T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5073
Karar No : 2025/1514
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... (...) 2- ... 3- ... 4-...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLLERİ : Huk. Müş. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... Devlet Hastanesinde acil tıp teknisyeni olarak görev yapan ... (...)'ın 18/09/2014 tarihinde ambulans sevk ekibinde görevli iken içerisinde bulunduğu ambulansın tek taraflı kaza yapması sonucu ağır yaralandığı ve engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı 1.060.546,11 TL) maddi ve 500.000,00 TL manevi, diğer davacılar baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeş ... ... için ise 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli donanım ile donatılmış bina, tesis, araç ve gereçlerle, hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personel vasıtasıyla hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğunun açık olduğu, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen ...tarih ve ... sayılı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, 18/09/2014 tarihinde meydana gelen ve davacı ...'nın yaralanmasına neden olan trafik kazasının, idarenin fren sisteminde teknik arıza bulunan aracıyla ve bu aracın idarenin ajanı tarafından kusurlu şekilde kullanılması suretiyle yerine getirilen hizmet sırasında vuku bulduğu, başka bir ifadeyle, idare ve/veya idare personelinin eylemi/eylemsizliği ile davacıların uğradığı zararlar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu anlaşılmakla, olayda idarenin hizmetin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu, dolayısıyla davacıların uğradıkları zararların idarece tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle 1.060.546,11 TL maddi tazminat isteminin 156.699,77 TL'lik kısmının kabulüne, kalan 903.846,34 TL'lik kısmının ise reddine, 625.000,00 TL manevi tazminat isteminin 55.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 570.000,00 TL'lik kısmının ise reddine, hükmedilen 156.699,77 TL maddi tazminatın, 2.000,00 TL'lik kısmı ile 55.000,00 TL manevi tazminatın dava dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/02/2016 tarihinden, maddi tazminatın kalan 154.699,77 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin kayıtlara girdiği tarih olan 18/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, kararın, pasif dönem maddi tazminata ilişkin davacının istinaf başvurusu incelendiğinde, pasif dönemde güç (efor) kaybına dayanan maddi zararın asgari geçim indirimi hariç bilinen son asgari ücret miktarı 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak ve daha fazla güç (efor) sarfına ilişkin tespit edilecek oran uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği, bu durumda, bilirkişi raporları çerçevesinde davacı ... için hesaplanan toplam 599.618,27 TL maddi tazminat tutarından, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen 343.000,00 TL tazminat tutarının mahsubu sonucu kalan 156.699,77 TL maddi tazminat ile birlikte bilirkişi tarafından hesaplanan pasif döneme ilişkin 99.918,50 TL tazminat tutarının da ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların kararın esasına ilişkin istinaf istemlerinin reddine, bilirkişi tarafından hesaplanan pasif döneme ilişkin 99.918,50 TL maddi tazminat tutarının çıkarılmasına ilişkin kısmına yönelik davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, 256.618,27 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin 803.27,84 TL maddi tazminat isteminin reddine, kabul edilen 256.618,27 TL'nin 2.000,00 TL'sinin davalı idare tarafından dava dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/02/2016 tarihinden itibaren, geriye kalan 254.618,27 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin kayıtlara girdiği 18/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, fazla mesai ve döner sermaye ücretinin hesaplamada dikkate alınmadığı, müteselsil sorumluluk prensipleri gereğince hasımlardan biri hakkında verilen tazminat kararının diğeri hakkında verilen kararda mahsup sebebi olmayacağı, hükmedilen manevi tazminatın hayatın gerçekleri ve yaşanılan acı ile örtüşmediği, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, olay sonrası görevine geri döndüğünden pasif dönem için tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, son sağlık durumu değerlendirilerek maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, sigorta şirketine karşı açtığı dava sonrası zararının karşılandığı, sigorta şirketine ve sürücüye davanın ihbar edilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu, reddedilen tazminat için hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, ... Devlet Hastanesinde acil tıp teknisyeni olarak görev yapan ...'nın 18/09/2014 tarihinde ambulans sevk ekibinde görevli iken içerisinde bulunduğu ambulansın tek taraflı kaza yapması sonucu ağır yaralandığı ve engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı 1.060.546,11 TL) maddi ve 500.000,00 TL manevi, diğer davacılar baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeş ... ... için ise 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." hükmü, "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" başlıklı 85. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü, "Devlet ve Kamu Kuruluşlarına Ait Araçlar" başlıklı 106. maddesinde de, "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu kuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigorta şirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdürler." hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanun'un 19/01/2011 tarihli, 27820 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrasında ise, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle ...Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” gerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir. (26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı AYM kararı; R.G. Tarih: 27/3/2014, Sayı: 28954, s.136-147)
Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiş olup; yargı kararlarının gerekçe ve karar sonucu ile bir bütün olduğu ve birlikte ele alınıp uygulanması gerektiği açıktır.
Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında da, “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibarıyla görev konusunda verilmiş bir karardır.
Bu itibarla, aktarılan kararın Anayasa’nın 153 ve 158. maddeleri uyarınca, tüm yargı organları bakımından uyulması zorunlu bir karar niteliğinde olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Nitekim, 110. maddede yapılan değişikliğin gerekçesinde de, "Karayolları Trafik Kanunu, kamuya ait araçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85, 86, 90, 106, 109 ve diğ.) kendi kapsamına almış ve bu nevi araçların sebebiyet verdikleri zararların tazmini davaları adli yargıda görülmüştür. Kanun'un 106. maddesi hükmü aynen şöyledir: ' ... (kamuya) ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanun'un işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır ...’. Kanun'un amacı, karayolu trafiğinin ve araçların ürettikleri risklere dayalı hukukta yeknesak çözüm düzeni oluşturmaktır. Yargısal görev (usul) de bu amacın dışında değildir. Bir başka yönüyle yargı sistemindeki 'görevsizlik tartışmalarının yükünü' ortadan kaldırmakta ve hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkını güçlendirmektedir. Görev kuralını üretme münhasır yetkisi, anayasaya aykırı olmamak kaydı ile yasama organına aittir (Any.m.142).” denilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda sözü edilen 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesindeki değişiklikten önce kamu araçlarının işletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresinin sorumluluğu konusunda Kanun'da bir düzenleme bulunmadığından, askeri idari yargı, idari yargı ve adli yargı organları arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını sonlandırmak için maddede değişiklik yapılmıştır. Anılan değişiklikle kamu araçlarının verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılı Kanun'un amacına uygun biçimde adli yargıda görüm ve çözümü esası benimsenmiş, hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluktan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bu kapsamda değerlendirileceği kabul edilmiştir.
Bu durumda, Devlete ait ambulansın karıştığı kaza sonucu açılmış olan iş bu davada, 2918 sayılı Kanun'un hukuki sorumluluğa ilişkin hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı birlikte değerlendirildiğinde, Devlet ve diğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların karıştığı kazalar nedeniyle araç işleticisi sıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarına karşı açılacaklar da dahil bütün araç sahibi ve işleticilerine karşı açılan davaların görüm ve çözümünün adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varıldığından, davanın adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasının incelenmesinde usul hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
Nitekim, Diyarbakır ili, ... ilçesi Devlet Hastanesinde sözleşmeli ebe olarak çalışmakta olan kişi tarafından, taşıt görevlendirme emri ile görevli olduğu ambulansın kazaya karışması nedeniyle trafik kurallarının ihlal edildiği ve idarenin kusurunun bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan benzer bir davada adli ve idari yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda Uyuşmazlık Mahkemesince verilen...tarih ve E..., K:... sayılı karar da bu yöndedir.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların ve davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.