AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 64677/12
Dursun CİNGÖZ ve Ayten CİNGÖZ / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Yargıçlar
Stéphanie Mourou-Vikström,
Georges Ravarani
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı'nın katılımıyla 7 Şubat 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 15 Haziran 2012 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Dursun Cingöz ("birinci başvuran") ve Ayten Cingöz ("ikinci başvuran") Türk vatandaşları olup, sırasıyla 1987 ve 1990 doğumludurlar ve Mersin'de ikamet etmektedirler. İkinci başvuran, birinci başvuranın karısıdır. Başvuranlar, Mahkeme önünde Mersin Barosuna bağlı Avukat E. Kaya tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Birinci başvuran 14 Ekim 2007 tarihinde, Çanakkale Deniz Komutanlığında zorunlu askerlik görevini ifa ettiği sırada, beyanlarına göre beylik silahının birdenbire ateş alması sonucu sağ elinden yaralanmıştır. İlgili öncelikle Çanakkale Askeri Hastanesine kaldırılmış; sonrasında İstanbul Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesine ("GATA Askeri Hastanesi") sevk edilmiştir.
4. Birinci başvurana, GATA Askeri Hastanesinde 15 ve 24 Ekim 2007, 16 Ocak ve 29 Mayıs 2008 tarihlerinde olmak üzere dört defa cerrahi müdahalede bulunulmuştur. Sağ ayak parmağından kıkırdak transplantasyonu ve tendon nakli yapılarak ilgilinin sağ eli yeniden oluşturulmuştur. İlgiliye daha sonrasında düzenli sağlık taramaları yapılmıştır.
5. Askerlik hizmeti sona erdiği için 6 Ocak 2009 tarihinde ordudan ayrılmıştır.
6. Askeri savcı 7 Nisan 2009 tarihli iddianame ile, kendini askerlik yapmaya elverişsiz hale getirmek maksadıyla yaraladığı ve bu fiilin Askeri Ceza Kanunu uyarınca suç teşkil ettiği gerekçesiyle birinci başvuran hakkında soruşturma başlatmıştır.
7. Birinci başvuran 26 Mayıs 2009 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına ön tazminat başvurusunda bulunmuştur. Bakanlığın verilen süre içinde yanıt vermemesi nedeniyle, söz konusu talep reddedilmiş olarak değerlendirilmiştir.
8. Birinci başvuran 5 Ağustos 2009 tarihinde aynı taleplerle Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ("Yüksek Mahkeme") başvurmuştur.
9. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan altı doktordan oluşan bilirkişi heyeti 7 Mayıs 2010 tarihinde birinci başvuranın hastaneye yatırılmasında ve ilgiliye tıbbi müdahalede bulunulmasında herhangi bir gecikme yaşanmamış olduğu yönünde görüş bildiren bir rapor sunmuştur. Bilirkişi heyeti, yaralanmanın niteliğini ve şeklini göz önünde bulundurularak, ileri düzeyde modern cerrahi tekniğin kullanıldığını ve ameliyat sonrası rehabilitasyon programının gerektiği şekilde uygulandığını belirtmiştir.
10. Birinci başvuran belirtilmeyen bir tarihte, söz konusu bilirkişi raporu sonuçlarına itiraz ederek yeni bir bilirkişi incelemesini talep etmiştir. Yüksek Mahkeme, raporun inandırıcı ve tıbbi verilere uygun olduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.
11. Birinci başvuran, 27 Nisan 2011 tarihinde, Deniz Kuvvetleri Askeri Mahkemesi tarafından kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs nedeniyle iki yıl on beş gün erteli hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
12. Yüksek Mahkeme 28 Eylül 2011 tarihinde birinci başvuranın taleplerini reddetmiştir.
13. Yüksek Mahkeme 14 Aralık 2011 tarihinde söz konusu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunu da reddetmiştir. Bu karar 21 Aralık 2011 tarihinde birinci başvurana tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYET
14. Birinci başvuran, Sözleşme'nin herhangi bir maddesini ileri sürmeden, Askeri Yüksek İdare Mahkemesini tazminat talebini reddetmekle ve idarenin sorumlu tutulması gerektiğini iddia ettiği tıbbi ihmaller neticesinde maruz kaldığını düşündüğü fiziksel zararı kabul etmemekle suçlamaktadır. Birinci başvuran aynı zamanda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bu karara varırken, konuyla ilgili itirazlarını kabul etmeden bir bilirkişi raporuna dayanmasından da yakınmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Birinci başvuran, Sözleşme'nin özel olarak herhangi bir maddesini ileri sürmeden, Yüksek Mahkemede görülen yargılamanın sonucundan şikâyet etmektedir.
16. Mahkeme, işbu şikâyetin, Sözleşme'nin 8. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
17. Mahkeme bu bağlamda, kişilerin ruhsal ve fiziksel bütünlüklerine bağlı esas sorunların, Sözleşme'nin 8. maddesinin uygulama alanına girdiğini hatırlatmaktadır (Trocellier/Fransa (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 75725/01, AİHM 2006‑XI, Yardımcı/Türkiye, No. 25266/05, 5 Ocak 2010, Gecekuşu/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28870/05, 25 Mayıs 2010 ve Carlo Dossi ve diğerleri/İtalya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 26053/07, 12 Ekim 2010).
18. Mahkeme aynı zamanda, 8. maddedeki daha ziyade negatif yükümlülüklere, Sözleşme ile güvence altına alınan haklara etkin şekilde riayet edilmesine ilişkin pozitif yükümlülüklerin de eklenebileceğini hatırlatmaktadır (Roche/Birleşik Krallık [BD], No. 32555/96, § 157, AİHM 2005‑X).
19. Bunun yanı sıra, kişilerin hayatlarını koruma konusunda olduğu üzere, Devletlerin aynı zamanda kendi hukuki sorumlulukları altında bulunan kişilerin fiziksel ve psikolojik bütünlüklerinin korunması amacıyla gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
20. Kuşkusuz mecburi askerlik hizmeti alanında da geçerli olan bu yükümlülük, Devletlere fiziksel ve psikolojik bütünlüğe yönelik ihlalleri etkin bir şekilde önlemeyi amaçlayan idari ve yasal bir çerçeve oluşturma yükümlülüğü de yüklemektedir.
21. Mahkeme somut olayda ilk olarak, birinci başvuranın, kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs etme nedeniyle erteli hapis cezasına mahkûm edildiğini gözlemlemektedir. Başka bir ifadeyle, Deniz Kuvvetleri Askeri Mahkemesi, birinci başvurana GATA Askeri Hastanesinde yapılan tıbbi müdahalelerin nedeninin, ilgilinin bizzat kendisine verdiği fiziksel zararın olduğunu tespit etmiştir.
22. Öte yandan, Mahkeme, yetkililerin, ilgiliyi, tam donanımlı bir hastaneye sevk ederek makul biçimde davrandıkları ve ilgilinin burada gereken tedaviden yararlandığı kanısındadır. Bu bağlamda Mahkeme, ayrıntılı tıbbi bilirkişi raporunda ve Yüksek Mahkemenin vardığı sonuçlarda herhangi bir tıbbi ihmal ya da hatadan bahsedilmediğini tespit etmektedir. Öte yandan, Mahkeme, ne doktorların vardıkları sonuçları tekrar tartışmaya açmanın ne de bilirkişiler tarafından ulaşılan sonuçların doğruluğuyla ilgili olarak, elinde bulunan tıbbi bilgilerden hareketle varsayımlarda bulunma görevinin kendisine ait olmadığını hatırlatmaktadır (bk. diğer birçok karar arasında, Tysiąc/Polonya, No. 5410/03, § 119, AİHM 2007‑I ve yukarıda anılan Yardımcı kararı, § 59).
23. Üstelik dava dosyasında hiçbir unsur, Yüksek Mahkemede görülen yargılamanın seyrinde herhangi bir keyfilik bulunduğunu da göstermemektedir. Mahkeme, Yüksek Mahkemenin, çekişmeli yargı ilkesine riayet ettiğini ve birinci başvuranın avukat tarafından temsil edilerek, menfaatlerini savunmak üzere argümanlarını sunabildiği kanısındadır.
24. Bu değerlendirmeler ışığında, Mahkeme, ulusal makamlar tarafından olay ve olgulara ilişkin yapılan tespitlere ve varılan sonuca itiraz etmek için herhangi bir sebep görmemektedir.
25. Dolayısıyla, Mahkeme başvurunun Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır; bu da Mahkeme'yi, ikinci başvuranın yukarıda incelenen olaylardan yakınmak için mağdur sıfatına sahip olup olmadığını tespit etme sorununu incelemekten muaf tutmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek 2 Mart 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy