T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5469
Karar No : 2025/1675
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...'yı temsilen ... Taşımacılık Çalışanları ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli apron memuru olarak 09/11/2018 tarihinde göreve başlayan davacının; DHMİ Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin 26. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında sağlık durumu nedeniyle başka bir göreve (sözleşmeli memur olarak) atanma talebiyle yaptığı başvuru üzerine, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Havalimanı Başmüdürlüğünde apron memuru olarak görev yapan davacı tarafından, başka bir göreve atanma talebiyle kalp yetmezliği rahatsızlığı olduğundan kardiyak açıdan havalimanı yer hizmetlerinde çalışmasının uygun olmadığına yönelik Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliğince düzenlenen sağlık kurulu raporunun davalı idareye sunulduğu; söz konusu rapora istinaden hakem hastane olarak Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen davacı hakkında anılan hastane tarafından düzenlenen raporda, davacının apron memuru olarak görev yapamayacağı, idari işlerde çalışmasının uygun olduğu yönünde karar verildiği; söz konusu rapora istinaden davalı idare tarafından, davacının maluliyet yönünden incelenmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından görüş sorulduğu; davalı idare ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı arasında yapılan yazışmalar neticesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca "davacının 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrası uyarınca malul olduğuna, başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine", "davacıda ileri evre kalp yetmezliği bulunması, kalp kasılma gücü değerinin (ejeksiyon fraksiyonu) %20 olması nedeniyle, çalışma gücünü ağır derecede kaybettiğine ve genel idare hizmetleri sınıfında memur olarak veya yardımcı hizmetler sınıfında çalışamayacağına" karar verildiğinin davalı idareye bildirilmesi üzerine; davalı idare tarafından, 26/01/2024 tarih ve 9252 sayılı Genel Müdür onayıyla, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında "malul" olarak emekliye sevk edildiği; uyuşmazlık konusu olayda, iptali istenilen işlemin, davacının 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca malulen emekliye sevk edilmesinden ibaret olduğu; dosya kapsamında bulunan belgeler ile UYAP incelemesi sonucu görülen sigortalı hizmet dökümüne göre, davacının 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında sigortalı hizmeti olmadığından, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin davacı hakkında uygulanmasına imkan bulunmadığı; bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinde yer verilen "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." hükmü gereği, 5434 sayılı Kanun'a tabi bir hizmeti bulunmayan ve emekliye sevk edilmesi hususunda 5510 sayılı Kanun'un 25. ve 48. maddeleri uygulanan davacının malulen emekliye sevk edilmesinden doğan uyuşmazlık sebebiyle açılan işbu davanın, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi gereği adli yargının görevinde olup, idari yargının görevinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı; nitekim, benzer bir davada çıkan görev uyuşmazlığı üzerine, 5434 sayılı Kanun'a tabi bir hizmeti bulunmayan ilgilinin malulen emekli edilmesi istemine ilişkin uyuşmazlıktan doğan davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna dair Uyuşmazlık Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği; öte yandan, dava dosyası tekemmül etmeden İdare Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği anlaşıldığından, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesindeki "ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez." kuralı uyarınca, davalı idare lehine vekalet ücretinin yarısına (5.250,00-TL) hükmedilmesi gerekirken, anılan idare lehine tam vekalet ücretine (10.500,00-TL) hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın hüküm fıkrasının, "...Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.500,00-TL vekalet ücretinin yarısı olan 5.250,00-TL'nin davacı tarafından davalı idareye verilmesine,..." şeklinde düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun düzeltilerek reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusunun, malulen emekli edilmesi işlemi olmayıp idare tarafından emekliye sevk edilmesi işlemi olduğu, davanın özünü emeklilik işlemi öncesi tesis edilen işlemler oluşturduğu; bir memurun çalıştığı kurum tarafından emekliye sevk edilebilmesi için emekliye sevk koşullarının bulunması gerektiği; malulen emekliye sevk koşullarının bulunup bulunmadığının denetiminin ise idari yargı organlarınca yapılacağı; 5510 sayılı Kanun'un işbu davayla bir ilgisinin olmadığı, uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu; ayrıca, görev ret kararlarında idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmetinin olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun maluliyet raporuna istinaden tesis edilen emekliye sevk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin 26. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yer alan görev grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslar çerçevesinde yapılır: ...ç) Tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerinin birinden alacakları sağlık kurulu raporuyla, ifa etmekte oldukları görevi yürütemeyecek durumda olanlar, raporlarının kuruluş tarafından belirlenecek hakem hastaneden teyidini müteakip, görevde yükselme veya unvan değişikliği mahiyetinde olmamak kaydıyla, (Değişik ibare:RG-14/6/2016-29742) Kuruluşun ihtiyacına göre bir pozisyona atanabilirler." kuralına yer verildiği; söz konusu düzenleme kapsamında sağlık raporu bulunan davacının, apron memuru pozisyonundan memur pozisyonuna atanma talebiyle yaptığı başvuru üzerine, davalı idare ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı arasında yapılan yazışmalar neticesinde, davalı idare tarafından 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesine istinaden davacının malulen emekliye sevk edildiği; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 45. maddesinin ikinci fıkrasında, teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan sözleşmeli personelin "istek, yaş haddi, malullük veya sicil sebeplerinden biri" ile emekliye ayrılma hallerinde sözleşmelerinin sona ereceğinin belirtildiği; aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 23. maddesinin göndermede bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesinin üçüncü fıkrasında da, "Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır." kuralına yer verildiği; öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir." hükmünün yer aldığı; davacının sosyal güvenlik ve emeklilik hakları yönünden 5434 sayılı Kanun'a değil 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu tartışmasız olmakla birlikte; uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına ilişkin olmayıp, sağlık şartları yönünden 399 sayılı KHK kapsamında sözleşmeli personel olarak çalıştırılmaya devam edilip edilmeyeceğinden (diğer bir deyişle emekliye sevk edilip edilmeyeceğinden) kaynaklandığı; kamu görevlisinin işe alınma, atanma, yükselme, disiplin, mali ve sosyal hakları ile diğer özlük hakları idari işlem mahiyetinde olduğu gibi, "göreve son verme" işlemlerinin de idari işlem niteliğinde olduğu; buna göre, istek, re'sen, yaş haddi, sağlık veya malullük gibi nedenlerle tesis edilen emekliye sevk (göreve son verme) işlemlerinin de idari işlem olduğu ve bu işlemlerin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğu; her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinde "malul sayılma" hususu düzenlenmiş ve 101. maddesinde de, "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiş ise de; uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin uygulanmasından ziyade, 657 sayılı Kanun'un 105. maddesinin üçüncü fıkrası, 399 sayılı KHK'nın 23. maddesi ve 45. maddesinin ikinci fıkrası ile DHMİ Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin 26. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin uygulanmasından ve sağlık şartları yönünden davacının sözleşmeli personel olarak istihdamına devam edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı; bu mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının görevli olduğu dikkate alındığında; işbu davanın idari yargıda görülmesi ve çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun düzeltilerek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Kullanılmayan...-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 24/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.