AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 35839/09
Mecit DAMAR / Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić, Arnfinn Bårdsen, ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mayıs 2019 tarihinde bir Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
29 Mayıs 2009 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 18 Şubat 2019 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Mecit Damar, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Diyarbakır’da tutuklu bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında ceza yargılamasının ilk aşamalarında avukat yardımından faydalanamadığından ve mahkûmiyetinin, avukatı olmadan ve baskı altında polise verdiğini iddia ettiği ifadelere dayandığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, yargılamanın ilk aşamasında yargılamayı yapan mahkemenin oluşumunda askeri bir hâkimin olmasından dolayı, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi gereğince bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil yargılanmadan mahrum bırakıldığını belirtmiştir.
4. Başvuru, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddeleri kapsamında Hükümet’e tebliğ edilmiştir.
5. Hükümet, dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Mahkeme’ye, 18 Şubat 2019 tarihli yazıyla, söz konusu şikâyetler kapsamında ileri sürülen hususların çözüme kavuşturulması amacıyla bir deklarasyon metni düzenlemeyi önerdiğini bildirmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde, 4928 sayılı Kanun’un avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmünün yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesinin mümkün olduğunu vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Dolayısıyla Hükümet, işbu tek taraflı deklarasyon aracılığıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla, Mecit Damar’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.”
7. Başvuran, 22 Mart 2019 tarihli yazıyla, Mahkemeyi, Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde verilen taahhütleri kabul ettiğine dair bilgilendirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Başvuranın, avukata erişim hakkının sistematik bir şekilde kısıtlanması ve avukat yokluğunda ve baskı altında elde edildiği iddia edilen ifadelerin mahkûmiyeti için kullanıldığına ilişkin Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamındaki şikâyetleri göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvuranın açık bir şekilde Hükümet tarafından sunulan deklarasyonda belirtilen şartları kabul etmesinin ardından, davanın taraflar arasında varılan dostane çözüm olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır.
9. Dolayısıyla Mahkeme, yukarıda belirtilen şikâyetle ilgili olarak, taraflar arasında ulaşılan dostane çözümü dikkate almaktadır. Mahkeme, çözümün temelinde, Sözleşme ve Protokolleri kapsamında tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin yer aldığı ve başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı kanısındadır.
10. Mahkeme, 25 Temmuz 2018 tarihinde Türk Parlamentosunun 7145 sayılı Kanunu kabul etmesine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanunun 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının yeniden açılması talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Bu bağlamda, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yeniden başlatılması, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
11. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, yukarıda belirtilen şikâyetle ilgili olarak, başvurunun kayıttan düşürülmesi uygun görülmektedir.
12. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, yargılamanın ilk aşamasında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda askeri bir hâkimin olmasından dolayı, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığından şikâyet etmiştir.
13. Bu şikâyeti elinde bulunan bütün materyaller ışığında inceleyen Mahkeme, şikâyet edilen hususun yargı yetkisine girdiği ölçüde, söz konusu şikâyetin Sözleşme veya Protokollerinde yer alan hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği kanaatine varmıştır (bk. İzzet Çelik / Türkiye no. 15185/05, § 33, 23 Ocak 2018 ve Kabasakal ve Atar / Türkiye, no.
70084/01 ve 70085/01, § 34, 19 Eylül 2006).
14. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 (a) ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamındaki şikâyetlerin Sözleşme’nin 39. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Haziran 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy