AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 50318/20
İsa CESUR/TÜRKİYE
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 12 Aralık 2023 tarihinde Komite halinde toplanarak,
Türk vatandaşı ve 1981 doğumlu olan, Kayseri’de ikamet eden ve Mahkeme önünde Kayseri Barosuna bağlı Avukat Z. Karakulak Bozdağ tarafından temsil edilen İsa Cesur’un (“başvuran”), 26 Ekim 2020 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 25285/15),
Başvurunun, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuran olayların meydana geldiği tarihte, cezaevinde bulunmaktaydı. Mevcut başvuru, cezaevi yetkililerinin, Sözleşme’nin 9. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olan başvurana dini bir kitap vermeyi reddettikleri iddiasıyla ilgilidir. Başvuran, Kayseri İnfaz Hâkimliği önünde ceza infaz kurumunun kararına itiraz etmiştir ve bu itirazı reddedilmiştir. Ardından başvuran, Kayseri Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur. Ağır ceza mahkemesi, ceza infaz kurumunun ve infaz hâkiminin kararlarını iptal etmiştir. Bununla birlikte, söz konusu kitap, en az 120 gün boyunca başvurana teslim edilmemiştir, bunun üzerine başvuran Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, 4 Eylül 2020 tarihinde verdiği kararla, başvuranın bireysel başvurusunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
2. Mahkeme, mevcut başvurunun bildirildiği sırada, taraflara, bir dostane çözüm deklarasyonunun gönderildiğini gözlemlemektedir. Hükümet, 2 Haziran 2023 tarihli mektupla, başvuranın bireysel başvuru hakkını kötüye kullandığı iddiasına dayanarak kabul edilemezlik iddiasında bulunmuştur.
Hükümet, iddiasına dayanak olarak, Yeni Asya gazetesinde 26 Mayıs 2023 tarihinde yayımlanan “Yeni Asya’nın dua kitabına yasak AİHM’den döndü” başlıklı bir haberi sunmuştur. Söz konusu haberde, Hükümetin mevcut başvurunun dostane çözüm yoluyla sonuçlanması için belirli miktarda para ödemeyi teklif ettiği iddia edilmiştir. Mahkemenin taraflara ilettiği dostane çözüm deklarasyonunun koşulları, söz konusu haberde açıklanmış ve başvuranın, başvurusuna ilişkin belgeleri haberin yazarına gönderdiği belirtilmiştir.
3. Başvuranın avukatı, Mahkeme’nin elektronik iletişim sistemi ("eComms") aracılığıyla gönderilen 6 Haziran 2023 tarihli mektupla, konuyla ilgili görüşlerini 4 Temmuz 2023 tarihine kadar sunmaya davet edilmiştir. Belirtilen tarihten önce en az üç kez eComms’a giriş yapılmasına ve belgenin indirilmesine karşın, Mahkemeye süresi içinde herhangi bir yanıt ulaşmamıştır.
4. Mahkeme, Sözleşme’nin 39. maddesinin 2. fıkrası ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 62. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dostane çözüm bağlamında yürütülen müzakerelerin gizli olduğunu hatırlatmaktadır (Mătăsaru/Moldova Cumhuriyeti (k.k.), no. 44743/08, § 36, 21 Ocak 2020). Bu bağlamda, söz konusu hükümlerle, taraflara zorunlu kılınan gizlilik yükümlülüğünün başvuran tarafından kasıtlı olarak ihlal edilmesi, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilir ve başvurunun reddedilmesine sebep olabilir. (Hadrabová ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti (k.k.), no. 42165/02 ve 466/03, 25 Eylül 2007 ve Popov/Moldova (no. 1), no. 74153/01, § 48, 18 Ocak 2005). Mahkeme ayrıca, iç hukukta öngörülen usul kurallarının, adaletin düzgün bir şekilde yerine getirilmesi ve hukuki güvenlik ilkesine riayet edilmesini sağlamayı amaçladığı ve ilgililerin bu kuralların uygulanmasını bekleyebilmeleri gerektiği kanaatine varmıştır (özellikle bk. Andrejeva/Letonya [BD], no. 55707/00, § 99, 18 Şubat 2009). Sözleşme’nin ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün usule ilişkin hükümleri, evleviyetle (a fortiori) bu tespiti gerektirmektedir (Miroļubovs ve diğerleri/Letonya, no. 798/05, § 66, 15 Eylül 2009).
5. Mahkeme ayrıca, dostane çözüm müzakerelerinin gizliliğine ilişkin kuralın, tarafları ve Mahkeme’nin kendisini siyasi veya diğer baskı girişimlerine karşı koruma amacı taşıması bakımından özel bir öneme sahip olduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak, bu kuralın kasıtlı olarak ihlal edilmesi, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilecektir (yukarıda anılan Miroļubovs ve diğerleri, § 66).
6. Mahkeme, taraflara gönderdiği dostane çözüm deklarasyonunda öngörülen şartların ulusal basında yayımlandığının ve başvuranın bunları ifşa ettiğinin taraflarca tartışılmadığını kaydeder. Mahkeme, bu davranışın, gizlilik kuralının ihlalini teşkil ettiği ve bunun, aynı zamanda başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak değerlendirilebileceği kanaatindedir.
7. Sonuç olarak, başvurunun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermektedir.
İşbu karar Fransızca dilinde tazmin edilmiş ve ardından 18 Ocak 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan