T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5711
Karar No : 2025/2120
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Komutanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, Bolvadin Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığında sözleşmeli jandarma astsubay olarak görev yapan davacının, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca malul olduğuna karar verildiğinden bahisle, sözleşmesinin feshedilerek malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, sözleşmeli jandarma astsubay olarak görev yapan davacı hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında Afyonkarahisar Devlet Hastanesince düzenlenen 20/07/2022 tarihli sağlık kurulu raporuyla "branşı görevini yapamaz.", Eskişehir Şehir Hastanesinin 20/10/2022 tarihli sağlık kurulu raporuyla "Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamaz." ve son olarak Isparta Şehir Hastanesinin 03/11/2022 tarihli sağlık kurul raporuyla da "Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamaz." kararı verildiği; söz konusu raporlara istinaden Sosyal Güvenlik Kurumunun 03/01/2023 tarihli kararıyla davacının 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi birinci fıkrası uyarınca malul olduğuna karar verildiği ve Jandarma Genel Komutanlığının dava konusu 03/03/2023 tarihli işlemiyle de sözleşmesi feshedilerek malulen emekliye sevk edildiği; buna göre, itiraz üzerine silsile halinde farklı sağlık kurulları tarafından tanzim edilen son iki sağlık kurulu raporu arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı ve anılan Yönetmeliğin ekinde yer alan çizelgenin 15. maddesinin D dilimine girdiği tanısıyla da davacı hakkında "Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamaz" kararı verildiği; bu durumda, jandarma personelinin görev yapabilmesi için sağlık şartlarını düzenleyen mevzuatta D dilimi sınıflandırmasına giren rahatsızlığı bulunan personelin herhangi bir sınıfta veya branşta görev yapamayacağının düzenlendiği anlaşıldığından, usulüne uygun düzenlenmiş raporlara göre sağlık şartları itibarıyla jandarma sınıfında görev yapması mümkün olmayan davacının sözleşmesinin feshedilerek emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hastalığın teşhis ve tanısında davalı idarenin yönlendirmede bulunduğu, sağlık kurulu raporlarının usule ve fenne uygun olarak düzenlenmediği; dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında, ilgili sağlık kuruluşlarınca davacının "Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamayacağı" yönünde sağlık kurulu raporları düzenlendiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında malul olduğuna karar verildiği; 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun'un 13. maddesi uyarınca davacının sözleşmesinin feshedildiği ve malulen emekliye sevk edilmesi yönünde onay alındığı; dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, "...Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilebilir:... i) Yetkili sağlık kurullarınca verilen kararlara göre sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubay olarak göreve devamı mümkün olmamak. j) İstihdam edildikleri sınıflarda görev yapamayacaklarına dair yetkili sağlık kurullarınca karar verilenlerden, idarece başka bir sınıfta istihdamına gerek duyulmamak...." kuralına yer verildiği; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 47. maddesinin birinci fıkrasında, "Vazifenin sebep ve tesiriyle haklarında “Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz”, “Jandarma Genel Komutanlığında Görev Yapamaz” veya “Sahil Güvenlik Komutanlığında Görev Yapamaz” raporu düzenlenen subay ve astsubayların raporları, bağlı bulunduğu Kuvvet Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilir. Sosyal Güvenlik Kurumu söz konusu subay ve astsubayların malullük durumunu tespit eder." ve 73. maddesinde "Sözleşmeli subay ve astsubayların sağlık yetenekleri, rütbe ve kıdemce emsalleri olan kendi sınıfının veya branşının muvazzaf subay ve astsubaylarına göre değerlendirilir..." hükümlerinin yer aldığı; söz konusu Yönetmelik kapsamında, sağlık şartları yönünden davacı hakkında "Jandarma Genel Komutanlığında görev yapamaz" şeklinde sağlık kurulu raporu düzenlendiği ve bu raporun Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilmesi üzerine maluliyet kararı alındığı; Jandarma Genel Komutanlığı tarafından da 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesine istinaden davacının malulen emekliye sevk edildiği; öte yandan, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun "İzinler" başlılı Ek 3. maddesinde, "...Subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların sıhhi izinleri aşağıdaki gibidir: a) Hizmet yapamayacak şekilde hastalanan personelin hastalığı geçici ise veya geçici olup sekel bırakan hastalıklardan ise, hastanelerde geçen teşhis ve tedavi süreleri hariç, ay ve gün hesabı ile her bir hastalığı için toplam olarak ve fiilen iki yılı geçmemek üzere, nekahet tedavisi, istirahat ve hava değişimi işlemine tabi tutulur. Bu gibiler hakkında raporlar sağlık kurulunca verilir. Sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubaylar için 4678 sayılı Kanun, uzman erbaşlar için 3269 sayılı Kanundaki sağlık durumları nedeniyle sözleşme fesih hükümleri saklıdır. b) Kanser, her türlü kötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartı ile tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler. c)... Sıhhi izin süresini doldurmak durumuna girenler, sıhhi izin sürelerini dolduracakları ayın ilk haftasında haklarında kati işlem yapılmak üzere tekrar muayeneye sevk edilirler. Bunlardan sıhhi arızalarının devam ettiği ve hiçbir sınıfın hizmetinde vücutlarından istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında ilgisine göre 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanır... Subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar için bu Kanun dışında diğer kanunlarda düzenlenen izin hükümleri uygulanmaz...." kuralına yer verildiği; diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir." hükmünün yer aldığı; buna göre, davacının sosyal güvenlik ve emeklilik hakları yönünden 5434 sayılı Kanun'a değil 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu tartışmasız olmakla birlikte; uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına ilişkin olmayıp, sağlık şartları yönünden 4678 sayılı Kanun, 2803 sayılı Kanun ve Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında sözleşmeli astsubay olarak çalıştırılmaya devam edilip edilmeyeceğinden (diğer bir deyişle emekliye sevk edilip edilmeyeceğinden) kaynaklandığı; kamu görevlisinin işe alınma, atanma, yükselme, disiplin, mali ve sosyal hakları ile diğer özlük hakları idari işlem mahiyetinde olduğu gibi, "göreve son verme" işlemlerinin de idari işlem niteliğinde olduğu; buna göre, istek, re'sen, yaş haddi, sağlık veya malullük gibi nedenlerle tesis edilen emekliye sevk (göreve son verme) işlemlerinin de idari işlem olduğu ve bu işlemlerin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğu; her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinde "malul sayılma" hususu düzenlenmiş ve 101. maddesinde de, "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiş ise de; uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin uygulanmasından ziyade, 4678 sayılı Kanun, 2803 sayılı Kanun ve Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin uygulanmasından ve sağlık şartları yönünden davacının astsubay olarak istihdamına devam edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı; bu mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının görevli olduğu dikkate alındığında; işbu davanın idari yargıda görülmesi ve çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Afyonkarahisar ili, Bolvadin Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığında sözleşmeli jandarma astsubay olarak görev yapan davacının, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca malul olduğuna karar verildiğinden bahisle, ... tarih ve ... sayılı işlemle sözleşmesinin feshedilerek malulen emekliye sevk edilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ''Malul sayılma'' başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrasında, "Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.'' kuralına, "Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları" başlıklı 48. maddesinde, "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık, malûllük veya vazife malûllüğü işlemleri; a) Re'sen emekliye sevk hallerinde, sigortalının çalıştığı göreve atamasındaki usûle göre atamaya yetkili makamın, b) İstek üzerine veya yaş haddi, malûllük veya vazife malûllüğü hallerinde kamu idaresinin en yüksek amirinin, ... onayı ile tekemmül eder." kuralı ve Uyuşmazlıkların çözüm yeri'' başlıklı 101. maddesinde; "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." kuralına yer verilmiştir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde; "(1) İş mahkemeleri; ... b) ... 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." kuralı yer almıştır.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un ''5434 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri'' başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun'a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun'da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, ikinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, beşinci fıkrasında; bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, onikinci fıkrasında; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun'dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun'un bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı, 108. maddesinde; bu Kanun'un, sayma yoluyla belirtilen maddeleri dışındaki diğer hükümlerinin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan yönetmelik kurallarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili Danıştay Onbirinci Dairesinin 2010/743 esasına kayıtlı dosyanın temyizen incelenmesi sırasında, 24/02/2010 tarihli kararla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla; "...5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanun'da ki iş ve işlemler hakkında genel düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir. İş mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki iş ve işlemleri, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı açıktır.
Bu bakımdan, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılama bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ile diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır." gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girmeden önce (01/10/2008 tarihi öncesinde) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na tabi hizmeti bulunmayan ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, sosyal güvenlik ve emeklilik yönünden 5510 sayılı Kanun'a tabi kamu görevlileriyle ilgili olarak 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde de adli yargının (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu açıktır.
Bu kapsamda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, hangi yargı yerinde görüleceğinin belirlenebilmesi için, malulen emekliye sevk edilerek görevle ilişiği kesilen davacının, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce (01/10/2008 tarihi öncesinde) 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.
5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkında malulen emekliye sevk edilmesi yönünde işlem tesis edilen davacıya ait dosyadaki bilgiler ve UYAP ekranından yapılan sorgulama neticesinde elde edilen SGK hizmet dökümünün incelenmesinden; davacının 29/09/1993 doğumlu olduğu ve 04/09/2019 tarihinde askeri öğrenci olarak göreve başladığı, 30/08/2020 tarihine sözleşmeli astsubay çavuşluğa nasbedildiği, sosyal güvenlik yönünden 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu ve 01/10/2008 tarihinden önce 5434 sayılı Kanun'a tabi bir hizmetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce (01/10/2008 tarihi öncesinde) 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunmadığı ve emeklilik yönünden 5510 sayılı Kanun'a tabi olduğu, 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ise (bu Kanun'da aksine bir düzenleme olmadıkça) iş mahkemelerinin görevli olduğu dikkate alındığında; 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca davacının malulen emekliye sevk edilerek ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde iş mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, benzer mahiyetteki bir uyuşmazlıkta (Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak görev yapan bir kişinin, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada) Uyuşmazlık Mahkemesinin 28/01/2019 tarih ve E:2018/687, K:2019/22 sayılı kararıyla davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 28/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.