T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/258
Karar No:2025/3034
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin kontörlerin yeniden satış fiyatını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinden bahisle lehe olan ciro dikkate alınarak 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren %1,125 oranında olmak üzere 91.942.343,31-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararına davacı şirket tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine, anılan kararın (3) numaralı bölümünün değiştirilerek, Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile 15/02/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik'in ilgili maddeleri uyarınca lehe olan ciro dikkate alınarak 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren %0,75 oranında olmak üzere 61.294.895,54-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 16/10/2017 tarih ve E:2011/4560, K:2017/2573 sayılı kararında yer alan tespitler ile dava konusu Kurul kararına esas soruşturma raporu ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, soruşturma heyeti tarafından yapılan ön araştırma aşamasında ...’in esas ürünlerinden kontör satışının, fiziki kontör kartları vasıtasıyla ya da dijital olarak yapıldığı, söz konusu teşebbüsün gerek fiziki kontörlerin ve gerekse dijital kontörlerin satış fiyatını yeniden belirlediği, 2006 yılına ait fiziksel ve dijital kontörlerin ... tarafından satış fiyatının, distribütör satış fiyatının, bayi satış fiyatının ve son kullanıcı fiyatının belirlendiği ayrıntılı tabloların bulunduğu, ayrıca ürünün zincir marketler vasıtasıyla satıldığında bu marketlerin de kâr oranlarını belirlemek suretiyle yeniden satış fiyatının tespit edildiğini gösteren belgelerin yanı sıra, fiziksel ve dijital kontör gibi SIM kartların da distribütör satış fiyatının belirlendiği tabloların bulunduğu, zincir marketlerin ve akaryakıt istasyonlarının sattığı ürünlerin hangi distribütör ve hangi bayi kanalıyla ulaştığını ve distribütör, bayi, alt bayi kanalının tek tek kâr marjlarının belirlendiği tabloların bulunduğu, bunların dışında ... çalışanlarının e-posta yazışmaları ve ...’in alt seviyedeki TDM ve bayilerinden bazı yetkililerin iddiayı doğrular yöndeki beyanlarının da dosyada mevcut olduğu, diğer taraftan soruşturma raporunda, ön araştırma döneminden önce POS cihazları ve internet üzerinden yapılan dijital kontör satışlarında sabit fiyat uygulaması yapıldığı, Kurum tarafından başlatılan inceleme öncesinde “Mavi Nokta” tabir olunan bayilere bu fiyatların değiştirilmesine imkân verilmediğine ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapıldığı hususları dikkate alındığında, yeniden satış fiyatının belirlenmesi uygulamasını yapan davacının fiillerinin fiyat, dağıtım ve satışa ilişkin politika ve uygulamaları çerçevesinde, özellikle kontör fiyatlarının her düzeyde belirlenmesi yönündeki çok sayıda bulgu ve belge dikkate alındığında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı şirketin, aleyhine ileri sürülen iddiaların soruşturma zaman aşımına uğradığı iddiasının incelenmesi; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesinin üçüncü fıkrasında nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi 8 yıl olarak öngörülmüş ise de, yerleşik yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, zaman aşımı süresi geçirilmeden tesis edilmiş bir idari yaptırımın, idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine verilen idari yaptırımlarda, zamanaşımı süresinin işletilmeyeceği;
Davacı şirketin, Kurul kararının mevzuat uyarınca bulunması gereken hususları içermediği iddiasının incelenmesi; 4054 sayılı Kanun'un 52. maddesinde kararda bulunması gerekenlerin belirtildiği, dava konusu Kurul kararının, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının idari para cezası ile ilgili bölümünde değişiklik yapan ve onu tamamlayan nitelikte ek bir karar olduğu görülmekte olup, şekil şartlarının dava konusu Kurul kararında bulunmamasının anılan kararı kusurlandırmayacağı;
Davacı şirketin, yasal bir zorunluluk olduğu halde Kurul tarafından karardan önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan görüş alınmadığı iddiasının incelenmesi; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, Rekabet Kurulu'nun, elektronik haberleşme sektörüne ilişkin olarak yapacağı inceleme ve tetkiklerde, birleşme ve devralmalara ilişkin olarak vereceği kararlar da dâhil olmak üzere elektronik haberleşme sektörüne ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda, öncelikle Kurum'un görüşünü ve Kurum'un yapmış olduğu düzenleyici işlemleri dikkate alacağı, Kurul'ca, 5809 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan 12/08/2009 tarihli yazı ile görüş istenildiği, ... tarih ve ... sayılı cevabi yazıda, konunun 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşıldığından, yeniden yapılan değerlendirmede yeniden görüş alınmasına gerek bulunmadığı;
Davacı şirketin, Ceza Yönetmeliği'nde ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülen ihlalin süresinin şirketlerine usulüne uygun şekilde uygulanmadığı ve hafifletici nedenlerin cezanın takdirinde dikkate alınmadığı iddiasının incelenmesi; 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal eden davacıya, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Hâlinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi gereğince, dosya kapsamında ihlal olduğu kanaatine ulaşılan uygulamaların “bir yıldan uzun, beş yıldan kısa” sürdüğü anlaşıldığından temel para cezasının yarısı oranında artırıldığı, yürütülen soruşturma kapsamında Yönetmelikte sayılan hafifletici unsurların hiçbirinin gerçekleşmediği dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı;
Davacı şirketin, iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan lehe yasa hükmünün ugulanarak 2005 yılındaki daha düşük olan gayrisafi gelirlerin idari para cezasına esas alınması gerektiği iddiasının incelenmesi; 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, "Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilir." kuralının yer aldığı, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacı şirketin ihlal oluşturan davranışının 2006-2008 yıllarını kapsadığı ve 27/06/2008 tarihli belge tarihinde 4054 sayılı Kanun'un 16/4. maddesinin yürürlükte olduğu dikkate alındığında davacıya verilen idari para cezasında yasaya uygun olarak hareket edildiği;
Davacı şirketin, aynı zaman aralığındaki aynı faaliyetlerinden/eylemlerinden dolayı çifte ceza verilmesinin "ne bis in idem" ilkesine aykırı olduğu iddiasının incelenmesi; yeniden satış fiyatının tespitinin marka içi rekabeti azaltarak fiyat rekabetinin ortadan kalkmasına ve nihai olarak tüketici refahının önemli ölçüde sınırlanmasına neden olduğu, davacı şirketin davranışlarının birbirinden bağımsız olduğu, fiili münhasırlığa yönelik davranışının 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini, yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik davranışının ise 4. maddesini ihlal ettiği, söz konusu davranışların anılan Kanun'un iki ayrı maddesini ihlal eden tek bir eylem olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı anlaşıldığından, "ne bis in idem" ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği;
Davacı şirketin, yönetmelik ile idari para cezası verilmesinin suç ve cezalardaki kanunilik ilkesine aykırı olduğu iddiasının incelenmesi; dava konusu idari para cezasının 4054 sayılı Kanun'da verilen yetkiye dayalı olarak çıkarılmış Yönetmelik uyarınca verildiği, davacının bu husustaki iddiasının yerinde görülmediği, nitekim aynı yöndeki iddianın Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2011/4540 sayılı dosyasında da ileri sürüldüğü ve Dairece de yerinde görülmediği, Dairenin ret kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca onandığı;
Davacı şirketin, 24/06/2020 tarih ve 31165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. ve 9. maddeleri ile 4054 sayılı Kanun'un 41. ve 43. maddelerine eklenen düzenlemelerin lehe olduğu ve lehe yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği iddiasının incelenmesi; 7246 sayılı Kanun'un 8. ve 9. maddeleri ile 4054 sayılı Kanun'un 41. ve 43. maddelerine eklenen düzenlemeler incelendiğinde, 8. madde ile eklenen düzenlemenin, pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği karar ve eylemlerini soruşturma konusu yapılmayabileceği, 9. madde ile eklenen düzenlemenin ise, yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde 4. veya 6. madde kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabileceği yönünde düzenlemeler olduğu, dava konusu işlemin bulunduğu aşama ve mevcut tespitler itibarıyla davacı şirket hakkında anılan düzenlemelerin uygulanamayacağı;
Öte yandan, davacının diğer iddialarının da dava konusu işlemi sakatlayıcı nitelikte görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aleyhlerine ileri sürülen iddiaların soruşturma zamanaşımına uğradığı, Kurul kararının mevzuat uyarınca bulunması gereken hususları içermediği, yasal zorunluluk olan BTK'dan görüş alınmadığı, davalı idarenin Danıştay kararını yanlış yorumladığı, anılan karar uyarınca yeniden bir karar verilebileceği, aynı yöndeki fiilleri nedeniyle mükerrer cezalandırıldığı, bu durumun söz konusu cezaya tekerrür uygulanmamasından ve ... tarih ve ... sayılı Kurul kararındaki karşı oy yazılarından da anlaşılmakta olduğu, 4054 sayılı Kanunu 4. ve 6. maddelerinin ayrı ayrı ihlal edildiği kabul edilse bile aynı dönemde gerçekleşmiş olan uygulamalar için tek bir ceza verilmesi gerektiği, Kurul'un daha önce benzer konularda tek bir ceza verilmesi yönünde kararlar aldığı ve anılan kararların yargı denetiminden geçtiği, aksi durumun "ne bis in idem" ilkesine aykırılık teşkil ettiği, uygulanan cezanın kanunda yer almadığı, yönetmelik ile verilen cezanın kanunilik ilkesine aykırı olduğu, Ceza Yönetmeliğinde ağırlaştırıcı unsur olarak öngörülen ihlal süresinin şirketleri yönünden hukuka uygun şekilde uygulanmadığı, para cezasının uygulanmasında 2010 yılının esas alınmasının lehe hüküm uygulaması ilkesine aykırılık teşkil ettiği, temel para cezasında hataya düşüldüğü, ölçülülük ilkesine aykırı davranıldığı, yerinde incelemede elde edilen bilgi ve belgelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin distribütörlerine ve bayilerine yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasıyla yapılan şikâyetler üzerine başlatılan soruşturma sonucunda verilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının, "...'in yeniden satış fiyatını belirlemesi iddiasına yönelik olarak 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilmediğine" yönelik 2. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 16/10/2017 tarih ve E:2011/4560, K:2017/2573 sayılı kararıyla, söz konusu 2. maddenin iptaline karar verilmiştir. Dairemizin anılan kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/01/2019 tarih ve E:2018/2021, K:2019/331 sayılı kararıyla kesin olarak onanmıştır.
Bunun üzerine davalı idarece, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, Dairemiz kararı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme sonucunda, davacının Kurul kararına konu eylemlerinin yeniden satış fiyatının tespiti uygulaması teşkil ettiğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile ek çalışma başlatılmıştır.
Kurul tarafından yeniden yapılan incelemede, ek çalışma kapsamında düzenlenen rapora, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin kontörlerin yeniden satış fiyatını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik'in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ve lehe olan ciro dikkate alınarak 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren %1,125 oranında olmak üzere davacı şirkete 91.942.343,31-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı verilmiştir.
Davacı şirket tarafından anılan karara 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca itiraz edilmekle birlikte aynı zamanda ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, bu süreçte davacı şirketin itirazı kabul edilerek dava konusu Kurul kararının alınması üzerine Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Davacı şirketin itirazı üzerine, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3 numaralı bölümünün, "4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve 15/02/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik'in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ve lehe olan ciro dikkate alınarak 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren %0,75 oranında olmak üzere 61.294.895,54-TL idari para cezası verilmesine" şeklinde değiştirilmesine karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
15/02/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin "Temel para cezası" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.";
"Ağırlaştırıcı unsurlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Temel para cezası,
a) İhlalin tekerrürü halinde, her bir tekrar için,
b) Soruşturma kararının tebliğinden sonra kartele devam edilmesi halinde,
yarısından bir katına kadar arttırılır.
(2) Temel para cezası,
a) Kanunun 4 üncü veya 6 ncı maddeleri kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak verilen taahhütlere uyulmaması halinde, yarısından bir katına kadar,
b) İncelemeye yardımcı olunmaması halinde yarısına kadar,
c) Diğer teşebbüslerin ihlale zorlanması gibi hallerde dörtte bire kadar,
arttırılabilir.";
"Hafifletici unsurlar" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Temel para cezası, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa, dörtte bir ile beşte üç arasında indirilebilir.
(2) Yürütülen bir soruşturmada Aktif İşbirliği Yönetmeliğindeki para cezası verilmemesine ilişkin düzenlemeden yararlanamayan bir teşebbüse verilecek ceza, başka bir kartele ilişkin olarak Kurulun önaraştırma yapmaya karar vermesinden önce, Aktif İşbirliği Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde belirlenen bilgi ve belgeleri sunması halinde, dörtte bir oranında indirilir. Aktif İşbirliği Yönetmeliğinin para cezası verilmemesine ve verilecek cezalarda indirim yapılmasına ilişkin hükümleri saklıdır.
(3) Diğer ihlalleri gerçekleştiren teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin ihlallerini kabul ederek, aktif işbirliğinde bulunmaları halinde, para cezası altıda bir ile dörtte bir arasında indirilir."; kuralları yer almıştır.
27/12/2024 tarih ve 32765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin "Temel ceza oranı" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Temel ceza oranı, başlangıç ceza oranına, koşulları bulunuyorsa, ihlalin süresi nedeniyle artırım yapılarak tespit edilir.
(2) Başlangıç ceza oranı, özellikle, ihlal dolayısıyla gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı ile ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığı gözetilmek suretiyle belirlenir.
(3) Başlangıç ceza oranı;
a) Bir yıldan uzun, iki yıldan kısa süren ihlallerde beşte biri oranında,
b) İki yıldan uzun, üç yıldan kısa süren ihlallerde beşte ikisi oranında,
c) Üç yıldan uzun, dört yıldan kısa süren ihlallerde beşte üçü oranında,
ç) Dört yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde beşte dördü oranında,
d) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
artırılır.";
"Ağırlaştırıcı unsurlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Kanunun 4 üncü ve/veya 6 ncı maddesinin ihlal edildiğinin Kurul tarafından tespit edilmesinden sonra aynı teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından Kanunun 4 üncü ve/veya 6 ncı maddesinin tekrar ihlal edilmesi halinde temel ceza oranı bir katına kadar artırılır.
(2) Soruşturma kararının tebliğinden sonra ihlale devam edilmesi, ihlalde belirleyici etkinin bulunması, Uzlaşma Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan gizlilik yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde temel ceza oranı bir katına kadar artırılabilir.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda sayılan ağırlaştırıcı unsurların birlikte bulunması halinde, her bir fıkra kapsamında belirlenen artırım oranı toplanarak temel ceza oranına uygulanır.";
"Hafifletici unsurlar" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Temel ceza oranı veya 6 ncı madde uyarınca hesaplanan ağırlaştırılmış ceza oranı;
a) Yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde, yerinde incelemenin daha kısa sürede tamamlanmasını veya daha etkin şekilde gerçekleştirilmesini sağlayan fiziksel ve/veya teknik imkânların sunulması suretiyle ya da yerinde inceleme esnasında inceleme konusuyla bağlantılı olan ilave bilgi veya belgelerin incelenen tarafça kendiliğinden sunulması suretiyle yerinde incelemeye yardımcı olunması,
b) İhlalde diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması,
c) İhlale katılımın sınırlı olması,
ç) İhlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının düşük olması,
d) İdari para cezasına esas alınan yıllık gayri safi gelirler içinde yurt dışı satış gelirlerinin bulunması, gibi hallerin ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanması halinde indirilebilir." kuralları yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Dava konusu Kurul kararının davacı şirkete 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
1.1. Yerinde İnceleme ve Davacının Bu Konudaki Anayasa Aykırılık İddiası Yönünden Kararın İncelenmesi
Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı ... Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir.
Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlık bakımından, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir.
1.2. Yeniden Satış Fiyatının Tespiti Fiili Yönünden Yapılan İnceleme
Olayda, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararına karşı davacı şirket tarafından 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine gerçekleştirilen incelemede, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ... tarih ve ... sayılı Kurul kararına bağlı olarak tekerrüre ilişkin ceza artışının halihazırda uygulanmış olması sebebiyle, 2019 tarihli kararda yeniden göz önüne alınmasına gerek görülmediğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 3 numaralı bölümü değiştirilmiş ve tekerrür nedeniyle yapılmış olan ceza artışından vazgeçilerek belirlenen idari para cezası oranı %1,125'ten %0,75'e düşürülmüştür.
Bu itibarla, Dairemizin kesinleşen 16/10/2017 tarih ve E:2011/4560, K:2017/2573 sayılı kararı uyarınca, yargı kararının uygulanması maksatlı yapılan ek çalışmada, davacı şirketin soruşturma konusu dönemdeki esas ürünlerinden kontör satışının, fiziki kontör kartları vasıtasıyla ya da dijital olarak yapıldığı, söz konusu teşebbüsün gerek fiziki kontörlerin ve gerekse dijital kontörlerin satış fiyatını yeniden belirlediği, 2006 yılına ait fiziksel ve dijital kontör fiyatlarının ... satış fiyatı, distribütör satış fiyatı, bayi satış fiyatı ve son kullanıcı fiyatına kadar ayrıntılı olarak yer aldığı tabloların bulunduğu, ayrıca ürünün zincir marketler vasıtasıyla satıldığında bu marketlerin de kar oranlarını belirlemek suretiyle yeniden satış fiyatının tespit edildiğini gösteren belgelerin yanı sıra, fiziksel ve dijital kontör gibi SIM kartların da distribütör satış fiyatının belirlendiği tabloların bulunduğu, zincir marketlerin ve benzinliklerin sattığı ürünlerin hangi distribütör ve hangi bayi kanalıyla ulaştığını ve distribütör, bayi, alt bayi kanalının tek tek kar marjlarının belirlendiği tabloların söz konusu belgeler arasında yer aldığı, bunların dışında ... çalışanlarının e-posta yazışmaları ve ...’in alt seviyedeki TDM ve bayilerinden bazı yetkililerin iddiayı doğrular yöndeki beyanlarının da dosyada mevcut olduğu, diğer taraftan soruşturma raporunda, ön araştırma döneminden önce POS cihazları ve internet üzerinden yapılan dijital kontör satışlarında sabit fiyat uygulaması yapıldığı, Kurum tarafından başlatılan inceleme öncesinde “Mavi Nokta” tabir olunan bayilere bu fiyatların değiştirilmesine imkan verilmediğine ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapıldığı, bu durumda kesinleşen yargı kararı doğrultusunda, davacı şirket tarafından ayrı bir fiil olarak kontörlerin yeniden satış fiyatını belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi yönünden dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Dava konusu Kurul kararında idari para cezası oranının belirlenmesine esas alınan mevzuattaki değişikliğin lehe düzenleme teşkil edip etmediğinin incelenmesi;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Öğretide de, lehe kanunun tespitinde önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin dikkate alınacağı ve lehe olduğu belirlenen kanunun olaya bütün olarak uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda tesiri olacak tüm hükümler analiz edilerek neticeye varılmalıdır (EREM Faruk, Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. I, 1976, s. 136).
4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerine aykırı davranışlar yönünden verilecek idari para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenleyen mülga ve yeni yönetmeliğin aktarılan kurallarından, önceden karteller ve diğer ihlaller ayrımı yapılarak, bunlar için belirlenecek baz ceza oranlarının alt ve üst sınırları belirlenmişken, yeni durumda "kartel - diğer ihlal" ayrımı bulunmadığı gibi, bunlara ilişkin herhangi bir alt sınıra da yer verilmediği, baz ceza oranının belirlenmesi bakımından önceden ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü dikkate alınmaktayken, artık ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığının gözetileceğinin belirtildiği, temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresine bağlı olarak yapılacak artırım bakımından, önceden "1-5 yıl" süren ihlaller için yarısı oranında artırım yapılacağı belirtilmişken, artık "1-2 yıl" için 1/5, "2-3 yıl" için 2/5, "3-4 yıl" için 3/5 ve "4-5 yıl" için 4/5 oranında kademeli artırım yapılacağı, yeni Ceza Yönetmeliği'nde bazı ağırlaştırıcı unsurların kaldırıldığı, ayrıca hafifletici yeni unsurların eklendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, baz ceza oranına ilişkin önceden belirlenmiş olan alt sınırların kaldırılmış olduğu, 1 yıldan uzun 3 yıldan kısa olan ihlaller bakımından temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresi yönünden yapılacak artırımın azaltıldığı, ağırlaştırıcı bazı unsurların kaldırıldığı ve hafifletici yeni unsurlara yer verildiği, Mülga Ceza Yönetmeliği ile yeni Ceza Yönetmeliği'nin bir bütün olarak karşılaştırılmasından, yeni Ceza Yönetmeliği'nin, Mülga Ceza Yönetmeliği'ne kıyasen lehe olabilecek düzenlemeler içerdiği, somut olayda dava konusu işleme konu fiilin de 1 ila 3 yıl arasında sürdüğü gözetildiğinde, Rekabet Kurulunca her iki Yönetmelik dikkate alınmak ve kıyaslanmak suretiyle (temel ve sonuç) aleyhe karar verme yasağını ihlal etmeyecek şekilde idari para cezası oranlarının yeniden belirlenmesi ve lehe düzenleme niteliği taşıyan kuralların davacıya da uygulanabilmesi için dava konusu Kurul kararının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Rekabet Kurulu'nun da bu temel yaptırım hukuku ilkesine riayet ettiği, önceki yönetmelik döneminde gerçekleşen rekabete aykırı fiiller bakımından yeni yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra verdiği kararlarında, Mülga Ceza Yönetmeliği ile yeni Ceza Yönetmeliği'ni kıyasladığı ve idari para cezası oranının belirlenmesinde teşebbüsler yönünden lehe olduğunu tespit ettiği yönetmeliği uyguladığı görülmüştür.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.