T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1158
Karar No:2025/1134
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
... Teknoloji A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Elektrikli scooter paylaşım sistemleri pazarında faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, müdahil şirketin ilgili ürün pazarındaki hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal ettiğinden bahisle yapılan başvuru hakkında 4054 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece, her ne kadar "paylaşımlı elektrikli scooter pazarının, Türkiye'de henüz çok yeni ve tam olarak oluşmamış bir pazar olduğu, başvuru konusu iddiaların 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında sayılan dışlama eylemlerine yönelik olmasının, dosyanın değerlendirilmesi aşamasında hakim durumun varlığına ilişkin analiz yapılmasını gerektirdiği, başvuruda pazara girişin önünde engeller bulunduğu ifade edilse de, söz konusu engellerin varlığının geçmişe yönelik bir değerlendirmeden bağımsız bir şekilde ve geleceğe yönelik öngörülerden öteye geçmediği, Türkiye'de henüz çok yeni olan bu hizmet kapsamında pazarın hangi yöne doğru ilerleyeceği hakkında ciddi şüpheler bulunduğu, dolayısıyla henüz başlangıç aşamasında olan ve tam olarak şekillenmemiş elektrikli scooter pazarında şu aşamada hakim durum analizi yapmanın, içinde birçok belirsizliği barındırması nedeniyle mümkün görülmediği ve iddiaların yerleşik bir pazar yapısından çok henüz tam olarak şekillenmemiş hakim durum öngörülerine dayandığı" gerekçeleriyle davacı şirket tarafından yapılan başvuru hakkında, Rekabet İhlallerine İlişkin Başvuru Usulüne Dair Tebliğ'in 5. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verilmişse de, söz konusu pazarın henüz gelişmekte olan bir pazar olmasının Kurul tarafından rekabetin korunması bakımından araştırma ve değerlendirme yapılmasına bir engel teşkil etmeyeceği, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin de 4054 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı ve davacı tarafından yapılan başvuruda, bu hususlara yönelik olarak da somutlaştırılmak suretiyle ciddi iddiaların ileri sürülmüş olduğu, davalı idarece haksız rekabete yol açacak bir durumun olup olmadığının değerlendirmesi yapılmadan bir karara varıldığı, davacı tarafından yapılan başvurunun, iddia olunan ihlale ilişkin olarak, ihlalin gerçekleşme şekli, yeri ve zamanı ile hakkında inceleme istenen teşebbüs hakkında somut bilgi ve/veya belgeleri içermesine karşın, davalı idarece, davacı şirketin iddialarının gerekli araştırma ve inceleme yapılarak değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacının iddialarıyla ilgili olarak soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti bakımından önaraştırma yapılmasına karar verilmesi gerekirken, belirtilen sürece uyulmaksızın doğrudan herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararında, hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, paylaşımlı elektrikli scooter pazarının Türkiye'de henüz çok yeni ve tam oluşmamış bir pazar olduğu, başvuruda belirtilen pazara giriş engellerinin geleceğe yönelik öngörülerden öteye geçmediği, İdare Mahkemesinin "haksız rekabet"e ilişkin hukuki nitelendirmesinin hatalı olduğu, somut belgelerle ortaya koyulduğu belirtilen iddiaların adli vakıalara ilişkin olduğu; davalı idare yanında müdahil tarafından, İdare Mahkemesince davalı idarenin görev ve yetkisinin "haksız rekabete yol açacak bir durumun olup olmadığının değerlendirmesi yapılmadan karar alındığı" ifadesine yer verilerek hatalı bir şekilde yorumlandığı, davacının başvurusundaki iddialarının soyut ve ciddiyetsiz olduğu, ihlalin yeri ve şekline ilişkin herhangi bir bilgi içermediği, henüz oluşmamış bir pazarda hakim durum analizinden söz edilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Her ne kadar temyiz dilekçelerinde İdare Mahkemesince "haksız rekabet"e ilişkin hukuki nitelendirmenin hatalı olduğu ve Mahkeme kararında kullanılan bu ifadenin adli yargının alanına giren bir konuda değerlendirme yapmaması nedeniyle davalı idarenin kusurlandırıldığı anlamına geldiği ileri sürülmüşse de, İdare Mahkemesi kararı; mevzuat hükümleri, maddi olayın özeti ve gerekçesi ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkeme kararında kullanılan "haksız rekabet" ifadesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan haksız rekabet hükümlerinin değil 4054 sayılı Kanun ile korunan ekonomik kamu düzeni ve rekabet hukukunun kastedildiği gözetildiğinde, Mahkeme kararında sehven yazılan "haksız" ifadesinden hareketle 4054 sayılı Kanun kapsamı dışında bir konuda değerlendirme yapmaması nedeniyle davalı idarenin kusurlandırıldığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalı ve müdahile iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara ve müdahile tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.