T.C.
DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6079
Karar No : 2025/6620
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... ve ...'a vesayeten ... 2- ... 3- ...
VEKİLİ :Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı/ ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ... ve ...'un babası, ... ve ... müşterek çocuğu olan ...'un, Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken, 11/07/2016 tarihinde intihar ederek hayatını kaybettiğinden bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık ... ... için 300,00 TL (miktar artırımı sonucu 57.416,76 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 300,00 TL (miktar artırımı sonucu 87.568,59 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 200,00 TL (miktar artırımı sonucu 173.775,13 TL) maddi ve 20.000,00 TL manevi, ... için 200,00 TL (miktar artırımı sonucu 95.232,85 TL) maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 16/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararıyla; tutuklu ve hükümlülerin can güvenliğinden sorumlu olan idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunu yeterince yerine getirmediğinden meydana gelen ölüm olayında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın esasına ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, 04/11/2019 tarihli bilirkişi raporu üzerine davacılar tarafından verilen 18/11/2019 havale tarihli ıslah dilekçesinde baba ... için 95.032,85 TL, anne ... için 173.575,13 TL, kızı ... için 87.268,59 TL ve oğlu ... ... için 57.116,76 TL olarak miktar arttırım talebinde bulunulduğu, Mahkemesi'nce tekrar 16/12/2019 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 20/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı davacılar tarafından bilirkişi raporuyla arttırılan miktarlar için tekrar ıslah talebinde bulunulmamasına rağmen baba ... için 107.820,34 TL, anne ... için 198.142,60 TL, kızı ... için 99.006,57 TL ve oğlu ... ... için 64.332,49 TL'ye arttırılmak suretiyle hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin manevi tazminatın esasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin 18/11/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bağlı kalınmak kaydıyla toplam 412.993,30 TL'lik kısmının kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından; davalı idarenin istinaf dilekçesinde, hükmedilen maddi tazminat miktarına ilişkin bir itirazının olmadığı, idare mahkemesi kararının istinaf başvurusu dışında kalan kısımlarının, kendileri yönünden kazanılmış hak doğuracağı, yargılamanın uzun sürmesi nedeni ile alacaklarını eksik almak tehlikesi ile karşı karşıya kaldıkları, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacılar yakınının intihar ederek hayatını kaybetmesinde, idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, intihar olayında idari nitelikte bir eylem bulunmadığı, yürütülen kamu hizmeti ile ilişkilendirilemeyen olay nedeniyle tazminat yükümlülüğü bulunmadığı, Anayasanın 17. maddesinin, devletin elindeki tüm imkanları kullanarak yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklediği ancak insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi göz önüne alınarak pozitif yükümlülüğün yetkililer üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmaması gerektiği, maddi ve manevi tazminat sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, müteveffanın desteğinin cezaevinden salınacağı tarih olan 14/08/2041 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, bu tarih dikkate alındığında, müteveffanın çocuklarının destek görme yaşlarında olmayacağı için destekten yoksun kalma zararlarının da oluşmayacağı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ... hakkında eşi ...'u öldürmek, kardeşi ...'u yaralamak suçları nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:.../... sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, ...'un Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken 11/07/2016 tarihinde, saat 11.45-12.00 arasında yemek dağıtımı yapan personel tarafından, yemek götürüldüğü sırada kendisini oda mazgalına kemeri ile asmak sureti ile intihar etmiş vaziyette bulunması üzerine, davacılar tarafından yakınlarının vefatı nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi neticesinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin 412.993,30 TL'lik kısmının kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemesince; davacıların toplam 412.993,30 TL'lik maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilirken 04/11/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan maddi tazminat tutarlarının miktar artırımı yoluyla artırıldığı belirtilerek anılan raporun hükme esas alındığı görülmektedir. Ancak söz konusu raporda zararın başlangıç tarihi olarak davacıların yakını ...'un cezaevinde intihar ettiği 11/07/2016 tarihinin kabul edildiği ve destekten yoksun kalma tazminatı hesabının davacılar yakınının vefat ettiği tarihten itibaren yapıldığı anlaşılmakta olup, davacılar yakınının olayın gerçekleştiği tarihte cezaevinde tutuklu olarak bulunduğu dikkate alındığında olay gerçekleşmese idi olay tarihinde yakınlarına destek olamayacağından, destek olmaya başlayacağı tarihin cezaevinden hak ederek çıkabileceği tarih olan bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih olduğunun kabulü gerekmektedir.
Buna göre; Mahkemece davacılar yakınının ceza yargılaması tamamlanmış olsaydı isnat olunan fiil ve delil durumuna göre alabileceği cezanın, dolayısıyla hak ederek tahliye olacağı bihakkın tahliye tarihinin tespit ettirilmesi ve bu tarihte davacılara destek olmaya başlayabileceği dikkate alınarak maddi tazminat hesabının yeniden yaptırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, maddi tazminat isteminin 18/11/2019 tarihli miktar artırımı dilekçesiyle bağlı kalınmak kaydıyla toplam 412.993,30 TL'lik kısmının kabulü yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemleri yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy