AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Mustafa ÇEKEN /Türkiye
(Başvuru no. 42957/09)
Mustafa Çeken /Türkiye davasında,
Başkan
Ksenija Turković,
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mart 2017 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) Yukarıda belirtilen 1 Ağustos 2009 tarihinde yapılan başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı hükümetin sunduğu gözlemleri ve bu gözlemlere karşılık başvuranın sunduğu gözlemleri göz önünde bulundurarak,
Yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1.Başvuran Mustafa Çeken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. 1938 doğumlu olup, Diyarbakır’da ikâmet etmektedir. Başvuranı Mahkeme nezdinde Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukatlar M. Beştaş ve S. Kabadayı temsil etmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, Diyarbakır’da tarihî ve dinî açıdan önemli bir yerde bulunan, 204 pafta 2 parsel numaralı tapu siciline kayıtlı olan bir konutun sahibiydi.
5. Vakıflar Genel Müdürlüğü (“müdürlük”) 30 Ekim 1991 tarihinde taşınmaz hakkında kamulaştırma kararı vermiş ve tazminat olarak başvurana 62,915,000 eski Türk lirası ödemiştir.
6. Başvuran, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi önünde 21 Ocak 1992 tarihinde dava açmış ve ek tazminat talebinde bulunmuştur.
7. Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Eylül 1994 tarihinde, başvurana faizi ile birlikte 92,000,000 TRL ödeme yapmıştır.
8. Yargıtay, 15 Aralık 1994 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını onamıştır.
9. Müdürlüğün talebi üzerine Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi 4 Mayıs 2017 tarihinde taşınmazın tapusunun müdürlüğe devredilmesine karar vermiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır.
10. Başvuran 27 Ocak 2009 tarihinde müdürlüğe başvurmuş ve ödenmemiş borcun ödenmesini talep etmiştir. Ancak müdürlük, yerel mahkemenin kararının icra edilmesi için gerekli olan yasal süre sınırının aşıldığı iddiasıyla ödeme yapmayı reddetmiştir. Dava dosyasındaki bilgilere göre borç hala ödenmemiştir.
B. İlgili İç Hukuk
11. Tazminat Komisyonu ile ilgili iç hukuka ilişkin bilgi ve uygulamaya Turgut ve diğerleri /Türkiye ((dec.), no. 4860/09, 26 Mart 2013); Demiroğlu /Türkiye ((dec.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013); ve Yıldız ve Yanak /Türkiye ((dec.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
12. Başvuran Sözleşme’ye Ek 1. No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca yerel makamların uzun bir süre boyunca yerel mahkemelerin kararlarına uymamasından şikayetçi olmuştur. Başvuran ayrıca idareyi kendisine olan borcu ödemeye mecbur bırakacak etkili bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığını da iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Yerel mahkeme kararının icra edilmediğine dair yapılan şikâyet hakkında
13. Başvuran Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1.maddesi uyarınca yerel mahkemenin verdiği kararın icra edilmemesinden şikâyetçi olmuştur.
14. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesi ile ilgili şikâyetlerin ele alınması için 6384 sayılı Kanun ile yeni bir Tazminat Komisyonu’nun tesis edildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, Hükümet, başvuranın Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuruda bulunmamış olması nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür:
15. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) pilot kararı uygulamasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun tesis edildiğini gözlemlemiştir. Mahkeme daha sonra, Demiroğlu ve Diğerleri /Türkiye ((dec.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) kararında, yeni bir iç hukuk yolunun oluşması ile birlikte başvuranların iç hukuk yollarını tüketmemiş olmaları üzerine yapılan bir başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir. Bu kararı verirken Mahkeme, özellikle, bu yeni hukuk yolunun, erişilebilir olduğu ve kararların icra edilmemesine yönelik şikâyetler için makul bir tazminat yolu sunabildiği kanaatindedir.
16. Mahkeme bununla birlikte Ümmühan Kaplan davasındaki kararında (yukarıda anılan, § 77), Hükümet’e hâlihazırda tebliğ edilmiş olan bu türden başvuruların incelenmesine devam edebileceğini vurguladığını kaydetmiştir.
17. Mahkeme Hükümet’in başvuranların 6384 sayılı Kanun ile tesis edilen yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmalarına ilişkin itirazını dikkate alarak Demiroğlu ve diğerleri (yukarıda anılan §§ 24-36) ve Turgut ve Diğerleri /Türkiye ((dec.), no. 4860/09, 26 Mart 2013, §§ 47-59) davalarında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
18. Yukarıda belirtilenler doğrultusunda Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun bu kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
B. Sözleşme’nin 13. Maddesi hakkında
19. Başvuran, ayrıca esas olarak, Türk iç hukuku kapsamında idareyi kendisine olan borcu ödemeye mecbur bırakacak etkili bir iç hukuk yolunun olmamasından şikâyetçidir.
20. Mahkeme 6384 sayılı kanun ile tesis edilen Tazminat Komisyonu’nun Sözleşme’nin 13. Maddesi uyarınca başvurana, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1.No.lu Protokol’ün 1 maddesinin amaçları doğrultusunda yerel mahkemenin verdiği kararın icra edilmemesine dair şikâyette bulunması için kullanabileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olduğunu hatırlatır (bkz. Turgut ve Diğerleri, yukarıda anılan, §§ 59-60).
21. Mahkeme, şikâyetin bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 3(a) ve 4 maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olarak nitelendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle
Başvurunun kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 4 Mayıs 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıKsenija Turković
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy