AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 44247/12
Cengiz Sinan Halis ÇELİK/Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Stéphanie Mourou-Vikström,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 30 Nisan 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”),
9 Mart 2012 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Cengiz Sinan Halis Çelik, Türk vatandaşı olup 1974 doğumludur. Silivri’de tutuklu bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat E. Kanar tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. 1999 yılında beri cezaevinde bulunan başvuran, çeşitli terör eylemleri nedeniyle otuz yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
1. Başvuranın Sağlık Durumu
5. Epilepsi hastası olduğunu beyan eden başvuran 2009 yılından beri farklı hastanelerde muayene edilmiştir. 6 Ekim 2010 tarihinde düzenlenen rapora göre, ilgilinin elektroensefalografi sonuçları normal çıkmıştır. 22 Ekim 2010 tarihli rapora göre, hiçbir muayene başvuranın epilepsi hastası olduğunu tespit etmemiştir.
6. Bazı belgelere göre, başvuran sözde muzdarip olduğu epilepsi hastalığının tedavisi için düzenli olarak ilaç kullanmıştır. 18 Şubat 2011 tarihli rapora göre, epilepsi nöbetinden şikâyet eden başvurucuya tıbbi müdahale yapılmıştır. 11 Mart 2011 tarihli rapora göre, başvuranın nörolojik muayene sonuçları normal olarak değerlendirilmiş ve sağ kulakta işitme kaybı, miyop ve astigmatizm haricinde hiçbir tıbbi belirti bulunmamıştır.
7. 28 Ocak 2017 tarihinde, sistoskopi (mesanenin iç duvarını incelemek için tıbbi muayene) ve sitoloji (hücrelerin incelenmesi) gerçekleştirilmiştir. Mesane kanserinin teşhis edilmesi üzerine, 14 Eylül 2017 tarihinde, başvuran ameliyat edilmiştir.
2. Başvuranın Tutukluluk Koşulları
8. Tekirdağ Cezaevi İdaresi, 16 Şubat 2011 tarihinde, yenileme çalışmalarının yapılmasına karar vermiştir. Başvuran, mahkûm arkadaşları R.Ç. ve T.Ç. ile birlikte 103 No.lu yaşam ünitesinden 69 No.lu yaşam ünitesine nakledilmiştir.
9. Başvuran, 1 Mart 2011 tarihinde, 69 No.lu yaşam ünitesine nakledilmesine karşı başvuruda bulunmuştur. Başvuran özellikle, nem ve ısınma sistemi hava menfezlerinden gelen yanık parçacıklarından şikâyet etmiştir. Başvuran, epilepsi olması nedeniyle, bu yeni durumdan etkilendiğini belirtmiştir. Başvuran ayrıca, yakınlarının bu ünite için öngörülen yeni ziyaret ve telefon görüşmeleri saatlerine uymakta zorluk çekmelerinden şikâyet etmiştir.
10. Başvuran tarafından yapılan başvuru, idarenin, tutukluların birlikte yaşamaları için kabul edilen, yaş, cinsiyet, sağlık durumu, sosyal, kültürel, ekonomik statü ve eğitim düzeyi, yetenekler ve ilgi alanları, haklarındaki ceza soruşturmasının aşaması, suçun niteliği ve nihai mahkûmiyetin süresi, ilgililerin ziyaret edilme sıklığı ve birbirleriyle sosyal ilişkileri şeklindeki kriterlere göre objektif bir değerlendirmeye dayandığı gerekçesiyle, 2 Mayıs 2011 tarihinde İnfaz Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği ayrıca, başvuranın sağlık dosyasını dikkate alarak, iddia edilen epilepsi hastalığının tespit edilmediğini ve ilgilide yalnızca işitme kaybının bulunduğunu belirtmiştir.
11. Bu karar, Ağır Ceza Mahkemesinin 9 Eylül 2011 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.
12. Hükümet, söz konusu ünitenin mutfak duvarında bulunan ısıtma sisteminin atık hava borularına bağlı olmadığını ve öte yandan cezaevinin 2011 yılında beri doğal gaz ile ısındığını ileri sürmektedir. Hükümet, 69 No.lu yaşam ünitesinin iki katta 50 m2’lik bir alana sahip olduğunu belirtmektedir. Hükümet, birinci katın insan boyu yüksekliğinde üç pencereye, bir banyoya, yürüyüş alanına erişime ve ikinci katın ise yataklara, dolaplara ve bir pencereye sahip olduğunu eklemektedir. Hükümet, katları ve yürüyüş alanını gösteren iki fotoğraf sunmaktadır.
13. Başvuran, 21 Aralık 2012 tarihinde Muğla Cezaevine ardından 19 Ağustos 2014 tarihinde Metris Cezaevine ve son olarak 27 Eylül 2017 tarihinde yirmi bir kişilik bir yaşam ünitesine nakledilmiştir. Başvuran, kendi talebi üzerine 6 Ekim 2017 tarihinde üç kişilik bir yaşam ünitesine nakledilmiştir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuran, Sözleşme’nin 1. ve 3. maddelerini ileri sürerek, Tekirdağ Cezaevinin 69 No.lu yaşam ünitesinde bulunduğu dönemde tutulmasının maddi koşullarından özellikle doğal ışığın yetersizliğinden, nemden ve sağlık durumuna uygun olmadığını düşündüğü havalandırma deliklerinden yanık parçacıklarının gelmesinden şikâyet etmektedir. Başvuran ayrıca, yakınlarının yeni ziyaret saatlerine ve bu ünite için öngörülen telefon görüşmelerine uymakta zorluk çekmelerinden şikâyet etmiştir. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, ulusal makamların kararlarında doğru olmayan sağlık raporlarını dikkate aldıkları gerekçesiyle, şikâyetlerine ilişkin yeterli bir inceleme yapmadıklarını iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Başvuran, Tekirdağ Cezaevinin 69 No.lu yaşam ünitesinin tutulma koşullarından şikâyet etmektedir.
16. Mahkeme öncelikle, bir şikâyetin, olgusal iddialar ve hukuki gerekçeler olmak üzere iki unsur içerdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, jura novit curia (hâkim hukuku kendiliğinden uygular) ilkesi uyarınca, Sözleşme ve Protokolleri gereğince başvuranlar tarafından ileri sürülen hukuki gerekçelerle sınırlı olmadığını ve bir şikâyeti, başvuranlar tarafından ileri sürülenler haricinde Sözleşme maddeleri ya da hükümleri kapsamında inceleyerek, bu şikâyete konu edilen olaylara ilişkin yapılacak hukuki nitelendirme hususunda karar verebilmektedir (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], No. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018). Mahkeme, somut olayda başvuranın şikâyetlerinin sadece Sözleşme’nin 3. maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Bu madde aşağıdaki gibidir:
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz. ”
17. Hükümet, başvuranın iddialarına karşı çıkmaktadır. Hükümet özellikle, yukarıda belirtilen tutulma koşullarına (yukarıda 12. paragraf) atıfta bulunmakta ve söz konusu boruların mutfak duvarlarında bulunduğunu belirterek söz konusu ünitenin, ısıtma sisteminin atık hava borularına bağlı veya yakın olmadığını ileri sürmektedir.
18. Mahkeme İçtihadına göre, kötü muamelenin Sözleşme’nin 3. maddesinin kapsamına girmesi için asgari ağırlık seviyesine ulaşması gerekmektedir. Bu asgari seviyenin değerlendirilmesi göreceli olup, davanın verilerinin bütünü, özellikle muamelenin süresi ve fiziki ve zihinsel etkileri, bazen de mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi unsurlara dayanmaktadır. Bu asgari eşiğe ulaşan kötü muamele genellikle bedensel lezyonlar veya ciddi fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıkları içermektedir (Bouyid /Belçika [BD], No. 23380/09, § 81, AİHM 2015 ve Muršić/Hırvatistan [BD], No. 7334/13, §§ 97-98, 20 Ekim 2016).
19. Somut olayda Mahkeme, söz konusu olayların gerçekleştiği tarihte başvuranın sağlık durumunun endişe verici bir hal arz etmediğini ve tıbbi tedavisinin yeterli göründüğünü gözlemlemiştir. Mahkeme ayrıca, farklı hastanelerin düzenlediği ve başvuran tarafından itiraz edilen sağlık raporlarının uygunluğu konusunda şüphe uyandıracak bir unsurun olmadığı kanaatindedir.
20. Mahkeme, söz konusu yaşam ünitesinin havalandırma deliklerinin, ısınma sisteminin atık hava borularına bağlı olmadığına dair Hükümetin iddiasını dikkate almaktadır. Mahkeme ayrıca, bu ünitenin yürüyüş alanına sahip olduğunu tespit etmektedir. Taraflar söz konusu avluya günlük erişim süresini belirtmemişlerse de, Mahkeme bu avlunun bulunmasının, başvuranın doğal ışıktan yararlanabildiği sonucuna varılmasına imkân sağladığı kanaatindedir. Mahkeme öte yandan, yaşam ünitesinde toplamda dört pencere bulunduğunu tespit etmektedir. Mahkeme ayrıca, yenileme çalışmalarının bu cezaevinde 2011 yılında gerçekleştirildiğini kaydetmektedir. Mahkeme, başvuranın yakınlarının bu ünite için öngörülen yeni ziyaret ve telefon görüşmeleri saatlerine uymakta zorluk çektikleri şikâyetiyle ilgili olarak, bu iddianın hiçbir şekilde desteklenmediğini gözlemlemektedir.
21. Yukarıda belirtilenleri dikkate alarak Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy