Görüldüğü üzere,
işlemler neticesinde pazarın Cegedim tarafından kontrol edilen kısmının kullanıcı 880
sayısı açısından %(…..)’a, ciro açısından ise %(…..)’e çıktığı görülmektedir.
Alışılagelmiş bir piyasada, pazar üzerinde bu gibi bir etki doğuran bir işlemin pazar
yapısını olumsuz bir şekilde etkilemesi muhtemeldir. Ancak, sürekli bir değişim ve
dönüşüm yaşanan bilişim teknolojileri, günümüzün en dinamik pazarlardandır. Bu gibi
pazarlarda, görece yüksek pazar payları dahi teşebbüslere müşteri ya da rakiplerden
bağımsız şekilde hareket etme imkanı vermeyebilmektedir.
Bunun yanı sıra, inceleme konusu pazarın öne çıkan bir diğer özelliği, pazara giriş ve
çıkışların önünde ciddi engeller bulunmamasıdır. Bu durumun ortaya çıkmasında, 890
pazarın toplam ekonomik büyüklüğün sınırlı bir ölçekte kalmasının etkili olduğu
görülmektedir. Cegedim, Dendrite, Ultima ve Kuşman’ın MİY çözümleri alanında
2007 ve 2008 yıllarında sırasıyla (…..) ve (…..) TL’lik satış hacmine eriştikleri dikkate
20 Şirket içi çözümlerin dahil edildiği kullanıcı sayısı bazlı pazar payı (2) dikkate alındığında dahi
Cegedim ve onun kontrolündeki Dendrite’nin %(…..), Ultima’nın ise %(…..) pazar payı olduğu ve
tarafların toplam pazar paylarının %(…..)’e ulaştığı görülmektedir.
23
alınırsa, sektörde fiyatların ve karlılığın artması durumunda girişimcilerin büyük
meblağlarda yatırımlar yapmak ve büyük riskler almak durumunda kalmadan
piyasaya girmesi beklenebilir. Ayrıca yakın zamanda yerli bir uygulama olan Probil
markasının pazara girmesi, ancak belirli bir süre sonra faaliyetlerini başka alanlara
kaydırması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda, Kuşman’ın Cegedim tarafından devralınması gibi bir senaryoya ilişkin, 900
bir Cegedim çalışanı tarafından; piyasaya giriş çıkışların kolaylığı ve bu kolaylığın
Cegedim’in fiyatlandırma politikalarına etkileri hakkında yapılan değerlendirmelerin
de oldukça çarpıcı olduğu görülmektedir:
“Eğer yakın gelecekte Kuşman müşterilerini Cegedim çözümlerinden birine geçirmek
gibi bir fikrimiz varsa ve bunu fiyat seviyemizi de yükselterek yapmayı düşünüyorsak
yine bugünkü duruma düşer ve müşteri kaybederiz. Tabi daha ucuz bir rakip
çıkmazsa bizde kalmaya devam ederler, ama sorunlu bir ilişkimiz olur. (…) Bence
daha ucuz bir rakip doğması ihtimalini arttırırız ama o zamana kadar kendi
mevcudiyetimizi sürdürmüş ve iş hacmimizi arttırmış oluruz.” 910
Pazarın yapısı ve pazar payları dağılımının ötesinde piyasadaki oyuncuların
davranışları incelendiğindeyse,
- Yerinde inceleme sırasında elde edilen yıllık raporlarda yer alan ve çalışanların
kendileri arasında gerçekleştirdikleri yazışmalarda kullandıkları
Kuşman’ın “beklentisi düşük ve geniş bir kullanıcı kesimine” uygun fiyatlarla
çözümler sunduğu,
Kuşman çözümlerinin sunulan düşük fiyatlar da dikkate alındığında gerek
MİY yazılımı gerek veritabanı açısından “ilaç firmaları tarafından tercih
edilmeye devam ettiği,” 920
Cegedim’in Kuşman’ın ürün sunduğu bu kesime fiyat rekabetiyle girmesinin
zor olduğu
yönündeki ifadeleri
- Kuşman’ın sadece küçük ölçekli teşebbüslerle çalışan bir firma olmaması, Bilim
İlaç, Abdi İbrahim gibi sektörde önemli yeri olan büyük teşebbüslere de hizmet
sunuyor olması,
- Kuşman’ın faaliyetlerinin, müşterilerinin, bu müşterilerinin memnuniyetlerinin ve
hangi müşterilerinin Cegedim’e kazandırılabileceğinin takip altında tutulduğu
-
dikkate alındığında Kuşman’ın kullanıcılarına birleşen taraflardan çok daha düşük 930
fiyatlarla ve büyük ölçekli kuruluşların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir düzeyde MİY
çözümleri sunan bir rakip olarak pazarda yer aldığı anlaşılmaktadır.
Mevcut bulgular ışığında işlemler neticesinde yüksek düzeylere çıkmış pazar
paylarına rağmen, sektörün yeniliklere açık dinamik bir doğası olması, pazara giriş ve
çıkışların oldukça serbest olması, piyasada düşük fiyat stratejisi benimseyen ve
işlemlerin taraflarından bağımsız bir oyuncu bulunması ve bu oyuncu ile rakipler
arasında etkin bir rekabet olduğunu düşündüren bulgulara erişilmesi dikkate alınarak
işlemler neticesinde bir hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun
güçlendirilmesi gibi bir durumun doğmadığı kanaatine varılmıştır.
940
24
H.4.4.Yan Sınırlamalar Açısından Değerlendirme
Cegedim ile Ultima arasında imzalanan 8.2.2008 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi’nin
“Rekabet Etmeme ve Ayartmama” başlıklı 4. maddesinin 4.1. hükmünde satıcıların
her birine ve bunların temsilcilerine (temsilci, ikinci dereceye kadar direk aileleri veya
yöneticilere bağlı olan diğer kişileri veya ekonomik kontrol hükümleri çerçevesinde
onlara bağlı olan kişilikleri bağlı olan diğer kişiler olarak tarif edilmektedir) kapanış
tarihinden itibaren 2 yıl boyunca Ultima’nın kapanış tarihine kadar etkin olarak
yürüttüğü faaliyetleri Türkiye’de yürütme, bu faaliyetlere katılma, bu faaliyetleri
yönetme veya doğrudan veya dolaylı olarak kontrol etme; Ultima’nın (yapılacak iş 950
teklifinden önceki 6 aydaki herhangi bir zamandaki) bağımlı veya bağımsız
çalışanlarına iş teklifinde bulunma ve Ultima müşterilerini ayartma yasağı
getirilmektedir.
Tarafların üzerinde anlaştıkları söz konusu rekabet etmeme yükümlülüğü ile diğer
sınırlamaların yoğunlaşma ile doğrudan ilgili ve gerekli olan sınırlamalar olduğu, süre
ve taraflar açısından da orantılılık kriterini sağladığı ve yan sınırlama olarak kabul
edilebileceği sonucuna varılmıştır.
H.4.5. 1997/1 Sayılı Tebliğ Kapsamında Bildirime Tabi Olan İşlemlerin 960
Bildirilmemesine İlişkin Değerlendirme
Bahse konu iki devralma işleminden ilki olan Dendrite’nin devralınması işlemi,
9.5.2007 tarihi itibarıyla gerçekleşmiş ve bu tarih itibarıyla Dendrite tamamıyla
Cegedim’in kontrol ettiği bir teşebbüs haline gelmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere
söz konusu işlemin taraflarının pazar payının 1997/1 sayılı Tebliğ’de öngörülen eşiği
aşmasıyla Kurul’un iznine tabi bir işlem olduğu sonucuna ulaşılmış, fakat işlemle ilgili
olarak taraf teşebbüsler tarafından Kurum’a herhangi bir bildirimde bulunulmadığı
anlaşılmıştır.
970
4054 sayılı Kanun’un idari para cezalarını düzenleyen 23.1.2008 tarih 5728 sayılı
Kanun’un21 472. maddesi ile değişik 16. maddesinin birinci fıkrasının ilgili hükümleri
aşağıdaki gibidir:
“Madde 16
İdari Para Cezası
Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya
bu birliklerin üyelerine;
[…]
(b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın
gerçekleştirilmesi, 980
[hali] için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul
tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında […]
idari para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk
21 Söz konusu Kanun 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve 579.maddesine
göre yayımlandığı gün yürürlüğe girmiştir.
25
Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idari para cezası
birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece
devralana verilir.”
990
Devralan konumundaki Cegedim’in 2009 yılı sonunda oluşan yıllık gayri safi geliri
(…..) TL, bu rakamın binde biri ise (…..) TL’dir. Bahse konu hükümde belirtilen
10.000 TL ise bu maddeye göre verilecek cezanın alt sınırını teşkil etmekte olup,
“4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16’ncı Maddesinin Birinci
Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31/12/2010 Tarihine Kadar
Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2010/1)” ile söz konusu
sınır 1/1/2010’dan 31/12/2010’a kadar olan zaman dilimi için 11.446,4 TL olarak
belirlenmiştir. Bu çerçevede Cegedim’e Dendrite devralmasının bildirilmemiş olması
nedeniyle hâlihazırda yürürlükte olan mevzuatın uygulanması halinde 11.446,4 TL
idari para cezası verilmesi gerektiği görülmektedir. 1000
Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama”
başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrası “ 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
(TCK)’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından
da uygulanır...” hükmünü amirdir. TCK’nın “Özel kanunlarla ilişki” başlıklı 5.
maddesinde ise “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren
kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” ifadesi yer almaktadır. Anılan Kanunun
genel hükümlerinden biri olan “ Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin
2. fıkrasında ise “ Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan
yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehinde olan uygulanır ve infaz 1010
olunur.” şeklinde bir düzenleme getirilmiştir. Bu bağlamda devralma işleminin
gerçekleştiği diğer bir deyişle bildirim yükümlülüğünün doğmuş olduğu tarihte
yürürlükte olan mevzuatın halihazırda yürürlükte olan mevzuattan farklı olması
halinde hangisinin teşebbüsün lehine olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 9.5.2007 tarihinde yürürlükte olan idari para cezalarını
düzenleyen 16. maddesi ise,
“Para Cezaları
Madde 16- Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs
birlikleri ve/veya bu birliklerin 1020
üyelerine;
[…]
c) (Değişik ibare: 02.07.2005-5388/2.Md) İzne tabi birleşme veya devralma
işlemlerinin Rekabet
Kurulunun izni olmaksızın gerçekleştirilmesi halinde elli milyon lira,
[…]
Para cezası verir.”
şeklindedir.
“4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16. ve 17. Maddelerinde
Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 31.12.2007 Tarihine Kadar Geçerli Olmak 1030
Üzere Artırıldığının Duyurulmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2007/1)”de ise 16.
maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen ceza miktarı 01/01/2007-
31/12/2007 tarihleri arasındaki uygulaması için 1.716 TL’ye yükseltilmiştir. Buna göre
eylem tarihinde yürürlükte olan Kanunun teşebbüse uygulanması halinde teşebbüse
1.716 TL, halihazırdaki teşebbüsün lehine olduğu görülmektedir. Sonuç olarak
Dendrite devralması ile ilgili olarak Kurul’a bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle
26
Cegedim’e 2007 yılında yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendi ve 2007/1 sayılı Tebliğ uyarınca 1.716 TL idari para cezası
verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
1040
Dosya konusu işlemlerden ikincisi olan Ultima devralmasının ise 8.2.2008 sonrasında
2008 yılı içerisinde gerçekleştirildiği; taraflarının 2008 yılındaki pazar paylarının
1997/1 sayılı Tebliğ’de öngörülen eşiği aşıyor olması nedeniyle izne tabi olduğu ve
Kurul’un izni olmadan gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Cegedim’e 2008 yılının 8.2.2008’den sonraki döneminde gerçekleştirilen söz konusu
devralma işlemine ilişkin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması
nedeniyle verilebilecek idari para cezanın ise, 4054 sayılı Kanun’un 23.1.2008 tarih,
5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16. maddesinin birinci fıkrası ve bu
fıkranın (b) bendi uyarınca Cegedim’in 2009 yılı gayri safi gelirinin binde biri olan 1050
(…..) TL’nin “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16 ncı Maddesinin
Birinci Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31/12/2010 Tarihine
Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2010/1)”de
belirtilen 11.446,4 TL’nin altında kalması nedeniyle 11.446,4 TL olması gerektiği
sonucuna ulaşılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1060
1- Dosya konusu işlemlerin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna, işlemler
sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen nitelikte hakim durum yaratılmasının
veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde
azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işlemlere izin verilmesine,
2- Bununla birlikte, söz konusu işlemlerin, Rekabet Kurulunun izni olmaksızın
gerçekleştirilmesi nedeniyle Cegedim Bilişim ve Danışmanlık Tic. A.Ş.’ye
1070
- Dendrite Turkey Inc. devralması ile ilgili olarak 2007 yılında yürürlükte
bulunan 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve
2007/1 sayılı “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16. ve 17.
Maddelerinde Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 31.12.2007 Tarihine
Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırıldığının Duyurulmasına İlişkin Tebliğ”
uyarınca 1.716 TL,
- Ultima Bilgisayar ve İletişim Teknolojisi A.Ş. devralması ile ilgili olarak 4054
sayılı Kanun’un 23.1.2008 tarih 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik
16. maddesinin birinci fıkrası ve bu fıkranın (b) bendi ile 2010/1 sayılı “4054 1080
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16. Maddesinin Birinci
Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31/12/2010 Tarihine
Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ” uyarınca 11.446,4 TL
idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy