T.C.
DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5510
Karar No : 2025/6249
DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının, 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının ve 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI_ :Davacı tarafından, usul yönünden, dava açma ehliyetinin bulunduğu, dava konusu edilen işlemlerin maddi ve hukuki sebeplerinin aynı olması nedeniyle tek dilekçe ile dava açılabileceği, davanın süresinde açıldığı, esas yönünden ise, dava konusu düzenlemenin uluslararası sözleşmelere, Anayasa'ya ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na aykırı olduğu, Devletin "av ve yaban hayatı" olarak tanımladığı canlılar üzerinde bir tasarruf hakkının bulunmadığı, Anayasa'da bu yönde bir hükmün de yer almadığı, Anayasa'da düzenlenmeyen bir hususun Kanunla düzenlenebileceğine dair Anayasal bir atfın mevcut olmadığı, davalı idarenin, dava konusu işlemlerde av sahalarını, avlanacak canlıları belirlemek, avcılık lisansı dağıtmak gibi canlıların hayatları üzerinde dayanağını Anayasa'dan almadığı hukuk dışı bir tasarrufta bulunduğu, yaban hayvanları listesinde avlanmasına izin verilen canlılar arasında ulusal ve uluslararası düzeyde nesli tehlike altında ve koruma altında olan türlerin bulunduğu, söz konusu listede 2015 yılında 761 hayvan türü tespit edildiği, 2022 senesinde 785 tür bulunan bu listede sayımı ve sınıflandırmayı neye göre yaptığı bilinmeyen Bakanlık tarafından daha önceki listelerinden farklı bir yol izlenerek neye göre derecelendirildiği anlaşılmayan bir numaralandırma ve sınıflandırma sistemine gidildiği, söz konusu numaralandırmanın da Türkiye'nin imzaladığı Bern Sözleşmesine aykırılıklar içerdiği, anılan Sözleşmenin eklerinden olan Ek Liste II'nin "Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri" başlığını taşıdığı, anılan listeye dahil olmasına rağmen davalı Bakanlıkça avlanmasına izin verilen canlıların bulunduğu, iptali istenilen işlemlerin Sözleşme maddeleriyle çeliştiği gibi kendi içinde tutarsızlık ve gerçek dışı ifadelerle dolu olduğu, Sözleşmenin eklerinden olan Ek Liste III'te korunan fauna türlerine yer verildiği, ancak bu listede yer alan canlıların dava konusu işlemle avlanmasına izin verildiği, davalı idarenin bilimsel metotlarla inceleme yapılması sonucu zararlı hayvan envanter düzenlenmesinden bihaber olduğu, av ihalelerinin iptali yolundaki yakın zamanda verilen kararlarda BERN Sözleşmesinin ve Kara Avcılığı Kanunu'nun gereklerine uygun şekilde envanter tutulmadığının defalarca tescil edildiği, bu kadar kısa sürede davalı idarece gereken sayımın yapılamayacağının ve bilimsel metotlarla zararlı hayvan sayısının belirlenemeyeceğinin açık olduğu, dolayısıyla işlemlerde tespit edilen sayıların ve derecelendirmelerin neye dayanılarak yapıldığının, bu verilen hangi bilimsel metotlarla elde edildiğinin tespitinin gerektiği, envanter tutulmaksızın ve sayı belirlenmeksizin avlanmaya izin verildiği, Sözleşmenin 9. maddesinde, Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 54. maddesinde şartları belirtilen son çare ilkesine hiçbir surette uygun davranılmadığı, bu türlerin avlanılmasına izin verilmesinin mümkün olmadığı, 1, 3, 4 ve 8. maddelerinde belirtildiği üzere koruma altındaki türlerin yalnızca öldürülmesi değil, yaşadıkları alana girilmesi ve onları tedirgin edici faaliyetlerde bulunulmasının da yasaklandığı, ancak dava konusu kararlar karşılaştırıldığında Talimat Ek Kararında belirtilen endemik ve nesli tükenen hem de koruma altında olan türlerin avlanacağının belirtildiği avlakların; hem merkez av komisyonu kararındaki türler için hem de ilk talimattaki yaban domuzları için belirlenen avlaklar ile aynı olduğunun ortaya çıkacağı, bu sebeple Av Turizmi Uygulama Talimatı Ek Kararında yer alan koruma altındaki türlerin avlanabileceğinin belirtildiği avlakların tamamında yer alan tüm türler bakımından dava konusu işlemlerin iptal edilmesi gerektiği, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin, iptali istenilen av talimatnameleri ve listeleri sonucu avcılık tehditi altında kaldığı veya doğrudan hedef türü kapsadığı, Merkez Av Komisyonu kararında avlak olarak kabul edilen alanlara ormanlık sahaların da girdiği, plansız ve denetimsiz avcılık faaliyetleri sonucunda ormanlık sahaların zarar gördüğü, orman ekosistemlerinin ve biyoçeşitliliğin tahrip edildiği, geçen yıllarda gerçekleşen büyük yangınlarda yok olmuş bölgelerde avcılığa izin verilmiş olmasının dahi söz konusu av sahalarının belirlenmesinde ne denli bilimsellikten uzak kalındığını gözler önüne serdiği, sulak alanların da avcılık faaliyetlerine açılması suretiyle bu alanların avcılık yoluyla tahrip edilmesine yol açıldığı, dava konusu işlemlerle, av limitleri, ava açık/kapalı alanlar, avlanma sürelerinin herhangi bir bilimsel çalışmaya dayalı olmaksızın belirlendiği, avlanma süreleri bakımından, dava konusu Merkez Av Komisyonu kararında tüm bölgeler için aynı tarihlerin yazıldığı, adeta kopyala-yapıştır yöntemiyle tarihlerin belirlendiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, usul yönünden, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, üç ayrı işlemin tek dilekçe ile dava konusu edilemeyeceği, esas yönünden ise, dava konusu işlemlerin Anayasa'ya, BERN Sözleşmesine ve üst hukuk normlarına uygun olduğu, 2022-2023 Av Yılı Turizmi Uygulama Talimatında belirtilen ava konu olan türlerin Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre nesli tehlike altında olan türlerden olmadığı, IUCN'nin 2022 yılında Ürdün'ün Amman kentinde yaptığı Genel Kurul toplantısında oy birliği ile "avcılığın bilinçli ve programlı bir şekilde sürdürülmesinin doğaya ve yaban hayatının sürdürülebilirliğine büyük katkısı olacağı" yönünde karar aldığı, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 4. maddesi gereğince, yaban hayvanı türleri içinde yer alan ve Bakanlıkça belirlenen av hayvanlarından, korunması gerekenlerin Merkez Av Komisyonunca, av hayvanlarının dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türlerin gerektiğinde ilgili kuruluşların uygun görüşleri alınarak Bakanlıkça koruma altına alındığı, koruma altına alınan yaban hayvanlarının avlanamayacağı, yaban hayvan sayısının anılan Kanun maddesi çerçevesinde üniversitelerden bilim insanlarının katılım sağladığı bir Komisyonca 154 memeli, 490 kuş ve 141 sürüngen olmak üzere toplam 785 tür olarak tespit edildiği ve 10/08/2022 tarihli ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, av turizmine konu türlere ilişkin olarak envanter çalışmasının yapıldığı, bu çalışmalar sonucu söz konusu avlak/sahalar için yıllık avlanma kotasının belirlenmesi için rapor hazırlandığı, sahada olması gereken en düşük ve en uygun sayısal büyüklük ile bunların ışığı altında avlattırılabilecek kota miktarının avlak ve saha bazında yürürlükteki mevzuata ve yaban hayatı ekolojisi bilimine uygun olarak belirlenmesi için bazı üniversitelerin yaban hayatı konusundaki uzmanlarına, av turizmi ve bu kapsamdaki türlerin hasadının değerlendirilmesi için ve av turizmi uygulamaları hakkında teknik raporlar hazırlattırıldığı, bu raporun Av ve Yaban Hayatı Bilim Kurulunca alınan karar ile uygun bulunduğu, popülasyon büyüklüğünün normal seviyeye indirilmesi amacıyla o türün artma nedenlerinin tespit edilip türü kontrol altında tutan türlerin artırılması için ortama müdahale edildiği, bu müdahalenin yeterli olmaması durumunda ise Genel Müdürlüğün belirlediği usul ve esaslara göre yakalama ve avlanma yapmak suretiyle mücadele edildiği, bu kapsamda yapılacak sürek avlarında avlanacak kişilerin avcılık belgesinin olmasının şart olduğu, yaban hayvalarının zararlıları ile mücadele edildiği, av turizmi faaliyetlerinin Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştirildiği, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde genel ve Devlet avlakları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında kotaların sahaların niteliklerine göre farklı şekilde belirlendiği, yaban hayatı geliştirme sahalarında katım dönemlerinde yapılan envanter çalışmalarında türün popülasyon strüktürünün (yapısının) ortaya konulması maksadıyla sayımların erkek, dişi ve yavru olarak yapılıp kayıt altına alındığı, Merkez Av Komisyonu kararı kapsamında av turizmine konu türlerin avlanmasına engel bir durum bulunmadığı, av organizasyonunda belirlenen av hayvanı dışında yaban hayvanı avlanması durumunda hukuki ve yasal işlemler yapıldığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 27/05/2022 tarih ve 31848 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarım ve Orman Bakanlığı Merkez Av Komisyonu'nun 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı, 2022-2023 Av Dönemi kararının, 2022-2023 Av Yılı Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının ve 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi kararının iptali istemiyle açılmıştır.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.
Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar." kuralına yer verilmiştir.
09/01/1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 20/02/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, "Akit taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır"; 6. maddesinde, "Her Akit Taraf II no'lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır (...)"; 7. maddesinde, "(1) Her Akit Taraf, III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (2) III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları gözönünde bulundurularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır. (3) Alınacak önlemler, a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları, (...) kapsayacaktır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
14/04/2016 tarih ve 29684 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasında, sürdürülebilir avcılık ve doğal hayatın korunması ilkeleri gözetilerek, popülasyonları ve yıllık artım miktarları belirlenmiş av ve yaban hayvanlarının av turizmi kapsamında yerli ve yabancı avcılarca avlanmalarına yönelik usûl ve esasları belirlemek, bu Yönetmeliğin amaçları arasında sayılmış; "Tür ve cinsiyet ile kotaların belirlenmesi ve avlanma şekli" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Özel avlak dışındaki avlak ve sahalarda avlanacak av ve yaban hayvanlarının tür, cinsiyet ve kotaları; etüt-envanter ve izleme çalışmalarıyla ildeki şube müdürlüğünce belirlenir ve Genel Müdürlüğe bildirilir. (2) Genel Müdürlüğe bildirilen kotalar; Komisyonca değerlendirilir, gerekçesi belirtilmek suretiyle değişiklikler de yapılarak onaylanır, av yılı av turizmi uygulama talimatı ile yürürlüğe girer. (3) Av organizasyonları, bek ve yürüyüş avı ile sürek avlanma şekilleriyle yapılır." kuralına yer verilmiştir.
Aktarılan kurallardan, av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunacakları, geliştirilecekleri, avlanmalarının kontrol altına alınacağı, avcılığın ve av turizminin düzenleneceği, özel avlak dışındaki avlak ve sahalarda avlanacak hayvanların tür, cinsiyet ile kotalarının envanter çalışmalarıyla belirleneceği ve bunun sonucunda avlanma planlanması yapılacağı ve av ve yaban hayvanları ve yaşama ortamları, bunların korunması, av kaynaklarının işletilmesi, avcılığın düzenlenmesinde av turizmi kapsamında avına izin verilen av ve yaban hayvanlarının tür, cinsiyet ve kotalarının etüt-envanter ve izleme çalışmalarıyla belirleneceği, tabii çevre ve ekosistemlerin korunması ve iyileştirilmesi yönünden teknik ve bilimsel dayanakların da değerlendirileceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan Mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yaban hayvanı türü içinde yer alan av hayvanlarından koruma altına alınan yaban hayvanları listesi gözönüne alınarak av hayvanlarının sınıf ve türlerine göre yaşam evrelerini dikkate alarak avlanma sürelerinin, başlama ve bitiş tarihleri ile popülasyon durumuna göre avlanma günleri ile av miktarını tespit etmeye ve korunması gereken av hayvanlarını belirlemeye Merkez Av Komisyonunun yetkili olmakla birlikte alınacak kararın uluslararası sözleşmelerdeki düzenlemelere uygun olması gerektiği de açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde,
davalı idare tarafından, avlanmanın yapılacağı sahalarda avlanma için bulunması gereken en düşük hayvan yoğunluğuna, bu yoğunluk üzerindeki artış miktarı ile sahada olması gereken en düşük ve en uygun sayısal büyüklüklerinin ne olduğuna, hangi nitelikte kaç hayvanın avlanması gerektiğinin hangi bilimsel çalışmalar neticesinde belirlendiğine, önceden belirlenen bireylerin uygulama esnasında nasıl tespit edileceğine ve özellikle tespit edilenlerin avlanmasının nasıl sağlanacağına yönelik olarak herhangi bir açıklama getirilememiş olup, yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle 27/05/2022 tarih ve 31848 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarım ve Orman Bakanlığı Merkez Av Komisyonu'nun 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı, 2022-2023 Av Dönemi kararının, 2022-2023 Av Yılı Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının ve 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi kararının iptali yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...ile teknik personelin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı Dernek tarafından, ülkenin doğal yaşamı, yaban hayatı ve biyoçeşitliliğine zarar vereceğinden bahisle 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının, 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının ve 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Dava konusu düzenlemelerin hukuka uygunluk incelemesi, davacı iddiaları ile sınırlı olarak yapılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN :
Davalı idare tarafından, davacının görülmekte olan davayı açmakta güncel, kişisel, meşru ve ciddi bir menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, davacı Derneğin, hayvanların her türlü haklarını kullanabilmeleri ve hayvanların birer birey olduğu bilincinin toplumda oluşması için faaliyetlerde bulunmak, türcülük ve insanmerkezciliğin varlığı ve meşruiyetini ortadan kaldırmak, hayvan tür ve ırkları arasında hiçbir ayrım yapmadan yaşam haklarını güvence altına almak amacıyla kurulduğu ve bu amacı gerçekleştirmek üzere hak ihlalerinin önlenmesi için her türlü yasal mücadeleyi vermek faaliyetinde bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerin iptalini istemekte subjektif dava ehliyetinin bulunduğu ve davalı idarenin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin usuli itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca davalı idare, dava konusu işlemlere karşı tek dilekçeyle dava açılamayacağını ileri sürmüştür. Her ne kadar dava konusu 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararı ve 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı tarihi itibarıyla dava konusu Yaban Hayvanları Listeleri henüz yürürlüğe girmemiş, dolayısıyla anılan dava konusu düzenlemeler 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekinde yer alan Listelere dayanılarak yapılmış ise de, dava konusu Yaban Hayvanları Listelerinin bilahare yürürlüğe girmesi üzerine hem Merkez Av Komisyonu kararının hem de Uygulama Talimatı ile Ek Kararın hukuka uygunluk incelemesinin dava konusu Listelerin de dikkate alınarak yapılması gerektiği, dolayısıyla dava konusu düzenlemelerin aralarında hukuki yönden bağlılık bulunduğu anlaşıldığından, davalı idarenin bu usuli itirazı da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN :
İlgili Mevzuat :
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Tarım ve Orman Bakanlığının teşkilat ve görevlerinin düzenlendiği Onbeşinci Bölümünde yer alan "Görev" başlıklı 410. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik ile av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesini sağlamak; (g) bendinde ise, kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak, Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri arasında; dava tarihinde yürürlükte bulunan "Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü" başlıklı 420. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, yaban hayatı ve kara av kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, kara avcılığının düzenlenmesi, av kaynaklarının işletilmesi ve kontrolü ile ilgili her türlü etüt, envanter, planlama, projelendirme, uygulama ve izlemeye ilişkin iş ve işlemleri yapmak veya yaptırmak, bu hizmetlerle ilgili tesisleri kurmak veya kurdurmak; (ç) bendinde, kara avcılığını düzenleyen mevzuat ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek; (d) bendinde, uluslararası koruma sözleşmeleri ile belirlenen yörelerdeki koruma ve kullanma esaslarını belirlemek; (e) bendinde, uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınan bitki ve hayvan türleri ile alanların korunması konusunda tedbirler almak, ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak; (f) bendinde, hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek veya denetlenmesini sağlamak; (g) bendinde, görev alanıyla ilgili olarak bitki ve hayvan türü genetik kaynaklarının muhafazası ve iyileştirilmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
28/12/2024 tarih ve 32766 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 175 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesiyle, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 420. maddesi yürürlükten kaldırılmış; 4. maddesiyle, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne eklenen "Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü" başlıklı Elliyedinci Bölüm ile de kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı ve merkezi Ankara’da bulunan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 792/Z maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ile verilen görevleri yürütmek Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.
Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar." kuralına yer verilmiş;
"Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının;
1. bendinde, "Bakanlık"ın, Çevre ve Orman Bakanlığını,
3.bendinde, "Genel Müdürlük"ün, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünü,
4.bendinde, "Av hayvanı"nın, bu Kanun kapsamında avlanan, korunan ve Bakanlıkça belirlenen listede yer alan hayvanları,
5. bendinde, "Yaban hayvanı"nın, sadece suda yaşayan memeliler dışında kalan ve Bakanlıkça belirlenen bütün memelileri, kuşları ve sürüngenleri;
6. bendinde, "Avlak"ın, av ve yaban hayvanlarının doğal olarak yaşadıkları veya sonradan salındıkları sahaları;
7.bendinde, "Özel avlak"ın, bir bütün teşkil eden özel mülkiyetteki tapulu arazilerden, Bakanlığın avlaklar için tespit ettiği ve tanımladığı şartlara uygun olan avlakları,
8.bendinde, "Devlet avlağı"nın, Devlet ormanları, toprak muhafaza ve ağaçlandırma sahaları ve benzeri yerlerle Devlet tarım işletmeleri, baraj gölleri ve emniyet sahalarında, ilgili kuruluşun muvafakatı alınarak Bakanlıkça avlak olarak ayrılan yerleri;
9. bendinde, "Genel avlak"ın, özel ve Devlet avlakları dışında kalan bütün av sahaları ile göl, lagün, bataklık ve sazlık gibi sahaları;
10.bendinde, "Örnek avlak"ın, Devlet avlakları ve genel avlaklar içinde Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre ayrılan ve işletilen veya işlettirilen avlakları;
11. bendinde, "Yaban hayatı koruma sahası"nın, yaban hayatı değerlerine sahip, korunması gerekli yaşam ortamlarının bitki ve hayvan türleri ile birlikte mutlak olarak korunduğu ve devamlılığının sağlandığı sahaları;
12. bendinde, "Yaban hayatı geliştirme sahası"nın, av ve yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu, geliştirildiği, av hayvanlarının yerleştirildiği, yaşama ortamını iyileştirici tedbirlerin alındığı ve gerektiğinde özel avlanma plânı çerçevesinde avlanmanın yapılabildiği sahaları,
16. bendinde, "Av ve yaban hayatı yönetimi"nin, av ve yaban hayatının sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefinden hareketle; av ve yaban hayvanları ile yaşama alanlarında gerekli araştırma, etüd ve envanter çalışmalarının yapılması, koruma ve geliştirme faaliyetlerinin belirlenmesi, faydalanmanın düzenlenmesi de dahil; yönetim plânlarının yapılması, uygulanması, denetlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesini;
17. bendinde, "Avlanma plânı"nın, envanteri yapılan, sınırları belli bir avlak alanında avlanmasına izin verilen yaban hayvanlarının tür, cinsiyet ve yaş itibariyle kaç adet ve hangi usul ve kurallara uyularak ne kadar süre içerisinde avlanacağını düzenleyen ve yaşama ortamının geliştirilerek sürdürülmesi için gerekli önlemleri öngören ve Genel Müdürlükçe onaylanmış plânı;
23. bendinde, "Av yılı"nın, 1 Nisan'dan başlayarak takip eden yılın 31 Mart sonuna kadar olan süreyi;
24.bendinde, "Av sezonu"nun, Merkez Av Komisyonunca tespit edilen ve avlanmasına izin verilen ilk grup av hayvanlarının avının açıldığı tarih ile son grup av hayvanlarının avının kapandığı tarih arasındaki süreyi;
26. bendinde, "Avlanma"nın, bu Kanun kapsamında avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, izin verilen yerlerde, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle canlı veya ölü ele geçirmeye çalışmayı veya ele geçirmeyi ifade edeceği;
"Av komisyonları" başlıklı 3. maddesinde,
"Merkezde, Bakanın veya Bakan Yardımcısının başkanlığında; Genel Müdürlükten üç, Bakanlığın diğer birimlerinden bir bitki uzmanı ve bir veteriner olmak üzere iki, Jandarma Genel Komutanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünden birer, yükseköğretim kurumlarının orman fakültelerinden bir, biyoloji bölümlerinden bir olmak üzere iki bilim insanı, doğa koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını temsilen dört, dokuz coğrafi bölge esas alınarak belirlenecek avcı kuruluşlarından dokuz, özel avlak veya örnek avlak temsilcisi bir olmak üzere toplam yirmibeş üyeden teşekkül eden Merkez Av Komisyonu kurulur. Merkez Av Komisyonunda görev alacak sivil toplum kuruluşları, Bakanlığa başvuran sivil toplum kuruluşları arasından, son beş yıl içerisinde yaptığı Türkiye’deki doğa korumanın araştırılması, izlenmesi ve korunması çalışmaları ile kuruluşu adına Komisyon toplantılarına katılmak üzere önerdiği kişinin doğa koruma konusundaki birikim ve tecrübesi değerlendirilerek Bakanlıkça oluşturulan beş kişilik değerlendirme komisyonu tarafından seçilir. Komisyonda görev alacak bilim insanları, Bakanlığa başvuran bilim insanları arasından değerlendirme komisyonu tarafından seçilir.
İllerde ise valinin veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında; Bakanlıktan iki, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile millî eğitim müdürlüğü, gençlik ve spor il müdürlüğü, jandarma teşkilâtı ve gönüllü kuruluşları temsilen birer, mahalli avcı kuruluşlarından üç üye olmak üzere toplam onbir üyeden teşekkül eden il av komisyonu kurulur.
Gerekli hâllerde valilik, il av komisyonundaki yapıya benzer ilçe av komisyonu kurabilir.
İlçe av komisyonu kararları il av komisyonunda, il av komisyonu kararları da Merkez Av Komisyonunda değerlendirilir. Merkez Av Komisyonu bu Kanunda Bakanlığa verilen yetkiler dışında av ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi için gerekli kararları alır. Merkez Av Komisyonu kararı kesindir.
Merkez Av Komisyonu ile il ve ilçe av komisyonlarının görev, yetki ve sorumlulukları, üyelerinin seçimi, çalışma usulleri, coğrafik bölgelerin belirlenmesi, karar alınması, kararların yayın ve yayım esasları Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Merkez Av Komisyonunda alınan kararların uygulanması, av ve yaban hayvanlarının korunması, üretimi ve bakımı ile avcı kuruluşlarının kurulmasının ve çalışmasının teşviki, üyelerinin eğitimi Bakanlıkça yürütülür." hükmüne;
"Av ve yaban hayvanlarının korunması ve koruma alanları" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında,
"Yaban hayvanı türleri içinde yer alan ve Bakanlıkça belirlenen av hayvanlarından, korunması gerekenler Merkez Av Komisyonunca, av hayvanlarının dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türler gerektiğinde ilgili kuruluşların uygun görüşleri alınarak Bakanlıkça koruma altına alınır. Bu karar Resmî Gazetede yayımlanır. Koruma altına alınan yaban hayvanları avlanamaz. Yaban hayvanları üreme, tüy değiştirme ve göç dönemlerinde rahatsız edilemez, yavru ve yumurtaları toplanamaz, yuvaları dağıtılamaz ve memeliler kış uykusunda rahatsız edilemez. Lüzumu halinde bu yaban hayvanlarının kendilerinden, yavru ve yumurtalarından, korundukları süre içinde faydalanma ve zararlı olanları ile mücadele ve men edilen avlanma usulleri ile geçici olarak avlanma esasları Bakanlıkça tespit edilir. " hükmüne;
"Av sezonu" başlıklı 5. maddesinde,
"Sürüngen, kuş ve memeli av hayvanlarının sınıf ve türlerine göre eş tutma, üreme, yavru büyütme, erginleşme gibi yaşam evrelerini dikkate alarak avlanma sürelerinin başlama ve bitiş tarihleri ile populasyon durumuna göre avlanma günleri ve av miktarlarını tespit etmeye, Devlet avlakları ve genel avlaklarda bazı türlerin avını ve bazı avlaklarda avlanmayı belli bir süre yasaklamaya; il av komisyonlarının görüş ve önerileri doğrultusunda Merkez Av Komisyonu, özel avlaklar ile örnek avlaklarda ise Bakanlık yetkilidir. Nesli tehlike altında olan, nadir, hassas ve benzeri statülerde yer alan türler ile endemik ve göçmen türlerin korunması amacıyla gerekli koruma tedbirlerini almaya, bu türler için bu Kanunda adı geçen koruma alanlarını oluşturmaya ve bu alanları ekolojik ihtiyaçlarına göre yönetmeye, doğal türlerin azalması veya nesillerinin tehlike altına girmesi durumunda yeniden yerleştirme çalışmalarının ekolojik prensiplere göre yapılmasını sağlamaya, av yasağına ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye, avcılığın denetlenmesi ve izlenmesi çalışmalarını yapmaya ve uygulamada gerekli tedbirleri almaya Bakanlık yetkilidir.
Merkez Av Komisyonunca tespit edilen av miktarları ve avlanma süreleri dışında avlanılamaz.
Av ve yaban hayatının korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetiminde; kamuoyu desteğinin sağlanması için toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ile avcıların ve toplumun eğitilmesi amacıyla; Türkiye sınırları içinde yayın yapan ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonlar; av sezonunun başlamasından onbeş gün önce ve sona ermesinden itibaren de onbeş gün süreyle eğitici, uyarıcı ve tanıtıcı yayın yapmak zorundadırlar. Bu yayın ve tanıtım faaliyetleri her kuruluşun ana haber bültenlerinden sonraki kuşakta ve ücretsiz olarak yayınlanır. Bu programların süresi yılda toplam üç saatten az olamaz. Bu hizmetlerin yürütülmesinde kurum ve kuruluşlar Bakanlık ile işbirliği yaparlar." kuralına;
"Yönetmelik" başlıklı 32. maddesinde,
"Bu Kanunun uygulaması ile ilgili esas ve usuller, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınmak sureti ile bir yıl içinde Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.
09/01/1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 20/02/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, "Akit taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır." kuralına; 6. maddesinde, "Her Akit Taraf II no'lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. Bu türler için özellikle aşağıdaki hususlar yasaklanacaktır: a) Her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma, kasıtlı öldürme şekilleri (...)" kuralına; 7. maddesinde, "(1) Her Akit Taraf, III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (2) III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları gözönünde bulundurularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır. (3) Alınacak önlemler, a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları, (...) kapsayacaktır." kuralına yer verilmiş; Sözleşme'nin "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II no'lu ek listede laniidae (örümcekkuşugiller) türü; "Korunan fauna türleri" başlıklı III no'lu ek listede de, ek Liste II'de belirtilmeyen bütün kuş türleri (büyük karabaşlı martı, karamartı, gümüşsel martı, tahtalı güvercin, serçe, sığırcık, kestane kargısı, saksağan, küçük karga, ekin kargası ve leş kargası hariç) sayılmıştır.
4915 sayılı Kanun'un 3. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 09/04/2021 tarih ve 31449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Merkez Av Komisyonu, İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin;
"Merkez Av Komisyonunun toplanması, karar alması ve çalışma şekli" başlıklı 20. maddesinde, " ...
(3) Merkez Av Komisyonu yılda en az bir kez ve en geç Mayıs ayı sonuna kadar komisyon üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Komisyon toplantısında kararlar toplantıya katılan üye sayısının salt çoğunluğu ile alınır. Oylamada eşitlik halinde başkanın oyu iki oy sayılır. ....
(6) Merkez Av Komisyonu il av komisyonu kararlarını bilimsel raporlar ve çalışmalar ile taraf olunan uluslararası sözleşmeler çerçevesinde değerlendirir. Komisyon, gerekçe göstererek il av komisyonu görüşünden farklı karar alabilir. ...
(8) Merkez Av Komisyonu Kanunla Bakanlığa verilen yetkiler haricinde ve 21, 22, 23, 24, 25 ve 26 ncı maddelerde belirtilen görev ve yetkilerinin dışında, avcılığın düzenlenmesi ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi yönünde gerekli gördüğü kararları alabilir. Merkez Av Komisyonunun aldığı kararlar kesindir.
(9) Merkez Av Komisyonu bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde her yıl yeniden oluşturulur ve aldığı kararlar bir sonraki Merkez Av Komisyonu Kararının Resmî Gazete’de yayımına kadar geçerlidir....." kuralına;
"Korunacak av hayvanlarının belirlenmesi" başlıklı 21. maddesinde,
"(1) İl ve ilçe av komisyonları Bakanlıkça tespit edilen ve ilan edilen av hayvanları türleri listesinde bulunan av hayvanlarından; il veya ilçe mülki sınırları içindeki devlet avlağı ve genel avlaklarda popülasyonlarındaki birey sayıları azalan ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan av hayvanı türlerini, Merkez Av Komisyonu Kararının geçerli olduğu süreler de korunmasını veya bunların avlanmasının yasaklanması için bir üst komisyona teklifte bulunabilir.
(2) İl ve ilçe av komisyonlarınca korunması amacı ile teklifte bulunulan av hayvanları, Merkez Av Komisyonunca değerlendirilerek uygun görüldüğünde kararın geçerli olduğu o av yılı için koruma altına alınır.
(3) Merkez Av Komisyonu, korunacak av hayvanı türlerinin avını, sayılarının ve popülasyonlarındaki birey sayılarının azaldığı avlakları göz önünde bulundurarak bölgesel olarak da yasaklayabilir." kuralına;
"Avlanmasına izin verilecek av hayvanlarının avlanma süreleri, zamanı ve günlerinin tespiti" başlıklı 22. maddesinde,
"(1) İl ve ilçe av komisyonları Bakanlıkça tespit ve ilan edilen av hayvanları türleri listesinde bulunan sürüngen, kuş ve memeli av hayvanlarının sınıf ve türlerine göre eş tutma, üreme, yavru büyütme, erginleşme gibi yaşam evreleri ve popülasyon durumları göz önünde bulundurularak avlanmasına izin verilecek av hayvanlarını ve avlanma sürelerinin başlama ve bitiş tarihleri ile avlanma günlerini ve zamanını tespit ederek bir üst komisyona teklifte bulunur.
(2) Avlanma sürelerinin başlama ve bitiş tarihleri ile avlanma günlerinin ve zamanının tespitinde il veya ilçelerde veya üniversitelerde yapılmış ve Genel Müdürlüğe intikal ettirilmiş varsa bilimsel veriler ve araştırmalar da göz önünde bulundurulur.
(3) Merkez Av Komisyonu il av komisyonlarının tekliflerini de dikkate alarak Bakanlıkça tespit edilen ve ilan edilen av hayvanları türleri listesinde bulunan sürüngen, kuş ve memeli av hayvanlarının sınıf ve türlerine göre eş tutma, üreme, yavru büyütme, erginleşme gibi yaşam evreleri ve popülasyon durumları göz önünde bulundurularak avlanmasına izin verilecek av hayvanlarını ve avlanma sürelerinin başlama ve bitiş tarihleri ile avlanma günlerini ve zamanını, tespit eder.
(4) Merkez Av Komisyonu avlanmasına izin verilecek av hayvanları ve avlanma sürelerini bölgesel olarak belirleyebilir." kuralına;
"Avlanma miktarlarının tespiti" başlıklı 23. maddesinde,
"(1) İl ve ilçe av komisyonları, avlanma sürelerini tespit ettiği av hayvanlarının popülasyon durumuna göre bir av günü için avcı başına avlanma miktarlarını ve bir günden fazla süren avlanmalarda nakil vasıtalarında bulunan avcı başına taşınabilecek avlanma miktarlarını tespit edip bir üst komisyona teklif eder.
(2) Merkez Av Komisyonu il av komisyonu kararlarını da göz önünde bulundurarak avlanma sürelerini tespit ettiği av hayvanlarının popülasyon durumuna göre bir av günü için avcı başına avlanma miktarlarını ve bir günden fazla süren avlanmalarda nakil vasıtalarında bulunan avcı başına taşınabilecek avlanma miktarlarını tespit eder.
(3) Merkez Av Komisyonu avlanmasına izin verilecek av hayvanlarının avlanma miktarlarını bölgesel olarak belirleyebilir." kuralına;
Yasaklanan avlakların tespiti" başlıklı 25. maddesinde,
"(1) İl ve ilçe av komisyonları mülki sınırları dahilinde bulunan devlet avlakları ve genel avlaklarda orman yangını, olumsuz hava koşulları, aşırı avlanma gibi nedenlerle av hayvanlarının popülasyonlarının azalması ve nesillerinin tehlike altına düşmesinin söz konusu olduğu hallerde belli edeceği devlet ve genel avlaklarında avlanmanın bir av yılı yasaklanmasını bir üst komisyona teklif eder.
(2) Merkez Av Komisyonu; yasaklanması istenen devlet ve genel avlaklarla ilgili teklifleri gerekçeleriyle birlikte değerlendirerek bir av yılı ava açabilir veya kapatabilir.
(3) Merkez Av Komisyonu; av ve yaban hayvanlarının sürdürülebilirliği için gerekli görmesi durumunda, il av komisyonunun teklifi doğrultusunda yaban hayvanı popülasyonlarının olumsuz hava koşulları ve aşırı avlanma nedeni ile azaldığı devlet ve genel avlaklarında gerekçelerini belirterek üst üste iki av yılı ve orman yangını nedeni ile yaban hayvanı popülasyonunun azaldığı devlet ve genel avlaklarında ise doğal yaşam dengesinin yeniden kurulduğu bilimsel olarak tespit edilinceye kadar yasaklayabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 5199 sayılı Hayvan Hakları Kanunu’nun “Saklı hükümler” başlıklı 31. madesinde, “4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ile, av ve yaban hayvanlarını belirleme, av hayvanı dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türleri koruma altına alma, yaban hayvanlarının geçici olarak avlanma esaslarını tespit etme, bazı av hayvanı türlerinin özel ve örnek avlaklarda avlanmasını yasaklama, nesli tehlike altında olan, nadir, hassas ve benzeri statülerde yer alan türler ile endemik ve göçmen türlerin korunması amacıyla gerekli koruma tedbirlerini alma, bu türler için koruma alanlarını oluşturma ve bu alanları ekolojik ihtiyaçlarına göre yönetme, doğal türlerin azalması veya nesillerinin tehlike altına girmesi durumunda yeniden yerleştirme çalışmalarının ekolojik prensiplere göre yapılmasını sağlama, av yasağına ilişkin esas ve usulleri tespit etme, avcılığın denetlenmesi ve izlenmesi çalışmalarını yapma ve uygulamada gerekli tedbirleri alma, av ve yaban hayatını yönetme konusunda davalı Bakanlık; koruma altına alınacak av hayvanlarını belirleme, koruma altına alınmayan av hayvanlarının avlanma günleri ile av miktarlarını tespit etme, Devlet ve genel avlaklarda bazı av hayvanı türlerinin avını ve bu avlaklardan bazılarında avlanmalarını yasaklama, avlanma araç ve gereçleri ile usullerini belirleme, bu Kanun'da Bakanlığa verilen yetkiler dışında av ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi için gerekli kesin kararları alma konusunda Merkez Av Komisyonu görevli ve yetkili kılınmıştır.
1- 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının incelenmesi:
Yukarıda aktarılan Kanun hükmü ile açıklamalar çerçevesinde; 2022-2023 Av Döneminde ülke çapında ve il bazında koruma altına alınan av hayvanlarına, avlanmasına izin verilen av hayvanlarına ve bunların avlanma süreleri, avlanma bölgeleri, avlanma günleri ile avlanma limitlerine, avın yasaklandığı devlet ve genel avlaklara ilişkin düzenlemeler içeren dava konusu Merkez Av Komisyonu Kararında yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı açıktır.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 3. maddesinde, Merkez Av Komisyonu'nun 25 üyeden oluştuğu; Merkez Av Komisyonu, İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmeliği'nin 20. maddesinde, Merkez Av Komisyonunun en geç Mayıs ayı sonuna kadar komisyon üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanarak toplantıya katılan üye sayısının yine salt çoğunluğuyla karar alacakları, alınan kararların Resmi Gazete'de yayımlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Merkez Av Komisyonunun, 2022-2023 Av Dönemi esas ve usullerini görüşmek üzere, Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı başkanlığında, Kanun'da sayılan üyelerin tamamının katılımıyla toplandığı, kararın 3. maddesinde yer alan üveyik ibaresi yönünden oy çokluğuyla, diğer kısımları yönünden oy birliğiyle karar aldığı, illerden gelen il av komisyonu kararları ve sunulan belgeler dikkate alınarak toplantının 17/05/2022 tarihinde yapıldığı, kararın 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşılmakla, dava konusu düzenlemede şekil yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
a- 2. maddesinin 5. fıkrasında geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşunu..." ibaresi, 4. maddesinde yer alan Tablo-4'te geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşu..." ibaresi ile karara ekli "Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Av Hayvanlarından Merkez Av Komisyonunca Koruma Altına Alınanlar" başlıklı Ek-I sayılı ekinin Kuşlar kısmının 56. sırasının "Bern" başlıklı sütununda yer alan "geleneksel atmaca avı hariç" ibaresi dışında kalan kısımlarının incelenmesi :
Davacı tarafından, Merkez Av Komisyonu kararında avlak olarak kabul edilen alanlara ormanlık sahaların da girdiği, plansız ve denetimsiz avcılık faaliyetleri sonucunda ormanlık sahaların zarar gördüğü, orman ekosistemlerinin ve biyoçeşitliliğin tahrip edildiği, sulak alanların da avcılık faaliyetlerine açılması suretiyle bu alanların avcılık yoluyla tahrip edilmesine yol açıldığı, dava konusu işlemlerle, av limitleri, ava açık/kapalı alanlar, avlanma sürelerinin herhangi bir bilimsel çalışmaya dayalı olmaksızın belirlendiği, avlanma süreleri bakımından, dava konusu Merkez Av Komisyonu kararında tüm bölgeler için aynı tarihlerin yazıldığı ileri sürülmektedir.
Öncelikle, davacının, dava konusu kararın 1. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde sulak alanların avcılık faaliyetlerine açılmasının hukuka aykırı bulunduğuna yönelik iddiası ele alınmıştır.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının dokuz numaralı bendinde, "Genel avlak: Özel ve devlet avlakları dışında kalan bütün av sahaları ile göl, lagün, bataklık ve sazlık gibi sahaları ifade eder." hükmü yer almaktadır. Yine Merkez Av Komisyonu, İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinde de "genel avlak" tanımı aynı şekilde yapılmıştır.
Dava konusu Merkez Av Komisyonu kararının 1. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde de "genel avlak" tanımına kanuni tanımın tekrarı olacak şekilde yer verilmiştir.
Buna göre, dava konusu düzenlemenin, üst normu niteliğinde olan Kanun ve Yönetmelik hükümlerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Öte yandan, 28/12/1993 tarihli ve 3958 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan, 15/03/1994 tarihli ve 94/5434 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla da katılma kararı verilen "Özellikle Su Kuşları Yaşam Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi)" uyarınca ülkemiz sınırları içerisindeki "Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar Alanları)" tespit ve anılan Sözleşme kapsamında tescil edilmiş olup, bahse konu alanların korunmasını geliştirme konusunda ülkemizin uluslararası yükümlülüğü bulunduğu, ayrıca Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüğe (sağlıklı ve düzenli çevrede yaşama hakkına) ilişkin bu Sözleşme ile 4915 sayılı Kanun'un çatışması halinde Ramsar Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Bununla birlikte, anılan Sözleşme hükümlerini de dikkate alarak, sınırları içerisindeki Ramsar Alanlarının koruma rejimlerini ve yönetim planlarını belirleme, koruma bölgelerini kademelendirme hususunda her ülkenin münhasır egemenlik hakkına dayalı takdir yetkisinin bulunduğu da açıktır. Nitekim bu husus, Ramsar Sözleşmesinin 2. maddesinin 3. ve 5. fıkralarında vurgulanmıştır.
Bu çerçevede, Ramsar Sözleşmesi ile Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği (m.20 vd.) ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun (m.14) hükümleri birlikte incelendiğinde; ülkemiz sınırları dahilinde yer alan Ramsar Alanlarının, bahse konu Kanun ve Yönetmelik kapsamına giren kısımlarının, anılan ulusal mevzuat uyarınca korunduğu, buna göre örneğin, mutlak koruma bölgeleri ile hassas koruma bölgeleri kapsamına giren kısımlarında avlanmaya izin verilmediği, 2873 sayılı Kanun kapsamına giren kısımlarında da tabii dengeyi bozacak her türlü avlanmanın yasaklandığı, bu haliyle Ramsar Sözleşmesinden kaynaklanan uluslararası yükümlülüğün yerine getirildiği ve ulusal mevzuatta avlanma imkânı tanınan sulak alanların dava konusu tanıma dahil edilmesinin bu yönüyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu kararın 2. maddesinde, avlanmasına izin verilen av hayvanlarından kuşlar ve memeliler ile bunların avlanma süreleri ve avlanma bölgeleri belirlenmiş; 6. maddesinde de, Bakanlıkça belirlenen av hayvanlarından Komisyon tarafından avına izin verilen av hayvanlarının Ek-2'de yer aldığı belirtilmiştir.
Dairemizin 18/11/2025 tarihli ara kararıyla;
- Dava konusu Merkez Av Komisyonu (MAK) kararının 2. maddesinde yer alan Tablo-1'in 3. Grup Kuşlar kısmında "sakarmeke", 4. Grup Kuşlar kısmında "karabatak" kuşlarının yer aldığı, yine kararın 6. maddesinin atfıyla "MAK Tarafından Avına Belli Sürelerde İzin Verilen Av Hayvanları" başlıklı Ek-2 sayılı ekinin Kuşlar kısmının 16. sırasında sakarmeke (fulica atra), 29. sırasında karabatak (phalacrocorax carbo) kuşlarına yer verildiği, böylelikle anılan türlerin avına izin verildiği, ancak bu türlerin Bern Sözleşmesinin Ek-II "Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri Listesi"nde yer aldığı ve kasten yakalanmasının, alıkonulmasının ve öldürülmesinin mutlak surette yasak olduğu anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerle avlarına izin verilmesinin sebebi davalı idareden sorulmuş; ayrıca anılan türlerin Bern Sözleşmesindeki isimlerinin farklı olduğu (Sakarmeke kuşunun adı "fulica cristata", karabatak kuşunun adı "phalocrocorax pygmaeus" olarak geçmektedir.) görüldüğünden bu hususun açıklanması davalı idareden istenilmiş; davalı idarece ara kararı cevabında, dava konusu düzenlemelerde sakarmeke türü olarak sadece fulica atranın (sakarmeke) yer aldığı, Bern Sözleşmesi’nin Ek II listesinde kesin koruma altına alınan türün ise fulica cristata (tepeli meke) olduğu, bu türün Türkiye’de doğal olarak bulunmadığı; Yaban Hayvanları Listesinde üç farklı karabatak türünün yer aldığı, bunların phalacrocorax carbo (büyük karabatak), phalacrocorax aristotelis (tepeli karabatak), microcarbo pygmeus (küçük karabatak) olduğu, Merkez Av Komisyonu kararıyla avına izin verilebileceği belirtilen türün yalnızca phalacrocorax carbo (büyük karabatak) olduğu, bu türün Bern Sözleşmesi’nin Ek II listesinde yer almadığı, Bern Sözleşmesi Ek II’de kesin koruma altına alınan türün ise microcarbo pygmeus (küçük karabatak) olduğu, bu türün eski sınıflandırma adının phalacrocorax pygmeus olduğu, dolayısıyla 2022-2023 dönemi Merkez Av Komisyonu kararıyla avına izin verilen phalacrocorax carbo (büyük karabatak) ile Bern Ek II’de korunan phalocrocorax pygmaeus/microcarbo pygmeusun (küçük karabatak) biyolojik olarak farklı türler olduğu hususları belirtilmiştir.
- Bern Sözleşmesinin Ek-III "Korunan Fauna Türleri Listesi" kapsamında yer alan bazı kuşların avlanmasına dava konusu düzenlemelerle izin verildiği görüldüğünden, davalı idareden bu durumun sebebinin, Bern Sözleşmesinin 9. maddesi kapsamında bu türlerin avının popülasyonun devamlılığına zarar verip vermeyeceği yönünde bir çalışma yapılıp yapılmadığının ve anılan Sözleşme kapsamında bu türlerin avlanılmasına istisnai uygulama olarak izin verildiğine dair Daimi Komiteye rapor gönderilip gönderilmediğinin açıklanması istenilmiş; davalı idare tarafından verilen ara kararı cevabında, avcılığın düzenlenmesi, av ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi hususlarında merkez av komisyonunun karar aldığı, dava konusu Merkez Av Komisyonu kararında, 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Orman ve Su İşleri Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları, Av Hayvanları ve Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları Listesi Kararı’nın esas alınarak avına izin verilen türlerin belirlendiği, 2015 listesinin de Bakanlık bünyesinde oluşturulan Bilimsel Kurul tarafından türlerin popülasyon durumları, biyolojik döngüleri, habitat özellikleri ve uluslararası koruma statüleri dikkate alınarak hazırlandığı, bu bilimsel liste temel alınarak yalnızca popülasyonu sağlıklı ve yaygın olan türlere av izni verildiği, nesli tehlike altında olan veya uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan türlerin av kapsamına alınmadığı, avına izin verilen türlerin hiçbirinin IUCN Kırmızı Liste’de 'CR' (kritik tehlike) veya 'EN' (tehlike altında) kategorilerinde olmadığı, Bern Sözleşmesi Ek-II’de (kesin koruma altındaki türler listesinde) de yer almadığı, riskli türlerde de (örneğin Elmabaş Patka ve Üveyik, IUCN’de “VU-hassas” kategorisinde) av kotasının ciddi şekilde düşürüldüğü, uluslararası endişelerin dikkate alındığı, dava konusu düzenlemelerin Kış Ortası Su Kuşu Sayımları (KOSKS) gibi düzenli bilimsel envanterlerle desteklendiği, popülasyon izleme verilerinin, türlerin av baskısını tolere edebilecek durumda olup olmadığını ortaya koyduğu, bu veriler doğrultusunda yalnızca sürdürülebilir avlanmaya uygun türlerin seçildiği, sonuç olarak da nesli tehlike altında olmayan, popülasyonu sağlıklı ve yaygın olan türler arasından 35 tür (5 memeli, 30 kuş) için av izni verildiği; 2022-2023 av döneminde 2015 tarihli Yaban Hayvanları Listesindeki 113 türden 35’inin avına izin verildiği, avına izin verilen türlerin Bern Sözleşmesinin Ek-III kapsamında yer aldığı, Bern Sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca, Ek–III kapsamında yer alan fauna türlerinin, taraf devletlerce belirlenen usul, süre, dönem ve miktar sınırlamaları dâhilinde avlanmasına izin verilebildiği, bu kapsamda gerçekleştirilen avlanma faaliyetlerinin Sözleşme bakımından ‘düzenli ve yasal avlanma’ niteliği taşıdığı, bu çerçevede düzenli ve yasal avlanma olarak yürütülen uygulamaların da, Sözleşme’nin 9. maddesi kapsamında raporlama yükümlülüğüne tabi olmadığı, düzenli avlanma çerçevesinin dışına çıkıldığında istisna niteliğini taşıdığı ve Daimi Komiteye rapor sunulmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla, dava konusu düzenlemelerle Sözleşmenin Ek III listesinde yer alan kuş türleri için getirilen süre, limit ve kota uygulamalarının Sözleşme ile uyumlu olduğu, avına izin verilen türler bakımından yürütülen avlanma faaliyetleri düzenli avlanma rejimi kapsamında olduğundan, Bern Sözleşmesi’nin 9. maddesi uyarınca Daimi Komite’ye raporlama yükümlülüğünün bulunmadığı hususları belirtilmiştir.
- Yine davalı idareden; avlanma dönemlerinin, av hayvanı grupları ile avlanma bölgeleri değişkenlerinden bağımsız olarak yaklaşık aynı tarihlerde başlayıp bittiği dikkate alındığında, bu sürelerin belirlenmesinde hayvanların eş tutma, üreme, yavru büyütme, erginleşme gibi yaşam evreleri ile popülasyon durumlarının ve avlanma bölgelerinin niteliklerinin dikkate alınıp alınmadığı ile bu konularda bilimsel araştırmalar yapılıp yapılmadığı sorulmuş; davalı idarece verilen ara kararı cevabında, avlanma bölgelerine ve av hayvanı gruplarına göre avlanma süreleri ile avlanmanın başlangıç ve bitiş tarihlerinin, her bir türün Türkiye'deki biyolojik evreleri olan eş tutma, üreme, yavru büyütme ve erginleşme süreçleri gözetilerek belirlendiği, il av komisyonlarının sahaya dayalı kararları ve bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirilip türlerin biyolojik evreleri gözetilerek ekolojik dengeyi koruyacak biçimde karar altına alındığı, her ne kadar bazı türlerin üreme ve biyolojik gelişim süreçleri Türkiye genelinde benzerlik gösterse de av planlamasının bölgesel olarak yürütülmesinin, iklim, habitat yapısı, ulaşım imkanları ve avcı yoğunluğu gibi sahaya özgü faktörlerin dikkate alınmasına olanak sağladığı, bu nedenle, bölge ayrımının av yönetiminde temel bir planlama aracı olarak kullanıldığı, ancak biyolojik evreleri Türkiye genelinde benzerlik gösteren bazı türlerde, avın bazı bölgelerde erken başlaması halinde, bu bölgelerde avcı baskısının yoğunlaşabileceği ve bu baskının da ilgili tür üzerinde yerel popülasyon düzeyinde tehdit oluşturabileceği yönünde ekolojik riskler ortaya çıkabileceği, bu riski önlemek amacıyla, ilgili türler için tüm bölgelerde eş zamanlı av başlangıç tarihlerinin teklif edildiği, böylece hem türlerin korunması hem de uygulamada yönetimsel bütünlüğün sağlanmasının amaçlandığı hususları belirtilmiştir.
Dava konusu karar ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Bakanlık tarafından belirlenen av hayvanlarından 2022-2023 Av Döneminde, korunması gereken av hayvanlarını belirlemeye, avına izin verilen av hayvanlarının sınıf ve türlerine göre yaşam evrelerini dikkate alarak avlanma sürelerini, başlama ve bitiş tarihlerini, yasaklanan avlanma sahalarını, popülasyon durumuna göre avlanma günleri ile av miktarını tespit etmeye Merkez Av Komisyonunun yetkili olduğu; uyuşmazlıkta da il av komisyonu kararları, bilimsel raporlar ve çalışmalar ile taraf olunan uluslararası sözleşmeler çerçevesinde değerlendirmeler yapılarak kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, avcı kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden seçilen üyelerin katılımıyla ve oy birliğiyle (Kararın 3. maddesinde yer alan üveyik ibaresi yönünden oy çokluğuyla) düzenli avlanma rejimine ilişkin olarak ve Bern Sözleşmesinin Ek-II listesinde yer alan kesin koruma altına alınan fauna türleri kapsama alınmaksızın Merkez Av Komisyonu kararlarının alındığı görülmektedir.
Bu durumda, koruma altına alınmayan kuş ve memeli av hayvanlarının neslinin devamını sağlayacak nitelikte avlanmasını teminen, avlanma bölgeleri ve avlanma süreleri ile avlanma günleri gibi avlanma sınırları getirmek suretiyle yapılan 2. ve 6. madde düzenlemeleri ile Ek-2'de (kızıl sırtlı örümcek kuşu hariç) 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun av hayvanlarının doğal yaşam ortamında korunması ve sürdürülmesi amacına ve kamu yararına; aynı zamanda Bern Sözleşmesinin Ek-II listesinde yer alan fulica cristata (tepeli meke) ile microcarbo pygmeus (küçük karabatak) kuşları kapsama alınmadığından ve Sözleşmenin Ek-III listesinde yer alan hayvanların düzenli avlanma rejimi kapsamında Daimi Komite'ye raporlama yükümlülüğü bulunmadığından Bern Sözleşmesine aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararın 3. maddesine yönelik olarak davacının hukuka aykırılık iddiası bulunmamaktadır.
Dava konusu kararın 4. maddesinde, avcı başına bir av günü için avlanılmasına izin verilen türlerin avlanma limitleri belirlenmiştir.
4915 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 4. maddesi uyarınca 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Merkez Av Komisyonu tarihi itibarıyla yürürlükte olan "Orman ve Su İşleri Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları, Av Hayvanları ve Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları Listesi Kararı" ile yaban hayvan sayısının 150 memeli, 481 kuş ve 130 sürüngen olmak üzere toplam 761 tür olarak tespit edildiği, bunlardan 121 memeli, 378 kuş ve 130 sürüngen olmak üzere 629 türün Bakanlıkça koruma altına alındığı, 10 memeli, 103 kuş olmak üzere 113 tür hayvanın ise av hayvanı olarak belirlendiği görülmektedir.
Merkez Av Komisyonu tarafından da, dava konusu karara ekli Ek-I sayılı listeyle, yine 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca Bakanlıkça belirlenen av hayvanları arasından 5 memeli, 73 kuş olmak üzere 78 türün ülke çapında koruma altına alındığı; dava konusu karara ekli Ek-II sayılı listeyle ise, 5 memeli, 30 kuş olmak üzere 35 türün avlanmasına izin verildiği, dava konusu Kararın 4. maddesinde yer alan av hayvanlarından "kızıl sırtlı örümcek kuşu" dışında kalan diğer türlerin Bern Sözleşmesinin "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II nolu Eki Listesinde sayılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Merkez Av Komisyonu'nca dayanak Kanun'dan aldığı yetki doğrultusunda ve uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak avlanmasına izin verilen türlerin belirlendiği, bu türlerin avlanma limitlerinin de Merkez Av Komisyonu, İl ve İlçe Av Komisyonlarının Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi doğrultusunda tespit edildiği görüldüğünden, dava konusu düzenlemede bu yönden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Uluslararası Doğa Koruma Birliği ya da diğer adıyla Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN = International Union for Conservation of Nature and Natural Resources), Statüsünün 1. maddesine göre, İsviçre Medeni Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca, hükümet ve hükümet dışı üyelerden oluşan uluslararası bir dernek olarak 05/10/1948 tarihinde kurulmuş olup; bu Birliğe, 01/01/1993 tarihinde ülkemiz adına Devlet Temsilcisi statüsü ile Tarım ve Orman Bakanlığı üye olmuş, yine ülkemizden bazı sivil toplum kuruluşları da üye olarak katılmıştır. Birlik, temel olarak, türlerin ve alt türlerin küresel düzeydeki durumu hakkında bilimsel temelli bilgi sağlamak, özellikle nesli tehlike altında olan canlı türlerinin tehlike sınıflarını ortaya koymak amacıyla hazırladığı kırmızı listeler aracılığıyla türlerin koruma stratejilerini saptamak gibi faaliyetlerde bulunmaktadır. IUCN Kırmızı Listesinde, üveyik ve elmabaş patkanın "hassas tür (VU)" olarak değerlendirildiği görülmekle beraber, söz konusu listenin tavsiye niteliğinde olduğu, herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığı, ayrıca adı geçen av hayvanlarının Bern Sözleşmesinin II nolu Eki Listesinde sayılan kesin koruma altına alınması gereken türler arasında yer almadığı, Bern Sözleşmesi'nin III nolu Eki Listesinde yer verilen popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde korunan fauna türleri kapsamında kaldığı, buna ilaveten, ülkemizde bu türlerin popülasyon durumlarının takip edildiği ve her yıl yapılan sayımlara göre popülasyon trendinde düşüş olmamasına rağmen avcı başına düşen avlanma limitlerinin önceki yıllara göre düşürüldüğü dikkate alındığında, bu husus da dava konusu düzenlemeyi sakatlayıcı nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu kararın 5. maddesi ile 7. ve devamı maddelerine yönelik olarak davacının hukuka aykırılık iddiası bulunmamaktadır.
b- 2. maddesinin 5. fıkrasında geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşunu..." ibaresi, 4. maddesinde yer alan Tablo-4'te geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşu..." ibaresi ile karara ekli "Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Av Hayvanlarından Merkez Av Komisyonunca Koruma Altına Alınanlar" başlıklı Ek-I sayılı ekinin Kuşlar kısmının 56. sırasının "Bern" başlıklı sütununda yer alan "geleneksel atmaca avı hariç" ibaresinin incelenmesi :
2. maddesinin 5. fıkrasında, atmaca yakalamak amacıyla atmacacılık sertifikasına sahip avcıların, kızıl sırtlı örümcek kuşunu tekrar doğaya canlı bırakmak koşuluyla yakalayabilecekleri belirtilmiş ve bu türün av dönemi ile avlanma günleri belirlenmiştir.
Yine kararın 4. maddesinde yer alan Tablo-4'ün "Kuşlar" bölümünün sonunda, kızıl sırtlı örümcek kuşunun atmaca yakalamak amacıyla atmacacılık sertifikasına sahip avcılar tarafından tekrar doğaya canlı bırakmak koşuluyla yılda toplam 6 adet yakalanabileceği hususu düzenlenmiştir.
Karara ekli "Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Av Hayvanlarından Merkez Av Komisyonunca Koruma Altına Alınanlar" başlıklı Ek-I sayılı ekinin Kuşlar kısmının 56. sırasında kızıl sırtlı örümcek kuşuna, "Bern" başlıklı sütununda da "EK-2 geleneksel atmaca avı hariç" ibaresine yer verilmekle, esasen koruma altında alınan kızıl sırtlı örümcek kuşunun sadece geleneksel atmaca avında kullanılmak amacıyla yakalanabileceği belirtilmiştir.
Taraf olduğumuz "Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi"'nin 6. maddesi uyarınca "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II nolu Ek listesinde belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunması gerektiği, her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma ile kasıtlı öldürme şekillerinin yasaklandığı II nolu Listede ise, laniidae (örümcekkuşugiller) familyasının bütün türlerinin sayıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir uluslararası sözleşme olan ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği kanun niteliğinde bulunan (ve hatta sağlıklı çevrede yaşama hakkı bağlamında 4915 sayılı Kanun ile çatışması halinde üstün norm olarak itibar edilip uygulanması gereken) Bern Sözleşmesi uyarınca, kesin koruma altına alınan, yani bilahare bırakılıp salıverilecek olsa dahi her türlü (doğrudan ya da başka bir av hayvanını yakalamak maksadıyla dolaylı olarak) kasıtlı yakalama, alıkoyma ve öldürme şekilleri yasaklanan "lanius collurio (kızıl sırtlı örümcek kuşu)"nun tekrar doğaya canlı salınması şartıyla atmaca kuşuna yem olarak kullanılması amacıyla avlanmasına izin verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
2- Yaban Hayvanları Listelerinin incelenmesi :
4915 sayılı Kanun'un 4. maddesine istinaden 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekinde yer alan Ek-I Yaban Hayvanları Listesi, Ek-II Av Hayvanları Listesi ve Ek-III Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları Listesi ile üç ayrı liste halinde yaban hayvanları, av hayvanları ve koruma altına alınan yaban hayvanları belirlenmiş iken; 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yaban Hayvanları Listeleri, EK I - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Memeliler, EK II - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Kuşlar ve EK III - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Sürüngenler olmak üzere üç ayrı liste halinde hazırlanmış, dava konusu Listelerde, daha önceki Listelerden farklı olarak hangi yaban hayvanının Bern Sözleşmesi kapsamında olduğunu gösteren bir sütuna yer verilmiş, ayrıca listelere "Açıklama" başlığıyla bir sütun daha eklenmiş ve bu sütunda yer alan rakamların anlam ve içeriklerine listelerin sonundaki "Açıklamalar" başlıklı kısımda yer verilerek hangi yaban hayvanının hangi koşullar altında avlanmasına izin verilebileceği, hangisiyle zirai mücadele veya istilacı yabancı tür olarak mücadele edilebileceği kurala bağlanmış, VIII numaralı açıklamada ise, "I., V. ve VII. Maddede yer alan türler hariç, II., III., IV. ve VI. Maddelerde yer alan istisnalar dışında kalan tüm yaban hayvanları Bakanlıkça koruma altına alınmıştır." denilmek suretiyle yaban hayvanlarından hangilerinin Bakanlıkça koruma altına alındığı belirtilmiştir.
Buna göre, yukarıda aktarılan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, davalı Bakanlığın, yaban hayvanları ile türlerini belirlemeye, bunlardan hangisinin koruma altına alınacağına karar vermeye yetkili olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
a- Listelerin, EK II - Kuşlar Listesinin 427. satırında yer alan kızıl sırtlı örümcek kuşu haricindeki kısımlarının incelenmesi :
Dairemizin 18/11/2025 tarihli ara kararıyla, dava konusu Yaban Hayvanları Listelerinin hazırlık aşamasına ait evrak ve bilimsel raporlar ile dava konusu listelerde istilacı yabancı tür kategorisinde belirlenen sumaymunu, rakun köpeği, nil kazı, yeşil papağan, iskender papağanı ve çiğdecinin bu kategoride değerlendirilmesinin gerekli olup olmadığını ve bu türlerin ekolojiye ne suretle zararlı olduklarını gösteren araştırma raporlarının gönderilmesi istenilmiş; davalı idarece 04/12/2025 tarihinde sunulan ara karar cevabı ekindeki CD içeriğinde birtakım bilgi ve belgeler gönderilmiştir.
Davalı idarece gönderilen evrakın incelenmesinden; Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 23/02/2022 tarih ve 4576334 sayılı Oluru ile ülkemizin zengin biyolojik çeşitliliğine bağlı olarak her yıl yeni türlerin av ve yaban hayvanları listelerine dahil edildiği veya listelerde var olan türlerin Türkçe veya Latince isimlerinde değişiklikler yapıldığı, ülke çapında sürdürülen etüt ve envanter çalışmaları ile üniversitelerden gelen görüşler doğrultusunda av ve yaban hayvanları listelerinin güncellenmesinin gerektiği belirtilerek av ve yaban hayvanları listelerinin güncellenmesi amacıyla Komisyon kurulduğu; davalı Bakanlık bünyesinde görev yapan bir daire başkanı, dört tarım ve orman uzmanı ile birlikte memeli uzmanı, kuş uzmanı ve sürüngen uzmanı olmak üzere de üç öğretim üyesinden oluşan bu Komisyonun çalışmaları neticesinde, ülkemizde 154 memeli, 490 kuş ve 141 sürüngen olmak üzere toplam 785 tür (Mülga 29/04/2015 tarihli listede 761 yaban hayvanı bulunmaktaydı.) yaban hayvanı bulunduğunun tespit edildiği; Tarım ve Orman Bakanlığının 18/04/2022 tarih ve 5071750 sayılı Oluru ile kurulan ve bir genel müdür yardımcısı, iki daire başkanı, sekiz farklı üniversitenin konu ile ilgili bölümlerinde görevli öğretim üyelerinden oluşan Av ve Yaban Hayatı Bilim Kurulunun 31/05/2022 tarihli toplantısında, anılan Komisyonun çalışmaları neticesinde hazırlanan yaban hayvanları tür listelerinin kabul edilmesine, listelerin her üç yılda bir kurulacak komisyon önerisi ve Bilim Kurulunun uygun görüşü ile güncellenmesine karar verildiği, akabinde de dava konusu listeler 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, dava konusu listelerde istilacı yabancı tür kategorisinde belirtilen sumaymunu, rakun köpeği, nil kazı, yeşil papağan, iskender papağanı, çiğdecinin envanteri çalışmasının konu ile ilgili uzmanlar tarafından yapıldığı, morfolojik özellikleri, habitatı, etkileri, kullanımı, coğrafik dağılımı, yeni yerlere giriş yolları, yerel dağılım yöntemleri, yönetim bilgileri, beslenme, üreme, yaşam döngüsü aşamalarının her bir tür özelinde öğretim üyelerince incelendiği, bu türlerden çiğdeci, nil kazı ve sumaymununun Uluslararası Doğayı Koruma Birliği tarafından belirlenen Dünyanın En Kötü 100 İstilacı Yabancı Türü arasında da bulunduğu görülmüştür.
Ayrıca, yukarıda da ifade edildiği üzere, Dairemizin 18/11/2025 tarihli ara kararıyla, dava konusu EK II - Kuşlar listesinin 13. satırında karabatak (phalacrocorax carbo), 132. satırında sakarmeke (fulica atra) türüne yer verildiği, böylelikle Merkez Av Komisyonu kararına istinaden avına izin verildiği, ancak bu türlerin Bern Sözleşmesinin Ek-II "Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri Listesi"nde yer aldığı ve kasten yakalanmasının, alıkonulmasının ve öldürülmesinin mutlak surette yasak olduğu anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerle avlarına izin verilmesinin sebebi davalı idareden sorulmuş; ayrıca anılan türlerin Bern Sözleşmesindeki isimlerinin farklı olduğu (Sakarmeke kuşunun adı "fulica cristata", karabatak kuşunun adı "phalocrocorax pygmaeus" olarak geçmektedir.) görüldüğünden bu hususun açıklanması davalı idareden istenilmiş; davalı idarece ara kararı cevabında, dava konusu düzenlemelerde sakarmeke türü olarak sadece fulica atranın (sakarmeke) yer aldığı, Bern Sözleşmesi’nin Ek II listesinde kesin koruma altına alınan türün ise fulica cristata (tepeli meke) olduğu, bu türün Türkiye’de doğal olarak bulunmadığı; Yaban Hayvanları Listesinde üç farklı karabatak türünün yer aldığı, bunların phalacrocorax carbo (büyük karabatak), phalacrocorax aristotelis (tepeli karabatak), microcarbo pygmeus (küçük karabatak) olduğu, Merkez Av Komisyonu kararıyla avına izin verilebileceği belirtilen türün yalnızca phalacrocorax carbo (büyük karabatak) olduğu, bu türün Bern Sözleşmesi’nin Ek II listesinde yer almadığı, Bern Sözleşmesi Ek II’de kesin koruma altına alınan türün ise microcarbo pygmeus (küçük karabatak) olduğu, bu türün eski sınıflandırma adının phalacrocorax pygmeus olduğu, dolayısıyla 2022-2023 dönemi Merkez Av Komisyonu kararıyla avına izin verilen phalacrocorax carbo (büyük karabatak) ile Bern Ek II’de korunan phalocrocorax pygmaeus/microcarbo pygmeusun (küçük karabatak) biyolojik olarak farklı türler olduğu hususları belirtilmiştir.
Buna göre, ülkemizde bulunan av ve yaban hayvanları listelerinin güncellenmesi için özel olarak bilimsel bir çalışma komisyonu oluşturulduğu, bu komisyona memeli, kuş ve sürüngen alanında çalışmaları bulunan öğretim üyelerinin dahil edildiği, çalışma komisyonunca, ulusal ve uluslararası mevzuata uygun şekilde, yapılan envanter çalışmalarıyla türün devamlılığının korunması dikkate alınarak dava konusu listelerinin hazırlandığı ve çoğunluğunun av ve yaban hayatı alanında çalışmaları bulunan öğretim üyelerinin oluşturduğu Bilim Kurulunca da uygun bulunması sonrasında yürürlüğe konulduğu, Bern Sözleşmesinin Ek-II listesinde yer alan fulica cristata (tepeli meke) ile microcarbo pygmeus (küçük karabatak) kuşlarının listeye dahil edilmediği, düzenli avlanma rejimi kapsamındaki avlanmalar bakımından Bern Sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca Daimi Komiteye raporlama yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla Sözleşmeye aykırı bir yönünün bulunmadığı dikkate alındığında; Bern Sözleşmesine, 4915 sayılı Kanun'a, işin niteliğine ve hizmet gereklerine uygun olarak bilimsel komisyon marifetiyle hazırlanan dava konusu Listelerde (EK II - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Kuşlar başlıklı Listenin 427. satırında yer alan kızıl sırtlı örümcek kuşu dışındaki kısımlarında) hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
b- EK II - Kuşlar listesinin 427. satırında yer alan kızıl sırtlı örümcek kuşu yönünden yapılan inceleme :
Dava konusu Yaban Hayvanları Listelerinden kuşlara ilişkin listenin örümcekkuşugiller bölümünde; kızıl kuyruklu örümcek kuşu, kızıl sırtlı örümcek kuşu, Türkistan örümcek kuşu, uzun kuyruklu örümcek kuşu, doğu büyük örümcek kuşu, karaalınlı örümcek kuşu, büyük örümcek kuşu, kızıl başlı örümcek kuşu, maskeli örümcek kuşu sayılmış; bunlardan kızıl sırtlı örümcek kuşunun yer aldığı 427. satıra, merkez av komisyonu kararları kapsamında avına izin verilebileceğine dair açıklama eklenmiş, diğer türlere ilişkin herhangi bir açıklama belirtilmemekle VIII. numaralı açıklama gereği diğer türlerin Bakanlıkça koruma altına alındığı anlaşılmıştır.
Yukarıda 1-b başlığı altında da belirtildiği üzere, Bern Sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II nolu Ek listesinde belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunması gerektiği, her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma ile kasıtlı öldürme şekillerinin yasaklandığı II nolu Listede ise, laniidae (örümcekkuşugiller) familyasının bütün türlerinin sayıldığı, somut uyuşmazlıkta kızıl sırtlı örümcek kuşunun yakalanmasına yönelik Bern Sözleşmesinin 9. maddesinde tahdiden sayılan istisna hallerinin söz konusu olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir uluslararası sözleşme olan Bern Sözleşmesi uyarınca, kesin koruma altına alınan, yani bilahare bırakılıp salıverilecek olsa dahi her türlü (doğrudan ya da başka bir av hayvanını yakalamak maksadıyla dolaylı olarak) kasıtlı yakalama, alıkoyma ve öldürme şekilleri yasaklanan "lanius collurio (kızıl sırtlı örümcek kuşu)"nun Bakanlıkça koruma altına alınması gerekirken, Merkez Av Komisyonu kararları kapsamında avına izin verilebileceğine ilişkin açıklamayla yaban hayvanları listesinde yer verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
3- 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının incelenmesi :
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 01/04/2022 tarihinde yayımlanan 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatında, yaban domuzu (dişi ve erkek birey); 29/08/2022 tarihinde yayımlanan Ek Kararında ise, Anadolu Yaban Koyunu (erkek birey), Çengelboynuzlu Dağ Keçisi (dişi ve erkek birey), Karaca (erkek birey), Melez Yaban Keçisi (erkek birey), Kızıl Geyik (erkek birey), Yaban Keçisi (erkek birey) ve Şelek Yaban Keçisinin (erkek birey) avlanma tarihleri, avlanma süresi, avlanma usul ve şekli, avlanılacak türün cinsiyeti, yaşı, avda kullanılacak silahlar, ilk yardım ve kıyafet, avlanma ücretinin nasıl alınacağı, gözlem turları ile fotoğraf ve film çekiminin nasıl yapılacağı, cezalı avlanma ve yaralamalarda uygulanacak olan ücret tarifesi, türlere göre yaş, avlak, kota, ücret ve kurallar, başvurular ve izin belgeleri, kota tahsisleri ile hayvanların yaşlarının nasıl belirleneceğine ilişkin teknik detaylara ve avlaklara göre avlanma ücretleri ile yerli ve yabancı avcı kotasının dağılımına yer verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirmesinden, kara avcılığını düzenleyen mevzuat ile ilgili iş ve işlemleri yürütme görev ve yetkisinin Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne ait olduğu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun "Av Turizmi" başlıklı bölümünde, av turizmine ilişkin genel esaslara yer verildikten sonra, 15. maddede, av turizmine ilişkin esas ve usuller ile avcı turistlerin avlayabilecekleri av hayvanlarının tür, cinsiyet ve miktarı ile alınacak avlanma ücretlerinin Bakanlıkça tespit edileceği; yine 32. maddede, bu Kanun'un uygulaması ile ilgili esas ve usullerin Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kuralına yer verildiği, buna istinaden Bakanlıkça çıkarılan Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikle de, av turizmi ile ilgili usul ve esasların belirlenerek, av turizmi kapsamındaki av organizasyonları için Genel Müdürlükçe oluşturulacak Komisyonca av yılı av turizmi uygulama kararının alınacağı, alınan karar ile bu kararın dışında uygulamaya yönelik bilgilerin yer aldığı, sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan kurallar bütününün "Av Yılı Av Turizmi Uygulama Talimatı" adı altında Genel Müdürlük ile bölge müdürlüğü ve ildeki şube müdürlüğünün internet sitelerinden duyurulacağı hususlarının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davalı idarenin, av turizmi kapsamında avlanılacak hayvanların türlerini, cinsiyetlerini ve miktarlarını belirleme ile av ve yaban hayvanlarının av turizmi kapsamında yerli ve yabancı avcılarca avlanmalarına yönelik usul ve esasları Talimatla düzenleme bakımından yetkili olduğu anlaşılmakla, dava konusu düzenlemede yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
Düzenlemenin diğer unsurlar bakımından incelenmesine gelince;
Dava konusu Talimatlar ile av turizmi kapsamında avına izin verilen Anadolu Yaban Koyunu, Çengelboynuzlu Dağ Keçisi, Karaca, Kızıl Geyik ve Yaban Keçisi'nin, 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekindeki Ek-I Yaban Hayvanları Listesinde yer aldığı, Ek-III Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları Listesinde ise "Av turizmi hariç" ibaresiyle yer aldığı, dolayısıyla av turizmi hariç koruma altına alınan yaban hayvanları olarak belirlendiği; yine 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı Kararı ekinde yer alan EK I - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Memeliler başlıklı listede de yer aldığı, anılan listede bu hayvanların bulunduğu satırın "Açıklama" başlıklı sütununa "II - Tarım ve Orman Bakanlığının belirlediği usul ve esaslar ile av turizmi kapsamında ve/veya örnek avlaklarda avına izin verilebilir." yönündeki açıklamaya yer verilerek bu hayvanların av turizmi kapsamında avlatılmasının, korumanın istinası olarak belirlendiği; yaban domuzunun ise, hem 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekinde yer alan Ek-II Av Hayvanları Listesinde, hem de 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı Kararı ekinde yer alan EK I - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Memeliler başlıklı listede "I - Merkez Av Komisyonu kararları kapsamında avına izin verilebilir." ve "II - Tarım ve Orman Bakanlığının belirlediği usul ve esaslar ile av turizmi kapsamında ve/veya örnek avlaklarda avına izin verilebilir." yönündeki açıklamaları ile yer aldığı, bu suretle av hayvanı olarak belirlendiği görülmektedir. Dolayısıyla iptali istenilen Talimat ile Ek Karara konu hayvanların hepsinin av turizmi kapsamında avlanmasının düzenlenmesinde ulusal mevzuat yönünden bir engel bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Bern Sözleşmesi'nin "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II no'lu eki listede capra aegagrus (yaban keçisi), rupicapra rupicapra ornata (çengelboynuzlu dağ keçisi); ''Korunan Fauna Türleri'' başlıklı III no'lu eki listede CERVIDAE (geyikgiller), rupicapra rupicapra (dağ keçisi) türleri sayılmıştır. Ancak yaban keçisi, anılan Sözleşmenin, ülkemiz şartlarında kesin koruma altına alınamayacak fauna türlerine dair itirâzi kayıt listesinde de yer aldığından, Sözleşmenin koruyucu hükümlerinin yaban keçisi bakımından uygulanması mümkün değildir. Yaban domuzu ise anılan Sözleşme kapsamında bulunmamaktadır. Bu nedenle, iptali istenilen düzenlemelere konu hayvanların av turizmi kapsamına alınmasında uluslararası mevzuat yönünden de bir engel bulunmadığı görülmektedir.
Bu kapsamda, Talimatla yer verilen hayvanların, av turizmi kapsamında avlatılmasında bir engel bulunmamakta ise de, Bakanlığa verilen sürdürülebilir avcılık ve doğal hayatın korunması görevi gözetilerek, popülasyonların ve yıllık artım miktarlarının belirlenip belirlenmediğinin, avlanılacak yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılıp yapılmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı idarece dava dosyasına savunma dilekçesi ve Dairemizin 18/11/2025 tarihli ara kararına cevap olarak sunulan bilgi, belge ve raporlamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; av turizmi kapsamında avına izin verilen memeli yaban hayvanlarının ülke genelinde envanter çalışmasının yapıldığı, yeterli hayvan popülasyonu bulunması hâlinde özellikle üreme yeteneğini kaybeden yaşlı bireylerin avına izin verildiği, ülkemizde bu hayvanların doğal yırtıcısı konumunda olan hayvanların büyük ölçüde neslinin tükendiği, avcılığın yırtıcı türlerin azaldığı alanlarda daha sağlıklı popülasyon oluşturmak için bir yöntem olduğu, her avlak ve tür için her yıl kota bildirim formlarının düzenlendiği, av turizmine konu hayvanların da bu kapsamda değerlendirilen kotalar dahilinde belirlendiği, avın Bakanlık görevlisi eşliğinde gerçekleştirileceği ve avlanma sonucunda elde edilen gelirle kırsal kalkınmanın desteklenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, Talimatlarda yer verilen kotaların tüm dünyada kabul edilen yöntemlerle beirlendiği, avlanacak hayvan sayılarının yaban hayvanı popülasyonlarının gelişimini engellemeyeceğinin ve sürdürülebilirliğini tehlikeye atmayacağının bilimsel verilerle ortaya konulduğu anlaşıldığından, dava konusu Talimatların; dayanağı mevzuata, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde konu, sebep ve maksat yönlerinden de hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının;
a) 2. maddesinin 5. fıkrasında geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşunu..." ibaresi, 4. maddesinde yer alan Tablo-4'te geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşu..." ibaresi ile karara ekli "Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Av Hayvanlarından Merkez Av Komisyonunca Koruma Altına Alınanlar" başlıklı Ek-I sayılı ekinin Kuşlar kısmının 56. sırasının "Bern" başlıklı sütununda yer alan "geleneksel atmaca avı hariç" ibaresinin İPTALİNE oy çokluğuyla,
b) 2. ve 4. maddelerinin kalan kısımlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,
c) Diğer kısımlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
2. 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listelerinin;
a) EK II - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Kuşlar başlıklı Listenin 427. satırında yer alan kızıl sırtlı örümcek kuşu yönünden İPTALİNE oy çokluğuyla,
b) Diğer kısmlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
3. 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının;
a) Yerli avcılara yönelik kısımları bakımından DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,
b) Ek Kararın "çengelboynuzlu dağ keçisi"ne ilişkin kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,
c) Diğer kısımlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre, ...TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı olarak belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2025 tarihinde karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Bakılan dava, 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının, 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ile Ek Kararının ve 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
1- 27/05/2022 tarih ve 31848 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/05/2022 tarih ve 21 sayılı 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu kararının 2. ve 4. maddeleri (kızıl sırtlı örümcek kuşu hariç) yönünden :
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.
Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar." kuralına yer verilmiştir.
09/01/1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 20/02/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, "Akit taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır"; 6. maddesinde, "Her Akit Taraf II no'lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır (...)"; 7. maddesinde, "(1) Her Akit Taraf, III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (2) III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları gözönünde bulundurularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır. (3) Alınacak önlemler, a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları, (...) kapsayacaktır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
14/04/2016 tarih ve 29684 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasında, sürdürülebilir avcılık ve doğal hayatın korunması ilkeleri gözetilerek, popülasyonları ve yıllık artım miktarları belirlenmiş av ve yaban hayvanlarının av turizmi kapsamında yerli ve yabancı avcılarca avlanmalarına yönelik usûl ve esasları belirlemek, bu Yönetmeliğin amaçları arasında sayılmış; "Tür ve cinsiyet ile kotaların belirlenmesi ve avlanma şekli" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Özel avlak dışındaki avlak ve sahalarda avlanacak av ve yaban hayvanlarının tür, cinsiyet ve kotaları; etüt-envanter ve izleme çalışmalarıyla ildeki şube müdürlüğünce belirlenir ve Genel Müdürlüğe bildirilir. (2) Genel Müdürlüğe bildirilen kotalar; Komisyonca değerlendirilir, gerekçesi belirtilmek suretiyle değişiklikler de yapılarak onaylanır, av yılı av turizmi uygulama talimatı ile yürürlüğe girer. (3) Av organizasyonları, bek ve yürüyüş avı ile sürek avlanma şekilleriyle yapılır." kuralına yer verilmiştir.
Aktarılan kurallardan, av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunacakları, geliştirilecekleri, avlanmalarının kontrol altına alınacağı, avcılığın ve av turizminin düzenleneceği, özel avlak dışındaki avlak ve sahalarda avlanacak hayvanların tür, cinsiyet ile kotalarının envanter çalışmalarıyla belirleneceği ve bunun sonucunda avlanma planlanması yapılacağı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, ülkemizin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi'nde yabani hayvanların popülasyonlarının taraf ülkelerce ulaştırılacağı düzey olarak hayvanların özellikle çevresel, bilimsel ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılayabilecekleri bir seviye belirlenmiş ve sayılarının bu düzeye ulaştırılması veya bu düzeyde devamlılığının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması öngörülmüştür. Yine, kapalı av mevsimlerini düzenleyen esaslarda Sözleşme'nin III no'lu eki listede yer alan yabanî faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idarî tedbirler kapsamında sayılmıştır.
Yaban hayvanlarının, 4915 sayılı Kanun ve Bern Sözleşmesi uyarınca, sayılarının, neslin devamına yetecek düzeye çıkarılması, sayıların yeterli düzeyde bulunması durumunda ise bu durumun sürdürülmesinin temin edilmesi gerektiği açıktır.
Davalı idare tarafından, 12/07/2011 tarih ve 915 sayılı Genel Müdür Olur'u çerçevesinde hazırlanan "Bakanlığımızca Korunan Ancak Av Turizmi Kapsamında Avına İzin Verilen Türler İçin Yıllık Avlanma Kotası Belirleme Esas ve Usulleri"nde, avlanacak yabani hayvan kotasının belirlenmesi amacına yönelik olarak hazırlanması gereken rapor formlarının da analizlere dayanması gerektiği belirtilmiş olup, bu durum bilimsel kıstasların ayrıntısının önemini gösterir niteliktedir. Söz konusu formların her bir sahanın özelliğine göre ayrıştırıldığı, raporlarda, avlanmanın yapılacağı toplam alanın miktarı, sahada serbestçe otlattırılan çiftlik hayvanlarının sayısı, avlattırılacak tür ile beslenen yırtıcıların yoğunluğu, avlattırılacak türün sahadaki toplam hayvan sayısı, tarım alanları, göl, gölet ve yerleşim alanları gibi avlattırılacak türün kullanmayacağı alanların çıkarılması ile hesaplanan türün saha kullanım toplam alanı, hayvan sayısının yoğunluğu, toplamda erkek, dişi ve yavruların sayısı, genetik deformasyon görülen (evcil hayvanlarla çiftleşme sonucu oluşan melezlerin sayısı), üreme yeteneği düşük hayvanların sayısı gibi bilgilerin belirlenmesi talep edilmektedir.
Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından, avlanmanın yapılacağı sahalarda avlanma için bulunması gereken en düşük hayvan yoğunluğuna, bu yoğunluk üzerindeki artış miktarı ile sahada olması gereken en düşük ve en uygun sayısal büyüklüklerinin ne olduğuna, hangi nitelikte kaç hayvanın avlanması gerektiğinin hangi bilimsel çalışmalar neticesinde belirlendiğine, önceden belirlenen bireylerin uygulama esnasında nasıl tespit edileceğine ve özellikle tespit edilenlerin avlanmasının nasıl sağlanacağına yönelik olarak herhangi bir açıklama getirilememiş; avlanma dönemlerinin, av hayvanı grupları ile avlanma bölgeleri değişkenlerinden bağımsız olarak yaklaşık aynı tarihlerde başlayıp bitmesinin hangi bilimsel araştırmalar neticesinde belirlendiğine ilişkin bir bilgi belge sunulamamış, aksine avın bazı bölgelerde erken başlaması halinde bu bölgelerde avcı baskısının yoğunlaşabileceği ve ilgili türün yerel popülasyon düzeyinde tehdit oluşturabileceği yönündeki risklerin önlenmesi amacıyla tüm bölgelerde eş zamanlı av başlangıç tarihlerinin belirlendiği şeklindeki bilimsel olmaktan uzak bir gerekçeyle karar verildiği belirtilmiştir.
Bu haliyle dava konusu Merkez Av Komisyonu kararının 2. ve 4. maddelerinin kızıl sırtlı örümcek kuşuna ilişkin olmayan kısımlarında, yeterli bilimsel veri, inceleme ve araştırmalara dayanmadığından hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2- 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ve Ek Kararının "yerli avcılar"a ilişkin kısmı ile Uygulama Talimatı Ek Kararının "çengelboynuzlu dağ keçisi"ne ilişkin kısmı yönünden:
Öncelikle, dava konusu işlemin yetki yönünden hukuka uygunluğunun irdelenmesi gerekmektedir.
İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü, bir işlemi yapabilme ehliyetini ifade etmektedir. Bir başka ifadeyle, idare adına kimin irade açıklamasında bulunabileceğini anlatmaktadır. İdari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. Bu açıdan ilke olarak "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır. Yetki unsurunun içinde kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetki kavramları yer almaktadır.
"Kişi bakımından yetki" ile idari faaliyet için irade açıklamaya yetkili makam, "yer bakımından yetki" ile yetkinin kullanılabileceği coğrafi alan, "zaman bakımından yetki" ile yetkinin kullanılabileceği zaman/süre belirtilmektedir. "Konu yönünden yetki" ise, bir idari makamın hangi konularda karar almaya yetkili olduğunu ifade etmektedir.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun "Av Turizmi, Ticareti ve Özel Üretim" başlıklı Beşinci Kısmının "Av Turizmi" başlıklı Birinci Bölümünde yer alan bütün maddelerin başlıklarında "yabancıların" ibaresine yer verildiği, bu kapsamda 15. maddesinin başlığının "Yabancıların avlandırılması", 16. maddesinin başlığının "Yabancıların getirebilecekleri av teçhizatı", 17. maddesinin başlığının "Yabancıların götürebilecekler av hayvanları" olduğu, av turizmine ilişkin genel esasların yer aldığı 15. maddesinde "avlanmak üzere yurdumuza gelen avcı turistler" ifadesine, 16. ve 17. maddelerinde de "avcı turistler" ibarelerine yer verildiği, 15. maddesinin gerekçesinde de, "Bu madde, yurdumuza avlanmak üzere gelen yabancı avcıların avlanma iş ve işlemlerinin sistemli ve kontrollu yapılmasını düzenlemektedir." açıklamasının yer aldığı görülmektedir.
Buna göre, davalı Bakanlığın av turizmine ilişkin yetkisinin yalnızca "yabancılar", yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiler ile sınırlı olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır.
Oysa, dava konusu Uygulama Talimatı ile Ek Kararda, av turizmi kapsamında "yerli avcılar" ile ilgili de düzenleme yapıldığı görüldüğünden, düzenlemelerin "yerli avcılar"a ilişkin bölümlerinde konu bakımından yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesinden, yaban hayvanları yönünden yerli-yabancı avcı ayrımı olmaksızın avlanma usul ve esaslarını belirleme yetkisinin davalı Bakanlığa (Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne) ait olduğu anlaşılmakta ise de; av turizmi yönünden özel hükümler içeren 15 ve devamı maddeler ile 15. maddenin gerekçesinde av turizminin açıkça yabancılara hasredildiği görüldüğünden, davalı idarece yerli avcıların yaban hayvanlarını avlama esaslarının av turizmi bağlamı dışında düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yine, dava konusu Uygulama Talimatının dayanağı olan Av Turizmi Kapsamında Avlanmalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yerli avcılara yönelik düzenlemeler de yer almakta ise de, Yönetmeliğin dayanağı Kanuna aykırı olamayacağı (normlar hiyerarşisi prensibi) gibi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü uyarınca bahse konu Yönetmelik düzenlemelerin dikkate alınmaması, uyuşmazlık bakımından ihmal edilmesi gerektiği açıktır.
Son olarak, ülkemizin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile atıf yaptığı Ek Liste II'de kesin koruma altına alınan, yani her türlü kasıtlı yakalama, alıkoyma ve öldürme şekilleri yasaklanan fauna türleri arasında "rupicapra rupicapra ornata (çengel boynuzlu dağ keçisi)" sayılmış; 7. maddesi ile atıf yaptığı Ek Liste III'te korunan, yani popülasyonlarının varlığı tehlikeye düşürülmeyecek şekilde düzenlenmesi gereken fauna türleri arasında ise "rupicapra rupicapra (dağ keçisi)" sayılmış; "Ek Liste II'de Yer Alan Ancak Ülkemiz Şartlarında Kesin Koruma Altına Alınamayacak Fauna Türleri ile Ek Liste IV'te Yer Alan Av Metod ve Araçlarına Dair İtirazi Kayıt Listesi"nde ise, "rupicapra rupicapra ornata (çengel boynuzlu dağ keçisi)" yer almamıştır. Dolayısıyla, davalı idarece savunma dilekçesinde ileri sürülenin aksine, Bern Sözleşmesinde, popülasyonlarının varlığı tehlikeye
düşürülmeyecek şekilde avlanmasına müsaade edilen fauna türü, dava konusu Uygulama Talimatında avına izin verilen "çengel boynuzlu dağ keçisi" olmayıp, "dağ keçisi"dir.
Bu itibarla, usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir uluslararası sözleşme olan ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği kanun niteliğinde bulunan (ve hatta sağlıklı çevrede yaşama hakkı bağlamında 4915 sayılı Kanun ile çelişmesi halinde üstün norm olarak itibar edilip uygulanması gereken) Bern Sözleşmesi uyarınca, kesin koruma altına alınan, yani her türlü kasıtlı yakalama, alıkoyma ve öldürme şekilleri yasaklanan "rupicapra rupicapra ornata (çengel boynuzlu dağ keçisi)"nın av hayvanı olarak belirlenerek 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi kapsamına dahil edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu Uygulama Talimatı Ek Kararının "çengelboynuzlu dağ keçisi"ne ilişkin kısımlarında da konu bakımından yetkisizlik nedeniyle isabet görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 2022-2023 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararının 2. ve 4. maddelerinde (kızıl sırtlı örümcek kuşu haricindeki kısımları), 2022-2023 Av Yılı (1 Nisan 2022 - 31 Mart 2023) Av Turizmi Uygulama Talimatı ve Ek Kararının "yerli avcılar"a ilişkin kısmı ile Uygulama Talimatı Ek Kararının "çengelboynuzlu dağ keçisi"ne ilişkin kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığından iptali gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
(XX) - KARŞI OY :
Dava Konusu Merkez Av Komisyonu Kararının 2. maddesinin 5. fıkrasında geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşunu..." ibaresi, 4. maddesinde yer alan Tablo-4'te geçen "...ve kızıl sırtlı örümcek kuşu..." ibaresi, karara ekli "Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Av Hayvanlarından Merkez Av Komisyonunca Koruma Altına Alınanlar" başlıklı Ek-I sayılı ekinin Kuşlar kısmının 56. sırasının "Bern" başlıklı sütununda yer alan "geleneksel atmaca avı hariç" ibaresi ile dava konusu Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listelerine ekli EK II - Kuşlar başlıklı Listenin 427. satırında yer alan kızıl sırtlı örümcek kuşu yönünden incelenmesi:
Bern Sözleşmesi'nin 9. maddesinde, "Her Âkit taraf 4, 5, 6 ve 7 nci madde hükümlerine ve 8 inci maddede ifade edilen usullerin ve araçların kullanımının yasaklanması hükmüne uygun başka bir çözüm yolu olmadığı ve istisnai uygulamanın, bahis konusu popülasyonun devamlılığına zarar vermeyeceği hallerde; ...
-Belirli yabani hayvan ve bitkinin az miktarda alımı, saklanması veya diğer akılcı kullanımlarına, çok sıkı gözetim altında, selektif ve sınırlı olmak kaydıyla izin verilmesi yönünden,
İstisnalar getirilebilir ..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Atmacacılık kültürünün doğaya zarar vermeyecek şekilde sürdürülmesi amacıyla atmacacıların eğitilmesi, sertifika verilmesi, atmacaların muhafazası, tutma ve bulundurma limitleri, doğaya bırakılması ile ilgili esas ve usuller, dava konusu Merkez Av Komisyonu kararı ekinde yer alan “Geleneksel Atmacacılık Esas ve Usulleri” ile düzenlenmiştir.
"Kızıl sırtlı örümcek kuşu"nun, dava konusu Merkez Av Komisyonu kararı tarihinde yürürlükte olan 29/04/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekindeki Ek-II Av Hayvanları Listesinde yer aldığı, dava konusu 10/08/2022 tarih ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı Kararı ekinde yer alan EK II - Tarım ve Orman Bakanlığınca Belirlenen Yaban Hayvanları Listesi - Kuşlar başlıklı listede ise, Merkez Av Komisyonu kararları kapsamında avına izin verilebileceğine ilişkin açıklamayla yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu Karar ve Liste birlikte değerlendirildiğinde, Bern Sözleşmesi'ne göre her türlü kasıtlı yakalama, alıkoyma ve öldürme bakımından koruma altına alınan türler arasında yer alan "kızıl sırtlı örümcek kuşu"nun, Bern Sözleşmesinin 9. maddesinin yukarıda aktarılan hükmüyle tanınan istisna hakkı kapsamında, geleneksel atmaca avcılığı hariç olarak korunduğu, Liste'ye dayanılarak Merkez Av Komisyonu kararlarıyla yalnızca atmacacılık eğitimi almış usta atmaca sertifikasına sahip kişilerce tekrar doğaya canlı olarak bırakılması koşuluyla avlanmasına izin verildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, kızıl sırtlı örümcek kuşunun sıkı denetim altında ve tekrar serbest bırakılmak şartıyla istisnai olarak avlanmasında anılan Sözleşme hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı düşüncesiyle bu kısımlar bakımından aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy