AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başvuru no: 12278/09
Sadun ÇİĞDEM / TÜRKİYE
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Stéphanie Mourou-Vikström,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Nisan 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
26 Ocak 2009 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 17 Eylül 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Sadun Çiğdem, 1971 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Şanlıurfa’da tutuklu bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran Sözleşme’nin 6 § 3 (c) maddesi kapsamında ceza yargılamalarının ilk aşamalarında avukat yardımından faydalandırılmadığını ve mahkûmiyetinin avukat yokluğunda polise verdiği ifadelere dayandığını iddia etmiştir. Başvuran aynı zamanda yargılamanın ilk aşamalarında yargılamayı yürüten mahkemenin oluşumunda askeri hâkimin bulunması sebebiyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin öngördüğü bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil olarak yargılanmadığını iddia etmiştir.
4. Başvuru, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamında Hükümet’e iletilmiştir.
5. Hükümet, dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Mahkemeye, 17 Eylül 2018 tarihli yazıyla, söz konusu şikâyetler kapsamında ileri sürülen hususların çözüme kavuşturulması amacıyla bir deklarasyon metni düzenlemeyi önerdiğini bildirmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’nun, avukata erişim hakkına sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 7145 sayılı, 31 Temmuz 2018 tarihli Kanun ile değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, Sadun ÇİĞDEM’e yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderlere karşılık olarak 500 EUR (beşyüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.”
7. Başvuran, 30 Ekim 2018 tarihli yazıyla, Mahkemeyi, Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde verilen taahhütleri kabul ettiğine dair bilgilendirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Mahkeme, başvuranın açık bir şekilde Hükümet tarafından sunulan deklarasyonda belirtilen şartları kabul etmesinin ardından, davanın taraflar arasında varılan dostane çözüm olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır.
9. Mahkeme, taraflar arasında ulaşılan dostane çözümü dikkate almaktadır. Mahkeme, çözümün temelinde, Sözleşme ve Protokolleri kapsamında tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin yer aldığı ve başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı kanısındadır.
10. Mahkeme, 25 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 7145 sayılı Kanun’u kabul ettiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Bu bağlamda, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak telafi sağlayabilecek nitelikte olduğu düşünülmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
11. Bu nedenle, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun, Sözleşme’nin 39. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 9 Mayıs 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy