T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/4471
Karar No:2024/3809
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisine ait akaryakıt istasyonunda 01/04/2015 tarihinde yapılan denetimde, istasyon otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığının ve davacının bayisinde kurulu otomasyon sistemi ile ilgili yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğinin tespit edildiğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 972.717,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; yapılan denetimde, ödeme kaydedici cihazın (ÖKC) 01/01/2015-01/04/2015 tarihleri arasındaki mali hafıza raporlarının alındığı ve ÖKC'lerden daha önceki satışlara ilişkin rulolarda yer alan fişlerin karşılaştırılması neticesinde, rulolarda yer alan fişlerin büyük kısmının “Z” raporlarına, dolayısıyla mali hafıza raporlarına yansımadığının ve bununla birlikte işletmeye ait olmayan post cihazının kullanıldığının tespit edildiği, yazar kasalardan silme işlemi yapılarak farklı firmanın post cihazı kullanılarak gerçek satışların gizlendiğinin düşünüldüğü, 2016 yılı içerisinde anılan bayinin sözleşmeli dağıtıcısı olan davacı şirket tarafından aykırılık beyanında bulunulmadığının anlaşıldığı, firmanın yapmış olduğu satışları ÖKC hafıza raporundan silmek suretiyle vergi kaybına sebebiyet verdiği, ayrıca davacı şirketin, bayilerinin yapmış olduğu iş ve işlemlerden haberdar olduğu, elde edilen gelirin ortaklaşa paylaşıldığının düşünüldüğü, anılan bayiye ait 01/01/2015-01/04/2015 tarihleri arasında Kurum’a beyan edilen istasyon otomasyon sistemine ilişkin veriler incelendiğinde, istasyon otomasyon sistemi bilgileri tablosunda motorin için dönem başı stok miktarının 8.283 lt, tanka dolum miktarının 10.153 lt, pompa satış miktarının 317.033 lt ve dönem sonu stok miktarının 65.641 lt olduğu, istasyon otomasyon sistemi aylık özet tablosunda motorin için dönem başı miktarının 26.193 lt, tanka dolum miktarının 134.587 lt, pompa satış miktarının 207.912 lt ve dönem sonu motorin miktarının 11.223 lt olduğu, günlük satış takip tablosunda ise dağıtıcının bayisine satışını gerçekleştirdiği motorin miktarının ise 100.769 lt olduğu, söz konusu bu veriler incelendiğinde, bayiye ait stok, satış ve dolum miktarlarının otomasyon sisteminde bulunan her bir tabloda farklılık gösterdiği, diğer bir deyişle, bayiye ait istasyon otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığı ve bayinin de satışlara devam ettiği tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü, bu durumda, bayisinin otomasyon sistemi sağlıklı çalışmadığı halde akaryakıt hareketine konu eylem (satış, dolum vs.) gerçekleştirdiği ve bununla birlikte bayinin sözleşmeli dağıtım firması olan davacı şirketin de anılan bayisinde kurulu istasyon otomasyon sistemi ile ilgili yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği ve sistemin sağlıklı çalışmadığının yapılan denetimlerle sabit olduğu anlaşıldığından, davacı şirket hakkında idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Kurulca verilmiş olan idari para cezaları yönünden ihtar yapılması imkânı bulunmadığı gibi, Kanun'un 19. maddesinde yapılan değişiklikle idari para cezalarına getirilen asgari ceza oranlarının yükseltildiği de dikkate alındığında davacının lehine bir durumun da bulunmadığı görüldüğünden, davacının bu iddialarına itibar edilmediği, davacı tarafından ileri sürülen diğer iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hak düşürücü süreler geçtikten sonra işlem tesis edildiği, davalı idarece denetim sorumluluğunun yerine getirilmediği, faili olmadığı bir eylemden dolayı şirketin sorumlu tutulamayacağı, otomasyon sisteminin fiziken güvenliğinden bayinin sorumlu olması gerektiği, dava konusu işlemin cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, 7164 sayılı Kanun’la getirilen lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceği öngörülmüş; ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idari para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verilmiştir.
Söz konusu geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idari para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış ise de, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idari para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği açık olmakla birlikte, davacı şirketin fiili ... tarih ve ... sayılı düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller arasında sayılmadığından 7164 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin olayda uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.