AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 23772/13
Cengiz Sinan Halis ÇELİK / Türkiye
Başkan
András Sajó,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla, 16 Haziran 2015 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda belirtilen 11 Mart 2013 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Cengiz Sinan Halis Çelik, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve hakkında verilen hapis cezasının infazına halen devam edilmektedir.
A. Davanın koşulları
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği haliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Tekirdağ F Tipi Cezaevi mektup okuma komisyonu, 24 Nisan 2012 tarihinde, Ceza İnfaz Kurumları Tüzüğü’nün 123. maddesi uyarınca, üçüncü bir şahıs tarafından posta yoluyla başvurana gönderilen ve Kürtçe olarak tanzim edilmiş bir belgenin, içeriğinin sakıncalı olabileceği gerekçesiyle, başvurana teslim edilmemesine karar vermiştir.
4. Tekirdağ İnfaz Hâkimi, 30 Mayıs 2012 tarihinde, başvuranın itirazını reddetmiştir.
5. Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül 2012 tarihinde, başvuranın itirazını reddetmiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
1. Tutuklu ve mahkûmların haberleşme hakkı
6. Söz konusu tarihte geçerli iç hukuk ve uygulamasıyla ilgili tüm bilgiler, Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri / Türkiye (no. 15672/08, 24462/08, 27559/08, 28302/08, 28312/08, 34823/08, 40738/08, 41124/08, 43197/08, 51938/08 ve 58170/08, §§ 30-34, 11 Ocak 2011) kararında yer almaktadır.
2. 6384 sayılı Kanun’la kurulan Tazminat Komisyonunun görev alanı
7. İlgili iç hukuka ilişkin tüm bilgiler, Yıldız ve Yanak / Türkiye ([k.k.], no. 44013/07, §§ 9-17, 27 Mayıs 2014) kararında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, üçüncü bir şahıs tarafından posta yoluyla kendisine gönderilen bir belgenin, Kürtçe olarak hazırlandığı ve sakıncalı olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle, cezaevi yetkililerinin talimatı üzerine kendisine teslim edilmediğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 6, 9, 10 ve 14. maddelerine dayanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
9. Başvuran, özellikle, haberleşme hakkının ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 6, 9, 10 ve 14. maddelerine dayanmıştır.
10. Mahkeme, Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri / Türkiye (no. 15672/08, 24462/08, 27559/08, 28302/08, 28312/08, 34823/08, 40738/08, 41124/08, 43197/08, 51938/08 ve 58170/08, 11 Ocak 2011) davasında da benzer bir başvuruyu incelediğini ve bu kapsamda, hiçbir kanun veya yönetmelikte tutuklu veya mahkûmların haberleşmelerinde Türkçe dışında bir dili kullanma ihtimallerinin öngörülmediği veya bu anlamda herhangi bir yasaklama ya da kısıtlama getirilmediği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır. Mahkeme, söz konusu davada, başvuranların haberleşme haklarına yapılan müdahalenin kanun veya yönetmeliklerde belirtilen gerekçelerden herhangi birine dayandırılmaması nedeniyle, şikâyet konusu müdahalenin “kanuna uygun” olmadığına (bk. ilgili kararın 57 ve 58. paragrafları) ve Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
11. Mahkeme, ayrıca, Sözleşme’nin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacının, Sözleşme’ye Taraf Devletlere, gerçekleştirdikleri ileri sürülen ihlalleri, bu hususta Mahkemeye başvuruda bulunulmadan önce önleme veya düzeltme fırsatı vermek olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, bu kural, başvuranların ilk olarak ulusal hukuk sisteminin sağladığı hukuk yollarından faydalanmalarını gerektirmekte, böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hesap vermekten muaf kılmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirme, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere, bu kural, her bir davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. Aydemir ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010; Vučković ve Diğerleri / Sırbistan [BD], no. 17153/11, §§ 69-77, 25 Mart 2014; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, §§ 25-27, 27 Mayıs 2014).
12. Mahkeme, ayrıca, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından, 9 Ocak 2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, adli yargılamaların uzunluğuna ve yargı kararlarının icra edilmemesi ya da gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkemeye yapılan başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun’u kabul ettiğini gözlemlemektedir. Tazminat Komisyonunun görev alanı, daha sonra, 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen Bakanlar Kurulu kararıyla genişletilmiştir. Mahkeme, bu bağlamda, Tazminat Komisyonunun, cezaevlerinde bulunan kişilerin Türkçe dışında bir dili kullanma haklarının kısıtlanmasına ilişkin şikâyetleri inceleme yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir (bk. yukarıda anılan Yıldız ve Yanak, § 16).
13. Dolayısıyla, Tazminat Komisyonu, tüm bireylere, Mahkemenin uygulamaları doğrultusunda tazminat ödenmesine hükmetme yetkisine sahiptir (bk. Turgut ve Diğerleri (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Bozkurt / Türkiye (k.k.), no. 38674/07, §§ 12-21, 10 Mart 2015). Tazminat Komisyonu tarafından hükmolunan tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenecek olup, söz konusu miktar, yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraftan muaf tutulacaktır. Tazminat Komisyonunun kararına karşı Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Bölge İdare Mahkemesinin, üç ay içerisinde davayı karara bağlaması gerekmektedir.
14. Mahkeme, aynı zamanda, başvuranın, Bölge İdare Mahkemesinin kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabileceğini hatırlatmaktadır (bk. Ahmet Erol / Türkiye (k.k.), no. 73290/13, 6 Mayıs 2014).
15. Mahkeme, ayrıca, iç hukukta hükmolunan tazminatın, benzer davalarda kendisinin hükmettiği meblağlarla kıyaslandığında yetersiz kalması halinde, başvuranın, Sözleşme’nin 34. maddesi kapsamında halen “mağdur” olduğunu ileri sürebileceği ve Mahkemeye yeniden başvurabileceği hususuna dikkat çekmektedir.
16. Mahkeme, yukarıda belirtilen tüm hususları dikkate alarak, başvuranın, Sözleşme kapsamındaki şikâyetleriyle ilgili olarak tazminat talebinde bulunmak için, 6384 sayılı Kanun’la oluşturulan söz konusu yeni iç hukuk yoluna başvurması gerektiği sonucuna varmıştır.
17. Bu nedenle, başvurunun tamamı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 9 Temmuz 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithAndrás Sajó
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy