T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/567
Karar No : 2024/3081
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; zabıt katibi olarak görev yapan davacı hakkında yapılan idari soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporu ile ceza yargılaması sonucunda verilen mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde; davacının UYAP üzerinden verileri değiştirdiği ve bu şekilde davacıya atfedilen eylemin sübuta erdiği, bu itibarla, davacının fiiline uyan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıya isnat edilen eylemin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak..." hükmüne uyduğundan bahisle "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasında, ölçülülük ilkesi kapsamında adil bir dengenin bulunmadığı, davacının eyleminin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi bendinde yer alan "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektirecek fiil ve haller kapsamında değerlendirilemeyeceği; ancak, sabit olan eyleminin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt bendinde yer alan "Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek" fiili kapsamında değerlendirilebileceği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davacının sabit olan eyleminin karşılığı olarak yeniden cezalandırılma işlemi tesis edilebileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi, tutanaklar, UYAP kayıtları, soruşturma kapsamıyla davacının eyleminin, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak kapsamında olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı" üzerine Danıştay Beşinci Dairesince Dairemize devredilen dosya, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 13/06/2024 tarihinde, esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava, Ankara Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İdari yargı yetkisinin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin dolayısı ile yargı ile konum olarak yürütmenin altında yer alan idarenin, devletin farklı birer fonksiyonu olmalarının doğal sonucudur. Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, yasama, yürütme ve yargının yetki alanları Anayasa’da belirtilmiştir. Dolayısıyla yargı mercileri; yasama ve yürütmenin, yetki alanlarına giren konularda düzenleme yapma yetkilerini kullanmalarına engel olacak şekilde karar veremezler. Aksi halde fonksiyon gaspı konusu gündeme gelebilir. Organik olarak yürütmenin altında yer alan idarenin, hukuka uygun olarak yaptığı tercihlerin doğru olmadığı kanaatiyle onun adına tercih yapılması ya da tercihe zorlanması da aynı sonucu doğurur niteliktedir. Ayrıca yargı kararının idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde verilememesi, idari yargı denetiminin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olması ve dolayısıyla yerindelik denetimi yasağının bir neticesidir.
İdari faaliyetlerin temel ve ortak amacı, kamu yararını gerçekleştirmektir. İdarenin bu amacı sağlamak için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Anayasanın 125. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde yer aldığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde de açıkça ifade edildiği gibi idari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin, takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır. Başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve yasa kurallarıyla ve idare hukuku ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
Bakılan davada, temyize konu kararın "mevzuat kısmında" 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yar alan ve olayda davacının fiilinin karşılığında uygulanan; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hareketler arasında sayıldığı belirtilmekte birlikte aynı maddenin (D) bendinin (f) alt bendindeki "gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek" fiilinin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği belirtilmiş ve kararın "hukuki gerekçe kısmında" da, davacının fiilinin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, fiilin 125. maddenin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde, idari yargı yetkisinin; idarece tesis edilen işlemin hukuki denetiminin yapılmasıyla sınırlı olduğu, idarenin yerine geçerek, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar verilemeyeceği ve yargı kararı doğrultusunda yönlendirilemeyeceği açıktır.
Buna göre, dava, uyuşmazlık özelinde incelendiğinde; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca davacıya uygulanan disiplin cezasının, davacının eyleminin karşılığı olup olmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, “İlgili mevzuat” kısmında; ”657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren (D) bendinin “f” alt bendi yazılmak suretiyle hukuki değerlendirme kapsamında davacının eyleminin karşılığının anılan disiplin cezası olduğu yönündeki ibarenin, idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yerindelik denetimine yol açtığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, temyize konu kararın, “İlgili Mevzuat” kısmında yer alan; “aynı maddenin (D) bendinin (f) alt bendinde; "gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek" fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.” ibaresinin ve hukuki değerlendirme kısmında davacının fiilinin "125. maddesinin (D) bendinin (f) alt bendinde yer alan "gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek kapsamında değerlendirilmesi gerektiği" ibaresinin çıkarılması suretiyle karar verilmesi gerektiği görüşüyle kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.