AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no.21733/12
Mustafa CERAN / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hakimler,
Işıl Karakaş,
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri MüdürüStanley Naismith’in katılımıyla 28Haziran 2016 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 6 Mart 2012 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerenin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Mustafa Ceran 1952 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat Ş.Ö. Urfa tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (« Hükümet ») kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Davanın olayları tarafların ifade ettikleri şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranın oğlu Engin Ceran’ın askerlik hizmetini yerine getirmek üzere ilk yoklaması 2009 yılında yapılmıştır.
4. Bu kişi askerlik şubesine kayıt yaptırmıştır. Askerlik eğitimine başlamadan önce genel olarak yapılan sağlık muayenesine tabi tutulmuştur.
5. Engin Ceran yetkililere sivil yaşamında 20 Ağustos 2008 tarihinde geçirdiği bir kaza sonucu dalağının alındığını bildirmiştir.
6. Birliğine katılmadan önce 1 Eylül 2009 tarihinde hazırlanan bir sağlık raporu, bu bağlamda hiçbir engel durum sunmadığını ayrıca kendisinde herhangi bir psikolojik bozukluk ya da askerlik yapmasını engelleyecek özel bir sorun tanımlanmadığını belirtmektedir.
7. Dolayısıyla doktorlar Engin Ceran’ın askerliğe elverişli olduğunu beyan etmişlerdir.
8. Engin Ceran doktor görüşlerinin yer aldığı belgeyi, bu sonuçlara itiraz hakkını kullanmak istemediğini belirterek imzalamıştır.
9. Engin Ceran 26 Şubat 2010 tarihinde Konya Hava Kuvvetleri’nde acemi birliğinde eğitime başlamıştır.
10. Engin Ceran, yetkililere sunduğu bilgi formunda cerrahi bir operasyon geçirdiğini bildirmiş ve sağlığından endişeli olduğunu eklemiştir.
11. Birliğin Rehberlik Danışma Kurulu ile yaptığı görüşme sırasında Engin Ceran, herhangi bir psikolojik sorunu olmadığını doğrulamış ve hiçbir -sigara, alkol ya da uyuşturucu- madde bağımlılığının olmadığını beyan etmiştir.
12. Birliğin doktoru Engin Ceran’ı ayrıca muayene etmiş ve geçirdiği dalak ameliyatı sonrası kontrolünün yapılması için devlet hastanesi genel cerrahi servisine ilgilinin sevkine karar vermiştir.
13. İlgili iki kez hastaneye sevk edilmiştir. Sevklerin hiçbirinde doktorlar tarafından askerliğe elverişli olmadığına dairbir tespit yer almamıştır.
14. Acemi birliğinin sonunda bir haftalık izin hakkınıkullandıktansonra 15 Mayıs 2010 tarihinde usta birliği için İzmir Topçu Tugayı’na katılmıştır.
15. Engin Ceran 7 Haziran 2010 tarihinde birliğin Psikolojik Rehberlik Danışma Kurulu ile görüşme yapmış ve hiçbir psikolojik sorunu olmadığını doğrulamıştır.
16. Birliğin doktoru Engin Ceran’ı ayrıca muayene etmiştir. Engin Ceran doktora askerden önce dalak operasyonu geçirdiğini belirtmiştir. Doktor Engin Ceran’a isterse kendisini sağlık muayenesi için hastaneye sevk edebileceğini bildirmiştir. İlgili bu anlamda bir talepte bulunmamıştır.
17. 1 Ağustos 2010 tarihinde saat : 14.45’ e doğru nöbet tuttuğu sırada Engin Ceran ateşli bir silahla ağır yaralı olarak bulunmuştur. Doktorlar, ilgilinin yaralandıktan hemen sonra hayatını kaybettiğini tespit etmişlerdir.
18. İzmir Askeri Savcılığı olaydan hemen sonra re’sen ceza soruşturması açmıştır.
19. Askeri savcı, olay yerine gelmiş ve Jandarma Kriminal Araştırma Bürosundan uzman bir ekiple,talimatları üzerine incelemelere başlamıştır.
20. Ekip olay yeri tespit tutanağı düzenlemiştir.
21. Olay yerinin krokisi çizilmiş ve aynı zamanda fotoğrafları çekilmiştir.
22. Soruşturmacılar olay yerinde Engin Ceran’a zimmetli Kalaşnikov tipte bir tüfek beraberinde sekiz kovan, yirmi iki kartuşlu bir şarjör ve son olarak biri deforme olan iki mermi bulmuşlardır. Tüfek ateşleme konumundadır. Emniyet mandalı kapalı değildir.
23. Savcı huzurunda vücudun dış muayenesi yapılmıştır. Engin Ceran’ın başına ve göğsüne isabet eden çok sayıda mermi nedeniyle öldüğü tespit edilmiştir.
24. Aynı zamanda İzmir Adli Tıp Kurumu da klasik otopsi yapmıştır.
25. Otopsi Engin Ceran’ın ateşli bir silah tarafından neden olunan yaralanmalar sebebiyle öldüğünün tespitineyardımcı olmuştur.
26. Müteveffaya altı mermi isabet etmiştir. Mermilerin giriş delikleri baş ve göğüs hizasında yer almışlardır.
27. Atışlar neredeyse bitişik atış olarak gerçekleştirilmiştir.
28. Müteveffanın iç organlarında, kanında ve idrarında yapılan incelemeler alkol ya da uyuşturucu madde bulunmadığını göstermektedir.
29. Adli tabipler, Engin Ceran’ın vücudunda dalak operasyonu ve mermi yaraları dışında herhangi bir darp izine rastlamamışlardır.
30. Balistik inceleme yapılmıştır.
31. Uzmanlar Engin Ceran’ın ölümüne neden olan Kalaşnikov tüfeği incelemişler ve söz konusu silahın fonksiyon olarak iyi çalışır durumda olduğunu tespit etmişleridir.
32. İnceleme raporu, Engin Ceran’ı öldüren mermilerin, müteveffanın vücudunun yakınında bulunan otomatik silahtan çıktığını doğrulamıştır.
33. Müteveffanın vücudunda yapılan ölçümlemeler, iki elinde ve yüzünde atış kalıntılarını ortaya çıkarmıştır.
34. Savcı tarafından ayrıca birçok tanığın ifadesine başvurulmuştur. Tanıklar, Engin Ceran’ın askerliğe çabuk uyum sağlamış disiplinli bir asker olduğunu doğrulamışlardır. Hiçkimseyle problemi yoktur. Bununla birlikte maddi zorluk içindedir ve ordudan yardım almaktadır. Engin Ceran’ın yakınındaki bazı askerler, ilgilinin ailevi ve duygusal sorunları olduğunu belirtmişlerdir. Engin Ceran nişanlısından ayrılmıştır ve ailesinden sık sık haber alamamaktadır. Bu durum onu üzmektedir. Olay günü Engin Ceran’ın yakınında nöbet tutan iki asker, ateşli bir silahla yapılan ilk atıştan sonra ilgilinin üç ya da dört kez « hakkınızı helal edin » diye bağırdığını sözlerine eklemişlerdir.
35. Savcılık tarafından açılan ceza soruşturmasına paralel olarak bir de idari soruşturma açılmıştır.
36. Engin Ceran’ın hiyerarşik üstlerinin ifadeleri alınmıştır. Bu kişiler özellikle :
– Engin Ceran’ın psikolojik sorunları olmadığını ;
– kendileri ya da arkadaşları tarafından hiçbir zaman kötü muamalede bulunulmadığını doğrulamışlardır.
37. İdari soruşturma komisyonu 6 Ağustos 2010 tarihinde Engin Ceran’ın intiharına ilişkin kurum içi bir rapor düzenlemiştir. Bu raporun somut olayla ilgili bölümleri şu şekildedir :
Olay ve olayların nedenleri
Direk neden :
- Engin Ceran kendisine zimmetli tüfeği ateşleme konumuna alarak başına ve göğsüne ateş etmiştir.
Dolaylı nedenler :
- Er Engin Ceran maddi sıkıntı yaşamaktadır. Babası işten çıkarılmıştır ve ödemesi gereken krediyi artık ödeyemiyordur. Dahası, erkek kardeşi de işten çıkarılmıştır. Bu durum tamamıyla onu üzmektedir.
- Ayrıldığı nişanlısının başka bir adamla nişanlandığını öğrenmiştir.
- Olaydan önceki günlerde Engin Ceran ailesi ile bir araya gelememekte ve onlardan hiçbir haber almamaktadır.
- İzmir’deki askerliği başlayalı yaklaşık iki buçuk ay olmasına rağmen, İzmir’de ikamet eden amcası onu hiç ziyarete gelmemiştir.
- Artık dalağı yoktur. Birliğin doktoru sağlık taraması sırasında sağlık muayenesi için bir hastaneye sevk talebinde bulunabileceği hakkında kendisini bilgilendirmiştir. Engin Ceran bu konuyla ilgili bir talepte bulunmamıştır.
Ek nedenler :
- Sıcaklık ortalamanın üzerindedir.
- Sıcaklığa rağmen terörist bir saldırı nedeniyle kask takılması zorunluluğu
(...)
38. İdari soruşturma komisyonu;
– kişisel nedenlerin teşvik ettiği bir intiharın söz konusu olduğu;
– bu olaydan hiçkimsenin sorumlu tutulamayacağı sonuca varmıştır.
39. Müteveffanın erkek kardeşi 13 Ekim 2010 tarihinde talep ettiği dosya ve ceza belgelerinin birer nüshasını almıştır.
40. İzmir Askeri Savcısı, ceza soruşturmasının sonunda 31 Mayıs 2011 tarihinde komisyon olarak Engin Ceran’ın hizmet silahıyla kendini öldürdüğü ve askeri makamların bunda kusurlu olmadıkları kanaatiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
41. Savcı bu kararı verirken bilhassa olay yeri inceleme raporu, krokiler, olay yerinin durumunu gösteren fotoğraflar, tanık beyanları, sağlık raporları, otopsi raporu ve balistik inceleme raporlarınıesas almıştır.
42. Savcı aynı zamanda tanık beyanlarının, Engin Ceran’da aşağıda belirtilen şizoaffektif durumun ortaya çıktığının anlaşılmasını sağladığı kararının gerekçelerini de dikkate almıştır:
– maddi zorlukları vardır; babasının işten çıkarılması nedeniyle artık ödeyemediği bir kredisinin olması; erkek kardeşinin de işten çıkarılması; dolayısıyla ailesinin de zorluk içinde olması, bu durumun onu üzmesi;
– nişanlısı onu başka bir adam için terketmiştir. Son zamanlarda telefonla ailesine ulaşamamaktadır;
– İzmir’de yaşayan amcası onunla ilgilenmemiştir;
– bu sorunlardan haberdar olan askerler, bu durumu üstleriyle paylaşmamışlardır;
– Engin Ceran herhangi bir sorun belirtmemiş ve ona intiharı düşündüren bir depresyonun yol açtığı kaygılarını içine atmayı tercih etmiştir.
43. Öte yandan savcı balistik incelemenin, olay yerinde bulunan kovanların müteveffanın otomatik tüfeğinden çıktığını belirlediğini hatırlatmaktadır.
44. Savcı ayrıca Engin Ceran’ın vücut otopsisinin, ölümüne hemen hemen bitişik atışla atılan mermilerin neden olduğunu gösterdiğini belirlemiştir.
45. Savcıya göre öldürücü atışlar iki adımda yapılmıştır. İlkinde Engin Ceran tüfeğini ateşleme konumuna getirmiştir. Ardından birincisi ile göğsüne üç, ikincisi ile boynunun iç kısmına dört mermi saplanacak şekilde iki seri atış yapan tetiğe basmıştır.
46. Başvuran, oğlunun ölüm koşulları hakkında birçok aydınlığa kavuşmamış hususun olduğunu iddia ederek, adı geçen karara 27 Temmuz 2011 tarihinde avukatı aracılığıyla itiraz etmiştir.
47. İtiraz gerekçelerinde başvuran, Engin Ceran’ın sivilken geçirdiği dalak ameliyatı nedeniyle askerliğe elverişli olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunmaktadır.
48. Başvuran oğlunun hiç nişanlanmadığını ve ailesinin hiçbir taşınmaz için kredi kullanmadığını belirtmiştir.
49. Başvurana göre acemi birliği sırasında oğluna herhangi bir silahın verilmemesinin nedeni incelenmemiştir.
50. Başvuranın görüşüne göre, tanıklardan bazıları intiharın söz konusu olmadığını beyan etmişlerdir ; Engin ilk atıştan sonra « hakkınızı helal edin » diye bağıramamıştır.
51. Kendisine göre mermilerin yörüngeleri açık bir şekilde tespit edilmemiştir.
52. Öte yandan yine kendi bakış açısına göre söz konusu askerin ilk ve son atışı arasında acil müdahale biriminin çağırılması için zamanın olması şaşırtıcıdır.
53. Kendisine göre halihazırda Engin’in atış anındaki duruşu kesinlikle belirlenememiştir.
54. Son olarak başvuran,müteveffaya benzer cüssede bir kişi ile olay tatbikatının yapılmadığından şikayet etmiştir.
55. İlgiliye 6 Eylül 2011 tarihinde tebliğ edilen 19 Ağustos 2011 tarihli karar ile İzmir Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi (« askeri mahkeme ») başvuranın itirazını reddetmiş dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı onamıştır.
56. Bu kararın somut olayla ilgili kısımları aşağıdaki gibidir :
« Dosyanın incelemesinden olay sonrası re’sen bir ceza soruşturması açıldığı anlaşılmaktadır. Bu soruşturma er Engin Ceran’ın isteyerek kendisini öldürdüğünün ve bu intiharda hiçbir kusurun üçüncü kişilere yüklenemeyeceğinin belirlenmesini sağlamıştır.
İtirazla ilgili olarak :
- Otopsi, atışların hemen hemen bitişik atış olarak yapıldığının tespitini sağlamıştır.
- Balistik inceleme raporu Engin Ceran’ı öldüren mermilerin kendisine zimmetlenen Kalaşnikov tip otomatik tüfekten çıktığını göstermiştir. Ilgilinin yüzünde ve ellerinde atış kalıntıları bulunmuştur.
- Er, herhangi bir kötü muameleye maruz kalmamıştır.
- Kendisinde psikolojik bir sorun tanımlanmamıştır.
- Engin Ceran’ı intihara üçüncü kişi tarafından teşvik edebilen herhangi bir husumet ya da vukuat bulunmamıştır.
- Ne bedenin ne de silah ve kartuşlarınduruşunun belirlenmesi hakkında herhangi bir yetersizlik bulunmamaktadır.
- İlk atış sonrası Engin Ceran’ın « hakkınızı helal edin » diye bağırdığını belirten tanık beyanı, bu tanıklığın kanıt değeri, bilhassa olayın duygusal şoku dikkate alınarak güvenceye konu olduğunda soruşturma dosyası unsurlarının tamamı bakımından davanın koşulları içinde belirleyici olmamaktadır.
- Engin Ceran’ın intiharı ve askerlik hizmetine elverişliliği arasında bir nedensellik bağı bulunmamaktadır.
- Davacının iddiasına karşılık erin, acemi birliği sırasında bir atış çalışması yaptığı izlenmiştir. Buna ek olarak dosyada, askerliği boyunca kendisine silah verilmemesi noktasında ilgilinin psikolojik sorunları olduğu düşüncesini veren herhangi bir unsur bulunmamaktadır.
- Engin Ceran’ın intiharının nedenleri, savcı tarafından irdelenmiştir. Nitekim bu nedenler, olayların aydınlatılmasına yardım eden tamamlayıcı unsurlardır. Dosyanın diğer maddi delilleri, kesin olarak intihar durumunun söz konusu olduğunu belirtmektedirler.
Sonuç olarak ceza soruşturmasına ilişkin unsurların tamamı bakımından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yasaya uygundur.»
ŞİKAYETLER
57. Başvuranlar Sözleşme’nin 2 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğinden yakınmaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Tarafların iddiaları
58. Başvuran ilk olarak, oğlunun ölümünü meydana getiren koşulların açık bir şekilde aydınlatılmadığını iddia etmektedir. Makamlar tarafından savunulan intihar iddiasına itiraz eden başvuran, soruşturma dosyasına ilişkin unsurlar dikkate alındığında bu iddianın mantıklı olmadığı kanısına varmaktadır. Oğlunun ölümü üzerine açılan ceza soruşturması kendisine göre « etkin » bir soruşturma olarak görmeyi engelleyen yetersizlikler barındırmaktadır.
Başvuran ikinci olarak, kendisine göre, her halükardaoğlu askerliğe elverişli olmadığı halde askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada hayatını kaybetmesi nedeniyle Devlete sorumluluk yüklenebileceği kanaatindedir.
59. Mahkeme’nin konuyla ilgili içtihatına atıf yapan Hükümet, başvuranın şikayetlerini reddetmekte ve Engin Ceran’ın ölümündeki sorumluluğun tamamına itiraz etmektedir.
60. Hükümet askerlerin ruhsal ve fiziksel bütünlüğünün korunması için öngörülen bir mekanizma olduğunu ve sosyal destek ve yalnızlık duygularının önlenmesi için herşeyin yapıldığını belirtmektedir.
61. Hükümet, ceza soruşturmasının sonunda yetkililer tarafından kabul edilen intihar iddiasını yeniden tartışmaya açacak herhangi bir unsurun bulunmadığı görüşündedir.
62. Hükümet bununla birlikte Engin Ceran’ın davranışının böyle bir eyleminanlaşılmasına izin vermediğini savunmaktadır.
63. Hükümet kendisine göre ceza soruşturmasının savcılık ve askeri mahkeme tarafından dikkatli yürütüldüğünü değerlendirmekte ve soruşturmanın etkinliğinin hiçbir şekilde eleştiriye açık olmadığını savunmaktadır.
64. Son olarak Hükümet, ceza soruşturmasına paralel olarak yetkililerin bir de kurum içi idari soruşturma açtıklarını sözlerine eklemektedir. Yetkililer Engin Ceran’ın intiharının, askeri idarenin herhangi bir eylemi ya da ihmali ile bu intihar arasında tespit edilemeyen nedensellik bağının askeri makamlara mal edilemeyeceğini değerlendirmişlerdir.
2. Mahkemenin değerlendirmesi
65. Giriş olarak Mahkeme, başvuranlar tarafından sunulan şikâyetlerin Sözleşme’nin 2. maddesinin esas ve usul yönüyle incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Anlaşıldığı üzere, dava koşullarının hukuki nitelendirmesini mercii olarak en iyi şekilde yapacak olan Mahkeme, başvuranlar veya hükümetlerin şikâyetlerine atfettikleri hukuki değerlendirme niteliğine bağlı değildir. Bu hükmün somut olayla ilgili kısmı şu şekildedir:
« 1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur (...) »
a) Sözleşme’nin 2. maddesinin esas yönü hakkında
66. Mahkeme, Sözleşme’nin 2. maddesinin esas yönüne ilişkin olarak, bu maddenin, hayatı başkası tarafından tehdit edilen kişiyi korumak (Osman/Birleşik Krallık [BD], 28 Ekim 1998, § 115, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998-VIII) veya sorumluluğu devlete ait olan kişiyi kendi davranışlarından korumak amacıyla Devlet’in gerekli tüm tedbirleri alması için pozitif yükümlülük doğurduğunu hatırlatmaktadır(Keenan/Birleşik Krallık, No. 27229/95, §§ 89-93, AİHM 2001‑III).
67. Mahkeme, zorunlu askerlik hizmeti için de şüphesiz geçerli olan bu pozitif yükümlülük gereğince devletlerin, yaşama hakkına zarar verilmesini etkili şekilde önleyebilecek nitelikte idari ve yasal bir sistemi uygulamakla görevli olduklarını hatırlatmaktadır (Álvarez Ramón / İspanya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 51192/99, 3 Temmuz 2001 ve Abdullah Yılmaz / Türkiye kararı No. 21899/02, §§ 55-58, 17 Haziran 2008).
68. Benzer düzenleme, askerlik hayatında mevcut olan tehlikelere maruz kalabilecek askerlerin etkili şekilde korunmasına yönelik uygulamalara ilişkin tedbirlerin alınmasını, farklı kademelerdeki sorumlular tarafından bu konuda yapılabilecek hatalar ve kendi çalışmalarındaki eksiklikleri belirlemeye imkân verecek uygun prosedürlerin oluşturulmasını gerektirmektedir.
69. Askeri sağlık birimlerinin sağlık uygulamaları kapsamındaki tutum ve ihmalleri, bazı durumlarda, onlara Sözleşme’nin 2. maddesi açısından sorumluluk yükleyebilmektedir (Kılınç ve diğerleri/Türkiye, No. 40145/98, §§ 40-43, 7 Haziran 2005).
70. Mevcut davada öncelikle üçüncü kişilerin davranışlarına karşı Engin Ceran’ın yaşamının korunması yükümlülüğü ile ilgili olarak, ölüm koşulları ve olayı çevreleyen koşulların tamamı ve adli makamlar tarafından açılan ceza soruşturması sırasında elde edilen unsurlar dikkate alındığında Mahkeme, hiçbir unsurun, genç adamın hayatının herhangi üçüncü kişiler tarafından tehdit edildiğini varsaymaya imkan tanımadığı kanısına varmaktadır.
71. Dosyadaki hiçbir unsur, başvuranlar tarafından ileri sürülen husumet ihtimalini de düşündürmemektedir.
72. Sonuç olarak Mahkeme, elinde bulundurduğu unsurlar ışığında ve somut delillerin yokluğunda, başvuranların, oğullarının yargı dışı bir infazın mağduru olduğu düşüncesinin, varsayım ve kurgusal alanla ilgili olduğunu değerlendirmektedir.
73. Ayrıca Mahkeme, makamlar tarafından başlanılan olayların tespitinin ve itibar ettikleri intihar iddiasının yeniden tartışmaya açılması için hiçbir neden görmemektedir.
74. Mahkeme, Engin Ceran’ın kendi davranışlarına karşı hayatının korunması yükümlülüğü ile ilgili olarak,askeri yetkililerin başvuranların yakınının intihar etmesi için ortada bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmelerinin gerekip gerekmediğini; şayet ilk sorunun cevabı olumlu ise, kontrolleri altındaki bireyi kendisine karşı koruma yükümlülüğü bağlamında bu riskin önlenmesi için söz konusu yetkililerin kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirip getirmediklerini araştıracaktır (Tanrıbilir / Türkiye, No. 21422/93, § 72, 16 Kasım 2000, yukarıda anılanKeenankararı, § 93, ve yukarıda anılanKılınç ve diğerleri kararı, § 43).
75. Mahkeme’nin bu bağlamda yapacağı inceleme sırasında, yetkililere atfedilebilir hatanın, basit bir değerlendirme hatasının veya tedbirsizliğin ötesine geçip geçmediğini araştırması gerekmektedir (yukarıda anılan Abdullah Yılmaz kararı, § 57).
76. Aslında bu tür davalarda, insan davranışının öngörülebilirliğinin gözden kaçırılmaması ve Devlet’in pozitif yükümlülüğünün kendisine dayanılmaz ve aşırı bir yük getirmeyecek şekildeyorumlanması gerekmektedir ( yukarıda anılan Keenan kararı § 90).
77. Başvuran, sivil yaşamında 2008 yılında geçirdiği bir kaza sonucu dalağının alınması nedeniyle, orduya hizmet verecek olan oğlunun fiziksel yetersizliğini davası konusu yapmaktadır.
78. Mahkeme Engin Ceran’ın askeri eğitime başlamadan önce alışılagelmiş sağlık taramasına tabi tutulduğunu ve askerliğe elverişli olarak değerlendirildiğini tespit etmektedir. Başvuranın oğlu bu değerlendirmeye itiraz etmemiştir.
79. İlgili askerlik eğitimi boyunca iki defa sağlık muayenesinden geçmiştir. Doktorlar askerliğe elverişli olmadığına dair herhangi bir kayıt tutmamışlardır.
80. Başvuranın oğlu silah altına alındıktan sonra askeri yükümlülüklerini yerine getirmeyisürdürmesi için kendisinde herhangi bir elverişsizlik tespit etmeyen birlik doktoru tarafından yeniden muayene edilmiştir. Doktor gerektiğinde yeni bir sağlık muayenesi için hastaneye sevk talep edebileceği konusunda kendisini ayrıca bilgilendirmiştir. Halbuki Engin Ceran bu anlamda bir talepte bulunmamıştır.
81. Bu bağlamda ne bu sonuçları tekrar tartışmaya açmak, ne de sahip olduğu tıbbî bilgilerden hareketle doktorların vardığı sonuçların geçerliliği hakkında tahminlerden yola çıkarak fikir yürütmek Mahkeme’nin görevi değildir(Tysiąc /Polonya, No. 5410/03, § 119, AİHM 2007‑I, Yardımcı /Türkiye, No. 25266/05, § 59, 5 Ocak 2010, Kaya /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 20442/10, § 35, 10 Temmuz 2012 veBalcı/ Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58194/10, § 45, 20 Ekim 2015).
82. Dosya unsurları başvuranın oğlunun, tıbbi takipten yararlandığının anlaşılmasını mümkün kılmaktadır. Engin Ceran’ın sivil yaşamında cerrahi bir operasyon geçirmiş olması,askerliği boyunca onun her türlü sportif faaliyetten muaf tutulmasına karar veren askeri makamlar tarafından göz önünde bulundurulmuştur.
83. Bunun yanı sıra ne dosyadaki belgeler ne de başvuranın argümanları askerlik yükümlülüğünü yerine getirirken askeri makamların Engin Ceran’a aşırı iş yüklediklerinin varsayılmasına neden olan hiçbir unsur içermemektedir. Üstelik tanık ifadeleride ilgilide bu bağlamda bir rahatsızlık olduğunu ileri sürmemişlerdir.
84. Engin Ceran’ın ruhsal yeterliliği konusunda, başvuranın oğlu silah altına alınmadan önce intihara yatkınlık oluşturan psikolojik bozukluklardan muzdarip olduğunu gösterir hiçbir belirti bulunmamaktadır.
85. Ayrıca Engin Ceran’ın askerlik yükümlülüğünü yerine getirmek için ruhsal yeterliliği başvuran tarafından söz konusu yapılmamıştır.
86. Doktorlar, yapılan sağlık taramaları ve görüşmeler sırasında başvuranın oğlunun askerlik hizmetiniyerine getirmeye devam etmesini engelleyecek nitelikte herhangi bir psikolojik sorundan muzdarip olmadığını tespit etmişlerdir.
87. Eldeki tüm veriler olay anına kadar, genç adamın, intiharın gerçek ve yakın bir risk olduğunu gösteren anormal bir davranışı olmadığını düşündürmektedir.
88. Öte yandan Engin Ceran’ın ailevi sorunlarına ve duygusal çatışmalarına bağlı kaygılarının, sadece yakın bir intihar riskinin belirtileri olarak kabul edilebildiğine kendi hiyerarşisinin dikkat etmesi gerekirdi (bkz.mutatis mutandis, Ayan /Türkiye(kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 6376/10, 4 Ekim 2011, Dalar /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 35957/05, 21 Şubat 2012 ve Taş /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 25690/08, 13 Ekim 2015).
89. Ayrıca Mahkeme somut olaydaki koşullarda olayın önlenememesinden askeri yetkilileri suçlamanın, Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan yükümlülükleri bağlamında onlara aşırı bir yük getireceği kanısına varmaktadır.
90. Başvuranın Sözleşme’nin 2. maddesinin esas yönüne dayalı şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmakta ve dolayısıyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
b) Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönü hakkında
91. Sözleşme’nin 2. maddesinin usulü konusunda Mahkeme, mevcut davaya benzer davalarda yaşam hakkının usuli koruması,ilgili sorumlulukların tespitinin yanı sıra ölümü çevreleyen koşulların belirlenmesine yönelik bağımsız bir soruşturmayı kapsadığını da dile getirdiğini hatırlatmaktadır (Çiçek / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 67124/01, 18 Ocak 2005).
92. Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliğine ilişkin ilkeler, Mustafa Tunç ve Fecire Tunç / Türkiye ([BD] No. 24014/05, §§ 169-182, 14 Nisan 2015) kararında hatırlatılmıştır.
93. Bir soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında etkin olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle uygun yapılmış olması gerekmektedir (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], No. 52391/99, § 324, AİHM 2007‑II).
94. Bu da soruşturmanın, olayların, gerektiğinde sorumluların tespiti ve cezalandırılması sonucuna götürecek yeterlilikte olmasını gerektirdiğini göstermektedir.
95. Her durumda, söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi, görgü tanıklarının ifadelerinin alınması, bilirkişi incelemelerinin yapılması ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir rapor hazırlanması ve ölüm sebebi ile ilgili klinik tespitlerin incelenmesi amacıyla bir otopsi yapılması için yetkili makamların imkânları dâhilindeki tüm tedbirleri almış olmaları gerekmektedir(Natchova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], No. 43577/98 ve 43579/98, § 160, AİHM 2005‑VIIveJaloud / Hollanda [BD], No. 47708/08, § 186, AİHM 2014).
96. Soruşturmanın ölüm sebebini veya olası sorumlularını ortaya çıkarabilme gücünü azaltacak her türlü yetersizlik, bu bağlamda potansiyel bir engeldir (Giuliani ve Gaggio /İtalya[BD], No. 23458/02, § 301, AİHM 2011).
97. Özellikle, soruşturma sonuçlarının, titiz, objektif ve gelişmelerden tarafsız olan bir incelemeye dayandırılması gerekmektedir.Bir inceleme konusunun incelenmesinin reddedilmesi, soruşturmanın davanın koşullarının ve gerektiğinde sorumluların kimliklerinin ortaya çıkarma gücünü mutlaka etkileyecektir(Kolevi /Bulgaristan, No. 1108/02, § 201, 5 Kasım 2009).
98. Ancak, asgari etkinlik şartına uygun inceleme türü ve derecesi de davanın koşullarına bağlıdır. Basit bir soruşturma eylemleri listesi veya diğer ölçütleri oluşturacak durumların değişkenliklerinin kısıtlanması mümkün değildir (bk. Tanrıkulu / Türkiye [BD], no. 23763/94, §§ 101-110, AİHM 1999-IV; ve Velikova / Bulgaristan, no. 41488/98, § 80, AİHM 2000‑VI).
99. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin, olayların içerisinde olan veya olabilecek kişilerden bağımsız olmaları gerekmektedir. Bu durum sadece hiyerarşi ile ilgili veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir(bk., Anguelova / Bulgaristan, no. 38361/97, § 138, AİHM 2002‑IV).
100. Ayrıca soruşturma, maktulün yasal haklarının korunmasının gerekli olduğu ölçüde ailesi için erişebilir olmalıdır.
101. Sözleşmenin 2. maddesi, yetkili makamlara, soruşturma esnasında müteveffanın bir yakını tarafından gelen her soruşturma tedbiri talebini yerine getirme zorunluluğu getirmemektedir (bk., yukarıda anılan, Ramsahai ve Diğerleri, § 348; ve Velcea ve Mazăre / Romanya, no. 64301/01, § 113, 1 Aralık 2009).
102. Bir soruşturmanın yeterince etkili olup olmadığı sorusu, bütün ilgili olay ve olgulara dayanarak ve soruşturmanın gerçekte uygulanabilirliğine göre değerlendirilmelidir (bk., Dobriyeva ve Diğerleri / Rusya, no. 18407/10, § 72, 19 Aralık 2013; ve Centre for Legal Resources on behalf of Valentin Câmpeanu / Romanya [BD], no. 47848/08, § 147, 17 Temmuz 2014).
103. Somut olayda ilk olarak Engin Ceran’ı ölüme götüren olayın 1 Ağustos 2010 tarihinde meydana geldiğini, savcılığın hemen haberdar edildiğini, aynı gün ilk soruşturma tedbirlerinin alındığınıtespit etmek yerinde olacaktır. Savcılık soruşturmaları sona erdirerek, 31Mayıs 2011 tarihinde takipsizlik kararı vermiştir.Başvuran avukatı aracılığıyla 27 Temmuz 2011 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. Askeri mahkemenin bu itirazı reddettiği 19 Ağustos 2011 tarihli karar başvurana 6 Eylül 2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu koşullar altında, Mahkeme, söz konusu soruşturmaların gereken ihtimamla yürütüldüğü ve herhangi aşırı bir gecikmenin soruşturmayı olumsuz yönde etkilemediği kanısına varmaktadır.
104. Mahkeme, ardından yetkililerin söz konusu olay ve olgulara ilişkin delil unsurlarını toplamak amacıyla yeterli tedbirleri aldıklarını kaydetmektedir.
105. Öncelikle, klasik otopsi işlemi uygulanmıştır. Yapılan klasik otopsi sonucunda, ölüm nedeni ile muhtemel atış mesafesine ilişkin klinik tespitlerin objektif analiziyle birlikte yaralanmalara ilişkin rapor düzenlenmiştir.
106. Olay yerinde bulunan silah ve kovanlar bilimsel incelemelere tabi tutulmuştur.
107. Balistik inceleme Engin Ceran’ın yüzü ve ellerinde atış kalıntılarının tespit edilmesine yardımcı olmuştur.
108. Mahkeme, olayların ardından birçok ifade alındığını gözlemlemektedir. Hiçbir unsur, yetkililerce kilit tanıkların sorgulanmadıklarına veya ifadelerin usulüne uygun olmayan biçimde alındığına işaret etmemektedir.
109. Olayların aydınlatılması için savcılık tarafından atılan adımlar ve dosya unsurları dikkate alındığında, Engin Ceran’ın ilk seri atışın sonunda « hakkınızı helal edin » diye bağırıp bağırmadığının belirsiz kalması, soruşturma mekanizmasının ve itiraz usulünün etkinliğini kısıtlayan bir unsur olarak değerlendirilmemiştir.
110. Yürütülen soruşturmalar bağlamında savcılığın sonuç olarak üzerinde durduğu iddianın dışında başka iddiaları incelemeye almadığı tespit edilemez.
111. Bu bakımdan başvuran esasında, suç işlendiğine ilişkin iddianın, intihar iddiasından yana dışarıda tutulmasını eleştirmektedir. Halbuki ya yapılmayan ya da yerine getirilmeyen soruşturma tedbir taleplerinin, ulusal mahkemeler tarafından yürütülen soruşturmanın etkinliğini tekrar tartışmaya açacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Hiçbir güçlü unsur, başvuranın suç işlendiğine ilişkin iddiasını doğrulamamaktadır.
112. Hiçbir unsur olayların aydınlatılmasında soruşturma makamlarının iradesindenşüpheduyulmasına imkan vermemektedir.
113. Genel olarak Mahkeme, yerel makamlarca yürütülen soruşturmanın ivedi, uygun karakterini tekrar gündeme getirecek nitelikte herhangi bir eksiklik tespit etmemiştir.
114. Mahkeme aynı zamanda başvuranın yargılamaya etkin olarak katılması ve takipsizlik kararına karşı mahkemeye itiraz edebilmesi için soruşturmanın sonucundaki bilgilere yeterli derecede erişimden yararlandığı dikkate almaktadır.
115. Bu noktadan itibaren Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönüne ilişkin şikayetleri, somut olayda yürütülen soruşturmanın yeterince derin olduğu ve başvuranın haklarını kullandığı ve menfaatlerinin korunması için Sözleşme ile yeterli derecede ilişkilendirildiği ölçüde açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verir.
İşbu karar, Fransızca olarak tanzim edilmiş ve 21 Temmuz 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
StanleyNaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy