T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/1804
Karar No:2024/2063
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı, 339.500,00-TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; madeni yağ lisansı kapsamında faaliyet gösteren ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne yönelik 31/05/2013 tarihinde yapılan denetimde, madeni yağı amacı dışında motorinle karıştırıp ulusal marker seviyesi geçersiz yakıtı piyasaya arz ederek lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunduğundan bahisle Kurul'un ... tarih ve ...sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca anılan şirkete 350.000,00 TL idari para cezası verildiği,
söz konusu idari para cezasına karşı ... İdare Mahkemesi'nde açılan davada Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, akabinde şirket adına düzenlenen ve elektronik ortamda tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açılmadığı gibi herhangi bir ödemede de bulunulmadığı, şirket adına yapılan mal varlığı araştırması neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkânı kalmadığının anlaşılması üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; bu durumda, 19/03/2015 tarih ve 8782 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği üzere, davacının şirketin kanuni temsilcisi olduğu, ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına karşı açılan davanın ret ile sonuçlandığı, vadesinde ödenmeyen ve tahsili için kesinleşmesine ihtiyaç bulunmayan amme alacağının (para cezasının) borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nce; istinafa konu İdare Mahkemesi kararında, uyuşmazlığın çözümünde 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi esas alınarak, davacının, şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de alacağın tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin mükerrer 35. maddesinin değil, limited şirketlerin kamu borçlarının tahsiline ilişkin limited şirket ortaklarının hisseleri oranında sorumluluğuna ilişkin 35. maddenin uygulandığı, nitekim ödeme emrine konu miktarın da hisse oranına göre belirlendiği, davacının şirketin kanuni temsilcisi olmadığı anlaşıldığından, mükerrer 35. madde hükmü esas alınarak davanın esası hakkında bir karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı;
6183 sayılı Kanun'un limited şirketin pay sahiplerinin sorumluluğuna ilişkin 35. maddesi, kesinleşmiş kamu alacağının tamamının veya bir kısmının mal varlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan limited şirket tüzel kişisinin bu borcunun ödenmesinden, borcu ödeme yükümlüğünün doğduğu dönemde limited şirketin ortaklarının, sermaye payları oranında sorumlu tutulmasına ilişkin, kusura dayanmayan, kanuni objektif sorumluluk hâlini düzenlediği,
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde borçlu limited şirket tüzel kişisinin ortağının hissesi oranında takip edilebilmesinin, tüzel kişinin kesinleşmiş ve takip edilebilir borcunun olması, yani borcun takip ve tahsil zamanaşımına uğramamış bulunması, ilgilinin borcun ödenmesi gerektiği zamanlarda şirketin ortağı olması ve alacağın borçlu tüzel kişiden kısmen veya tamamen tahsil olanağının kalmadığının belirlenmiş olması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlandığı, idari para cezası işleminde 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz." kuralının borçluya hatırlatıldığı, dava konusu amme alacağının 6183 sayılı Kanun kapsamında bir amme alacağı olduğu, alacağın asıl borçlu ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden istenilmesine rağmen alacağın ödenmediği, açılan davanın reddedildiği, bunun üzerine 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, alacağın, limited şirketin ortağı olan davacıdan tahsiline ilişkin dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nden, davacının, şirketin %97 oranında hissesine sahip olduğunun görüldüğü,
Bu durumda, dava konusu kamu alacağının asıl borçlu olan davacının ortağı olduğu limited şirket tarafından ödenmediği, idari para cezasına karşı açılan davanın reddedildiği, asıl borçlu yönüyle idarece mal varlığı araştırması yapıldığı, ancak alacağın borçlu tüzel kişiden kısmen veya tamamen tahsil olanağının kalmadığının tespit edildiği, davacının kamu alacağının ödenmesi gerektiği dönem itibarıyla şirketin %97 oranında ortağı olduğu, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki şartların oluştuğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idari para cezasına karşı açılan davada verilen davanın reddi kararının ödeme emrinin düzenlendiği aşamada henüz kesinleşmediği, idari para cezasına neden olan denetimin kendisinin şirkete ortak olmadan önceki dönemde yapıldığı, dolayısıyla henüz şirket ortağı olmadığı bir dönemde meydana gelen denetim ve bu denetim sonucunda verilen idari para cezasından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, işlemde esas alınması gereken tarihin idari para cezasına konu fiilin gerçekleştiği tarih olduğu, ancak gerek ilk derece mahkemesince gerekse de istinaf mahkemesi tarafından bu hususta hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin E:2013/2821, K:2015/2877 sayılı kararında, idarî yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, davacının hukuken ve fiilen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline dair verdiği içtihadının aksi yönünde karar verildiği, öte yandan, esas borçlu şirket hakkında usule uygun olarak gerekli araştırmalar yapılmadan doğrudan hakkında ödeme emri düzenlendiği, borçlu olan şirketten alacağın alınamadığı açıkça ispat edilmeden bu şekilde ödeme emri düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, şirketin bankada bir miktar parası ve 3 şahıslardan alacakları bulunduğunun verilen belgelerle ispat edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 08/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.