AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
KARAR
Başvuru no 31898/11
Aziz DAĞCI / Türkiye
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), 23 Kasım 2021 tarihinde aşağıda yer alan heyet üyeleri ile toplanmıştır:
Başkan Valeriu Griţco,
Hakimler
Egidijus Kūris,
Branko Lubarda,
ve Zabıt Katibi Yardımcısı Hasan Bakırcı,
4 Nisan 2011 tarihinde yapılan yukarıda kayıt bilgileri yer alan başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan ve Mahkemeyi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet eden deklarasyonu ve başvuran tarafın bu talebe ilişkin yanıtını dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR ve USUL
Aziz Dağcı isimli başvuran,1958 doğumlu Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedir. AİHM önünde İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat Sebu Aslangil tarafından temsil edilmektedir.
Türk Hükümeti (« Hükümet ») kendi ajanı tarafından temsil edilmiştir. AİHS’nin 11. ve 14. maddelerine atıfta bulunan başvuran, dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğini ve ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmektedir.
Başvuru, Hükümet’e iletilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRMEBaşvuran, Bitlis, Batman, Muş, Van İller ve İlçeleri ve Köylerinin Ermenileri ile Sason ve Köylerinin Ermeni Azınlıklarının Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Vakfı kurucu üyelerinden biri olup, Ermeni azınlıklarının anadillerini öğrenme, etnik, kültürel, din, dil ve eğitim alanlarında kendi kurumlarını kurma haklarının uluslararası sözleşmelerle, Anayasa ile ve ulusal kanunlarla teminat altına alınmış olmasına rağmen, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tutulan kayıtlara derneklerinin kaydedilmemesi sebebiyle, dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğinden dolayı şikâyetçi olmaktadır. Başvuran, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış olan Lozan Antlaşması’nın 37 ila 45. maddelerinde, Ermeni azınlığa bir dizi hak tanındığını ve ulusal hukukta yer alan hükümlerle ters düşülmesi halinde, söz konusu Antlaşma hükümlerinin geçerli olduğunu belirtmektedir. Bölgelerinde bu türden bir kurumun var olmaması sebebiyle, Ermeni toplumunun azınlıklara tanınan bütün haklardan mahrum kaldıklarını ifade etmektedir.
Başvuran aynı zamanda, kendi dernekleri ile benzer faaliyetlerde bulunan ve aynı amaca hizmet eden diğer derneklerin kayıt taleplerinin yerel makamlarca olumlu karşılandığını belirtmekte ve Ermeni azınlığına ait olması sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını ileri sürmektedir.
Başvuran, AİHS’nin 11. ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktaydı.
A. AİHS’nin 11. maddesi hakkında
12 Mayıs 2021 tarihli mektupla, dostane çözüm girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının akabinde, Hükümet, başvuruya esas teşkil eden sorunu çözmek için tek taraflı bir deklarasyon sunma teklifinde bulunduğu konusunda AİHM’yi bilgilendirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeyi, Sözleşmenin 37. maddesi uyarınca başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Söz konusu deklarasyon aşağıda yer almaktadır:
“Türkiye Hükümeti'nin, 31898/11 sayılı başvuruya ilişkin olarak, başvuran Bay Aziz Dağcı'ya 3.600 Euro (üç bin altı yüz Euro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Mahkeme içtihatları ışığında uygun görülen meblağ, her türlü maddi ve manevi zarar ile masraf ve giderler ile başvurucuya yüklenebilecek her türlü vergiyi kapsar. Bu meblağ, ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek ve Mahkeme'nin davayı düşürme kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenecektir. Söz konusu üç aylık süre içinde bu tutarın ödenmemesi durumunda, Hükümet, temerrüt süresi boyunca Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal borç verme faiz oranı artı yüzde üç puanına eşit bir oranda, bu sürenin bitiminden ödemeye kadar basit faiz ödemeyi taahhüt eder. Ödeme, davanın nihai çözümünü oluşturacaktır.
Hükümet, başvuranın "Bitlis, Batman, Muş, Van İller ve İlçeleri ve Köylerinin Ermenileri ile Sason ve Köylerinin Ermeni Azınlıklarının Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Vakfı " adlı vakfı tescil ettirememesinin, Sözleşmenin 11. maddesi ile güvence altına alınan örgütlenme hakkı bağlamında Mahkeme içtihadıyla uyumlu olmadığı kanaatindedir.
Hükümet, 6100 sayılı Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılamanın yenilenmesini ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na uygun olarak tescile yardımcı olmayı taahhüt etmektedir. Hükümet, Mahkemeyi, başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak bir neden bulunmadığı yönünde karar vermeye ve davayı Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye saygıyla davet etmektedir.”
Başvuran, 6 Temmuz 2021 tarihli mektubunda, tek taraflı beyanın ortaya koyduğu koşullardan memnun olmadığını, özellikle kendisi gibi, azınlıklara mensup diğer bireylerin çoğu zaman Medeni Kanun’un belirli bir ırka veya topluluğa mensup kişileri desteklemek amacıyla vakıf kurmalarının mümkün olamayacağını belirten 101. maddesinden kaynaklanan ihlallerle karşılaşacaklarını ve Hükümetin beyanının ihlalin kaynağını ortadan kaldırmayacağını; ayrıca, daha önce benzer bir başvurunun Mahkeme önüne getirilmediğini ifade etmiştir.
Mahkeme, Sözleşme'nin 37. maddesi uyarınca, koşulların kendisini bu maddenin 1. paragrafın (a), (b) veya (c) fıkralarında belirtilen sonuçlardan birine götürdüğü durumlarda, yargılamanın herhangi bir aşamasında, bir başvuruyu dava listesinden düşürmeye karar verebileceğini hatırlatır. 37. maddenin 1.paragrafının (c) fıkrası, özellikle aşağıdaki durumlarda bir davayı listeden düşürmesine izin verir:
“Mahkeme tarafından tespit edilen başka herhangi bir nedenden ötürü, başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse”.
Mahkeme ayrıca, belirli durumlarda, başvuran, davanın incelenmesinin devamını istese bile, davalı Hükümetin tek taraflı beyanına dayanarak 37. maddenin 1 (c) bendi kapsamında dava listesinden bir başvurunun kayıttan düşürülmesinin uygun olabileceğini hatırlatır.
Bu doğrultuda Mahkeme, beyanı özellikle Tahsin Acar kararı (Tahsin Acar / Türkiye (önceden halli gereken mesele) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Sp. z.o.o.c. Polonya (karar), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska / Polonya (karar), no. 28953/03, 18 Eylül 2007) içtihatlarında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir.
Mahkeme, Türkiye aleyhine olanlar da dahil olmak üzere, bir dizi davada, Sözleşme'nin 11. maddesi kapsamında örgütlenme/dernek kurma hakkının ihlal edildiğine dair şikayetlere ilişkin uygulama tespit etmiştir. (örneğin bkz. Özbek ve Diğerleri / Türkiye, no. 35570/02, §§ 19-41, 6 Ekim 2009 ve Altınkaynak ve Diğerleri / Türkiye, no. 12541/06, §§ 19-40, 15 Ocak 2019).
Hükümetin beyanında yer alan, başvuranın Vakfı tescil ettirememesinin, Sözleşme'nin 11. maddesi ile güvence altına alınan örgütlenme hakkı çerçevesinde, Mahkeme içtihatlarıyla belirlenen şartlara uymadığı yönündeki kanaati, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılamayı yeniden başlatmaya ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca tescile yardımcı olmaya ilişkin taahhüdü, ve bilhassa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin dostane çözüm veya tek taraflı bir deklarasyon sonrasında bir başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesi halinde, başvuranın yargı işlemlerinin yeniden başlatılmasını talep edebilmesine olanak tanıyan 7145 sayılı Kanun'un uygulanabilirliği, ve aynı zamanda önerilen tazminat miktarı -benzer davalarda verilen miktarlarla uyumludur- dikkate alındığında Mahkeme, başvuruyu incelemeye devam etmenin artık gerekli olmadığı kanaatindedir (madde 37/1 c)).
Ayrıca, yukarıda belirtilen mülahazalar ışığında ve özellikle konuya ilişkin açık ve kapsamlı içtihadını dikkate alarak, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun daha fazla incelenmesini gerektirmediği kanaatindedir (Madde 37/1 sonunda).
Mahkeme, bu beyanı, ödeme tarihinde geçerli kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilen bu meblağın, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi'nin 37/1 sayılı maddesi uyarınca Mahkeme'nin kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlamaktadır. Söz konusu süre içinde ödeme yapılmaması durumunda, Hükümet, bu sürenin sona ermesinden söz konusu tutarın fiilen ödenmesine kadar, Avrupa Birliği Merkez Bankası’nın marjinal borç verme kolaylığına yüzde üç puanlık artışla eşit bir oranda basit faiz ödemekle yükümlü olacaktır.
Son olarak, Mahkeme, Hükümet'in sunduğu tek taraflı deklarasyonun şartlarına uymaması durumunda, Sözleşme'nin 37/2 maddesi uyarınca başvurunun yeniden işleme alınacağını vurgulamıştır (Josipović / Sırbistan (karar), nº 18369/07, 4 Mart 2008).
Sonuç olarak, davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
B. Sözleşmenin 14. Maddesine İlişkin
Ayrımcı muamele iddiasıyla ilgili olarak, Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme'nin 11. maddesi kapsamındaki şikayetle yakından bağlantılı olduğunu gözlemlemekte ve Sözleşme'nin 14. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilirliğine veya esasını incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir.
Bu nedenlerle Mahkeme, oybirliğiyle,
Davalı Hükümet’in Sözleşme'nin 11. maddesine ilişkin beyanının şartlarına ve bu şekilde verilen taahhütlere uymasını sağlamak için öngörülen usulleri not eder;
Sözleşme'nin 37/1 (c) maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verir.
Fransızca olarak hazırlanmış ve 16 Aralık 2021 tarihinde yazılı şekilde tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı
Valeriu Griţco
Zabıt Katibi Yardımcısı
Başkan