T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/1027
Karar No : 2025/1723
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Bakanlığı / ANKARA
3- ... Valiliği / ...
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından,
1- Sınır dışı edilmesine ilişkin Samsun Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin,
2- Anılan işlemin dayanağı olduğu belirtilen, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı arasında imzalanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Yabancı Uyruklu Hükümlü ve Tutuklulara İlişkin İş Birliği Protokolünün ''Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Yükümlülükleri'' başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (e) bentlerinin,
iptaline ve yürütülmesinin durdurulmasına,
3- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun "Sınır dışı etme kararı" başlıklı 53. maddesinin 3. fıkrasındaki "Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır." cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,
karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği; aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükmü yer almıştır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde ise, bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılacak davalarda, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevli olduğu hükme bağlanmıştır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde de, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin bu Kanun'la verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş "genel görevli" bağımsız mahkemeler olduğu; aynı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinin vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davalara bakacağı hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun "Sınır dışı etme kararı" başlığını taşıyan 53. maddesinin -30/11/2024 tarih ve 32738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7533 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değiştirilen- 3. fıkrasında, "Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Başvurular dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez." hükmü yer almıştır.
Anılan değişikliğin yer aldığı 7533 sayılı Kanun'un 36. maddesine ilişkin kanun teklifinin gerekçesinde ise, yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından, sınır dışı etme kararlarına karşı, mahkemeye yapılan başvurularda yargılama sürecinin hızlandırılmasına ilişkin değişikliklerin yapıldığı belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği hükme bağlanmış ise de, anılan Kanun hükmünün özel nitelikli yargılama usullerinin uygulanmasını imkansız kılacak şekilde yorumlanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik ile sınır dışı etme kararının hukuki sonuçları ile yargısal denetimin ivediliği dikkate alınarak bu tür işlemlere karşı açılan davalara ilişkin yargılamanın hızlandırılmasının amaçlandığı dikkate alındığında; yargılama usulü (özellikle de dosyanın tekemmülü ve yürütmenin durdurulması isteminin değerlendirilmesine ilişkin süreç ile kanun yoluna tâbilik) bakımından farklı kurallara tabi olan, düzenleyici işlemin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay Onuncu Dairesinde, sınır dışı etme kararının iptali istemiyle açılacak davanın ise görevli ve yetkili yargı yeri olan Samsun İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, söz konusu işlemlere karşı tek dilekçeyle dava açılmasının mümkün olmadığı, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, davacı tarafından ileri sürülenin aksine, davacının sınır dışı edilmesine ilişkin bireysel işlemin dava konusu edilen düzenleyici işlemlere dayanılarak tesis edilmediği, bu haliyle dava konusu sınır dışı etme kararı ile düzenleyici işlemler arasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nitelikte bir "maddi veya hukuki yönden bağlılık" ya da "sebep-sonuç ilişkisi" bulunmadığı, dolayısıyla bireysel işlem ile düzenleyici işlemlere karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiği ve dava dilekçesinin bu yönüyle de 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun olmadığı kanaatine varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde 5. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, -adli yardım istemi kabul edildiğinden- harç yatırılmaksızın dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2. Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına,
3. Davanın yenilenmemesi durumunda davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle dava açıldığı esnada tahsil edilmeyen yargılama giderinin (yürütmenin durdurulması harcı hariç) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 19/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.