T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7432
Karar No : 2025/1966
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı şirket tarafından, şirketleri sahipliğinde faaliyet gösteren İzmir Özel Can Hastanesi bünyesinde, iç hastalıkları ana dal, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları yan dal uzmanı olan ve kadro dışı geçici olarak çalışan ...'ın Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi kapsamında yan dal görevlerini de yerine getirecek şekilde ana dalında kadrolu çalışması için çalışma izin belgesi düzenlenmesi ve her iki uzmanlık dalının da faaliyet izin belgesine eklenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dışı hekimin kadrolu olarak başka bir özel hastanede çalıştığı, söz konusu hekimin çalıştığı hastaneden kadrolu olarak ayrılmak istediği ve kendi hastanelerinde ana dalında kadrolu, yan dalında ek 5. maddenin 1. fıkrasının (f) bendi kapsamında çalışacağı, bu kapsamda davalı idareye yapılan başvurunun herhangi bir hukuki gerekçe gösterilmeksizin dava konusu işlemle reddedildiği, hekimin yalnızca şirketleri sahipliğindeki hastanede çalışmak istediği, hukuka uygunluk denetiminin bu çerçevede yapılması gerekirken İdare Mahkemesi kararıyla Yönetmeliğin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamında zaten çalışıyor gibi bir yorum yapıldığı ve karar sonucunda başka bir hastanede de çalışıyor göster gibi bir anlamın ortaya çıktığı, hastanelerinde kadro dışı çalışıp ... Hastanesi isimli hastanede kadrolu olarak çalışan hekimin ... Hastanesinden işten ayrılışı gerçekleştirildiğinden hastanelerinde çalışamayacağı, öte yandan Bakanlık tarafından planlama esasları, ildeki yan dal uzmanlarının sayıları vb. hususlar dikkate alınmaksızın herhangi bir gerekçe oluşturulmaksızın komisyon kararına dayanarak doğrudan başvurunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 19. maddesinin 2. fıkrasında, -dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle- "(Değişik fıkra:RG-25/8/2016-29812) Çalışanların işten ayrılışları, en geç beş iş günü içinde müdürlüğe bildirilir ve çalışma belgesi iptal edilir. Ayrılanın yerine aynı uzmanlık dalında hekim başlatılabilir, ancak yan dal uzmanlığı bulunanlar Bakanlığın uygun görüşü ile ana dalda başlatılabilir. Bakanlık yan dal değerlendirmesini her bir yan dal uzmanlık alanında, ülkedeki ve ildeki eğitim kurumlarının tıpta uzmanlık eğitimini sağlayacak şekilde yan dal uzmanı bulunup bulunmadığı çerçevesinde yapar. Başlatılacak personel için mesul müdür tarafından personel çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe en geç beş iş günü içinde onaylatılır. Ayrılanın yerine başlayış dışındaki her türlü personel başlayışlarında ise, öncelikle mesul müdür tarafından başlayacak personele çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe onaylatılır ve çalışma belgesi onaylandığı tarihten itibaren personel hastanede çalışabilir." hükmüne; Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde ise, "Özel hastanenin faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzmanlık dallarında kadrolu çalışanlardan yan dal veya iki ayrı uzmanlığı olan tabipler, bulunduğu hastanede kadrolu çalıştıkları uzmanlık dalı dışındaki uzmanlık dalında da çalışabilirler. Bu durumda, her iki uzmanlık dalı da faaliyet izin belgesine işlenir. Bu şekilde çalışan tabibin hastaneden ayrılması halinde, altmış gün içinde geçici olarak çalışılan uzmanlık dalında uzman tabip bulunamaz ise bu uzmanlık dalı faaliyet izin belgesinden çıkarılır." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu; 13. maddesinde de, temel hakların ancak kanunla sınırlandırılacağı hükmü yer almıştır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 12. maddesinde, “Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.
(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:
a) Kamu kurum ve kuruluşları.
b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.
c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.
(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir....” hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava konusu başvuru içeriğinde Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan, özel hastanenin faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzmanlık dallarında kadrolu çalışanlardan yan dal veya iki ayrı uzmanlığı olan tabiplerin bulunduğu hastanede kadrolu çalıştıkları uzmanlık dalı dışındaki uzmanlık dalında da çalışabilecekleri yolundaki düzenlemeye de yer verilerek dava dışı hekime, hastaneleri bünyesinde iç hastalıkları ana dal kadrosunda, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları yan dal görevlerini de yapabilecek şekilde çalışma izni verilmesinin talep edildiği görülmekte olup, davaya konu başvurunun, esasen yan dal uzmanı olan hekimin anılan Yönetmeliğin ek 5. maddesinin (f) bendi kapsamında ana dalında kadrolu olacak ve yan dal görevlerini de yapabilecek şekilde çalıştırılması talebine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Yan dal uzmanlığı bulunan hekimin Yönetmeliğinin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi kapsamında, kadrolu olarak ana dalında çalıştırılmak istenmesi sebebiyle davalı idarece başvurunun öncelikle Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrası kapsamında yan dal uzmanlığı bulunan hekimin ana dalında çalışması koşulları yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim davalı idare tarafından da dava konusu başvuru talebe uygun olarak ve isabetli bir şekilde yan dal uzmanlığı bulunan hekimin ana dalında çalıştırılması başvurusu olarak değerlendirilmiş ve Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonunun, 25/04/2017 tarih ve 1168 sayılı Bakanlık Oluru ile yayımlanan Prensip Kararlarının A/1/c maddesinde, "Kamu Hastaneleri ve Üniversitelerden (Devlet veya Vakıf) 17.09.2016 tarihinden önce kurumu ile ilişiği kalmayan yan dal uzmanlarının bir defaya mahsus olmak üzere planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarının ana dal uzmanlık kadrolarında meri mevzuata uygun olmak kaydı ile çalışabilir." kararı uyarınca işlem tesis edilmiştir.
Buna göre, dava konusu uyuşmazlığa yönelik hukuka uygunluk denetiminin de bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
Hal böyleyken İdare Mahkemesince, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi kapsamında değerlendirme yapılarak, idarece işleme gerekçe olarak gösterilmeyen duruma ilişkin sebep ikamesi yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Esasen, anılan ek 5. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi, hekimin birden fazla yerde çalışmasını düzenlemekte olup, dosya kapsamından hekimin bu madde kapsamında davacıya ait özel hastanede çalıştırılmasına engel bir durumun olmadığı da anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın esasına yönelik olarak dava konusu hadise incelendiğinde ise, 1219 sayılı Kanun'un yukarıda zikredilen hükmü uyarınca, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla ve başka bir sınırlama olmadan, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları tartışmasızdır.
Bu haliyle, dava konusu işlemin sebebini oluşturan Prensip Kararlarının dayanağı olan Özel Hastaneler Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrası hükmü, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, ayrıca yan dal uzmanlığının da bulunması nedeniyle, sahip olduğu ana uzmanlık dalında çalışma hakkını Bakanlığın uygun görüşünün bulunması şartına bağlayarak 1219 sayılı Kanun'daki sınırlamaların ötesinde engellemekte, yan dal uzmanlığı bulunan tabipleri özel sağlık kuruluşlarında çalışabilme bakımından yan dal uzmanlığı bulunmayan tabiplere göre dezavantajlı konuma getirmektedir.
Bu durumda, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, o uzmanlık dalı içerisinde ayrıca yan dalının da bulunması nedeniyle, sahip olduğu uzmanlık dalında çalışma hakkını ortadan kaldıran anılan düzenleme, yasayla tanınmış olan, uzmanlık dalında çalışma özgürlüğünü ortadan kaldırması nedeniyle hukuka aykırı olduğundan, bu şekilde hukuka aykırılığı ortaya konulan Yönetmelik maddesinin iptal edilmemiş olması bu maddeye dayanılarak tesis edilen işlemin iptaline engel olmayacağından anılan düzenlemeye dayanılarak alınan Prensip Kararları çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, anılan işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.