AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 47239/08
Hasan COŞAR / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić
Yargıçlar
Valeriu Griţco
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 25 Eylül 2008 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Hasan Coşar 1962 doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukatlar F.N. Ertekin ve K. Öztürk tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise, kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvuran, yasadışı bir örgüte üye olduğu şüphesiyle 21 Eylül 2006 tarihinde polis tarafından yakalanmıştır.
3. Başvuran 22 Eylül 2006 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarılmış ve söz konusu hâkim, başvuranın tutukluluğuna karar vermiştir. Aynı gün, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153 § 2 maddesi gereğince soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması kararı vermiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasının, yasadışı bir örgütle alakalı olan soruşturmanın gizliliğinin ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olduğuna hükmetmiştir.
4. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 20 Mart 2007 tarihinde bir iddianame düzenlemiş olup, iddianamede başvuran yasadışı bir örgütün faaliyetlerine katılmakla suçlanmıştır.
5. Soruşturma dosyasına erişim kısıtlaması, iddianamenin davaya bakan mahkemece kabul edilmesine kadar devam etmiştir. Başvuranın temsilcisi 2 Nisan 2007 tarihinde soruşturma dosyasına erişebilmekte ve dosyadan örnekler alabilmekteydi.
6. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşmasını 30 Mayıs 2007 tarihinde gerçekleştirmiş; başvuran 22 Eylül 2006 tarihinde nöbetçi hâkimin verdiği tutuklama kararı sonrasında ikinci kez bir hâkim karşısına çıkmıştır.
7. Yargılamalar esnasında, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 30 Mayıs 2007, 11 Temmuz 2007, 29 Ağustos 2007, 31 Ekim 2007, 30 Ocak 2008, 19 Mart 2008, 14 Mayıs 2008, 16 Temmuz 2008, 3 Eylül 2008 ve 8 Ekim 2008 tarihlerinde duruşmalar gerçekleştirmiştir. Söz konusu duruşmalarda, başvuran davaya bakan mahkeme nezdinde savunmasını sözlü olarak yapmış ve tutuksuz yargılanmayı talep etmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuran hakkında makul şüphe sebeplerinin varlığını, yüklenen suçların vasfını ve dava dosyasındaki delillerin durumunu göz önünde bulundurarak, bu talepleri reddetmiştir.
8. 4 Eylül 2007, 30 Ocak 2008, 4 Nisan 2008, 20 Mayıs 2008 ve 16 Temmuz 2008 tarihlerinde, başvuran, davaya bakan mahkemesinin kendisinin serbest bırakılma taleplerine ilişkin ret kararlarına itiraz etmiştir. Sırasıyla 19 Eylül 2007, 4 Aralık 2007, 29 Şubat 2008, 9 Nisan 2008, 24 Haziran 2008 ve 15 Ağustos 2008 tarihlerinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın itirazlarını sözlü bir duruşma gerçekleştirmeksizin ve Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaalarına dayanarak reddetmiş, savcının mütalaaları başvurana ya da temsilcisine bildirilmemiştir.
9. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 8 Ekim 2008 tarihli duruşmasında, başvuranın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetmiştir.
10. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı bir terör örgütüne üye olmak ve söz konusu örgütü destekleyici propaganda yapmaktan 18 Mart 2010 tarihinde mahkûm etmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi başvuran hakkında on yıl on ay hapis cezasına hükmetmiştir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, 10 Mart 2009 tarihli ikinci başvuru formunda, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesini ileri sürerek, tutukluluk halinin devamının gözden geçirilmesine ilişkin usulle ilgili olarak şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuruların ayrılması
12. Mahkeme 16 Mart 2010 tarihinde, şikâyetlerin benzerliği nedeniyle somut başvurunun üç diğer başvuru (Demirel ve Kahraman / Türkiye (no. 4446/08); Ayboğa ve Diğerleri / Türkiye (no. 35302/08); ve Deniz Seki / Türkiye (no. 44695/09)) ile birleştirilmesine karar vermiş, söz konusu başvurular hakkında kısmi kabul edilebilirlik kararı vermiş ve bunları Türk Hükümetine tebliğ etmiştir. Ancak, Mahkeme, mevcut durumda söz konusu başvuruların ayrılması gerektiği kanaatindedir. Dolayısıyla, somut başvurunun diğer başvurulardan ayrılmasına hükmetmiştir.
B. Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi hakkında
13. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesine dayanarak, tutukluluğunun hukuka uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolunun mevcut olmadığından şikâyet etmiştir. Bu bağlamda, başvuran, dava dosyasından hareketle gerçekleştirilmiş olan inceleme işlemleri sırasında Cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine ya da avukatına bildirilmemiş olduğundan şikâyetçidir. Başvuran ayrıca, altı ay boyunca soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle aleyhine olacak bir konuma sokulmuş olduğunu ileri sürmüştür.
14. Hükümet, Mahkeme’den iki gerekçeyle başvuruyu reddetmesi talebinde bulunmuştur. Hükümet, Stephens / Malta (no. 1) (no. 11956/07, § 102, 21 Nisan 2009) davasına atıf yaparak, öncelikle, davanın konu bakımından bağdaşmaz nitelikte olduğunu iddia etmiştir. Hükümet ayrıca, başvuranın şikâyetlerini hiçbir ulusal mahkeme nezdinde ileri sürmemiş olması nedeniyle, davanın iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
15. Ancak, somut davanın kendine özgü koşulları çerçevesinde, Mahkeme, başvurunun aşağıda belirtilen gerekçelerle her halükarda kabul edilemez nitelikte olduğu beyan edileceğinden bu hususların tespitine gerek bulunmadığını kaydetmiştir.
16. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca, bir konuyu yalnızca “nihai kararın verildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde” ele alabileceğini hatırlatmaktadır. Altı aylık sürenin işleyişi, genel bir kural olarak, başvuranın başvuruda bulunma niyetinde olduğunu gösteren ve bazı şikâyetlerinden esas itibariyle bahsettiği ilk mektubu ile kesintiye uğramaktadır. İlk başvuruda yer almayan şikâyetler bakımından altı aylık sürenin işlemesi, şikâyetin Mahkeme’ye sunulduğu ilk tarihe kadar durmaz (bk. Allan / Birleşik Krallık (k.k.), no. 48539/99, 28 Ağustos 2001, ve Dağlı / Türkiye, no. 28888/02, §§ 36‑39, 27 Kasım 2007).
17. Mahkeme somut davada, 25 Eylül 2008 tarihinde ibraz edilmiş olan ilk başvuru formunda başvuranın Sözleşme’nin yalnızca 5 § 3 maddesine dayanarak, tutukluluk süresinin uzunluğu ile ilgili şikâyette bulunmuş olduğunu kaydetmektedir. Bu şikâyetin daha sonra 16 Mart 2010 tarihli bir kısmi karar ile kabul edilemez olarak nitelendirildiği gözlemlenmektedir.
18. Bu arada, başvuran 10 Mart 2009 tarihinde ikinci bir başvuru sunmuş ve bu başvuruda Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamında yeni bazı şikâyetlerini dile getirmiştir. Mahkeme, bu şikâyetlerin 10 Mart 2009 tarihinden önce Mahkeme’ye sunulmuş herhangi bir belgede dile getirilmemiş olduğunu kaydetmiştir. Bu bağlamda, Mahkeme, başvuranın tutukluluk halinin devamına ilişkin itirazlarının yerel mahkemelerce dava dosyasından hareketle sırasıyla 19 Eylül 2007, 4 Aralık 2007, 29 Şubat 2008, 9 Nisan 2008, 24 Haziran 2008 ve 15 Ağustos 2008 tarihlerinde reddedilmiş olduğunu gözlemlemektedir. Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamında ileri sürülen şikâyetin Mahkeme’ye 10 Mart 2009 tarihli başvuru formunda sunulmuş olması nedeniyle, bu şikâyet altı aylık süre sınırı dışında yapılmıştır.
19. Sonuç olarak, Mahkeme, başvurunun süresi dışında yapılmış olması nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oy birliğiyle,
Başvuru formunun daha önce birleştirilmiş olduğu diğer başvurulardan ayrılmasına;
Başvurunun geri kalan bölümünün kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Ekim 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy