T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3826
Karar No : 2025/1703
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 30/03/2016 tarihinde İstanbul Adalet Sarayı önünde, basın açıklaması yapmak amacıyla bir araya gelerek oturma eylemi gerçekleştiren kendisinin de aralarında bulunduğu bir grup avukata yapılan müdahaleler sırasında vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 699.476,89 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının 30/03/2016 tarihinde İstanbul Adalet Sarayı önünde gerçekleşen müdahale sırasında polis memuru tarafından atılan tekme sonucunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, söz konusu olay kapsamında ilgili polis memuru hakkında yürütülen adli soruşturma neticesinde de, üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılması amacıyla kamu davasının açıldığı, olayda zor kullanma yetkisi sınırının aşılarak orantısız müdahalede bulunulduğu hususunun sabit olduğu, bu yönüyle de polis memurunu istihdam eden davalı idare açısından hizmet kusurunun oluştuğu ancak davacının 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 22.maddesi hükmü kapsamında yasaklanan alanlar arasında bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde izinsiz şekilde pankart açarak basın açıklaması yapmaya çalışması, görevlilerin defaten yaptıkları uyarılara ve ikazlara rağmen oturma eylemini devam ettirerek görevlilere karşı göstermiş olduğu tavır dikkate alındığında, olayda 1/2 oranında müterafik kusuru bulunduğunun açık olduğu, davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden: davacının, özür oranının ve iş gücü kaybının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına yönelik alınan kararın gereği olarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 03/04/2019 tarihli raporunda; L3-L4 omur transvers proces kırıkları nedeniyle: iyileşme (iş göremezlik/ iş ve güçten kalma) süresinin olay tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı, olay nedeniyle %24,2 oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği kanaatinin belirtildiği, raporda yer verilen tespitlerin hükme esas alınabilecek nitelikte değerlendirilmesi üzerine davacının maddi zararlarının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 27/09/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının işgücü kaybına uğraması, çalışamadığı süredeki kazanç kaybı ve yapmış olduğu tedavi ve diğer giderleri nedeniyle 699.476,89 TL zararı bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu rapordaki tespitlere itiraz edilmiş ise de, yapılan itiraz yerinde görülmeyerek tespitlerin verilecek hükme esas alınabilecek nitelikte değerlendirildiği, davacıya işgücü kaybı, kazanç kaybı ve diğer giderlerine bağlı olarak uğradığı 699.476,89 TL'lik maddi zararından, 1/2 oranındaki müterafik kusuru da değerlendirilerek 349.738,45 TL'sinin kabulüyle 5.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihinden, 344.738,45 TL'sine miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddi ile davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; dava konusu olayın gerçekleşme şekli, kişi üzerindeki etkisi, geleceğe yönelik etkileri, duyulan elem ve ızdırap gözönünde bulundurularak ve davacının 1/2 oranındaki müterafik kusuru da dikkate alınarak takdiren 100.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüyle idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle, İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak uyuşmazlık konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davacının polise karşı tehditte bulunmadığı, cebir kullanmadığı, merdivenlerde oturmak şeklinde sürdürdüğü eylemine yapılan müdahalede aşırı güç kullanıldığı, bu boyutta bir müdahelenin gereksiz ve ölçüsüz olduğu ve anılan eylemi nedeniyle de davacıya bir kusur izafe edilemeyeceği, aksi yöndeki bir yaklaşımın, eş deyişle davacıya müterafik kusur belirlenmesinin, davacının fizik bütünlüğüne yapılan müdahaleye ve davacıya tekme atmak şeklindeki uygulamaya hukuk önünde haklılık kazandırma sonucunu doğuracağı, davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; istinafa konu kararda dayanak alınan bilirkişi raporunda davacının kazanç durumuna ilişkin tespitin dosya içerisindeki mevcut vergi levhasındaki tutarlar üzerinden yapıldığı, anılan tutarların beyan olunan matraha ilişkin olduğu, vergilendirilmemiş kazanç olduğu, bir diğer deyişle net kazanç olmadığı değerlendirilerek 06/01/2021 tarihli ara kararlarıyla alınan bilirkişi ek raporunda, davacının maddi zararının 755.865,89 TL olarak belirlendiği, bilirkişi ek raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak ve davacının talebiyle bağlı kalınarak davacının 699.476,89 TL maddi tazminat isteminin kabulüyle 5.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihi olan 09/03/2017 tarihinden, 694.476,89 TL'sine ise miktar artarım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 22/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; dava konusu olayda davacının uğradığı fiziksel müdahalenin gerçekleşme şekli, kişi üzerindeki etkisi, geleceğe yönelik etkileri değerlendirildiğinde; davacının bir avukat ve müdahaleye uğradığı yerin adliye ve davacının çalışma yeri olması, vatandaşlar ve tüm adliye çalışanları nezdinde bir avukat olarak tekmelenip merdivenlerden düşmesi nedeniyle duyulan elem ve ızdırap nedeniyle takdiren 200.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüyle idareye başvuru tarihi olan 09/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının kusuru nedeniyle zarar verici olayın meydana geldiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, 30/03/2016 tarihinde İstanbul Adalet Sarayı önünde, basın açıklaması yapmak amacıyla bir araya gelerek oturma eylemi gerçekleştiren kendisinin de aralarında bulunduğu bir grup avukata yapılan müdahaleler sırasında vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 699.476,89 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporuyla davacının % 24,2 meslekte kazanma güç kaybı bulunduğu belirlenmiştir.
Davacının maddi (efor kaybı) zararının belirlenmesine yönelik alınan 26/02/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporu, TRH 2010 yaşam tablosu, 2014 ve 2015 yıllarında elde ettiği net geliri esas alınarak 2015 yılındaki aylık ortalama gelirinin asgari ücrete oranlanmasıyla toplam zararın 755.865,89 TL olduğu belirlenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi :
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğradığı kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İşgücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde görevine devam eden davacının, mevcut işini ve günlük yaşamını eskiye ve emsallerine nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararın en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Adli Tıp Kurumunca belirlenen meslekte kazanma iş gücü kaybı oranında davacının aktif dönemdeki (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, net asgari ücrete (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) güç (efor) tazminatının hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçecek pasif devrede de, işgücü kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına iş gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının aylık gelirinin asgari ücrete oranlanması suretiyle belirlenen tutarın esas alınarak yapılan hesaplamaya dayanılarak maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
B) Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi :
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararında, dava konusu olay nedeniyle davacının 200.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın ilgilinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu ve olayın oluş şekli bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken; Bölge İdare Mahkemesince 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularından davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.