T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6057
Karar No : 2025/677
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, 27/10/2018 tarihinde, Iğdır ili, Aralık ilçesi, ... Köyü kırsalında hayvanlarını otlatmaktayken, Subaşı Piyade Hudut Bölüğü'nün sorumluluk alanında bulunan "bomba atar atış alanı" civarında bulduğu bir cisimle oynadığı sırada, bu cismin patlaması neticesinde yaralanıp, engelli hale gelmesinde idarelerin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.115.686,40 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayda her ne kadar olay tarihi itibarıyla davacının 18 yaşında olduğu ve eline aldığı cismi, uğraşmak suretiyle diğer bir deyişle kendi kusuruyla patlamaya ve sonucunda yaralanmaya sebep olduğu açık ise de; ülkenin genel güvenliğini sağlamakla yükümlü olan davalı idarelerin, atış alanı olarak belirlenen bölgeyi birlikte kullandıkları, arazide bir şekilde kalmış olan patlayıcı maddeleri temizlemekle de sorumlu oldukları, bu itibarla, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, olayda davacının ve davalı idarelerinin kusurlarının yarıştığından davacının, maddi ve manevi zararlarının takdiren %50 oranında tazmininin gerektiği, Mahkemelerinin 25/09/2020 tarihli ara kararı ile, davacıda, dava konusu olay nedeniyle efor kaybı, engellilik durumu, geçici veya sürekli iş göremezlik durumu oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise oranının ne olduğu hususlarının, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından istenilmesi sonrasında hazırlanan raporda; "davacının sağ el bileğinde ampütasyon, sol el bir, iki ve dördüncü parmaklarda ampütasyon, sol el üçüncü parmağında ankiloz ve sol bacak üzerinde yanık alanların olduğu, sürekli işgücü kaybının %60,8 oranında, geçici iş göremezlik süresinin ise 90 gün olduğu" yönünde görüş bildirildiği davacının, geçici ve sürekli iş göremezlik oranlarına göre, uğradığı maddi zarar miktarının hesaplanması için dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 06/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle toplam 1.115.686,40 TL maddi zararının bulunduğunun belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak, davacı tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek ve davacının %50 müterafik kusuru dikkate alınarak davacının 557.843,20 TL maddi tazminat isteminin kabulüyle 1.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihi olan 11/09/2019 tarihinden, 556.843,20 TL'sine miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 23/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, dava konusu olayın oluş şekli ve niteliği, davacı üzerindeki etkisi dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 11/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu olayda kendisine kusur izafe edilmesinin kabul edilemez olduğu, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir.Davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, davanın reddi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ve ilk kez Mahkeme kararıyla belirlenen manevi tazminat tutarına faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu, idarelerini harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu olayın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığı ve davanın reddi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ve ilk kez Mahkeme kararıyla belirlenen manevi tazminat tutarına faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu, idarelerini harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacı ve davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata işletilecek faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davanın Kısmen Kabulü Kısmen Reddi Yolunda Verilen İdare Mahkemesi Kararına Karşı Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine Dair Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın hükmedilen tazminatın esası yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Hükmedilen Maddi Tazminatın Miktar Artırımı Suretiyle Artırılan Kısmına Miktar Artırım Dilekçesinin Davalı İdarelere Tebliğ Edildiği Tarihten İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 16/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K: 2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da idareye başvuru tarihi olan 11/09/2019 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "mezkur kararın usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurularının reddine," ibaresinin, "... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının tazminata ilişkin kısımının reddiyle hükmedilen 557.843,20 TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 11/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
C)Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Hükmedilen Tazminat Miktarı Üzerinden Hesaplanan Nispi Karar Harcı Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı Tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı Tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir.
Bu durumda temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan, '6-)Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 39.472,47-TL nispi karar harcından, peşin alınan ve ıslah dilekçesiyle birlikte yatırılan 4.323,01-TL harcın mahsup edilmesi suretiyle kalan 35.149,46-TL nisbi karar harcının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi uyarınca iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde yatırılarak makbuzun dosyaya ibraz edilmesi gerektiği hususunun davacıya tebliğine, nisbi karar harcının belirtilen süre içinde tamamlanmaması halinde davacılardan tahsili için Gelir İdaresi Başkanlığı'na harç tahsil müzzekerresi yazılmasına, 7-)39.472,47-TL nisbi karar harcının, davacı tarafından tamamlatıldıktan sonra davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,' ibarelerinin "6-)Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 39.472,47-TL nispi karar harcından, peşin alınan ve ıslah dilekçesiyle birlikte yatırılan 4.323,01-TL harcın mahsup edilmesi suretiyle kalan 35.149,46-TL nisbi karar harcının davalı idareden tahsiline,' şeklinde düzeltilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
3.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4.Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin yatıran tarafa iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY:
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.
Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılar olup, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından ödenerek dava açılmaktadır. Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da kanuni mükellef olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.
Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın; nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi yargı harcının bir türü olan nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, söz konusu dosyaya ilişkin kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi durumunda bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamama durumu söz konusu olabilecektir. Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine girmemesi durumuyla karşılaşılabilecektir. Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine harç tahsil müzekkeresi yazılamayacağından, tahsil biriminin kendiliğinden harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır. Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu (mükellefi olduğu) vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak harcın tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.
Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.
Buna göre; tam yargı davalarında, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacılara tamamlattırılması, daha sonra nispi karar harcının tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bu yönüyle hukuka ve mevzuata uygun olduğu oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.