Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-74 (Devralma)
Karar Sayısı : 09-33/763-183
Karar Tarihi : 15.7.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA
B. RAPORTÖRLER : Mustafa Oğuzcan BÜLBÜL, Fatma ATAÇ
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : ČEZ Bohunice a.s.
Temsilcisi: Av. Saadet Aslı KUCUROĞLU
Ahular Sk. No:15 34337 Etiler/İstanbul
20
D. TARAFLAR : - ČEZ Bohunice a.s.
Duhová 2/1444, Prag 4, 140 53 ÇEK CUMHURİYETİ
- Jadrová a vyrad’ovacia spoločnost’, a.s.
Bratislava, Tomášikova 22, 821 02 SLOVAKYA
E. DOSYA KONUSU: ČEZ Bohunice a.s. ve Jadrová a vyrad’ovacia
spoločnost’, a.s. arasında Slovakya Cumhuriyeti’nde bir ortak girişim şirketi
kurulması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 2.7.2009 tarih ve 4616 sayı ile giren 30
bildirim üzerine, 4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un 7. maddesi
ile 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Tebliğ”in ilgili hükümleri uyarınca düzenlenen 10.7.2009
tarih ve 2009-1-74/Öİ-09-MOB sayılı Ortak Girişim Ön İnceleme Raporu aynı tarih
ve REK.0.05.00.00-120/122 sayılı Başkanlık önergesi ile 09-33 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da, bildirimi yapılan devralma
işleminin 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında Rekabet Kurulu’nun iznine tabi olduğu;
devir sonucunda ilgili pazarda hâkim durum yaratılması veya mevcut bir hâkim 40
durumun güçlendirilmesi, böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz
konusu olmayacağı; bu çerçevede işleme izin verilmesi gerektiği, görüşü ifade
edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Dosya konusu işlem kapsamında, Slovakya Cumhuriyeti’nin Jaslovské Bohunice
bölgesinde yeni bir nükleer enerji tesisinin inşası ve işletilmesi amacıyla bir ortak
girişim şirketi kurulması planlanmaktadır.
Esasen, egemenlik prensibi gereğince kanunlar yalnızca kabul edildikleri ülke
sınırları içerisinde uygulanabilmektedir. Söz konusu durum, birçok alanda olduğu 50
gibi farklı uluslara ait teşebbüslerin bir araya geldiği ittifak yapılanmaları açısından
da önem taşımaktadır. Bu çerçevede devletlerin, kendi ülke sınırları dışında
09-33/763-183
2
gerçekleştirilen faaliyetlere müdahalesinin ne kadar mümkün olduğunun
belirlenmesi ve bu müdahale yetkisinin, uluslararası ittifaklara ilişkin rekabet
değerlendirmelerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için söz konusu devlet
yetkisinin sınırları ile ilgili olarak uluslararası hukukta prensipler geliştirilmiştir.
Mukayeseli hukukta yabancı ülkelerde gerçekleştirilen, fakat etkisini ulusal sınırlar
içerisindeki mal veya hizmet piyasalarında gösteren rekabeti sınırlayıcı
faaliyetlerin, ulusal rekabet düzenlemelerinin yetki alanına girip girmeyeceği
konusunda yeknesak bir uygulamanın bulunmaması bu konuda farklı yaklaşımları 60
beraberinde getirmiştir. Bunlardan en çok kabul gören ve uygulama alanı bulan
yaklaşım ise etki doktrinidir. 1927 yılındaki SS Lotus Davasına kadar dayanan ve
rekabet hukuku bakımından ilk defa 1945 yılında US v. Alcoa davasında
uygulanan, daha sonra gerek ABD’de ve gerekse AB’de kabul gören etki doktrini
uygulaması Türk rekabet hukuku düzenlemelerinde de yer almaktadır.
Bilindiği üzere, Kanun’un 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal
ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü
teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma,
uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini
kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma 70
niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik
tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına
girer.” ifadeleriyle Kanun’un kapsamı belirlenmiştir. Madde hükmünden açıkça
anlaşılacağı üzere bir işlemin Türkiye’deki mal ve hizmet piyasalarını etkilemesi
durumunda Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün olacaktır.
Dosya konusu işlem, yukarıda aktarılan hususlar bakımında incelendiğinde,
Türkiye’deki mal ve hizmet piyasalarını etkilemeyeceği, bu nedenle Kanun
kapsamında olmadığı kanaatine varılmıştır.
I. SONUÇ 80
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; bildirim konusu işlemin
4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında olmadığına OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy