T.C.
DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5169
Karar No : 2025/5790
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: 29/03/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Telefonla Görüşme Hakkı" başlıklı 74. maddesinin 2. fıkrasının (g) ve (ğ) bentlerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen, ancak hakkındaki bu karar davanın açıldığı tarih itibarıyla henüz kesinleşmemiş (hükümözlü) bulunan davacı tarafından; görüntülü görüşme imkanı olan cezaevindeki hükümlü veya tutuklu, ailesi ziyaretine gelmediğinde görüntülü ve sesli görüşme imkanına sahipken bu imkanın sağlanamadığı cezaevlerinde sesli bile olsa görüşme yapılmasına müsaade edilmemesinin Anayasa ile güvence altına alınan eşitlik ilkesine, aile hayatına saygı hakkına, ayrımcılık yasağına ve masumiyet karinesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMASI:
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında temel amacın "iyileştirme" olduğu, görüntülü görüşme altyapısı ile ilgili geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarının devam ettiği, dava konusu düzenlemenin 5275 sayılı Kanun hükümlerine uygun olduğu ve Kanun'un sınırlanması niteliğinde bir düzenlemeye yer verilmediği, davacı hükümlü konumunda olup hakkında Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının (g) ve (ğ) bentleri değil (j) bendinin uygulanması gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Adalet Bakanlığı tarafından; Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesinden (ACEP) önce de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların ankesörlü telefon ile sesli olarak görüşme gerçekleştirdikleri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin telefon görüşmelerinin yanı sıra ceza infaz kurumlarında barındırılmaları, ziyaretleri gibi kurum uygulamalarının da özel olarak düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin 5275 sayılı Kanunla aynı doğrultuda olduğu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının hükümlünün hayatı boyunca devam ettiği ve Kanun ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak Yönetmelik hükümlerinde belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirildiği, 5275 sayılı Kanun'un 116. maddesine göre Kanun'un 66. maddesinde yer alan kısıtlamaların tutukluluk hali ile uzlaşır nitelikte olanlarının tutuklular bakımından da uygulanması gerektiği, düzenlemenin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ :Dava, 29/03/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Telefonla Görüşme Hakkı" başlıklı 74. maddesinin 2. fıkrasının (g) ve (ğ) bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmü; "Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinde, "Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması;... halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz." hükmü, Haberleşme hürriyeti başlıklı 22. maddesinde, " Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar." hükmü yer almaktadır.
13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı" başlıklı 66. maddesinin 1. fıkrasında "Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir." hükmü "Tutukluların hakları" başlıklı 114. maddesinin 3. fıkrasında "Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir." hükmü; "Tutukluların yükümlülükleri" başlıklı 116. maddesinde, "Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, ... telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, ... konularında ... 65 ilâ 76 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." hükmü yer almaktadır.
29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin Telefonla görüşme hakkı başlıklı 74. maddesinin 2. fıkrasında "Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
g) Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. Bu kapsamdaki görüşmeler aynı hafta içerisinde toplam üç görüşmeyi aşmamak koşuluyla bölünmek suretiyle de yapılabilir. İlave edilen otuz dakika için üç görüşme hakkı daha verilir. Bu görüşmeler görüntülü ve sesli olarak yapılabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabilir. (Ek cümleler:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/28 md.) Çocuk hükümlüler ile sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler hakkında bu bentte düzenlenen telefonla görüşme süresi iki kat olarak uygulanır. Hükümlülere mensubu bulundukları dinin bayramlarında kullanılmak üzere otuz dakika ilave görüşme hakkı verilir.
ğ) Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir." kuralı yer almaktadır.
Anayasa'nın yukarıda yer verilen 13. maddesi gereğince temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlandırılabilir ve bu sınırlamanın meşru bir amaca dayanması ve ölçülü olması gereklidir.
5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinde,Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilecekleri ve bu hakkın, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği 116. maddesinde ise, hükümlülerin telefon haberleşme hakkına ilişkin Kanun hükümlerinin tutukluluk haliyle bağdaşır nitelikte olanların tutuklular hakkında da uygulanabileceğinin düzenlendiği, dava konusu Yönetmeliğin de anılan hükümlere istinaden verilen yetki çerçevesinde çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, hükümlü ve tutukluların haberleşme haklarının sınırlanması, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olmakla birlikte, hükümlü ve tutukluların haberleşme hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla haberleşmesini sağlayacak önlemleri almasını, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile haberleşme hakkı arasında adil bir denge sağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Dava konusu hükümlerde teknik alt yapının kurulu bulunduğu kurumlarda haftalık otuz dakika görüntülü ve sesli olarak görüşme yapılabileceği, haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edileceği, bu görüşmenin görüntülü olabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabileceği ile terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilecekleri düzenlenmiştir.
Hükümlü ve tutukluların haberleşme haklarının düzenlenmesinde isnat edilen suçların ağırlığına ve ceza evinin teknik ve fiziki alt yapısına göre tanınan birtakım hak ve imkânların farklılaşması doğal ve infaz sisteminin iyileştirme amacına uygun olacaktır.
Buna göre, teknik alt yapının kurulu bulunduğu kurumlarda haftalık otuz dakika görüntülü ve sesli olarak telefon görüşmesi yapılmasına ve kamu düzeni ile Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini ve düzenini sağlama amacıyla Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeliği suçlarından tutuklu ve hükümlü olanlar için görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılması hakkından kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabileceklerine ilişkin düzenlemelerin "meşru amaç" taşıma koşulunu karşıladığı ve güdülen meşru amaç ile tutukluların bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu anlaşıldığından, üst hukuk normlarına ve ölçülülük ilkesi bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/12/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın geldiği, davalı idareler Cumhurbaşkanlığı vekili Av. ... ...'in ve Adalet Bakanlığı vekili Av. ...'nin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Davacı, davanın açıldığı tarih itibarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümözlü sıfatıyla Tekirdağ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta olup, 29/03/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/03/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in 74. maddesinin 2. fıkrasının (g), (ğ), bentlerinin iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davacı, davanın açıldığı tarih itibarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümözlü sıfatıyla Tekirdağ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta iken, yargılamanın devamı sırasında hakkındaki hüküm kesinleşmiştir.
Her ne kadar dava konusu Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının (j) bendinde, "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebilir." kuralı yer almakta ise de; dava tarihi itibarıyla hükümözlü bulunan davacının görüntülü görüşme hakkından yararlanamamasının, anılan bentten dolayı değil, dava konusu (g) bendinde yer verilen "Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda" ifadesinden ve davacının hükümözlü bulunduğu kapalı ceza infaz kurumunda söz konusu alt yapının kurulu bulunmamasından kaynaklandığı; nitekim bu hususun işbu davanın açılmasından önce davacı tarafından yapılan başvurunun reddi yolundaki İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile bu karara karşı yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin ... İnfaz Hakimliğinin ... tarihli ve Dosya No:..., Karar No:... sayılı kararında da "başvurucu halihazırda pilot uygulama kapsamı dışında olduğundan" şeklinde açıkça belirtildiği; aynı şekilde davalı Bakanlığın savunma dilekçesinde de, hükümözlü olması nedeniyle davacının dava konusu Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca telefon görüşmesi hakkından yararlandırıldığı, hakkındaki hükmün kesinleşmesine kadar ceza infaz kurumunda görüntülü görüşmeye ilişkin teknik alt yapının tamamlanması halinde durumunun (ğ) bendi kapsamında değerlendirileceği, ancak hakkındaki hükmün kesinleşmesinden sonra (j) bendi uyarınca yalnızca sesli görüşme hakkı tanınacağı hususlarının ifade edildiği, dolayısıyla dava konusu kuralların davacıya uygulandığı anlaşıldığından, davalı Cumhurbaşkanlığının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiş ve uyuşmazlığın esasının incelemesine geçilmiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
29/12/2004 tarih ve 25685 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;
"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde,
"Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne;
"Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde,
"Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." hükmüne;
"Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinde,
"(1)Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. ...
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler." hükmüne;
"Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. ..." hükmüne;
"Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler. ..." hükmüne;
"Hükümlülerin gruplandırılması" başlıklı 24. maddesinde,
"(1) Hükümlüler;
a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,
b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,
c) Tehlike hâli taşıyanlar,
d) Terör suçluları,
e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular,
gibi gruplara ayrılırlar.
(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar.
" hükmüne;
"Cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına uyma" başlıklı 26. maddesinde,
"(1) Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür.
(2) Hükümlü, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. ..." hükmüne;
"Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı" başlıklı 66. maddesinde,
"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.
(2) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilirler.
(3) Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.
(4) Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar." hükmüne;
"Tutukluların hakları" başlıklı 114. maddesinde,
"...
(3) Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir. ..." hükmüne;
"Tutukluların yükümlülükleri" başlıklı 116. maddesinde,
"(1) Bu Kanunun; ..., telefonla haberleşme hakkı, ..., mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, ..., ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, ... konularında ... , 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve 78 ilâ 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
29/03/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 28/03/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in;
"Telefonla görüşme hakkı" başlıklı 74. maddesinde,
"(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.
(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
a) Hükümlüler, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır.
b) Disiplin cezaları olsa bile, anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları veya doğal afet hâllerinde, hükümlülerin telefon görüşme hakları hiçbir şekilde engellenemez.
c) Açık ve kapalı kurumlardaki hükümlüler; altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhal yararlandırılır. Bu hâlde, yapılan telefon konuşmaları o haftaya ait konuşma hakkından sayılmaz. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.
ç) Kurum personeli hükümlülere tahsis edilen telefonları kullanamaz.
d) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahip oldukları konusunda bilgilendirilir.
e) Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.
f) Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez. Deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık kararı ile telefon ile görüşme süresi ve sayısı artırılabilir.
g) Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. Bu kapsamdaki görüşmeler aynı hafta içerisinde toplam üç görüşmeyi aşmamak koşuluyla bölünmek suretiyle de yapılabilir. İlave edilen otuz dakika için üç görüşme hakkı daha verilir. Bu görüşmeler görüntülü ve sesli olarak yapılabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabilir. (Ek cümleler:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/28 md.) Çocuk hükümlüler ile sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler hakkında bu bentte düzenlenen telefonla görüşme süresi iki kat olarak uygulanır. Hükümlülere mensubu bulundukları dinin bayramlarında kullanılmak üzere otuz dakika ilave görüşme hakkı verilir.
ğ) Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.
h) Tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen hükümlüler on beş günde bir kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ile sadece sesli olarak görüşebilir.
ı) (Değişik:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/28 md.) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeye düşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunu doğurabilecek konuşmalarda bulunduğu veya kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşme yaptığı dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşme derhal kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adli veya idari soruşturmaya esas olacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır.
i) Terör örgütü yöneticiliği ve suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm olanlar, konuşma süresi haftada on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşme yapabilir. Suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülere idare ve gözlem kurulu kararıyla telefon görüşmesi hiçbir şekilde yaptırılmaz.
j) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebilir.
...
o) Konuşma sırası gelen hükümlünün, kurum içindeki tehlikelilik durumu da dikkate alınarak, gerekli güvenlik önlemleri alınmak suretiyle telefon görüşmesi yapılacak yere getirilerek veya teknik alt yapının kurulu olduğu kurumlarda belirlenen yerde görüştürülür. Hükümlü, öncelikle konuşmasına kendi adını ve soyadını söyleyerek başlar. Görüştüğü karşıdaki kişiye, adını, soyadını ve telefon numarasını tekrar etmesini isteyerek konuşmasına devam eder. Bu işlemin yapılması zorunlu olup, konuşma bittikten sonra, “Telefon Görüşme İstek Formu”nun konuşmanın yapıldığına ilişkin bölümü doldurulur, konuşmayı yapan hükümlü ve görevli memur tarafından imzalanır. Bu formdaki bilgiler, deftere kaydedilmek üzere güvenlik ve gözetim servisine verilir...
(3) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin, bu maddede belirtilen yakınları ile yaptığı telefon görüşmeleri, idare tarafından dinlenir ve elektronik aletler ile kayda alınır.
(4) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlüler, ücretli telefonlarla sesli veya görüntülü olarak serbestçe görüşme yapabilirler. Çocuk hükümlülerin telefonla konuşması hiçbir şekilde kısıtlanamaz ve engellenemez.
(5) Hükümlüler, açık ve kapalı kurumlarda, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamaz.
(6) Hükümlülere tanınan telefonla görüşme hakkı;
a) Genel ve kısmi aramalar sırasında,
b) Yemek dağıtım saatlerinde,
c) Kurum asayiş ve güvenliğini bozucu her türlü bireysel veya toplu olaylar sırasında, kullandırılmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının (g) ve (ğ) bentlerinin incelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/04/2016, § 36).
Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır (AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/04/2016, § 37).
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 23. maddesinde, hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılmasında; hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılacağı, hükümlülerin, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilecekleri düzenlenmiş; Kanun'un 66. maddesinde ise, kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usûllere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabileceği, telefon görüşmesinin idarece dinlenip kayıt altına alınacağı, bu hakkın, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği; açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde ise hükümlülerin, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un 116. maddesiyle de, hükümlülerin telefonla haberleşme hakkına yönelik bulunan 66. madde hükmünün tutukluluk hali ile uzlaşır nitelikte olan kısımlarının tutuklular hakkında da uygulanabileceği hükme bağlanmıştır.
5275 sayılı Kanun'un 66. maddesiyle verilen yetkiye istinaden Yönetmeliğin dava konusu 74. maddesinde telefonla görüşme hakkının detaylı bir şekilde düzenlendiği görülmektedir.
Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde, görüntülü telefon görüşmesi yapma hakkına ilişkin esaslara yer verildikten sonra; (ğ) bendinde, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabileceği düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin incelenmesinden görüleceği üzere; hükümlülerin, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek durumlarına uygun infaz kurumlarına (açık ceza infaz kurumları, kapalı ceza infaz kurumları, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları vb.) ayrılmaları sağlanmakta ve infaz rejimleri ile ceza infaz kurumundaki hakları da buna göre saptanmaktadır. Kanun'un 66. maddesiyle de, bu husus göz önünde bulundurularak, ceza infaz kurumu idaresinin kontrolünde bulunan ücretli telefonlarla, açık ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin serbestçe görüşme yapabileceği düzenlenirken, kapalı ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin bu hakkını Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usûllere göre kullanabileceği öngörülmüş, dolayısıyla kapalı kurumlardaki hükümlüler yönünden, infazın temel amacı (öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak) gözetilerek, işledikleri suç tipleri nedeniyle telefonla görüşme haklarını kısıtlayıcı düzenlemeler getirilebileceği kabul edilmiş; aynı amaç ve neden doğrultusunda, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlülerin telefonla görüşme hakkının, kapalı kurumlardaki hükümlülere nazaran daha fazla kısıtlanabileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, dava konusu Yönetmeliğin 74. maddesinin 2. fıkrasının;
- (g) bendinin, mülga Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün yürürlükte bulunduğu dönemde yer almayan, gelişen teknoloji ile birlikte, mali imkân ve teknik altyapı olanaklarının izin verdiği ölçüde, hükümlülere ek bir hak olarak tanınan görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına yönelik usul ve esasları düzenlemesi, teknik altyapının kurulamadığı kurumlarda ise hükümlü ve tutukluların aynı fıkranın (f) bendinde öngörülen telefonla sesli görüşme hakkının temin edilerek özel hayata saygı ve haberleşme haklarının korunması,
- (ğ) bendinin, terör veya çıkar amaçlı suç örgütü mensuplarının, işlediği suç tipi (örgüt mensubu olduğu) dikkate alınarak diğer hükümlülerden farklı bir düzenlemeye tabi tutulması suretiyle görüntülü görüşme hakkı ile görüşme süresinin uzatılması hakkından yararlandırılmasının, öznel durumlarının değerlendirilmesi sonucu verilecek karara bağlanması; dolayısıyla görüntülü görüşme hakkının bütünüyle yasaklanmayıp kişisel "iyi hal"ine göre yararlanmasına izin verilmesi ve yapılan değerlendirme sonucu yararlandırılmamasına karar verilen hükümlülerin görüntülü görüşme yerine sesli görüşme hakkının temin edilerek özel hayata saygı ve haberleşme haklarının korunması, nedenleriyle dayanağı Kanun hükmüne, hukuka, kamu yararı amacına (kamu düzeni ile kurum ve toplum güvenliğini sağlama, hükümlünün sosyalleşmesine ve iyileşmesine katkı sunma), hizmet gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Adli yardım talebi kabul edilen davada, davanın reddine karar verildiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra adli yardım kararından dolayı davacıdan tahsili ertelenmiş olan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 04/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy