T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5152
Karar No : 2025/1673
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... adına velayeten ... ve ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...
Huk. Müş. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde 18/07/2013 tarihinde gerçekleşen doğumda davalı idarenin kusurlu ve ihmali davranışları neticesinde bebek ...'in engelli olarak doğmasına sebep olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 100.000,00 TL, anne ve babası olan diğer davacılar için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL maddi ve ... için 100.000,00 TL, anne ve babası için ayrı ayrı 150.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumunca hazırlanmış olan bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacı anne ...in'in doğum olayında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan, tetkik, tedavi ve müdahalelerin tıp biliminin genel ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalı idare personelinin herhangi bir hizmet kusuru oluşturan eyleminin bulunmadığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği zarar ile zararın kaynağı olduğu ileri sürülen tıbbi müdahale arasında uygun illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığı, bu sebeple idarenin tazminatla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hamilelik döneminde herhangi bir sorun ile karşılaşmadıkları, görevlilere sancıların çoğaldığı söylendiğinde umursamadıkları ve normal olduğunu söyleyerek sigara içmek için dışarı çıktıkları, doğum geciktiği için gelen suda mekonyum görüldüğü, bu riskli duruma rağmen normal doğuma devam edildiği ve doğumun gecikmesi sonucu bebeğin oksijensiz kaldığı, kesenin açıldığı saat 16.45’ten doğumun gerçekleştiği saat 18.00'e kadar doğumu hızlandıracak bir adım atılmadığı, bebeğin oksijensiz kalmasına neden olunduğu için doğar doğmaz entübe edildiği, doğumun normal olarak gerçekleşmesinin beklenilmemesi gerektiğinin bebeği tedavi eden doktorlar tarafından söylendiği, hastanede tek nöbetçi doktor bulunduğundan mekonyum görüldükten ancak 15 dakika sonra acil servisten gelerek kontrol yapıldığı, muayene geç yapıldığından doğum eyleminin geciktiği ve bebeğin ağır engelli hale gelmesine sebep olunduğu, bebeğin ömür boyu bakıma muhtaç halde olduğu, maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyanın incelenmesinden; Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde 18/07/2013 tarihinde davacılardan anne ...'in normal doğum için yatışının yapıldığı, saat 14.00'te ilk muayenesi sonucunda rahim ağzı açıklığının/dilatasyonun 4 cm, efasmanın %30, bebeğin geliş şeklinin baş ve kalp atışlarının normal olduğunun tespit edildiği, saat 16.45'te amniyotik kesenin açıldığı, rahim ağzı açıklığının/dilatasyonun 7 cm, efasmanın %80, bebeğin geliş şeklinin baş ve kalp atışlarının normal olduğu, ancak amniyon sıvısının mekonyumlu olduğunun görüldüğü, normal doğum sürecine devam edildiği, saat 17.30'da rahim ağzı açıklığının ve efasmanın tama yakın, bebeğin geliş şeklinin baş ve kalp atışlarının normal olduğu, saat 17.40 ve 17.50'de rahim ağzı açıklığının ve efasmanın tam olduğu, saat 18.00'de erkek bebeğin 3780 gram ve baş çevresi 35 cm olarak doğduğu, plesantanın çıkışının ise saat 18.15'te gerçekleştiği, söz konusu bebeğin bol mekonyumlu doğduğu, aspire edilip ambulandığı, spontan solunumunun olmadığı, entübe edildiği, bebeğin yenidoğan mekonyum aspirasyonu tanısıyla aynı tarihte saat 18.30'da söz konusu hastanenin yenidoğan yoğun bakım servisine yatırıldığı, aynı gün saat 21.28 sıralarında doktor eşliğinde ileri tetkik ve tedavi için bebeğin Denizli Devlet Hastanesine sevk edildiği, bebeğin 19/07/2013 tarih ve saat 00.24'te Denizli Devlet Hastanesi yenidoğan yoğun bakım servisine yatışının yapıldığı, bebeğe yenidoğan solunum distres sendromu, doğum asfiksisi ve konvülziyonlar tanısı konulduğu, bebeğin 19/07/2013-02/08/2013 tarihleri arasında Denizli Devlet Hastanesi yenidoğan yoğum bakım servisinde tedavi edilerek taburcu edildiği, sonraki süreçte bebeğin tedavisine Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi ile İzmir Doktor Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam edildiği, Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından söz konusu bebek hakkında 05/01/2017 tarihinde sağlık kurulu raporu düzenlendiği, anılan kurul raporunda engellilik oranının %97 olarak belirtildiği, akabinde meydana gelen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddia edilerek maddi ve manevi tazminat istemiyle 08/02/2017 tarihinde davacılar tarafından Sağlık Bakanlığı'na başvuru yapıldığı, başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun... tarihli ve ... karar sayılı raporunda özetle; "Anne ...'in 18/07/2013 tarihinde miadında sancılı gebe olarak başvurduğu Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan travay takibinin tıbben uygun olduğu, travay sırasında çekilmiş NST tetkiklerinin Kurumumuzca yapılan incelemesinde; fetal distresi gösteren geç deselerasyon tespit edilmediği, tıbbi belgelerde baş-pelvis uygunsuzluğu tariflenmediği ve travay tarihinde muayene bulguları dikkate alındığında söz konusu bulguların vajinal yolla doğum yaptırılma sınırları içinde olduğu ve sezeryan edikasyonu bulunmadığı, miadında APGAR skorı 1. dk. 1, 5. dakika 5 ve mekonyum bulaşı olan bebeğe trakeal aspirasyon ve entübe edilerek mekanik ventilatöre bağlanması, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine alınması ve sonrasında ambulansla ileri bir merkeze sevkedilmesinin doğru bir yaklaşım olduğu, doğumdan sonra bebekte tespit edilen hipoksik iskemik olarak 3 grupta incelendiği, her ne kadar travayda çekilen NST tetkiklerinde bebeğin hipokside olduğunu gösteren bulgular yok ise de, NST de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuvar tetkiki veya teknolojik yönteminin mevcut olmadığının tıbben bilindiği, tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde anne ...'in doğum eyleminde doğum sonrası küçüğün takibinde görev alan sağlık çalışanlarının uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüşlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesince verilen temyize konu karar ile de davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde anne ...'in doğum eyleminde doğum sonrası küçüğün takibinde görev alan sağlık çalışanlarının uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;
-Saat 16.45'te amniyon sıvısının mekonyumlu olduğu görüldüğünde bebeğin sıkıntıda olduğu düşünülüp acil sezaryen kararı alınması gerekip gerekmediği, mekonyumlu amniyon sıvısının bebeğin sağlığında tehlike olduğunun habercisi olup olmadığı hususunda tatmin edici açıklamaya yer verilmediği görülmektedir.
-Bunun yanında, saat 16.45 'te amniyon sıvısının mekonyumlu olarak görüldüğünün not edilmesinin ardından doğumun 18.00'de gerçekleştiği dikkate alındığında aradaki 1 saat 15 dakikalık sürenin tıp kurallarına uygun yönetilip yönetilmediği, bu sürenin gecikme olarak kabul edilip edilemeyeceği, bebeğin sıkıntıda olduğu düşünülerek normal doğumu hızlandırıcı (epizyotomi, forseps, vakum vb.) faaliyette bulunulması gerekip gerekmediği hususunun ayrıntılı şekilde izah edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf istemlerinin reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.