T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/4886
Karar No : 2025/1639
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 06/11/2023 tarih ve E:2022/2818, K:2023/6450 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, görme güçlüğü şikayeti ile müracaat ettiği Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gördüğü tedavi sonrasında sol gözünün görme yetisini kaybettiğinden bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 30.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yapılan yeniden yargılama kapsamında Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor doğrultusunda, davacıya 25/02/2010 tarihinde uygulanan enjeksiyon işlemi öncesinde 16/02/2009, 02/09/2009 ve 09/09/2009 tarihlerinde hastaneye başvurması üzerine konulan tanı ve uygulanan tedavi yöntemleri ile 25/02/2010 tarihinde yapılan intravitreal enjeksiyonun endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, enjeksiyon sonrası gelişen endoftalminin komplikasyon niteliğinde olduğu; davacıya 16/02/2009, 02/09/2009 ve 09/09/2009 tarihlerinde uygulanan lazer ve anjiyo işlemlerinden önce olası risklerin anlatılıp davacıdan yazılı muvafakatin alınmadığı, 25/02/2010 tarihli göz içi ilaç uygulamasında ise aydınlatılmış onam belgesinin alındığı, 25/02/2010 tarihinden önce davacının vücut bütünlüğüne yönelik yapılan lazer tedavisi ve anjiyo işlemlerinde müdahalenin mahiyeti gereğince tıbbi müdahale öncesinde uygulanacak tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda aydınlatılarak tıbbi müdahalede bulunulması gerekirken aksi yönde davranıldığı görüldüğünden uygulanan tıbbi işlemlerin hukuka aykırı yürütüldüğü, dolayısıyla davalı idarece yürütülen sağlık hizmetinde bu yönüyle hizmet kusurunun bulunduğu; davacıda oluşan zararın (sol gözünün görme yetisinin kaybı) 25/02/2010 tarihinde tıp kurallarına uygun olarak yürütülen tıbbi müdahaleden bir kaç gün sonra gelişen komplikasyon olduğu, dolayısıyla 16/02/2009, 02/09/2009 ve 09/09/2019 tarihlerinde yapılan müdahaleler sonucunda oluşan bir zarar olmadığı, her ne kadar 2009 yılında gerçekleştirilen tıbbi işlemlerde aydınlatılmış onam alınmaması yürütülen sağlık hizmetini kusurlandırmışsa da tespit edilen hukuka aykırılık ile davacıda oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, 2009 yılında yapılan müdahalelerin olası sonuçlarının ve komplikasyonlarının anlatıldığı ve rızasının alındığına dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onam formunun bulunmadığı görülmekle bu durumun yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Taraflarca yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince verilen 06/11/2023 tarih ve E:2022/2818, K:2023/6450 sayılı kararla, dava konusu olayda gerçekleşen komplikasyona yönelik olarak, davacıda enfeksiyon oluşmasıyla ilgili tıbbi uygulama öncesinde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, dolayısıyla uyuşmazlıkta manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların da oluşmadığı sonucuna varıldığı, bu itibarla; enjeksiyon uygulamasından önceki süreçte gerçekleştirilen ve sonrasında herhangi bir komplikasyon oluşmadığı anlaşılan anjiyo ve lazer uygulamaları için onam alınmaması nedeniyle olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde ve Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru sonucu verilen karar üzerine yapılan yargılama yeni bir dava niteliğinde olmayıp, daha önce açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, daha önceki aşamada davalı idare hükmedilen vekalet ücreti dikkate alınmadan, reddedilen maddi tazminat nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.550,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçeleriyle İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminat isteminin kabulüne ve reddedilen maddi tazminat istemi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dosyada yer alan onam formunun Yüksek yargı uygulamaları ve tıp literatürü gereği geçersiz bir form olduğu, davalı idarece aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, faiz başlangıcının olay tarihi olması gerektiği, kanunlara aykırı olduğu iddia edilerek kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmakta olup müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen bozma kararı kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 06/11/2023 tarih ve E:2022/2818, K:2023/6450 sayılı kararı tarafların temyiz istemleri yeniden incelendi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 17/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu irdelendiğinde, davacıda intravitreal enjeksiyon sonrası meydana gelen endoftalminin (göz içi enfeksiyonu), daha önceden uygulanan anjiyo ve lazer işlemlerinden bağımsız olarak gelişen bir komplikasyon olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı, komplikasyon yönetiminin de tıbben uygun olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.
Mer'i mevzuat hükümleri uyarınca, komplikasyona sebep olan tıbbi müdahale öncesinde risklerin anlatılıp davacıdan yazılı onamın alınmamış olması durumunda, davacının aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olacağından, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan manevi zararın karşılanması gerekeceği açık ise de; dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları incelendiğinde, intravitreal enjeksiyon uygulamasından önce ''Steroid (Göziçi/Subtenon) Enjeksiyonu İşlemi İçin Aydınlatılmış Onam Formu'' başlığını taşıyan aydınlatılmış onamın davacı tarafından imzalandığı ve söz konusu onam formunda tedavinin komplikasyonları ve riskleri arasında enfeksiyonun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu olayda gerçekleşen komplikasyona yönelik olarak, davacıda enfeksiyon oluşmasıyla ilgili tıbbi uygulama öncesinde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, dolayısıyla uyuşmazlıkta manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların da oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; enjeksiyon uygulamasından önceki süreçte gerçekleştirilen ve sonrasında herhangi bir komplikasyon oluşmadığı anlaşılan anjiyo ve lazer uygulamaları için onam alınmaması nedeniyle olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu nedenle kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.