T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2092
Karar No : 2024/2621
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdür ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yardımcısı ...
3- ... Komutanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığında kıdemli albay olarak görev yapan davacı tarafından, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesindeki esaslara göre kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanlığının 12/08/2022 tarih ve 2022/412 sayılı onayıyla re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ...tarih ve E... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesine göre, rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albayların 60 yaşına, generallerin ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabileceği; ayrıca, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilmesi hususunda idareye takdir yetkisinin tanındığı, ancak bu yetkinin kullanımı mutlak ve sınır olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idarelerce, 2803 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki esaslara göre kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle re'sen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde hangi ölçütlerin uygulanacağı konusunda herhangi bir karar alınmadığı; ayrıca davalı idarelerce 30 Ağustos 2018 tarihinde albay rütbesine nasıplı olan davacı gibi jandarma albay/kıdemli albay rütbesinde görev yapıp, 30 Ağustos 2022 itibariyle terfi değerlendirmesine giren ve görev süresi uzatılan albay/kıdemli albaylara ait disiplin ceza sayısı, ödül sayısı ve adli/idari soruşturma durumunu gösterir evsaf bilgi kartlarının davacıyla mukayese edilebilmesi için dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davalı idarelerce re'sen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin (sicil, disiplin, verimlilik, soruşturma gibi) uygulanılmasında eşit ve objektif şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulmadığı; öte yandan, 2021 ve 2022 yılları sicil döneminde davacı hakkında olumsuz kanaat bildiren sıralı sicil amiri V.Y. tarafından davacıya 09/02/2021, 03/03/2022 ve 07/02/2022 tarihlerinde verilmiş üç adet takdirnamenin bulunduğu; rütbe terfi tarihinden dava konusu işlemin tesis edildiği tarihe kadar davacı hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma, şikayet, ihbar, tutanağın da bulunmadığı; kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde davacının görevinde başarısızlığı ya da yetersizliği noktasında somut tespitlere yer verilmediği gibi salt albay rütbesine terfi ettiği tarih öncesinde hakkında yürütülen kovuşturmaların da beraatle neticelendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile eşitlik ilkesine uygun kullanılmadığı kanaatine varıldığından, davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının emekliye sevk edildiği tarihten itibaren hesaplanarak dava tarihinden (16/09/2022) tarihinden itibaren her bir ay için tahakkuk tarihleri dikkate alınarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 2803 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre, re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde idarenin takdir yetkisinin bulunduğu açık olup, idarenin söz konusu takdir yetkisini kullanırken kamu yararına aykırı ve hizmet gerekleri dışında subjektif sebeplerle hareket ettiğine ilişkin bir verinin bulunmadığı, hangi personelin emekliye sevk edileceğinin belirlenmesi konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının da hukuken olanaklı olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelere tanınan takdir yetkisi doğrultusunda, Jandarma Genel Komutanlığında albay olarak görev yapan ve rütbesindeki bekleme süresi dolan davacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre Cumhurbaşkanı onayı ile kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarına değinilmeden ve bu hususta incelenme yapılmadan temyize konu kararın verildiği, 2803 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre re'sen emeklilik işlemlerinin tesis edilmesinin öngörüldüğü; bu kapsamda ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanarak re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesi gerekirken, emekliye sevk listesi hazırlanması dışında herhangi bir çalışma yürütülmediği, hangi kriterlere göre değerlendirme yapıldığının davalı idarelerce somut bilgi ve belgeye dayalı olarak ortaya konulmadığı ve bu husustaki ara kararlarına cevap da verilmediği, albay kadrosunda açık bulunduğu, sicil puanının çok yüksek ve kıdem sıralamasında emsallerinin önünde olduğu, yetişmiş ve başarılı bir personel olarak bilgi ve birikimlerinden istifade edilmesi gerekirken somut bir gerekçe gösterilmeksizin haksız bir şekilde emekliye sevk edildiği, dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : ... tarafından; temyize konu kararın usule ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
... Bakanlığı tarafından; savunma verilmemiştir.
... Genel Komutanlığı tarafından; 2803 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçları sebepleri olarak belirtilen üç kıstas açısından değerlendirme yapılarak re'sen emekliye sevk işlemlerinin tesis edildiği, tek ve belirli bir kritere göre değerlendirme yapılmadığı, albay ve üstü rütbeler için atanabilecek kadronun sınırlı olduğu, hizmet gerekleri ve idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde davacının emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2020 tarih ve YD İtiraz:2020/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2803 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığı hususu araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının emekliye sevk edildiği tarihten itibaren hesaplanarak dava tarihinden (16/09/2022) tarihinden itibaren her bir ay için tahakkuk tarihleri dikkate alınarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava; Jandarma Genel Komutanlığında kıdemli albay olarak görev yapan davacı tarafından, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesindeki esaslara göre kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanlığının 12/08/2022 tarih ve 2022/412 sayılı onayıyla re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 13. maddesinde "...Subaylığa ve astsubaylığa nasıp işlemleri, İçişleri Bakanlığının onayıyla yapılır. Rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan, ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, generaller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabilirler. İlgili personel, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilir..." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükmü değerlendirildiğinde, Kanun'un amacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarının gerekli kıldığı hallerde ilgili personelin bekleme süreleri dolmadan re'sen emekli edilmelerine olanak sağlayarak, bu sayede emniyet ve asayiş hizmetlerinin hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan kadro sayılarının belirlenmesi ve belirlenen bu kadrolara atamalarda liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, re'sen emekliye sevk edilenler hakkında kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanun hükmü ile idareye, re'sen emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Öte yandan, dava konusu işlemin dayanağı olan 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesindeki düzenlemeye benzer bir kurala, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun geçici 27. maddesinde de yer verilerek, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesini haiz olan personelin re'sen emekliye sevk edilebileceği düzenlemesine yer verildiği, bahsedilen Kanun hükmünün iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararında da; idareye tanınan takdir yetkisinin, keyfîlik anlamına gelmeyip kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceği, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapabileceği, bunun için ise söz konusu kadrolarda çalışanlar yönünden birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılmasının gerektiği hususlarına vurgu yapılmış ve anılan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılık taşımadığı sonucuna varılarak iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu bağlamda, İdare Hukukunun genel ilkeleri uyarınca, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararının gerçekleşmesi için işlem tesis etmek zorunda olduğu açıktır. Kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapılabilmesi için ise, söz konusu kadrolarda görev yapanlar yönünden bir takım ayırt edici objektif kriterlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması da hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece emekliye sevk edilen personelin belirlenmesi aşamasında yapılan değerlendirmelerde, hangi kriterlerin esas alındığına dair dosyaya herhangi bir bilgi ve/veya belge sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, re'sen emekliye sevk edilmesine karar verilen personel belirlenirken; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerin davalı idarelerden istenilmeksizin eksik inceleme ile verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Nitekim, benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 25/12/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1194 sayılı karar da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile iptal-kabul yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan "istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine" ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, karara katılmıyorum.