T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/1827
Karar No:2024/4959
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. adlı bağımsız denetim kuruluşu tarafından ... Bakır A.Ş.'nin 01/01/2017-31/12/2017 hesap dönemine ait finansal tablolarına yönelik yürütülen bağımsız denetim çalışmalarının kalite güvence sistemi incelemeleri kapsamında Kurum uzmanlarınca incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı İnceleme Raporunda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden, anılan bağımsız denetim kuruluşu adına bağımsız denetim raporunu imzalayan sorumlu denetçi davacının faaliyet izninin 01/01/2021 tarihine kadar askıya alınmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerinden, bağımsız denetim faaliyetlerinde mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda Kurul tarafından uyarı, lisansın askıya alınması ve iptali yaptırımlarının uygulanabileceği, ancak bu yaptırımlarının uygulanabilmesi için öncelikle Kurul tarafından verilen görüş ve öneriler doğrultusunda ve verilen sürede gerekli tedbirlerin alınmamış olması gerektiğinin anlaşıldığı,
Her ne kadar Yönetmelik hükmünde, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Kurum düzenlemelerine aykırı hareket ettikleri tespit edilenlere, uyarı, faaliyet iznini askıya alma ve faaliyet iznini iptal etme yaptırımlarının uygulanacağı belirtilmiş, görüş ve öneriler doğrultusunda ilgililerin gerekli tedbirleri alması hususunda bir süre tanınması ve bu süre içerisinde gerekli tedbirler alınmazsa bu yaptırımların uygulanması gerektiğinden bahsedilmemiş ise de Yönetmelik hükmünün KHK hükmüne aykırı olamayacağı ve anılan koşula yer verilmemiş olmasının KHK'yı aşarak süre verilmeden yaptırım uygulanabileceği şeklinde yorumlanamayacağı, bu itibarla, sorumlu denetçi olan davacıya veya bu sıfatla görev yaptığı denetim şirketine belirtilen görüş ve öneriler doğrultusunda gerekli tedbirleri alması için herhangi bir süre tanınmaksızın davacı hakkında 01/01/2021 tarihine kadar faaliyet izninin askıya alınmasına yönelik olarak alınan dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin birçok maddesinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin 14/12/2017 tarih ve E:2013/1248, K:2017/3775 sayılı kararıyla Yönetmelik’in 43. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verildiği, ancak bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 30/01/2020 tarih ve E:2018/1909, K:2020/144 sayılı kararıyla, bu madde yönünden verilen iptal kararının “idari yaptırım uygulanmadan önce ilgililere her koşulda süre verilmesi gerektiği yolundaki gerekçede hukuka uyarlık bulunmadığı” belirtilmek suretiyle gerekçeli olarak onandığı dikkate alındığında, idari yaptırıma esas alınan fiillerin niteliği itibarıyla düzeltilmesi imkan dahilinde olmaması hallerinde yaptırım kararı verilmeden önce tespit edilen aykırılık ve eksikliklerin giderilmesi için Kurumca ilgililere süre verilmesinin zorunlu olmadığı, bu nedenle 660 sayılı KHK ve Bağımsız Denetim Yönetmeliği gereğince, tespit edilen mevzuata aykırılıklar nedeniyle doğrudan idari para cezası verilebileceği, diğer yaptırım kararlarının verilebilmesi için de aykırılığın giderilmesi amacıya düzeltilmesi mümkün olmayan durumlar için süre verilmesinin zorunlu olmadığı, ancak düzeltilmesi imkan dahilinde olan hallerde, yaptırım kararı verilmeden önce tespit edilen aykırılık ve eksikliklerin giderilmesi için davalı idarece süre verilebileceği, bakılan uyuşmazlıkta ise mevzuata aykırılığın ve karşılığında uygulanan faaliyet izninin askıya alınması yaptırımına ilişkin fillerin niteliği dikkate alınarak davalı idarece süre verilmeden Kurulca doğrudan yaptırım kararı alınmasının hukuka uygun olup olmadığının ayrıca irdelenmesi gerektiği;
Buna göre dava konusu uyuşmazlığın esasının incelenmesinden;
... A.Ş.'nin 2017 yılı hesap dönemi finansal tablolarının denetimi kapsamında davacı tarafından hazırlanan denetim dosyasında bir takım Bağımsız Denetim Standartlarına riayet edilmediği hususu sabit olmakla birlikte, bu riayetsizliğin davaya konu Kurul kararının dayanağı BDY'nin "Faaliyet iznini askıya alma" başlıklı 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendini ihlal eder nitelikte olmadığı, zira bu riayetsizliğin, söz konusu denetim çalışmasında, TDS çerçevesinde dürüstlük, tarafsızlık, bağımsızlık, mesleki yeterlilik ve özen, sır saklama, mesleğe uygun davranış ve diğer etik ilkelere uyulmaması ya da kaliteli ve güvenilir denetimler gerçekleştirilmemesi olarak nitelendirilemeyeceği;
Bu durumda, uzman inceleme raporlarında önerilen yaptırımın Kurul tarafından uygulanma gibi bir zorunluluk bulunmamakla ve Kurulun önerilenden daha ağırını veya daha hafifini uygulamasına bir mani olmamakla birlikte, davaya konu Kurul kararının dayanağı inceleme raporunu düzenleyen iki uzman tarafından, tespit edilen aykırılıkların BDY'nin 40. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde "Denetim faaliyetinin, fiilin ağırlığına göre daha ağır bir yaptırım gerektirmeyen şekilde, TDS’ye aykırı olarak yürütülmesi..." hükmü kapsamında kaldığı sonuç ve kanaatine varılması, davaya konu Kurul kararında, uzman inceleme raporunda tespit edilen aykırılıklara aynen yer verilmesi, ancak rapora ilaveten hiçbir hususun açıklanmaması ya da raporda yer verilen hangi aykırılığın BDY'nin 40. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değil de 41. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında değerlendirildiğinin ortaya konulamaması, tespit edilen aykırılıklar açısından rapora aynen itibar edilmiş olması karşısında, inceleme raporu ile teklif edilen "uyarı" yaptırımı yerine, bu cezadan uzaklaşılmak suretiyle daha ağır bir yaptırım olan "faaliyet izninin 01/01/2021 tarihine kadar askıya alınmasına" ilişkin Kurul kararının ölçülü ve hakkaniyetli olmadığı, dolayısıyla hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı tarafından denetimin mesleki etik ilkelerine uyulmadan yapıldığı, dolayısıyla kaliteli ve güvenilir olmadığı, Kurulun görevini yaparken bağımsız olduğu, uzman raporuna uymak gibi bir yükümlülüklerinin bulunmadığı, Kurula tanınan takdir yetkisi çerçevesinde faaliyet izninin askıya alınması yaptırımının uygulandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.