Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-3-138 (İlk İnceleme)
Karar Sayısı : 06-95/1192-358
Karar Tarihi : 28.12.2006
10
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER: Tarkan ERDOĞAN, Nazlı UĞURLU
C. ŞİKAYET EDEN : Şenay KAYA
Şenay KAYA Market İzmir 20
D. HAKKINDA İNCELEME YAPILAN:
Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş.
Esenşehir Mah. Erzincan Cad. No: 36
34776 Ümraniye / İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş.’nin Şenay Kaya Market’e
tüm ürünlerini satmak zorunda bıraktığı ve hipermarketlere daha uygun
koşullarda satış yaptığı iddiası.
30
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçesinde özetle; CCSD’nin kendilerine ek maliyet
getiren promosyon uygulamalarına hipermarket ve süpermarketleri dahil etmeyerek
ve ayrıca hipermarket ve süpermarketlere daha uygun koşullarda ürün satarak
ayırımcılık yaptığı ve bu ayrımcılığın faaliyetlerini zorlaştırdığı belirtilmekte, bu
durumun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a aykırı olduğu iddia
edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 31.10.2006 tarih, 7136 sayı ile intikal eden
başvuru üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6.
maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 6.12.2006 tarih ve 2006-3-40
138/İİ-06-TE sayılı İlk İnceleme Raporu 8.12.2006 tarih, REK.0.07.00.00-110/329
sayılı Başkanlık Önergesi ile Kurul’un 14.2.2006 tarihli toplantısında görüşülmüş ve
esas yönünden incelemeye alınmasına karar verilmiştir. Anılan karar uyarınca
hazırlanan 22.12.2006 tarih, 2006-3-138/BN-06-TE sayılı Bilgi Notu 22.12.2006 tarih,
REK.0.07.00.00-110/342 sayılı Başkanlık Önergesi ile 06-95 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
50
06-95/1192-358
2
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili rapor ve bilgi notunda;
CCSD firmasının farklı satış kanalları arasında ayırımcılık yaptığı iddiasına ilişkin
olarak 4054 sayılı Kanun’un uygulanması bakımından süpermarket ve
hipermarketlerin bakkal, market gibi küçük satış noktaları ile üreticiler karşısında
mağaza büyüklüğü ve sayısı, alınan mal miktarı, mal çeşitliliği ve sunulan
hizmetlerdeki farklılıklar nedeniyle eşit durumda olmadıkları ve bu gerekçeyle
CCSD’nin satış politikalarının 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal olmadığı,
dolayısıyla şikayetin bu yönü bakımından reddinin gerektiği,
60
sonucuna ulaşıldığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Şikayet dilekçesinde satış koşulları yönüyle CCSD’nin süpermarket ve hipermarketler
lehine küçük ölçekli satış noktalarına ayrımcılık yaptığı iddiası yer almaktadır.
Ayırımcılık iddialarına ilişkin bir değerlendirme yapmadan önce Türkiye’de hızlı
tüketim malları perakendeciliğinin (HTM perakendeciliği) yapısını ortaya koymak 70
gerekmektedir. Türkiye’de HTM perakendeciliğinde son yıllarda geleneksel kanaldan
organize perakendeye geçiş yaşanırken, bayilik/toptancılık sisteminin yerine
doğrudan dağıtım sistemi öne çıkmakta ayrıca organize perakende içinde yaşanan
yoğunlaşma ile birlikte oyuncu sayısında azalma görülmektedir. Tüm bu gelişmeler
beraberinde alım gücünün artmasına ve alım gücü kaynaklı çeşitli sorunlara yol
açmaktadır.
I.1.1. HTM Perakendeciliğinin Yapısı
1. Geleneksel Kanaldan Organize Perakendeye Geçiş: Bu dönüşüm süreci içinde 80
geleneksel kesimi oluşturan bakkallar yerlerini organize perakendecilere (hiper,
zincir, süpermarket) bırakmaktadır. Dosya mevcudu bilgi ve belgeden, sektördeki
süper/hipermarket sayısının 1998’de 2.135 iken, 2005’te 5.545’e çıktığı; aynı süre
içerisinde bakkal sayısının 155 binlerden 120 binlere gerilediği anlaşılmıştır. Ancak
organize perakendenin büyümesi geleneksel kanalın tamamen ortadan kalkacağı
anlamına gelmemektedir. Geleneksel kanal ile organize perakendenin, birbirlerinin
rakibi değil tamamlayıcısı konumunda olan satış noktalarından oluştuğu söylenebilir.
Organize perakendede hipermarket ve süpermarketler tek duraklı alışveriş (one-stop
shopping) imkanı sunarlar. Bu alışveriş türünün; ürünlerin çok çeşitli ve çoğu zaman
ucuz olması, ekstra sunulan hizmetlerin varlığı, ulaşım ve taşıma için aracın şart 90
olması, kredi kartı ile alışveriş gibi geleneksel kanalda bulunmayan özellikleri
nedeniyle tüketici gözünde birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan yerlerdir.
2. Bayi / Toptancı Yerine Doğrudan Dağıtım: Sektörde organize kesimin payını
arttırması ürünlerin dağıtımında geleneksel bayi/toptancı kanalının önemini
yitirmesine, buna karşılık doğrudan dağıtımın önem kazanmasına yol açmıştır.
Geleneksel kanal bayi/toptancı kanalını kullanırken organize perakende her iki kanalı
da birlikte kullanmaktadır. Türkiye’de organize perakendenin büyümesi ile birlikte
bayi/toptancı kanalının payının daha da azalacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
100
06-95/1192-358
3
3. Organize Perakendede Yaşanan Yoğunlaşma: 2005 yılı organize perakendecilik
açısından milat olmuştur. 2005 yılına kadarki devralmalar yoğunlaşmaya yol
açmayan, yeni girişler veya özelleştirmeler yoluyla gerçekleşen, eş deyişle sadece
mülkiyet değişikliğine yol açan, piyasa yapısına herhangi bir etkisi olmayan
işlemlerdir. 2005 yılındaki devralmalar önceki yıllardan farklı olarak organize
perakende içinde de önemli yoğunlaşmaya yol açmıştır. 2005 yılında önce
CarrefourSA Gima’yı1 devralarak sektörün lideri olmuş, hemen ardından Migros
Tansaş’ı2 devralarak liderliği geri almıştır. Yılın sonlarında İstanbul’da faaliyet
gösteren bölgesel zincir konumunda olan Kiler Ankara’da faaliyet gösteren Canerler’i 110
devralarak ulusal zincir olma yolunda büyük adım atmıştır. CarrefourSa/Gima ve
Migros/Tansaş devralmaları HTM perakendeciliğinin yapısında önemli değişikliklere
neden olmuştur
4. Üretici-Perakendeci İlişkilerinde Gücün Yer Değiştirmesi: Perakendeciler tüm
dünyada olduğu gibi Türkiye’de de malların tüketicilere ulaşmasını sağlayan
aracıların ötesinde fonksiyonlar da üstlenmiştir. Şöyle ki; perakendeciler artık
üreticiler ile birlikte tüketicilerin satın aldığı mallara girdi sağlayan bir konuma
gelmiştir. Üretici fiziki olarak malı üretirken, perakendeci de malın satıldığı ortamı
hazırlayarak hizmet sunmaktadır Perakendeciler teknolojik gelişmelerle birlikte 120
tüketicilerin hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşmışlardır. Ayrıca perakendeciler kendi
markalarını satmaya başlayarak da üreticilere rakip konumuna gelmişlerdir. Sonuç
olarak tüketici alışkanlıklarının değişmesi, perakendeci markaları, bilgi
teknolojilerindeki gelişmeler HTM perakendeciliğinde gücün üreticilerden
perakendecilere kaymasına neden olmuştur.
I.1.2. Değerlendirme
Ayırımcılık uygulamaları, 4054 sayılı Kanun'un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar" baslıklı 4. maddesi ikinci fıkrasının "münhasır bayilik hariç 130
olmak üzere, eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması" seklindeki (e) bendi
ve "Hakim Durumun Kötüye Kullanılması" baslıklı 6. maddesi ikinci fıkrasının "eşit
durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri
sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması" seklindeki (b) bendi ile
yasaklanan haller arasında sayılmaktadır.
Şikayete konu ayırımcılık iddiası bakımından öncelikle belirlenmesi gereken
hipermarketler ile bakkalların eşit konumda olup olmadığıdır. Bakkallar ile büyük
marketler eşit değillerse, bu durumda 4. madde anlamında bir anlaşma uyumlu eylem
ya da karar veyahut 6. madde anlamında bir hakim durum tespitine gerek 140
kalmayacak ve bu çerçevede iddia edilen ayırımcılık uygulaması 4054 sayılı Kanun
kapsamı dışına çıkacaktır.
Yukarıda ayrıntılarıyla yer verilen aralarında gazlı içeceklerin de bulunduğu HTM
ürünlerinin perakendeciliğinde yaşanan dönüşüm süreci beraberinde bazı aktörlerin
ve özellikle geleneksel kanalın (bakkal, market vb.) zarar görmesine yol açmaktadır.
Anılan şikayet konusu başvuru, geleneksel kanal içinde yer alan bir markete ilişkindir.
Başvuruda dile getirilen ayrımcılık iddiası ilk bakışta sadece bu marketin sorunu gibi
1 Rekabet Kurulu’nun 17.6.2005 tarih ve 05-40/557-136 sayılı Kararı.
2 Rekabet Kurulu’nun 31.10.2005 tarih ve 05-76/1030-287 sayılı Kararı.
06-95/1192-358
4
gözükse de yukarıda yer verilen dönüşüm süreci sadece tek tek belirli noktaları değil
o yapıda bulunan tüm aktörleri etkilemektedir. 150
HTM perakendeciliğinde bayilik/toptancılık sisteminin rolü geleneksel kanalın pazar
içindeki payı olumsuz etkilenmektedir. Zincir mağazalar üreticiler ile olan ilişkilerinde
çoğunlukla bu kanalı kullanmamakta doğrudan alım yaparak bayilik sistemini by-pass
etmektedir. Her hangi bir ticari ilişkide aracı sayısının azalmasının maliyette
azalmaya yol açması da kaçınılmazdır. Eş deyişle zincir mağazalar doğrudan
üreticilerden alım yaparken geleneksel kanal üreticilerin bayilerinden alım
yapmaktadır. Geleneksel kanal ile organize perakende arasında bir diğer önemli
farklılık zincir mağazaların üreticilerden alım yaparken tek bir mağaza için değil de
tüm ağ için pazarlık etmeleri ve dolayısıyla ölçek ekonomisinden yararlanarak 160
geleneksel kanaldaki noktalara göre çok daha uygun koşullarda ürün temin
edebilmeleridir. Ayrıca yukarıda yer verildiği gibi organize perakende içindeki
yoğunlaşmalar anılan satış koşullarının organize perakende lehine daha da
açılmasına yol açmaktadır.
Her ne kadar tüketiciler için hızlı tüketim mallarını satın almada organize
perakendenin alternatifi geleneksel kanal (veya tam tersi) gibi gözükse de gerçekte
durum biraz farklıdır. Zincir mağazalar yukarıda da yer verildiği gibi üreticiler için
malların dağıtımının yanında başka fonksiyonlar üstlenmektedir. Şöyle ki zincir
marketler verdikleri hizmetler ile üreticiler için ek talep yaratmakta ve geleneksel 170
kanalda olmayan çeşitli hizmetlerin tüketicilere sunulmalarına vesile olarak tüketici
talebini yönlendirmektedirler. Büyük perakendecilerin sundukları hizmetler karşılığına
aldıkları bedeller rekabetçi piyasa yapısının olması şartı ile fiyatlara yansıyabilmekte
ve tüketiciler aynı malı, sunulan ek hizmetle birlikte daha ucuza alabilmektedir. Bir
başka deyişle organize perakende malla birlikte geleneksel kanalda olmayan bir
hizmeti de satmış olmaktadır.
Geleneksel kanalın bu dönüşüm sürecinin olumsuz etkilerinin azaltılabilmesi,
tüketiciye yeni hizmetler sunabilmesine ve organize perakende gibi bir ağ ekonomisi
kurarak (eş deyişle alım birlikleri oluşturarak) üreticiler karşısında pazarlık güçlerini 180
artırmalarına ve dolayısıyla daha uygun koşullarda alım yapmalarına bağlıdır.
Organize perakende mağaza büyüklüğü ve sayısı, alınan mal miktarı, ürün çeşitliliği
ve sunulan hizmetler gibi nedenlerden dolayı geleneksel kanaldan önemli ölçüde
farklılaşmaktadır. Organize perakende tüketiciye geleneksel kanalda olmayan bir
ürün sepeti sunmaktadır. Anılan farklılıklar bu kanallarda yer alan satış noktalarının
eşit konumda olmamaları sonucunu doğurmaktadır. Nitekim Kurul 27.6.2000 tarih,
00-24/251-136 sayılı kararında “4054 sayılı Kanun'un uygulanması bakımından
büyük market olarak kabul edilen hipermarket ve süpermarketlerin bakkallar ile
üreticiler karşısında eşit durumda olmamaları nedeniyle, üreticilerin büyük marketler 190
ve bakkallara yönelik ayırımcı uygulamalarının 4054 sayılı Kanun kapsamında bir
ihlal olmadığını” belirtmiştir.
06-95/1192-358
5
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, şikayet konusu iddia ile ilgili 200
olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde önaraştırma yapılmasına ya da soruşturma
açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy