Dairemizin 21/09/2017 gün ve 2017/462 esas, 2017/313 karar sayılı hükmünün, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/03/2018 gün ve 2017/3915 esas, 2018/737 karar sayılı ilamıile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09/05/2017 gün ve 2017/4414 esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan dolayı, TCK'nin 314/2, TMK'nin 5/1, TCK'nin 53, 54, 58 ve 63. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN UYGULAMASI:
Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/05/2017 gün ve 2017/71 esas ve 2017/10 sayılı kararı ile yüklenen suçtan dolayı sanıkların TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 62/1. maddeleri gereğince sonuç olarak ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar hakkında TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddelerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı, sanıklar ve müdafileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 21/09/2017 gün ve 2017/462 esas, 2017/313 karar sayılı ilamı ile CMK'nin 280/1-a maddesi gereğince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı sanıklar müdafinin 13/10/2017 tarihli dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurması üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/03/2018 gün ve 2017/3915 esas, 2018/737 karar sayılı ilamı ile;
".........5271 sayılı CMK'nin 101/3. maddesi gereğince tutuklanması istenen ve seçtiği bir müdafii de bulunmayan sanığa müsnet suçun niteliği ve ön görülen ceza miktarı gözetilmeksizin müdafii görevlendirilmesinin yasal zorunluluk olması karşısında; görevlendirilen müdafii refakatinde tutuklanması nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle (AİHM Gregaceviç/Hırvatistan) çelişmeli yargılamanın gereği olan "silahların eşitliği" ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde (AİHM Salduz/Türkiye), adaletin selameti açısından gerekli olan müdafii görevlendirilmeden yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması......" nedeniyle sair yönleri incelenmeyen kararın bozulması üzerine "CMK'nin 304/2, 307 maddeleri uyarınca davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasına karar verilip bozma ilamına uyularak" yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... 25/05/2017 tarihli ilk derece mahkemesindeki savunmasında:
".... nolu GSM hattı bana aittir, benden başka kimse kullanmaz, yaklaşık 3-4 yıl bu numarayı kullandım. Ben söz konusu numaranın bulunduğu cep telefonuna Bylock isimli programı indirmedim ve kullanmadım, söz konusu telefon .... idi, bu telefonu bana o tarih itibariyle fahri muhabir olarak çalıştığım .... TV isimli televizyonun sahibi olarak bildiğim, açık kimlik bilgileri, adres ve iletişim bilgilerini bilmediğim, sadece Hakkari ili Yüksekova ilçesinden olduğunu bildiğim .... isimli şahıs vermişti. Ben başlangıçta bu şahsın söz konusu programı telefona indirip bana bu haliyle telefonu verdiğini düşünmüştüm ancak sonradan yaptığım araştırmaya göre böyle bir şey olmuyormuş ki ....'in bu programı indirmediği kanaatine vardım ancak bu programı bende indirmedim, kim ne şekilde indirdi bilmiyorum. Ben aynı zamanda .... TV isimli kanalda çalışırken .... Haber Ajansınında fahri olarak muhabirliğini yapıyordum, .... Sen'i takip ediyordum zira o dönemde Cizre'de çatışmalar oluyordu ve okullar zaman zaman tatil edilebiliyordu, tatillere ilişkin en sağlıklı bilgiyi kendileri veriyordu bunun için bu sendikayı takip ediyordum, yine ben Kürdüm, benim ana dilim kürtçedir, kürtçe olan herşeyi takip ederim, Zamankürdiyi'de bu şekilde takip ediyordum, özel bir gayem yoktur. 31 Temmuz 2015 tarihli paylaşım benim tarafımdan yapılmıştır, ben bahsi geçen TV ve ajansta sigortalı olarak çalışmadım, kesinlikle örgütü övücü tek bir haber yapmadım, araştırılması sonucunda böyle bir haber bulunursa ben cezama razıyım, beraatımı ve tahliyemi olmadığı takdirde tüm lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık.... 04/07/2018tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında:
"Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasını talep ederek, yüklenen suçu işlemedim, Bylock isimli programada bağlantı sağlamadım, yargılamaya konu .... numaralı GSM hattını olay tarihi itibariyle ben kullanıyordum, suçlamaları kabul etmiyorum. Kullanmadığım bir programdan dolayı bir buçuk yıldır tutukluyum, ailem ve ben zor durumdayız, tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... 25/05/2017 tarihli ilk derece mahkemesindeki savunmasında:
".... nolu GSM hattı bana aittir, bu hattı yalnızca ben kullanırım, kimseye vermedim. Söz konusu telefona kesinlikle Bylock tabir edilir programı indirmedim. Zaten nasıl bir program olduğunu ve nasıl kullanıldığını da bilmiyorum, ben 2013 yılı temmuz ayında üniversiteden mezun oldum. Çalışmam gerekiyordu, bir çok özel kuruma müracaat ettim, bunlardan bir tanesi de Afyon ilinde bulunan ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan .... dershanesiydi, buraya yapılan başvurum kabul edildi. 2013 yılının ağustos veya eylül ayında başladım, 2014 yılı temmuz ayına kadar yaklaşık 10 ay burada çalıştım ancak daha bu terör hadiseleri ve kalkışma girişimi olmamıştı. Buradan ayrıldıktan sonra evlilik hazırlığı yapmam nedeniyle yine iş aramaya başladım. Yine bir çok kuruma müracaat ettim. Denizli .... Dershanesi başvurumu kabul ettiği için 2014 yılının ağustos yada eylül ayında burada çalışmaya başladım, ta ki askere gelene kadar burada çalıştım, çalıştığım dönem içerisinde maaşlarımız Bank ....'ya yatırılıyordu, bu nedenle Bank ....'da hesap açmak zorunda kaldım. İddianamede gözüken meblağları da düğün yapmak ve biriktirmek amacıyla burada tutuyordum, özel bir gayret ve gayem yoktu, suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
....04/07/2018tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında:
"Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasını talep ederek, Bylock programını kesinlikle indirmedim ve kullanmadım, bilgim dışında da kullanılıp kullanılmadığını bilemiyorum, görüşme içerikleri de tespit edilememiştir, Mor Beyin gibi bir program insanların istekleri dışında Bylock IP'lerine yönlendirdiği tespit edilmiştir. Bir kişi hakkında kendi rızası olmadan başka bir de onun kimlik bilgileri ile gidip GSM hattı alması olanaklıdır, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde hatalı bir tespit yapıldığını düşünüyorum, kesinlikle böyle bir program kullanmadım. Ben geçmiş yıllarda .... isimli dershanede çalıştım, çalışmam karşılığı olarak da maaşlarımız Bank....ya açtırılan hesaplara yatırılmaktaydı. Bank....da görülen hesabım rutin maaş ödemelerine ilişkin hareketlere ilişkindir, bunun dışında çağrı üzerine ya da talimatla bir para yatırmam söz konusu değildir. Tek bir kişinin bile aleyhime tanıklığı yoktur. Eşim ve ailem zor durumdadır, irtibat kuramıyorum, mağduriyetimin göz önüne alınmasını talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... 25/05/2017 tarihli ilk derece mahkemesindeki savunmasında:
"Olay tarihinden önce vatani görevimi yapmak üzere Kayseri İl Jandarma Komutanlığı emrine kısa dönem er olarak atanmıştım. Askerlik vazifemi ifa ederken tarafıma ait olan ve sadece benim tarafımdan kullanılan .... nolu ve .... nolu GSM hatlarımda Bylock isimli programın tespit edildiği bildirildi, ben kesinlikle bu telefonlara Bylock indirmedim ve kullanmadım, telefonlarımı da bir başkasına verip kullandırtmış değilim, ne şekilde Bylock tespit edildiğini bilemiyorum, benim 2013 yılının ekim ayında açtırmış olduğum bir hesabım vardı, bireysel emeklilik sisteminde para biriktirmek için bu hesabı açtırmıştım, katılım bankası olduğu ve kart aidatı ile sair masraf ve komisyonlar almadığı için bu bankayı tercih etmiştim, ayrıca benim X4 marka eski bir aracım vardı. Arızalı olduğu için satmıştım. Satıştan elde ettiğim parayı bu hesaba yatırdım. Kısa bir müddet sonra da saç ekimi yaptırmak için bu paranın büyük bir miktarını bu hesaptan çektim, facebook hesabımı benden başka kimse kullanmaz, bahsi geçen "reis henüz aramadı da" ibaresiyle biten karikatürü ben beğenmedim veya paylaşmadım, silahlı terör örgütü üyesi değilim, ömrümde bir kere bile elime silah almadım, beraatımı ve tahliyemi olmadığı takdirde tüm lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
....04/07/2018tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında:
"Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasını talep ederek, hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum, Bank....da açılmış bulunan hesap bireysel emeklilik için olup hareketlerede dikkat edilirse sadece bu rakamlar görülecektir, bunun dışında talimat üzerine para yatırmam söz konusu değildir. Sosyal medya üzerinden bir beğeni gerçekleştirmem aleyhimde delil olarak değerlendirilmiş bunu da kabul etmiyorum. .... ve .... numaralı telefonlar benim adıma kayıtlıdır, her ikisini de farklı zamanlarda kullandım, bu telefonlarında Bylock tespitini yapılmasını bir anlam veremiyorum çünkü böyle bir programa kullanmadım. Hasta olan yürüme problemi çeken 4 yaşında kız çocuğu olan yeğenim tüm hastane ihtiyaçları ile getir götürünü ailede sadece ben sağlıyorum, yeğenimin tedavisine devam edebilmesi için tahliyemi talep ediyorum "şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanıklar müdafii Av. .... 04/07/2018 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında: "Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasını talep ederek, sanıkların savunmalarına bir diyeceğimiz yoktur, genel olarak Bank.... yasal çerçevesinde kurulmuş, izin alınmış bir bankadır ve BDDK denetimindedir eğer terör örgütü ile bir itritabı var ise BDDK'nın müdahale etmesi gerekirdi. Devlet üzerine düşen görevi yerine getirmemiş ama vatandaştan bu bankaya para yatırmasının hesabını sormaktadır ve örgüt üyeliği suçuyla vatandaşlar muhatap olmaktadır. Bu cihetle somut suçla ilişkilendirilemeyen banka hesabı yüzünden sanıklar .... ve .... terör örgütü üyeliği suçlaması ile karşı karşıyadır, kaldı ki açılan hesaplar müvekkillerin istekleri doğrultusunda da değildir, birisi çalıştığı kurumun maaş ödemesi amaçlı diğeri de bireysel emeklilik için devletin teşvik verdiği sistem için açılmış banka hesaplarıdır. Bylock konusunda Yargıtay 16. Ceza Dairesi sadece BTK verilerinin emare niteliğinde olduğu, tespit değerlendirme tutanağı ile desteklenmeyen verilerin delil olarak nitelendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Sanıklar .... ve .... yönünden USER ID tespiti yapılamamıştır. .... yönünden ise BTK verileri ile tespit değerlendirme tutanağı içerikleri uyum sağlamamaktadır, dolayısıyla her üç sanık yönünden Bylock delil olma niteliğini yitirmiştir. Yine her üç sanık yönünden dijital materyaller incelenmemiştir. Sanıklar 17 aydır tutukludur, hatta .... ve .... yönünden iş bulma kaygısı ile kabul edilen başvurular aleyhlerine kullanılmıştır. Sanıklar uzun süredir tutukludur, öncelikle beraatlarına ve bihakkın tahliyelerine, aksi kanaat taşınıyor ise en ağır adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyelerine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
-Sanık savunmaları, araştırma tutanakları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı HTS kayıtları, .... ve …. cevabi yazıları, SGK kayıtları,
-Web-servis sağlayıcı tespit raporları;
Sanık ....'nın Facebook hesabı üzerinden; ....-Sen ve ….. sayfalarını beğendiği, 28 Ekim 2016 tarihli paylaşımda,....'a ait bir videoyu paylaştığı, Twitter hesabı üzerinden; …., ...., …., …., ...., ...., ...., ...., ….-…., ...., ....'yu takip ettiği, 31 Temmuz 2015 tarihli paylaşımda, ''Kürtler öyle bir durumdalar ki, asker de ölse polis de ölse gerilla da ölse en çok üzülen onlar oluyor'' şeklinde paylaşımda bulunduğu,
Sanık ....'ın 25 Kasım 2016 tarihli paylaşımda, …. isimli kullanıcı tarafından paylaşılan karikatürde yazılı bulunan ''Sayın Başbakan ekonomik kriz için ne diyeceksiniz? - Valla ben de sizin kadar merak ediyorum! - Reis henüz aramadıda!'' şeklindeki paylaşımı beğendiği belirtilmiştir.
-Arama el koyma tutanakları; yapılan aramalarda sanıklara ait dijital materyallere el konulmuş, dosyada mevcut delil durumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock IP bağlantılarını gösterir kayıtlar, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock Tespit ve Değerlendirme tutanakları içeriğine göre esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından, sanıklara ait dijital materyallere ilişkin rapor dönüşünün beklenmesinden vazgeçilmiştir.
-Bank .... kayıtları; Sanık .... ve ....'in 'ın 2014 yılı öncesi açılan Bank .... hesapları bulunduğu,
Sanık ....'ın Bank .... hesabına 2015 yılı Eylül ayında 2.632,67 TL, 2015 yılı Aralık ayında 4.672,32 Tl para yatırıldığı tespit edilmiş,
Sanık ....'in Bank .... hesabına 2014 yılı Ocak ayında 1.429,73 TL, 2014 yılı Şubat ayında 1.232,65 TL, 2014 yılı Mart ayında 2.395,48 TL, 2014 yılı Nisan ayında 3.297,11 TL, 2014 yılı Mayıs ayında 2.425,14 TL, 2014 yılı Haziran ayında 2.719,38 TL, 2014 yılı Temmuz ayında 3.563,14 TL, 2014 yılı Ağustos ayında 2.611,17 TL, 2014 yılı Eylül ayında 2.268,99 TL, 2014 yılı Ekim ayında 2.731,81 TL, 2014 yılı Kasım ayında 1.824,63 TL, 2014 yılı Aralık ayında 1.917,45 TL, 2015 yılı Mart ayında 3.015,6 TL, 2015 yılı Haziran ayında 5.476,02 TL, 2015 yılı Eylül ayında 6.691,88 TL para yatırıldığı tespit edilmiştir.
-Bylock Tespit Tutanakları; Kayseri KOM Şube Müdürlüğünün 10/02/2017 tarihli Yeni Bylock CBS Sorgu Sonucu raporu ile,
Sanık ....'nın .... nolu GSM hattı ile .... imei nolu cihaz ile 18/12/2015 tarihinde ilk kez Bylock sistemine giriş yaptığı belirlenmiştir.
Sanık ....'in .... nolu GSM hattı ile 02/10/2015 tarihinde ilk kez Bylock sistemine giriş yaptığı belirlenmiştir.
Sanık ....'ın .... nolu GSM hattı ile .... imei nolu cihaz ile 25/06/2015 tarihinde, .... nolu GSM hattı ile N7 imei nolu cihaz ile 15/11/2015 tarihinde Bylock sistemine giriş yaptığı belirlenmiştir.
-Sanık .... hakkında mükerrer soruşturma nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/01/2018 gün 2018/12552 soruşturma 2018/7659 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verilmiştir.
-Sanık .... hakkında mükerrer soruşturma nedeniyle, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 20/06/2018 gün 2018/29960 soruşturma 2018/17083 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verilmiştir.
-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen HTS, HIS-CGNAT kayıtları; Sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının, sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının, sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının HTS, HIS-CGNAT kayıtları gönderilmiştir.
-KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock üzerinden yapılan iletişim içeriklerini gösterir Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları; Sanık ....'ın .... nolu GSM hattı Bylock üzerinden yaptığı iletişim içerikleri ve Bylock kayıt bilgileri gönderilmiştir.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Bozma üzerine yapılan yargılama, HTS kayıtları, Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları, BTK Başkanlığı kayıtları, bilirkişi raporu, araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamından; Sanıklar adlarına kayıtlı telefon hatları ile farklı günlerde Bylock sunucuları/sistemleri ile iletişim kurdukları, böylelikle oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları sabit olmakla;
Eylemlerine uyan TCK'nin 314/2, TMK'nin 5/1, TCK'nin 53 ve 58. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine ve mevcut delil durumuna göre sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
a) Genel Olarak Suç Örgütü:
Örgütlü suçluluk daha ziyade kriminolojik bir kavram olup, maddi ceza hukuku bakımından "örgüt mensubu suçlu" deyiminden; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, bu örgüte üye olmak veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemek anlaşılmaktadır (TCK. md. 6/1-j). Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş yapılanmalara suç örgütü denmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu", örgüt kuran ya da yönetenlere göre daha hafif cezalandırılmıştır.
Tipik eylem unsuru; Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir (Çetin Özek, “Organize Suç”, Prof. Dr. Nurullah Kunter’e Armağan, İstanbul, 1998, s.241).
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Örgüt üyelerinin birbirlerini tanımaları şart olmadığı gibi, örgüt kurucularını, yöneticilerini de tanımaları şart değildir. Ancak kişinin bir örgüte katıldığını ve kendisiyle birlikte başka kişilerin de var olduğunu bilmesi gerekir.
b) Genel olarak Terör Tanımı:
Ceza Hukukumuzda terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilmiş olup, bu tanıma göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için, eylemin cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini içermesi gerekmektedir. Eylemle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilerin bir örgüte mensup olmaları gereklidir.
c) TCK'nin 314. Maddesinde Düzenlenen Terör Örgütüne Üye Olma Suçu:
Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak TCK'nın 220. maddesinde yaptırım altına alınmış olmasına rağmen bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silahlı olması gerekmektedir.
Bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşulların yanında, TCK'nin ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu maddedeki suçu, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
d) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
e)Bylock İletişim Sistemi ve Hukuki Alt Yapısı:
Bylock uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır.
Bylock isimli programın indirilmesinin yeterli olmadığı, kullanılması için özel kurulum gerektiği, Bylock uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar tarafından USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarasının) bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşmanın gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen “kullanıcı adı” (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya “ad soyad” bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan Bylock uygulamasına benzer veya yaygın mesajlaşma uygulamalarında bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile Bylock uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin “kullanıcı adı/kodu” bilgilerini bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID’sinin (kimlik numarasının)eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Kişi mobil telefon cihazında veya bilgisayarında, özel bir iletişim ağına dahil olarak bir program kullanılabilir. Ancak, bu iletişim ağının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bir suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunu somut delillere dayanması halinde, kişinin, suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağa bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması ve hatta bu ağı iletişim için kullanılması, iletişim içerikleri tespit edilmese bile, suç örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul etmek gerekmektedir.
Bylock iletişim sistemi, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.
f) Yukarıda sıralanan ilkeler doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisi ve bu bağlamda yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/03/2018 gün ve 2017/3915 esas, 2018/737 karar sayılı bozma ilamı üzerine yargılama yapılarak, bozma ilamı, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi, CMK'nin 282. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, görevlendirilen üyenin inceleme raporu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen; sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattı, sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattı ve sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattının HTS, HIS-CGNAT kayıtlar, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen sanık .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattı üzerinden Bylock iletişim sistemiyle yapılan görüşme içerikleri ve Bylock kullanıcı bilgileri, sanıklara ait Bank .... hesap hareketleri, SGK kayıtları, sosyal medya araştırma tutanakları, Bylock tespit tutanakları, arama el koyma tutanakları, dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler ayrı ayrı okunup anlatılmış, müdafiin hukuki yardımıyla sanıklara savunma yapma olanağı sağlanıp, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliller bir arada değerlendirilerek tartışılmıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından temin edilen sanıklara ait GSM hatlarının HTS, HIS-CGNAT kayıtları, Bylock tespit tutanakları ile sanık .... adına kayıtlı ve kullanımında olan .... nolu GSM hattına ait Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan Bylock Tespit ve Değerlendirme tutanaklarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetime açık olması nedeniyle benimsenerek, dosyada bulunan diğer deliler ile birlikte hükme esas alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; Bylock uygulaması global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma süreçlerini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf kanun yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşma ve tüm dosya içeriğine göre:
Sanık ....'nın adına kayıtlı;
.... nolu telefon hattı ile 18/12/2015-13/01/2016 tarihleri arasındaki (4) farklı günde (148) kez Bylock sunucuları/sistemlerine ait … nolu IP numarası ile iletişim kaydının bulunduğu,
Sanık ....'in adına kayıtlı ;
.... nolu telefon hattı ile 02/10/2015-14/10/2015 tarihleri arasındaki (3) farklı günde (8) kez Bylock sunucuları/sistemlerine ait .... nolu IP numarası ile iletişim kaydının bulunduğu,
Sanık ....'ın adına kayıtlı ;
.... nolu telefon hattı ile 25/06/2015-29/10/2015 tarihleri arasındaki (17) farklı günde (434) kez Bylock sunucuları/sistemlerine ait … ve …. nolu IP numaralı ile iletişim kaydının bulunduğu,
Sanık ....'ın .... nolu telefon hattı üzerinden .... USER ID numarası ile Bylock sisteminde kayıtlı olduğu, USER (KulIanıcı) tablosundaki kullanıcı adının "….", şifresinin "…." olarak kayıt edildiği, tespit edilen ilk log tarihinin 14/12/2015 olduğu, Bylock uygulaması içerisinden açık kimliği abone kayıtlarına göre tespit edilen, ayrıca USER ID numarası belirlenen ancak açık kimliği belirlenememiş bir çok Bylock kullanıcısı ile irtibatının bulunduğu, mesaj alma-gönderme, mail alma-gönderme, sesli arama-aranma gibi kullanımları bulunduğu, kurulan gruplara dahil olup, grup kurarak aktif Bylock kullanımının bulunduğu ve mesaj içeriklerinden örgütsel amaçla himmet toplama, kamp ve toplantı gibi organizasyonlara katıldığı, örgütün başka bir gizli haberleşme aracı olan kakoa programını kullandığı anlaşılmıştır.
Sanıkların Bylock uygulamasına gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıkları gerek Bylock tespit tutanakları ve gerekse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerle şüpheden uzak ve kesin kanaata ulaştıracak biçimde belirlendiği, sanık ....'nın kullanımında olduğunu kabul ettiği .... nolu GSM hattının sanık .... dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının bulunmadığının, sanık ....'in kullanımında olduğunu kabul ettiği .... nolu GSM hattının sanık .... dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının bulunmadığının, sanık ....'ın kullanımında olduğunu kabul ettiği .... nolu GSM hattı ve .... nolu GSM hattının sanık .... dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının da bulunmadığı anlaşılmakla;
Eğitim düzeyleri, yaptıkları görev nedeniyle edindikleri bilgi, tecrübe ve konumları itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanıkların; teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen Bylock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olarak gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla birçok kez kullandıkları anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir eğitim kurumlarında çalışan sanık ....'in, 02/10/2015 tarihinden itibarende oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, bilerek ve isteyerek örgütle organik bağını devam ettirmesi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir yayın orgalarında çalışan sanık ....'nın 18/12/2015 tarihinden itibarende oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, bilerek ve isteyerek örgütle organik bağını devam ettirmesi, sanık ....'ın 25/06/2015 tarihinden itibaren oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak bilerek ve isteyerek örgütle organik bağ içine girmesi, .... nolu GSM hattı ile Bylock üzerinden yaptığı iletişim içeriklerine göre de himmet toplama, kamp ve toplantı gibi örgütsel faaliyetlere katılarak örgütün diğer bir haberleşme programı olan Kakao programını kullanması karşısında, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları konusunda şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek, dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2014 gün ve 703-550 sayılı, 04.11.2014 gün ve 648-477 sayılı kararları ile uyum ve süreklilik gösteren istikrar kazanmış içtihatlarında açıklandığı üzere, bir hüküm bozulmakla bütün sonuçlarıyla tamamen ortadan kalkacağından; ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Dairemizin 21/09/2017 gün ve 2017/462 esas, 2017/313 sayılı kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı bildirilen kararı ve ilk derece Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/05/2017 gün ve 2016/71 esas ve 2017/10 sayılı kararları tüm sonuçları itibariyle birlikte ortadan kalkmakla, Yargıtay bozma kararına uyularak yeniden hüküm kurulmuştur.
TCK'nin 61. maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenleme, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirilerek sanıklar hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.
Sanıklara yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış,
Sanıkların sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Sanıklar ...., .... ve ....'ın üzerlerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçları sabit bulunmakla eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, faillerin güttüğü amaç ve saik nazara alınarak takdiren alt sınırdan ayrı ayrı 5'er Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmalarına,
2- Sanıkların üzerlerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak ayrı ayrı7'şer Yıl 6'şar Ay Hapis Cezasıyla cezalandırılmalarına,
3- Sanıkların sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak ayrı ayrı 6'şar Yıl 3'erAy Hapis Cezası ile cezalandırılmalarına,
4- Sanıklara hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5- Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezalarının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, haklarında TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6- Sanıklara hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükererirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanıklar hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7- Sanıklar ...., .... ve ....'a yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-11 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu, verilen ceza miktarı karşısında kaçma şüphelerinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk hallerinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nin 100/3-a-11 ve 108. maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,
Tutukluluğun devamına ilişkin bu karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve Tutukevi Müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
Sanıkların tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın sanık yakınlarından birine veya belirlediği bir yakınına CMK'nin 107/1 maddesi gereğince kolluk marifetiyle tebliğine (sanık .... ağabeyi ....'ya, sanık .... eşi ....'e, sanık .... babası ....'a tebliğini istedi)
8- Sanıkların gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1. maddesi uyarınca cezalarından MAHSUBUNA,
9- Sanıklar hakkında hüküm özeti düzenlenmesine ve bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
10- Soruşturma sırasında el konulan dijital materyallerin karar kesinleştiğinde sanıklara iadesine, imajlarının dosya arasında delil olarak saklanmasına,
11- CMK'nin 330/1. maddesi gereğince, istinaf kanun yolu aşamasında sanıkların sarfına sebebiyet verdiği 3 adet davetiye gideri 42 TL ve posta gideri 6 TL olmak üzere 48 TL'nin her üç sanıktan eşit miktarda tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
12- 5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanıklar ve müdafileri Av. ....'ın yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı ....'un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)