Dairemizin 21/09/2017 gün 2017/464 esas 2017/307 karar sayılı hükmünün, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/03/2018 gün ve 2017/4011 esas 2018/790 karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22/02/2017 gün ve 2017/148 esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan dolayı, TCK'nin 314/2, TMK'nin 5/1, TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmış olup,
İLK DERECE MAHKEMESİNİN UYGULAMASI:
Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/05/2017 gün ve 2017/60 esas ve 2017/82 sayılı kararı ile yüklenen suçtan dolayı sanık ....'nun TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 62/1. maddeleri gereğince sonuç olarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddelerinin uygulanmasına ve tutukluluk halinin devamına, sanık ....'nun TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 62/1. maddeleri gereğince sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddelerinin uygulanmasına, tahliyesi ile hakkında adli kontrol tedbirlerini uygulanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı, sanık .... ve sanıklar müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 21/09/2017 gün 2017/464 esas, 2017/307 karar sayılı ilamı ile CMK'nin 280/1-a maddesi gereğince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı sanıklar müdafinin 09/10/2017 tarihli dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurması üzerine; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/03/2018 gün ve 2017/4011 esas 2018/790 karar sayılı ilamı ile "...kovuşturma aşamasından sonra dosya içerisine konulduğu anlaşılan ve sanığın Bylock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının davaya gelmesi beklenilmeden sanığın Bylock kullanıcısı olduğuna dair Bartın İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen yetersiz ve eksik araştırma tutanağına dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesi" nedeniyle kararın bozulması üzerine, CMK'nin 304/2, 307 maddeleri uyarınca davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasına karar verilip bozma ilamına uyularak yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... 09/05/2017 günü ilk derece mahkemesinde yaptığı savunmasında: "Bank ....'da hesabım vardı. 2008 ve 2014 yılları arasında örgüte ait olan öğrenci yurdunda büro memuru olarak çalıştım. Bu esnada da kurumun benim için maaş hesabı olarak açmış olduğu bir hesap vardı. 2014 yılına kadar aktif olarak maaş hesabı olarak kullandım. Daha sonra birikimlerimi kısa sürelerde orada tuttuğum oldu. 2015 sonu ve 2016 sonu başları gibi de hesabımı iptal ettirdim. Tercih etmemdeki sebeplerden birisi, bankacılık faaliyetlerinde, fatura ödemelerinde, EFT işlemlerinde ücret almaması ve birde katılım bankası olması hasabiyledir. Bunun dışında herhangi bir telkinle herhangi bir talimatla ne örgüt lideri ne de başkasının talimatı ile hiç bir şekilde para yatırmadım. Sadece bu noktada maaş hesabı olması ve birikimlerimi değerlendirdiğim bankalardan bir tanesidir. Sadece Bank ....'da değil öğrencilik yıllarından beri bir çok bankada hesabım var ve kullanmışlığım vardır.
Bylock iddiası olarak eşimin bahsettiği üzere söylendiği tarih itibariyle 12/08/2014 tarihi itibariyle yüklendiği tespit edildiği ifade edilmiştir. Bu tarihte zaten ben bahse konu olan şirketten ayrılmıştım. İş güvenliği uzmanı olarak işe başlamıştım. Dolayısıyla yani onların kullandığı bir programın benim kullanmam mümkün değildir diyorum. Bu noktada teknik olarak da duyduğuma ve basından anladığıma göre IP üzerinden veya ımeı numaralı üzerinden tespit yapıldığı söylenmekte. Teknik olarak baktığımızda günümüzde yaklaşık 5 milyar tane internet kullanımı üzerinden yani IP adresi bulunmakta ve bunların 3,5 milyonu sabit IP olarak ifade ediliyor, aradaki fark olarak da 1,5 milyon IP adresi de geniş bant sistem dediğimiz bir uygulama üzerinden yani açıkçası daha mantıklısını söyleyecek olursak bu bir aradaki bir IP üzerinde birden fazla kullanıcı, hatta yüzlerce kullanıcının olabileceği ifade edilmekte, bu noktada benim IP üzerinde veya ımeı numarası üzerinde tespit edilmiş olması sadece benim kullandığımın ifadesi olmayacağını düşünüyorum. Bu noktada birde internetimi ben işim gereği sürekli gezdiğimde dolayı şifresiz olarak yanımda yani bilgisayarımla birlikte kullandığımdan dolayı 3. şahısların da kullanmış olabileceğini düşünmekteyim. Bu noktada daha ayrıntılı bir tespit yapılabilirse bu noktada suçlanabileceğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bu iddiayı kabul etmiyorum. Herhangi bir terör örgütüne de, yani bahsi geçen terör örgütüne de sadece iş ilişkim dışında, yani çalışmam dışında herhangi bir yardımım, herhangi bir etkinliğine katılmam, herhangi bir aktivitesine katılmam mümkün değildir. İş ilişkim dışında, sadece 08.00-17.00 mesaimi yapıp evime döndüm. Bu şekilde bir mesaim olmuştur. Bunun dışında da herhangi bir üyeliğim veya bir bağlantım yoktur. Mağduriyet açısından, iki çocuğumuz var. Onların durumları zaten malumunuz, çeşitli itirazlarımda da ayrıntılı olarak zaten bahsetmiştim, beraatime karar verilmesine talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
....04/07/2018 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında: "Ben FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi değilim, 24 Şubat 2014 tarihine kadar önceden cemaat olarak bilinen bu yapıya ait kurumlarda çalıştım, kayıtlarda zaten bu mevcuttur ancak bu tarihten sonra anılan kurumlarla irtibatımı kestim, özel bir şirkette iş güvenliği konusunda çalışmaya başladım. Ben ……. numaralı GSM hattını 29 Ocak 2014 tarihinden sonra kullanmaya başladım, fakat Bylock isimli bir programı kullanmadım, yapılan tespitleri kabul etmiyorum, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağında ismi geçen kişileri tanımıyorum. Mor Beyin isimli uygulamalar ve GSM operatörlerinin aynı IP'yi yüzlerce kişiye tahsis ettiği durumlar değerlendirildiğinde benim telefon numaramdan bir başkasının bu programa girmesi çok da kolaydır, Bylocka ilişkin IP'lerin farklı kişiler tarafından kullanılması olanaklıdır, dolayısıyla kullanmadığımı iddia ettiğim bu programa başkalarının benim numaramla erişmesi teknik olarak mümkündür, ayrıca kayıtlardan görebildiğim kadarıyla tespit ve değerlendirme tutanağı ile baz istasyon kayıtları yer ve zaman noktasında birbiriyle uyuşmamaktadır, çelişkiler vardır. Benim eski tarihlerden beri Bank....da hesabım vardır, önceden çalıştığım kurumda maaş ödememi bu banka üzerinden yapmaktaydı, eşimin de çalıştığı düşünülürse hesap hareketleri ve yatırılan miktar gelirimizle orantılı rakamdır. Ben talimat üzerine Bank....ya para yatırmış değilim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... 09/05/2017 günü ilk derece mahkemesinde yaptığı savunmasında: "Daha öncede ifade ettiğim gibi ben Bylock programı kullanmadım, yüklemedim, yükletmedim. Nasıl tespit edildiği konusunda hiç bir fikrim yok, 1986 İzmir doğumluyum. İlk, orta lise üniversite öğrenimimi İzmir ilinde tamamladım. 2010 yılında evlendim. 3 ve 5 yaşlarında iki çocuk annesiyim 22 Eylül 2014 tarihinde Bartın Halk Sağlığı Laboratuvarında işe başladım. 04 Ağustos 2015 tarihine kadar ücretsiz doğum iznindeydim. 05 Eylül 2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldım. 29 Ekim tarihli 675 sayılı KHK ile ihraç edildim, ihraç edilenlerini gözaltına alındığını, tutuklandığını basından duymama rağmen kaçma girişiminde bulunmadım. Polisler tarafından sabit ikametimde 02/02/2017 tarihinde gözaltına alındım. Tarafıma bilirkişi raporu ve herhangi bir belge gösterilmeden Bylock programı yüklemekle ve kullanmakla suçlandım. Bu suçlamayı tamamen reddetmeme rağmen kullandığım gerekçesiyle 06/02/2017 tarihinde tutuklandım.
Adıma kayıtlı olan .... numaralı hat kendime, .... numaralı hat eşime aittir. Her iki hatta Aveadır. ....nın Ip numarasını farklı kişilere kullandırdığı basından bilinmektedir. Ayrıca Bylock tespitinin MİT'ten alındığı ve programın hackerleyerek ele geçirildiği bilinmektedir. Hackenlenmiş programın güvenilirliği, yani içine bilgi eklenmesi mümkün olduğundan bu şekilde elde edilmiş bilgiler hukuki değildir. Hakkımda suç isnadı yapılmasına neden olan tek fiil Bylock kullandığım iddiasıdır ki, bu delillendirmekten uzaktır. Hakkımda bu suçlamaları yapan savcılık makamının hazırlamış olduğu iddianameden bir bölüm okumak istiyorum. "... kakao talk 230 farklı ülkede 90 Milyon kişiden fazla kişi kullanıcısı ile ücretsiz bir mesajlaşma ve konuşma uygulamasıdır. Skype ile benzerliği dikkatleri çeken uygulama üstelik tamamen ücretsizdir. Basit telsiz özelliği tuşa basılı tutarak ses kaydedip yollayarak mesajınızı hızlı bir şekilde iletilmesini sağlamaktadır. Ayrıca Talking ton ve talking ben ses filtrelerini kullanarak konuşmanızı daha eğlenceli hale getirebilirsiniz..." kısmı iddianamede bulunmaktadır. Hayatlarımızı karartacak ithamların tek suçlaması bilişim suçlaması ile olan bir mesele olan bu iddianamede iddia makamının bu husustaki yeterli ve özeni hakkında şüphe uyandırmaktadır. Bu teknik meselelerle tutuklanmış olmam eşim ve benim 96 gündür çocuklarımızdan ayrı kalmamıza sebep olmuştur. Nasıl elde edildiği belli olmayan sözde delillerle telafisi imkansız bir şekilde hayatımın alt üst edilmesi ne hakkaniyete, ne hukuka, ne de vicdana sığmaz. 3 ve 5 yaşlarındaki çocuklarım belki de yanlış anlaşılma yüzünden benden ayrılar. İddiaları tümden reddediyorum. Hiç bir terör örgütüne üye değilim. İşlemiş olduğum hiç bir fiilim ve suç işleme kastım hiç bir zaman olmamıştır. Öncelikle beraatimi, mahkemeniz aksi kanaatte ise tahliyemini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
....04/07/2018 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında: "Bylock kullanım hususunu kabul etmiyorum, .... numaralı GSM hattını 29 Ocak 2014 tarihinden bu yana kullanmaktayım. İddia edildiği gibi Bylock isimli programı cep telefonuma indirip kullanmış değilim, GSM operatörleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sabit bir IP sayısına sahip olup aboneleri artmasına rağmen yeni IP üretmeyerek mevcut IP'yi artan aboneler arasında paylaştırmaktadırlar, yani aynı IP'yi onlarca yüzlerce kişiye aynı anda tahsis ettikleri olabilmektedir. CGNAT kayıtları operatörlerin kendileri için tuttuğu, ....'nın da ABD menşeyli …… firmasından satın aldığı bir yazılım olup, bu yazılımı ilk sürümünde hataların bulunduğu da tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde benim kullandığım cep telefonundan Bylock IP'lerine erişimin sağlıklı bir sonuç vermeyeceği bilimsel olarak ortaya konmuştur. Bylock tespit tutanağı isimli serverden elden edilen kayıtları da kabul etmiyorum, orada ismi geçen kişileri tanımıyorum, yukarıda açıkladığım gibi burada da aynı kimlik numarası farklı kişilere verilebilmesi mümkündür. Bylock isimli bir programı kullanmadım, yüklemedim, suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanıklar müdafii Av. .... 04/07/2018 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında: "Müvekkillerim Bylock kullanıcısı olmadıklarını aşamalarda tekrar etmişlerdir, bizde iştirak ediyoruz. Bylock tespitinin MİT'in başka bir ülkede hangi yöntemlerle elde edildiği belli olmayacak biçimde serverden ele geçen bilgileri üzerine ortaya çıkmıştır, yani istihbari yöntemlerle elde edilmiş olup TCK'nin 326 ve devamı maddelerinde düzenlenen suçlar bakımından delil olarak kullanılabileceği müvekkiller gibi terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması sürdürülen davalarda delil olma özelliği taşımadığı ortadadır. Çünkü Bylock hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olup ceza yargılamasında delil olarak hükme esas alınmaması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi Bylockun delil olamayacağı noktasında verdiği kararlar mevcuttur. Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin sonradan vermiş olduğu karar önceden hukuka aykırı olarak elde edilen delilli, hukuka uygun hale getirmez. Ayrıca dosya içerisinde bulunan CGNAT, HTS, BAZ kayıtları ile tespit ve değerlendirme tutanağı verileri arasında ciddi çelişkiler vardır. Hücre tipi bir örgütten söz ederken aynı tespit tutanağında sanık .... yönünden 20 kişiye yakın ismin eklenmesi ve ayrıca sürekli birlikte olan ve karı koca olan sanıkların, gizli görüşmeyi gerektirecek bir programı karşılıklı yüklemeleri de hayatın olağan akışına aykırıdır.
Her iki müvekkil maaşlı olarak çalışmakta olup sanık ....'in Bank....da bulunan hesabının ortak kullanımı bu yapıya ait kurumlarda çalışıp ücretin Bank.... üzerinde ödendiği düşünülürse, hesapta görülen miktar çok normal olup talimat üzerine yatırılan bir rakam değildir. Her iki müvekkilin örgütsel bir yapı içerisinde bulundukları, hiyerarşiye dahil oldukları, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren örgüt üyeliği suçunu işlediklerine dair dosyada delil yoktur, beraatları gerekir. Konumları TCK 30 bağlamında değerlendirilirse suçun maddi unsurunda esaslı hata yapıldığı düşünülüp haklarında ceza verilmesine yer olmadığı, konumları yardım eden olarak değerlendirilirse buna ilişkin hükmün uygulanması gerekmektedir. Tüm bu hususlar da gözetilmediğinde haklarında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir durum söz konusu değildir, takdiri yasal indirimlerin uygulanması ve uzun süredir tutuklu bulunan sanık ....'nun tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
-İddia, sanık savunmaları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından temin edilen HTS kayıtları, sosyal medya araştırma tutanakları, 04/05/2017 tarihli Bartın KOM Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen tutanak ve ekleri, adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları,
-Bank .... hesap bilgileri; Sanık ....'nun 27/07/2011 açılış tarihli Bank .... hesabında 2013 Aralık ayında 0 TL mevduat bulunmasına rağmen, 2014 yılı Aralık ayında mevduatının 7.390,37 TL olduğu belirtilmiştir.
-Arama El Koyma Karar ve Tutanakları; Yapılan aramalarda sanıklara ait dijital materyallere el konulmuş olup, dosyada mevcut delil durumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock IP bağlantılarını gösterir kayıtlar, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock Tespit ve Değerlendirme tutanakları ile inceleme tutanağı içeriğine göre esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından, sanıklara ait dijital materyallere ilişkin rapor dönüşünün beklenmesinden vazgeçilmiştir.
-Bartın KOM Şube Müdürlüğünün 02/02/2017 tarihli Bylock Sorgu Sonucu; .... nolu GSM hattı ile ….. ımeı nolu telefon ile ilk kez 22.10.2014 tarihinde, .... nolu GSM hattı ile …. ımeı nolu telefon ile ilk kez 12.08.2014 tarihinde Bylock sistemine giriş yapıldığı tespit edilmiştir.
-Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları; .... nolu GSM hattının ….. ID (Kullanıcı Numarası) ile Bylock sisteminde kayıtlı olduğu, mail alma ve arama gibi aktif kullanımlarının bulunduğu, .... nolu GSM hattının …… ID (Kullanıcı Numarası) ile Bylock sisteminde kayıtlı olduğu, mesaj alma-gönderme, mail alma-gönderme, sesli arama-aranma gibi aktif kullanımlarının bulunduğu belirtilmiştir.
-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen HTS, HIS-CGNAT kayıtları; .... nolu GSM hattı ile 22/10/2014-14/11/2014 tarihleri arasında 1647 kez Bylock sunucuları/sistemleri ile bağlantı kurulduğu, .... nolu GSM hattı ile 12/08/2014-12/12/2014 tarihleri arasında 48785 kez Bylock sunucuları/sistemleri ile bağlantı kurulduğu tespit edilmiştir.
-Bartın KOM Şube Müdürlüğü tarafından 06/12/2017 tarihli inceleme tutanağı;
.... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının Bylock uygulamasına ait ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., .... ve .... numaralı IP adreslerinin hepsini yada bir kaçını kullanarak 12/08/2014 ile 12/12/2014 tarihleri arasında, .... ımeı numaralı cihazdan, toplam 48785 bağlantı trafiği tespit edilmiştir.
.... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının Bylock uygulamasına ait ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., .... ve .... numaralı IP adreslerinin hepsini yada bir kaçını kullanarak 22/10/2014 ile 14/11/2014 tarihleri arasında, .... ımeı numaralı cihazdan, toplam 1647 bağlantı trafiği tespit edilmiştir.
-Bartın KOM Şube Müdürlüğü tarafından yapılan 16/11/2017 tarihli inceleme tutanağı;
.... tarafından kullanıldığı değerlendirilen .... nolu GSM hattının .... ıd numarası ile bylock sisteminde kayıtlı olduğu, ID ye ait kullanıcı adının "...." şifresinin "...." olduğu görülmüş, .... vermiş olduğu ifadelerinde .... numaralı GSM hattının kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiğinden, .... numaralı ID nin .... tarafından kullanıldığı değerlendirilmiş, ID nin arama kayıtları kısmında yer alan kayıtlardan .... numaralı ID ile .... tarafından kullanıldığı değerlendirilen .... numaralı ID arasında 22/10/2014 tarihinde bir kere arama yolu ile iletişimin olduğu belirlenmiş, .... tarafından kullanıldığı değerlendirilen .... numaralı ID ile ...., .... ve ....'nun Bylock üzerinden iletişim sağladığı belirtilmiştir.
.... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının .... ID numarası ile Bylock sisteminde kayıtlı olduğu, ID ye ait kullanıcı adının "….", şifresinin "…." olduğu görülmüş, .... vermiş olduğu ifadelerinde .... numaralı GSM hattının kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiğinden, .... numaralı ID nin .... tarafından kullanıldığı değerlendirilmiş, içerik raporunda ID yi ekleyenlerin verdikleri isimler olarak belirtilen kısımda .... tarafından kullanıldığı değerlendirilen .... numaralı ID’yi ekleyen .... isimli Bylock kullanısının "Sami" takma ismi ile kendi rehberlerine eklediği görülmüştür.
İçerik raporunda ID nin katıldığı gruplar ve grupların kişi listesi incelendiğinde, .... tarafından kullanıldığı değerlendirilen .... numaralı ID nin .... numaralı ID tarafından kurulan "…" isimli gruba üye olduğu, Bylock üzerinden ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., .... ve kullanıcı kimliği tespit edilemeyen kişiler ile irtibat halinde olduğu belirtilmiştir.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Bozma üzerine yapılan yargılama, HTS kayıtları, Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları, BTK Başkanlığı kayıtları, bilirkişi raporu, araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamından; Sanıkların kullandıkları telefon hatları ile farklı günlerde Bylock sunucu sistemleri ile iletişim kurdukları böylelikle oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları sabit olduğundan;
Eylemlerine uyan TCK'nin 314/2, TMK'nin 5/1, TCK'nin 53, 58. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi, sanık ....'nun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine ve mevcut delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
a) Genel Olarak Suç Örgütü:
Örgütlü suçluluk daha ziyade kriminolojik bir kavram olup, maddi ceza hukuku bakımından "örgüt mensubu suçlu" deyiminden; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, bu örgüte üye olmak veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemek anlaşılmaktadır (TCK. md. 6/1-j). Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş yapılanmalara suç örgütü denmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu", örgüt kuran ya da yönetenlere göre daha hafif cezalandırılmıştır.
Tipik eylem unsuru; Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir (Çetin Özek, “Organize Suç”, Prof. Dr. Nurullah Kunter’e Armağan, İstanbul, 1998, s.241).
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Örgüt üyelerinin birbirlerini tanımaları şart olmadığı gibi, örgüt kurucularını, yöneticilerini de tanımaları şart değildir. Ancak kişinin bir örgüte katıldığını ve kendisiyle birlikte başka kişilerin de var olduğunu bilmesi gerekir.
b) Genel olarak Terör Tanımı:
Ceza Hukukumuzda terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilmiş olup, bu tanıma göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için, eylemin cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini içermesi gerekmektedir. Eylemle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilerin bir örgüte mensup olmaları gereklidir.
c) TCK'nin 314. Maddesinde Düzenlenen Terör Örgütüne Üye Olma Suçu:
Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak TCK'nın 220. maddesinde yaptırım altına alınmış olmasına rağmen bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silahlı olması gerekmektedir.
Bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşulların yanında, TCK'nin ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu maddedeki suçu, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
d) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
e)Bylock İletişim Sistemi ve Hukuki Alt Yapısı:
Bylock uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır.
Bylock isimli programın indirilmesinin yeterli olmadığı, kullanılması için özel kurulum gerektiği, Bylock uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar tarafından USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarasının) bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşmanın gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen “kullanıcı adı” (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya “ad soyad” bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan Bylock uygulamasına benzer veya yaygın mesajlaşma uygulamalarında bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile Bylock uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin “kullanıcı adı/kodu” bilgilerini bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID’sinin (kimlik numarasının)eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Kişi mobil telefon cihazında veya bilgisayarında, özel bir iletişim ağına dahil olarak bir program kullanılabilir. Ancak, bu iletişim ağının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bir suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunu somut delillere dayanması halinde, kişinin, suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağa bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması ve hatta bu ağı iletişim için kullanılması, iletişim içerikleri tespit edilmese bile, suç örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul etmek gerekmektedir.
Bylock iletişim sistemi, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.
f) Yukarıda sıralanan ilkeler doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisi ve bu bağlamda yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan istinaf yargılamasında, .... ve .... nolu GSM hatlarına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından temin edilen HTS, HİS-CGNAT kayıtları, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından temin edilen Bylock Tespit ve Değerlendirme tutanakları, Bartın Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü tarafından Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları ile HİS-CGNAT kayıtları üzerinde yapılan inceleme tutanaklarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetime açık olması nedeniyle, benimsenerek, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliller ile birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararlarında kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan silahlı bir terör örgütüdür. Bylock uygulaması, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgütün talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından yapılan işlemler ile bozma sonrası icra edilen duruşma ve tüm dosya içeriğine göre,
Sanık ....'nun adına kayıtlı olduğu belirlenen ve kendi kullanımında olduğunu kabul ettiği .... nolu GSM hattı ile ....7 imei nolu cihaz üzerinden 22/10/2014-14/11/2014 tarihleri arasında 1647 kez Bylock sunucuları/sistemleri ile iletişim kurduğu, sanık ....'nun .... telefon hattı üzerinden Bylock sistemindeki USER ID numarasının "....", kullanıcı adının "....", şifresinin "...." olduğu, mail alma ve arama gibi aktif kullanımlarının bulunduğu, Bylock uygulaması içerisinde ...., .... ve .... isimli kullanıcılar ile irtibatının bulunduğu, anılan tespitlere ilişkin kayıtlar üzerinde Bartın KOM Şube Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlene raporlar ile de Bylock sunucuları ile yapılan bağlantıların, belirtilen telefon numarası ile gerçekleştirilen iletişimin ve hattın kullanıcısının sanık .... olduğunun ayrıntılı biçimde açıklandığı,
Sanık ....'nun, eşi olan diğer sanık .... adına kayıtlı olduğu belirlenen ve kendi kullanımında olduğunu kabul ettiği .... nolu GSM hattı ile ....6 imei nolu cihaz üzerinden 12/08/2014-12/12/2014 tarihleri arasında 48785 kez Bylock sunucuları/sistemleri ile iletişim kurduğu, sanık ....'nun .... telefon hattı üzerinden Bylock sistemindeki USER ID numarasının "....", kullanıcı adının "…..", şifresinin "…." olduğu, mesaj alma-gönderme, mail alma-gönderme, sesli arama-aranma gibi aktif kullanımlarının bulunduğu, Bylock uygulaması içerisinde ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., .... ve kullanıcı kimliği tespit edilemeyen kişiler ile irtibatının bulunduğu, roster kayıtlarına göre .... tarafından kullanılan .... numaralı ID’yi ekleyen bilal kalaycı isimli Bylock kullanıcının "Sami" takma ismi ile kendi rehberlerine eklediği, anılan tespitlere ilişkin kayıtlar üzerinde Bartın KOM Şube Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlene raporlar ile de Bylock sunucuları ile yapılan bağlantıların, belirtilen telefon numarası ile gerçekleştirilen iletişimin ve hattın kullanıcısının sanık .... olduğunun ayrıntılı biçimde açıklandığı,
Sanıkların Bylock uygulamasına gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıkları gerek Bylock tespit-değerlendirme tutanakları ve gerekse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerle şüpheden uzak ve kesin kanaata ulaştıracak biçimde belirlendiği, sanık ....'nun kullanımında olduğunu kabul ettiği .... numaralı GSM hattının sanık .... dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının, sanık ....'nun kullanımında olduğunu kabul ettiği .... numaralı GSM hattının sanık .... dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağınında bulunmadığı anlaşılmıştır.
Eğitim düzeyleri nedeniyle edindikleri bilgi, tecrübe ve konumları itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanıkların; teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen Bylock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil oldukları ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla birçok kez kullandıkları anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Fatih Erkek Öğrenci Yurdu ve .... Özel Eğitim isimli şirkette 2014 yılı Şubat ayına kadar çalışan, bu dönem içerisinde sohbet toplantılarına katılan sanık ....'nun, 12/08/2014 tarihinden itibarende oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, bilerek ve isteyerek örgütle organik bağını devam ettirmesi; sanık ....'nun oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını 22/10/2014 tarihinden itibaren bilerek ve isteyerek kullanan ve örgütle organik bağ içine girmesi karşısında, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları konusunda şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
TCK'nin etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bilgisi dahilinde gerçekleşen faaliyetlerle ilgili ifade vermesinin yeterli olacağı ve bu bilgilerin daha önceden güvenlik güçlerinin bilgisinin bulunması sonuca etkili olamayacak ise de; dosya içeriğine göre sanık ....'nun Cumhuriyet Savcılığında örgüte ait toplantılara katıldığını, ancak kimin organize ettiğini bilmediğini, gelen kişilerin kod adı kullandığını beyan ederek bu kişilere ait kimlik tespiti için yeterli olmayan bilgiler vermek suretiyle pişmanlığın sonuçlarının etkin bir şekilde güvenlik güçlerince ve adli birimlerce kullanılmasından kaçırdığı, etkin pişmanlık iradesi göstererek gerek kendisi ve gerekse diğer örgüt üyelerinin eylemlerini açıkça ifade etmediği, samimi olarak bilgi vermediği ve hatta Ağır Ceza Mahkemesi ile Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında, suçlamaları kabul etmediği gibi yakalanmasına neden olan Bylock proğramı kullanımını kabul etmediği, yüklenen suçlamaları red ederek inkara yönelen sanık ....'in etkin pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, hakkında TCK'nin 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2014 gün ve 703-550 sayılı, 04.11.2014 gün ve 648-477 sayılı kararları ile uyum ve süreklilik gösteren istikrar kazanmış içtihatlarında açıklandığı üzere, bir hüküm bozulmakla bütün sonuçlarıyla tamamen ortadan kalkacağından; ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Dairemizin 21/09/2017 gün 2017/464 esas 2017/307 sayılı kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı bildirilen kararı ve ilk derece Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/05/2017 gün ve 2017/60 esas ve 2017/82 sayılı kararları tüm sonuçları itibariyle birlikte ortadan kalkmakla, Yargıtay bozma kararına uyularak yeniden hüküm kurulmuştur.
Silahlı terör örgütü üyeliği yakalama tarihine kadar temadi eden suçlardan bulunduğundan, yakalanma tarihi olan 02/02/2017 ve öncesinin suç tarihi olduğu kabul edilmiştir.
TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bend halinde sayılan hususlar, aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenlemeler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte ve isabetli bir şekilde değerlendirilip, suç kastındaki yoğunluk, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alınarak; ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiğinden; somut olayda sanık ....'nun örgüt içerisindeki konumu ile faaliyetleri, Bylock ağına uzun ve yoğun bir şekilde kullanması, suçun önem ve değeri ile kastının yoğunluğu dikkate alınarak hakkındaki temel ceza, eylemi düzenleyen kanun maddesinindeki alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirildiğinde sanık .... hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden bu sanık yönünden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.
Sanıklara yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış,
Sanıkların sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
A)1-Sanık ....'nun üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu sabit bulunmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli suç işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın amacı, eylemlerinin ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle taktiren ve teşdiden 5 Yıl 6 Ay Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 7 Yıl 15 Ay Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına,
3-Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılara.... Yıl 10 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığa hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6-Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükererirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanık ....'ya yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-11 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu, verilen ceza miktarı karşısında kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nin 100/3-a-11 ve 108. maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluğun devamına ilişkin bu karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
Sanığın tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın sanık yakınlarından birine veya belirlediği bir yakınına CMK'nin 107/1 maddesi gereğince kolluk marifetiyle tebliğine (sanık tebliğini istemedi)
8- Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1 maddesi uyarınca cezasından mahsubuna,
B)1-Sanık ....'nun üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu sabit bulunmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik nazara alınarak takdiren alt sınırdan 5 Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 7 Yıl 6 Ay Hapis Cezasıyla cezalandırılmasına,
3-Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 Yıl 3Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
4- Sanığa hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6-Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükererirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7- Sanık .... hakkında Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 09/05/2017 gün 2017/60 Esas 2017/82 karar sayılı hükmü ile CMK'nin 109/3-b maddesi gereğince haftanın her Cuma günü en yakın kolluk birimine giderek imza atmak suretiyle uygulanan adli kontrol tedbirinin hüküm kesinleşinceye kadar devamına,
Adli Kontrol yükümlülüklerinin uygulanması için karardan bir örneğin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesine,
Sanığın yukarıda belirtilen Adli Kontrol Yükümlülüklerine uymadığı takdirde CMK'nin 112/1. maddesi uyarınca hakkında tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
Adli Kontrol Kararına karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine
C)1-CMK'nin 330/1. maddesi gereğince, istinaf aşamasında yapılan 4 adet davetiye gideri 56 TL, posta gideri 2.90 TL olmak üzere toplam 58.90 TL yargılama giderinin 16.90 TL 'sinin sanık ....'dan, 42 TL sinin sanık ....'dan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
2- Sanıklar hakkında hüküm özeti düzenlenmesine ve bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
3- Soruşturma sırasında el konulan sanıklara ait dijital materyallere ait imajların dosyada delil olarak saklanmasına, dijital materyallerin karar kesinleştiğinde sanıklara iadesine,
4-5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanıklar ve müdafii Av. ....'ın yüzlerine karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı ....9'un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)