T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2096
Karar No:2024/4838
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği'nin 7. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak 41 adet numaranın abonenin iradesi dışında (44 adet taşıma) davacı şirket şebekesine taşınması veya taşınmasına ilişkin talep başlatılmasının tespit edildiğinden bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ve 44. maddesinde yer alan ölçütler uyarınca davacı şirketin 2017 yılı net satış tutarının on binde biri (%0,01) oranında idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul)... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesinin, bu karara istinaden düzenlenen idari para cezası karar tutanağı ve tahakkuk fişinin, bu işlemlere karşı davacı şirket tarafından yapılan başvurunun reddine dair...tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen...tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin, bazı mobil telefon hizmetleri abonelerinin talebi olmamasına rağmen numaralarının taşıma işlemlerinin gerçekleştiği yönündeki şikayetler üzerine, davalı idarece 26/02/2018 tarihinde inceleme başlatıldığı ve yapılan denetim ve incelemeler sonucunda 2011-2017 yılları arasında bazı abonelerin numaralarının iradeleri dışında taşındığının ve bu durumun Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği'nin 7. maddesinde düzenlenen abonelerin talebi olmaksızın numara taşınmasını yapmama yükümlülüğüne aykırı davranıldığının 26/09/2019 tarihli İnceleme Raporu ile tespit edildiği, bunun üzerine dava konusu işlemler tesis edildiği;
Davalı Kuruma elektronik haberleşme sektöründe etkin bir rekabet ortamının sağlanması ve korunması, tüketici haklarının gözetilmesi için gerekli düzenlemeler yapmak, denetimleri gerçekleştirmek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak konusunda görev ve yetki verildiği;
Bu itibarla, davacı şirkete ilişkin olarak yapılan denetim neticesinde hazırlanan İnceleme Raporu ile dosyaya taraflarca sunulan diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı şirket nezdinde yapılan denetimde 19/09/2011 - 09/01/2018 tarihleri arasında gerçekleştiği tespit edilen bazı mobil telefon hizmetleri abonelerinin talebi olmamasına rağmen numaralarının taşıma işlemlerinin gerçekleştiğinin tespit edildiği ve davacı şirketin numara taşınabilirliğine ilişkin ilişkin ilgili mevzuata uymama eylemlerinin sübut bulduğunun anlaşıldığı, anılan eylemleri ile Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği'nin 7. maddesinin birinci fıkrası ile tarafına yüklenen yükümlülüğü ihlal ettiği anlaşılan davacı şirkete Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 44. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde, idari para cezası verilmesine ilişkin davalı idare işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, davacı şirkete para cezası verilmesine neden olan eylemlerin 19/09/2011-09/01/2018 tarihleri arasında işlendiği, davaya konu para cezası 15/02/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. ve 44. maddeleri uyarınca verildiği ve Kabahatler Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, eylem tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan düzenlemelere göre idari yaptırım uygulanamayacağı açık ise de, 15/02/2014 tarihinden sonra gerçekleştiği tespit eden eylemlerin de cezayı gerektirdiği görüldüğünden, dava konusu işlemde bu sebebe dayalı olarak da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararında iddialarının karşılanmadığı, eksik ve hatalı değerlendirmeyle karar verildiği, idari para cezası uygulanmasını gerektirecek bir eylemin bulunmadığı, mevzuata uyum noktasında azami gayret ve özenin gösterildiği, incelemeye konu edilen yaklaşık 8 yıllık dönemde 29 milyona yakın taşıma işleminin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi ve yalnızca 44 adet taşıma işlemine ilişkin ihlal iddiasının mevcut olmasının bu durumu ortaya koyduğu, idari para cezasının suç ve cezaların kanuniliği ile geriye yürümezlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, işletmeciler arasında eşit davranma yükümlülüğünün ihlal edildiği, dava konusu işlemin Kanun ve Anayasa'ya aykırı olduğu, idari para cezasının takdirinde mevzuat uyarınca gözetilmesi gereken hususların tamamen dikkate alınmadığı, belirlilikten uzak son derece fahiş ve orantısız bir şekilde idari para cezası uygulandığı, dava konusu idari para cezası karar tutanağının kanunen bulunması gereken zorunlu unsurları içermediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma alınmamıştır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlaller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması halinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.'' kuralı yer almaktadır.
Hukuk Devleti, "insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir" şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık, yapılan idari işlemlerin, Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.
Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmamasının takdiri halinde ise, uyarı yapılmama gerekçesinin Kurul kararında açıklanması gerekmektedir.
Dava konusu Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.