T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/815
Karar No : 2025/1720
DAVACILAR : 1- ... Odası
2- ... 3-... 4-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ...
DAVANIN_ÖZETİ : 22/08/2024 tarih ve 32640 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmeliğin öncelikle tümünün, bu talebin kabul edilmemesi halinde 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddelerinin iptaline ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/K maddesinin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...
DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi gereğince anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İptal davalarında iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümünün, yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık sebebiyle (ya da incelenen dava dilekçesinde olduğu gibi dayanak kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği iddiasıyla) iptalinin istenebilmesi mümkün ise de, yargı yerince, dava konusu düzenlemeyi yapan idarenin yetkili bulunması ve işlemde şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemesi halinde, tek tek maddelerin incelenmesine geçileceğinden, davacı tarafından incelenecek her maddeye veya düzenlemeye yönelik olarak menfaat ilgisinin ve hukuka aykırılık sebeplerinin gösterilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle bir düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddialarıyla birlikte düzenlemenin bir kısmının veya tamamının aynı anda dava konusu edilmesi halinde, yukarıda da açıklandığı üzere, dilekçede istemin açık, tereddüt yaratmayacak şekilde belirtilmiş olması, her bir madde veya kısım ile menfaat ilgisi kurulması ve hukuka aykırılık sebeplerinin ortaya konulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, her durumda iptali istenilen maddelerin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi ve maddelerin davacının menfaatini nasıl etkilediği konusu ortaya konulmalıdır.
Dava dosyasının incelenmesinden, bakılmakta olan davanın ilk olarak 04/10/2024 tarihinde UYAP üzerinden açıldığı, dava dilekçesinin "Konu" ve "Sonuç" kısmında İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmeliğin öncelikle tümünün, bu talebin kabul edilmemesi halinde 1., 2., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddelerinin iptali ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/K maddesinin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasının istenildiği; dilekçe içeriğinde ise Yönetmeliğin ilk 6 maddesinin tamamının iptali isteminin bulunduğu, ancak gerek bu maddeler gerekse konu ve sonuç kısımlarında belirtilen maddelerden 7. ve 9. (sadece 8. fıkraya yönelik olarak) maddeler dışındaki diğer maddelere ilişkin hukuka aykırılık iddialarına yer verilmediği, dava konusu Yönetmeliğin geneline yönelik hukuka aykırılık iddialarında bulunulduğu, dolayısıyla dava dilekçesinin konu ve sonuç kısımları ile dilekçe içeriği arasında uyumsuzluk olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yenilenmek üzere dava dilekçesinin reddine karar verildiği; bu kez 17/02/2025 tarihinde sunulan dilekçeyle dava dilekçesinin yenilendiği, incelenen yenileme dilekçesinin "Konu" ve "Sonuç" kısmında uyumlu bir şekilde, İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmeliğin öncelikle tümünün, bu talebin kabul edilmemesi halinde 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddelerinin iptali ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/K maddesinin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasının istenildiği; dilekçe içeriğindeki hukuka aykırılık iddialarının ise, iptal isteminin hukuki sebebi olarak gösterilen unsurlar ile uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, dava dilekçesinde iptali istenilen düzenlemelerin, hukuka aykırılık iddiasının dayanağı ile birlikte tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği görüldüğünden;
-Yönetmeliğin ilk 6 maddesi ile 9. ve 10. maddesinin yalnızca dayanak Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasına dayalı olarak iptalinin istenilip istenilmediği, ayrıca 9. maddesinin 8. fıkrasının sebep, konu ve maksat unsurları yönünden ayrıca iptalinin istenilip istenilmediği,
-Dokuz fıkradan oluşan 7. maddesinin hangi kısmının dava konusu edilmek istenildiği, eksik düzenleme nedeniyle iptalinin istenilip istenilmediği,
-"Konu" ve "Sonuç" kısmında sayılan ancak dilekçe içeriğinde ayrıca açıklamada bulunulmayan 8. maddesinin iptal isteminin dayanağını oluşturan hukuki sebebin ne olduğu, yalnızca dayanak Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasına dayalı olarak iptalinin istenilip istenilmediği hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde tutarlılık göstermediği, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmeliğin dayanak Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği iddiasıyla tamamının iptalinin istenebileceği açık olmakla birlikte, bu istemin hukuki sebebi ile beraber belirtilmesi, ayrıca söz konusu Yönetmelikte yer verilen düzenlemelerin de iptali isteniyorsa işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hangi kısımlarının (fıkra, bent, ibare vb.) dava konusu edildiğinin açıkça gösterilmesi, hukuka aykırılık sebepleri ve bu düzenlemelerin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
3) Davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 19/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.