AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 71767/11
Ali ÇİFTÇİ ve İmam ÇİFTÇİ / TÜRKİYE
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 24 Eylül 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 17 Ekim 2011 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirdiği müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar Ali Çiftçi ve İmam Çiftçi, Türk vatandaşları olup, sırasıyla 1955 ve 1974 doğumludurlar ve Şanlıurfa’da tutuklu bulunmaktadırlar. Başvuranlar, Mahkeme önünde Şanlıurfa Barosuna bağlı Avukat M. Kırboğa tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Şanlıurfa E Tipi Cezaevinde tutulma koşulları
4. Her iki başvuran da 19 Ocak 2011 tarihinden 25 Ekim 2011 tarihine kadar Şanlıurfa E Tipi Cezaevinde tutulmuş olup, 25 Ekim 2011 tarihinde serbest bırakılmışlardır.
5. Başvuranlara göre, cezaevinde barındırma kapasitesinin iki katı kadar kişi tutulmaktadır. Cezaevi idaresi, cezaevinde tutulan kişi sayısının aşırı olması sebebiyle, yatakhanelere ranzalar ve yer yatakları eklemiştir. Bu durum, tuvalet ve duşlara erişim için bekleme sıraları oluşmasına sebep olmuştur. Sıcaklık yüksek olduğunda havalandırma yetersiz kalmıştır.
6. Hükümet, Mahkemeye, başvuranların kaldığı yaşam alanları arasındaki kesin nakil tarihlerini belirtmeksizin, düzenli bir şekilde olmasa da başvuranların tutulma koşulları hakkında aşağıdaki bilgileri ibraz etmiştir. Hükümet ayrıca, başvuranların, gönüllü olarak çeşitli sosyo-kültürel faaliyetlere katılma imkânlarının olduğunu, ancak bu imkânları asla kullanmadıklarını belirtmiştir. Hükümet tarafından bu faaliyetler şu şekilde belirtilmiştir: bilgisayar dersi, çeşitli mesleki stajlar, halk oyunları kursu, müzik enstrümanları kursları, İngilizce kursları vb.
a) İmam Çiftçi
7. Bu başvuran, üst katta yatakhanelerin bulunduğu iki katlı cezaevinin, B-13 koğuşunda tutulmuştur. Zemin katta bir mutfak, yemek yemeye ayrılan bir salon ve bir tuvalet ve bir duşa kabini içeren sıhhi alanların bulunduğu bölüm yer almaktadır.
8. Bu koğuşun alanı, yatakhane 40,15 m2 ve yaşam alanı 33 m2 olmak üzere toplam 73,15 m2’dir. Başvuranın bulunduğu dönem boyunca bu koğuşta, 22 yatak ve burada tutulan 22 kişi bulunmaktaydı. Dolayısıyla kişi başına düşen bireysel alan 3,32 m2’dir.
9. Yürüyüş avlusunun alanı, 47,45 m2’dir. Yürüyüş alanına her gün, yaz aylarında 6.30’dan 18.30’a kadar, kış aylarında 7.00’dan 16.30’a kadar erişilebilmektedir. Koğuşlarda, her biri 70 x 100 cm boyutunda olan 5 adet pencere bulunmaktadır.
b) Ali Çiftçi
10. Bu başvuran, cezaevinin, yukarıda tanımlanan koğuş ile benzer şekilde düzenlenen B-10 koğuşunda tutulmuştur.
11. Bu ünitenin alanı, yatakhane 66 m2 ve yaşam alanı 59,28 m2 olmak üzere toplam 125,28 m2’dir. Başvuranın bulunduğu dönem boyunca bu ünitede, 23 yatak ve aynı sayıda tutulan kişi vardı. Dolayısıyla kişi başına düşen bireysel alan 5,44 m2’dir.
12. Yürüyüş avlusunun alanı, 47,58 m2’dir. Yürüyüş avlusuna erişim, yukarıda belirtildiği şekildedir. Bu koğuşun da her biri 70 x 100 cm boyutunda olan 5 adet penceresi bulunmaktadır.
2. Süreç
13. Ceza İnfaz Kurumları Müdürlüğü, 27 Ocak 2010 tarihinde, talepleri üzerine, Şanlıurfa E Tipi Cezaevinin barındırma kapasitesinin 696 olduğunu ve söz konusu tarihte cezaevinde tutulan kişi sayısının 1026 kişi olduğunu başvuranların temsilcisine bildirmiştir.
14. Başvuranlar, adli makamlar önünde herhangi bir başvuruda bulunmamışlardır.
B. İlgili Uluslararası Hukuk Kuralları
15. Mahkeme, Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere, 30 Eylül 1999 tarihli, Cezaevinin Aşırı Kalabalıklaşması ve Cezaevi Mevcudu Enflasyonu Hakkındaki R (99) 22 sayılı Tavsiye kararına ve Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere, 11 Ocak 2006 tarihli, Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006) 2 sayılı tavsiye kararına atıfta bulunmaktadır.
16. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (“CPT”), Şanlıurfa E Tipi Cezaevini, başvuranın bu cezaevinde tutulduğu dönemden sonra 2013 yılının Haziran ayında ziyaret etmiştir. Komitenin 27 Kasım 2013 tarihli raporunun (CPT/Inf (2015) 6 | Bölüm 15/32) ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“ 57. (...) Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa’daki E Tipi cezaevlerinin koğuşlarının çoğu ve genel olarak kurumlar onarım gerektiren kötü bir durumdaydı. Hijyen seviyesi sıhhi alanlar da dâhil olmak üzere beklenenin altındaydı. Dahası, burada tutulan kişilerin çoğu çok sıkışık çoklu kullanılan alanlarda yaşamaktaydı (30’dan fazla kişi ile) ve özel hayatın gizliliğinden mahrumlardı. Yürüyüş avlusunun kapısı hava karardıktan sonra kapanınca bu sorun daha da artmaktaydı.
Durum, özellikle birçok koğuşunda tutulan kişi sayısından daha az yatak bulunan Gaziantep ve Şanlıurfa E Tipi Cezaevlerinde problemliydi. Sonuç olarak bu cezaevlerinde tutulan kişiler, yataklarını paylaşarak veya yer yatağı sererek (bazıları yalnızca battaniye üzerinde) uyuyorlardı. Masa ve sandalye gibi diğer mobilyaların sayısı da yetersizdi ve tutulan kişilerin birçoğu yemeklerini yerde oturarak yemek zorunda kalıyorlardı. (...).
58. (...) Komite, Türk makamlarına, Gaziantep ve Şanlıurfa E Tipi Cezaevlerinde aşırı kalabalık sorununu çözmek için kararlı adımlar atmasını tavsiye etmektedir; amaç koğuşların tutulan her kişiye en az 4 m2 yaşam alanı sunmasını sağlamak olmalıdır. Ayrıca bu kurumlarda tüm koğuşların tatmin edici koşullarda olmasını sağlamak için adımlar atılması gerekmektedir. (...).”
ŞİKÂYETLER
17. Başvuranlar, Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürerek, Şanlıurfa E Tipi Cezaevindeki tutulma koşullarından şikâyet etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
18. Başvuranlar, şu hususlarla ilgili olarak, Şanlıurfa E Tipi Cezaevindeki tutulma koşullarından şikâyet etmektedirler: aşırı kalabalık, bölgedeki hava sıcaklığının zaman zaman aşırı artmasına rağmen yetersiz havalandırma ve bekleme sıralarının oluşmasına sebep olan yetersiz tuvalet sayısı. Başvuranlar, Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürmektedirler, bu hüküm aşağıdaki gibidir:
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
19. Hükümet, Mahkemeyi, başvuranların adli makamlar önünde herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları gerekçesiyle, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermeye davet etmektedir. Hükümet ayrıca, başvuranların içinde bulunduğu tutulma koşullarını tanımlamakta (yukarıdaki 7-12. paragraflar) ve söz konusu koğuşlarda tutulanların her birine düşen bireysel alanın, hiçbir zaman Mahkeme tarafından belirlenen kriterlerin altında olmadığını belirtmektedir. Hükümet, koğuşlarda bulunan ve her zaman açılabilen pencerelerin sayısının ve boyutunun altını çizmekte ve ayrıca yürüyüş avlusuna açılan kapının gün içinde açık olmasıyla birlikte, havalandırmanın yeterli olduğunu düşünmektedir. Hükümet, her koğuşta bir duşa kabin ve tuvalet bulunduğunu eklemektedir.
20. Başvuranlar, kendileriyle aynı koğuşta kalan Salih Çelik’in (Mahkeme önünde yapılan başvuru no: 62349/11) tazminat talebinin bahse konu cezaevindeki aşırı kalabalığın, idarenin bir hatasından veya ihmalinden değil imkânların yetersizliğinden kaynaklandığı gerekçesiyle reddedildiği, Şanlıurfa İdare Mahkemesi’nin 16 Eylül 2010 tarihli kararına atıfta bulunmuşlardır. 29 Mayıs 2011 tarihinde kesinleşen bu kararda, ayrıca, cezaevinin aşırı kalabalık olmasının, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele olarak nitelendirilemeyeceği, zira burada tutulan herkesin aynı durumda bulunduğu belirtilmiştir.
Başvuranlar, tutulma koşulları hakkında Hükümet tarafından ibraz edilen bilgilere itiraz etmemektedirler. Başvuranlar, cezaevinin aşırı kalabalık olması ve bölgedeki aşırı sıcaklık koşulları göz önüne alındığında, klima sisteminin gerekli olduğunu belirtmektedirler.
21. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi konusu üzerinde durmanın gerekli olmadığını, zira aşağıda belirtilen sebeplerle başvurunun kabul edilemez olduğu kanaatindedir.
22. Mahkeme, cezaevi ortamının aşırı kalabalık olması konusundaki kriterleriyle ilgili olarak, Ananyev ve diğerleri/Rusya (No. 42525/07 ve 60800/08, §§ 139-159, 10 Ocak 2012), Muršić/Hırvatistan ([BD], No. 7334/13, §§ 96-141, 20 Ekim 2016) ve Rezmiveș ve diğerleri/Romanya (No. 61467/12 ve diğer 3 başvuru, §§ 71-80, 25 Nisan 2017).
23. Mahkeme, ilke olarak, ortak kullanılan bir koğuşta her bir bireye ayrılan kişisel alanın 3 m2’den az olmasının Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlali tespitini haklı kılacak derecede ciddi olduğuna hükmettiğini kaydetmektedir. Cezaevinde tutulanların 3 veya 4 m2 arasında bir kişisel alana sahip olduğu durumlarda, Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamında karar vermek amacıyla başvuranın fiziki tutulma koşullarının diğer yönlerinin yeterliliğini veya yetersizliğini incelemiştir. Mahkeme, kişisel alan yetersizliğine, özellikle yürüyüş avlusuna, açık havaya ve doğal ışığa erişim, binaların havalandırılması, ısıtma, tuvalet kullanımında mahremiyetin korunması imkânı, sıhhi normlara ve temel hijyen kurallarına riayet edilmesi gibi maddi koşullardaki başka eksikliklerin eşlik etmesi halinde, bu hükmün ihlal edildiği sonucuna varmıştır (bk. yukarıda anılan Muršić, §§ 103-111 ve bu kararda yer alan atıflar).
24. Mevcut başvuruda Mahkeme, olayların meydana geldiği dönemde, Şanlıurfa E Tipi Cezaevinde, resmi barındırma kapasitesinin çok üzerindeki bir sayıda kişi tutulduğunu gözlemlemektedir. Bununla birlikte Mahkeme, başvuranların sahip olduğu kişisel alanın, sırasıyla 3,32 m2 ve 5,44 m2 olduğunu kaydetmektedir.
Mahkeme, Hükümetin belirttiği yaşam alanlarının, sıhhi alanları kapsayıp kapsamadığını açıkça belirtmediğini gözlemlemektedir. Bu sebeple, ortalama kişisel alanın 3 m2’den fazla olduğu ve başvuranların bu konuda görüş bildirmedikleri dikkate alındığında, Mahkeme, bunun üzerinde daha fazla durmamıştır.
25. Mahkeme ayrıca, başvuranların bulunduğu ortak yaşam alanlarında, açık tutulabilen 70 x 100 cm boyutunda birçok pencerenin bulunduğunu ve gün içinde kısıtlama getirilmeksizin yürüyüş avlularının erişilebilir olduğunu kaydetmektedir. Diğer taraftan, cezaevinde tutulanların, muhtemelen yaz aylarında sıcağın daha iyi yönetilmesine yardımcı olabilecek şekilde, ne su ne de saatler açısından herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın, duşlara erişimleri sağlanmıştır. Son olarak, başvuranların kaldığı yaşam alanlarının her birinde sadece bir tuvalet bulunması hoş olmasa da Mahkeme, tutulanların herhangi bir kısıtlama olmadan tuvaletlere erişebildiklerini kaydetmektedir.
26. Mahkeme ayrıca, başvuranların sosyo-kültürel faaliyetlere katılma imkânlarının bulunduğunu ancak onların bu faaliyetlere katılmayı tercih etmediklerini kaydetmektedir.
27. Yukarıda belirtilenler göz önüne alındığında, Mahkeme, başvuranların tutulma koşullarının, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girmesi için gerekli görülen asgari ağırlık eşiğini aşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Sonuç olarak, başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 17 Ekim 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy